Ciddi olalım: Buradan demokrasi çıkmaz!
Ciddi olalım: Buradan demokrasi çıkmaz!
Medyanın Doğan Grubu 'üzüntülü' yayın yapıyor. Balbay'ın yeni çocuğu olmuş! Üzüntünün nedeni malum!
Bu arada bizim eski 'komünistlerden' bir tanıdığın ifadesiyle Türkiye'de 'devrim' olduğu da düşünülüyor. Bunun nedeni pek malum sayılmaz.
Sözünü ettiğimiz gelişme, Ergenekon soruşturması... Emekli orgenerallerle, 'Lahika'ların bize bildirdiği üzere, bunlar tarafından yönlendirilen medya mensupları gözaltına alındı...
Ne oluyor?
Taraf Gazetesi'nin yayınları sonuç mu veriyor?
Halkın karşı konulmaz mücadelesi en sonunda darbecileri mi eziyor? AKP hükümeti, Tayyip Erdoğan, Dengir Mir Mehmet Fırat ve Cemil Çiçek gibileri 'kapatılma' saldırısına karşı 'Ya Allah' diyerek harekete mi geçti?
Yani demokrasi 'devriminin' kapısından içeriye mi girdik? Ciddi olalım! Aceleyle 'pembe' hayaller yaratmayalım. Ve hiç kimse dereyi görmeden paçaları sıvamamalı...
Olan biten zirvede yaşanıyor... Demokrasinin gerçek özneleri ortada görünmüyor. Emekli generaller darbe yapmaya çalışıyor, polis darbe yapmaya çalışanları gözaltına alıyor. Ordu, emniyet, sivil, askeri istihbarat örgütleri karşı karşıya... Parlamento nerede? Ufuk Uras, Emine Ayna, Akın Birdal, 22 vekil, yani ÖDP, DTP, SDP dışında, darbeciliğe karşı tek bir vekil Sarı Kız darbelerini araştırma önergesine imza bile veremedi...
Genelkurmay Taraf Gazetesi'ni 'menfur saldırı' yapmakla suçluyor, buna karşılık Kara Kuvvetleri Komutanı ile Başbakan arasındaki görüşmeden birkaç gün sonra, üstelik tam da Anayasa Mahkemesi'nde Başsavcı'nın iddiasını yaptığı sırada ve yine tam da Yüksek Askeri Şura'nın eşiğinde Ergenekoncular gözaltına alınıyor...
Buradan demokrasi çıkmaz. Her zirve darbesi, yeni bir zirve darbesini kışkırtır.
Demokrasi askerle-polis kavgasından çıkmaz. Demokrasi mücadelesi futbol ya da boks maçı değildir ki, halk tribünde otursun, iki takımdan ya da boksörden birini tutsun ve yenilen takım ve boksörden yana olanlar yenilmiş, yenen takım ve boksörden yana olanlar yenilmiş sayılsın... Halk kitlelerinin kamuoyu yoklamalarıyla belirlenen 'eğilimleri' önemlidir, ama elinde kuvvet ve iktidar tutanlar 'eğilimler'e bakarak, 'demek ki yenildik' demezler. Seçim sonuçları da karşılıklı uzlaşma varsa anlam ifade eder. Demokrasi milyonların eseri olabilir ancak...
Demokrasi oligarşik iktidarın bugünkü egemenlik biçimi olan askeri vesayet rejimine ve onun temel dayanağı Kürt sorununda çözümsüzlüğe karşı yürütülen mücadeleden çıkar... Asker-polis, muvazzaf-emekli, sivil-askeri istihbarat arasındaki kavgadan kaos çıkar ve kaosun altından ne çıkacağını hiç kimse bilemez...
Demokrasinin kırıntıları bile şu andan başlayarak büyük bir tehlikeye girmiştir. Halkın, halk güçlerinin kontrol etmediği bir türbülans sözkonusudur. Hükümetin Ergenekon soruşturmasını kontrol ettiğine kimse inanmıyor. O halde kim kontrol ediyor? Demokrasi güçlerinin rol oynamadığı gelişmelere bel bağlayan kişi demokrat olamaz.
Metropollerde alanlara çıkan Türk, Kürt, Ermeni demokrasi güçleri, Alevisi, sünnisi, erkeği kadınıyla kitleler, yalnızca onlar demokrasi için güvencedir... Ankara'da patlayan kriz karşısında bugün zayıf sayılsa da, metropollerdeki demokrasi güçlerinin sırtlarını dayayacakları 'cephe gerisi' Kürt coğrafyasıdır... Orada Ergenekoncular defalarca yenilgiye uğratıldı. Bu coğrafyada bütün amansız baskılara rağmen, güvenilir, yenilmesi mümkünsüz, dirençli bir demokrasi gücü var.
Gölgelerin içindeki mevhum 'kurtarıcıları' bekleyen kişi demokrasi mücadelesini yitirir.
Ve Çatı Partisi'ni bundan böyle bir gün geciktiren kişi, demokrasi mücadelesini yenilgiye götürür...
Veysi Sarisözen
|