|
|
Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!
Oy Hewal Hewal! Biz Eşcinsel miyiz?Köşe Yazıları içerisinde Oy Hewal Hewal! Biz Eşcinsel miyiz? konusu: Bay alchemy,tebrik ederim ben o kadar sivri ama olabildiğine reel yazmazdım,duygularıma tercüman oldunuz.Umarım yazılarınızı sıksık burda görebiliriz.
Bay esquıa devlet sosyalizmini bende biliyorum ama illa belirtmem gerekmiyor bunu anlarsınız diye ...

08-07-2008, 19:15
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 07-11-2007
Yaş: 41
Mesajlar: 234
|
|
Bay alchemy,tebrik ederim ben o kadar sivri ama olabildiğine reel yazmazdım,duygularıma tercüman oldunuz.Umarım yazılarınızı sıksık burda görebiliriz.
Bay esquıa devlet sosyalizmini bende biliyorum ama illa belirtmem gerekmiyor bunu anlarsınız diye düşünmüştüm.Siz hala komünizmin uygulanacağı anı hayal edin,ama birikimlerinizi ve bilginizi bu arada gözden geçirin 
Siz sadece sınıf atlama derdindeki emekçi kardeşlerinizle barikatlara dayanırken,demir ökçenin bir neferi olarak karşınızda olacağım...
|

08-07-2008, 19:23
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 07-11-2007
Yaş: 41
Mesajlar: 234
|
|
Bay kurtulush yazınız ve ilginiz için teşekkür ederim,gerçekçi bir yaklaşım sezdim yazınızda.
Ben ne peygamberin sakalının teşhirinden ne de Atatürk'ün putlaştırılmasından hoşlanmam
burda hiç kemalist tepki görmediğim için ben savunma moduna geçtim. 
Solun içinde olma derdinde hiç değilim rahat olun,yanlız size şu soruyu soracağım,nihai komünizmi hayal eden bir olarak ne diyeceksiniz;''Komünizm ve nazizm aynı demirdendir''
|

08-07-2008, 19:55
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 23-10-2007
Yaş: 33
Mesajlar: 239
|
|
Alıntı:
fantazi´isimli arızadan alıntı
Bay alchemy,tebrik ederim ben o kadar sivri ama olabildiğine reel yazmazdım,duygularıma tercüman oldunuz.Umarım yazılarınızı sıksık burda görebiliriz.
Bay esquıa devlet sosyalizmini bende biliyorum ama illa belirtmem gerekmiyor bunu anlarsınız diye düşünmüştüm.Siz hala komünizmin uygulanacağı anı hayal edin,ama birikimlerinizi ve bilginizi bu arada gözden geçirin 
Siz sadece sınıf atlama derdindeki emekçi kardeşlerinizle barikatlara dayanırken,demir ökçenin bir neferi olarak karşınızda olacağım...
|
Tabi belli oluyor ne bildiğin 
Daha sosyalizm ile komünizmi ayırt edemiyor gelmiş bilgiçlik taslıyor 
Bu siteden öğrenecek çok şeyin var ama her konuya atlama istersen önce oku araştır bak kurtulush yazmış ordan başla
Alıntı:
fantazi´isimli arızadan alıntı
Bay kurtulush yazınız ve ilginiz için teşekkür ederim,gerçekçi bir yaklaşım sezdim yazınızda.
Ben ne peygamberin sakalının teşhirinden ne de Atatürk'ün putlaştırılmasından hoşlanmam
burda hiç kemalist tepki görmediğim için ben savunma moduna geçtim. 
Solun içinde olma derdinde hiç değilim rahat olun,yanlız size şu soruyu soracağım,nihai komünizmi hayal eden bir olarak ne diyeceksiniz;''Komünizm ve nazizm aynı demirdendir''
|
Puhahaha ilahi fantazi o engin bilgilerinle gene yardın ya allahta seni yarsın  
Doğru dürüst bir cevap bile veremiyorsun bari yazılanları okumadan atlama şu konulara karnıma sancılar giriyor sonra. Ama cahil olmak mutluluk verir sen hep böyle mutlu kal emi 

fuck the system!
Konu kaos tarafından (08-07-2008 Saat 20:02 ) değiştirilmiştir..
|

09-07-2008, 01:47
|
 |
Kış Armudu
|
|
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Yaş: 41
Mesajlar: 780
|
|
|
Ne diye bir devlet bakanı olayım ben o zaman, herkese eşitlik bu demekse? Okumam, lağım temizlerim yahu. Doktor olmam, mühendis olmam, öğretmen de olmam... Ben sadece BEDENEN çalışırım şu halde, vida sıkarım... Elim ve tenasül organım ne yapabilecekse zaten, bilmeden öğrenmeden, ben onu yaparım sadece. Ne zoruma ki? Madem eşitlik'in adı buymuş, deli miyim ben yaa?
Sahiden düşünüyor mu bunları söyleyenler bazan çok merak ediyorum ben...
Onlarca misli para almasın tabii, tartışmasız bu. Ama eşit de değiller. İkisi aynı kefeye konulamaz. Aysun Kayacı yapmayın adamı durduk yerde... Neye değer vereceğiz onun tartışmasını yapmak lazım madem. Bu değerlere haiz olmayanla olanı aynı kefeye koymanın adı eşitlikse, insan = matematik sonucuna bile çıkamıyorum. Onda bile değer önü bir parametre kavramı vardır, 0.5x ya da 5x gibi...
Kapitalizmin pençesi bizi düzüyor, biz hala şekil şemal derdinde... Oy oy oy... Yakında tartışacak platform da kalmicak. Biz tatmin oluyoruz böyle ama çocuklarımız ne olacak?
Hangimiz gerçek bir eylemin ve varoluş deklerasyonunun peşindeyiz? Sanal sanal konuşup durmalar bunlar... Buyrun an-arch eyleyin, kolluk kuvvetlerine karşı durun yani burada... Onlar da sokakta herkesin, an-arch olanların dahil, anasını bellesin... Söyleminize karşı geleni 2 tokatta yere serin. Serin, sorun yok. Sererken ne yaptığınızı da bi söyleyin ama...

Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
|

09-07-2008, 05:08
|
 |
M€M€ÑTØ MØRÍ
|
|
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 26
Mesajlar: 1,823
|
|
İstediğiniz an devlet bakanı olamazsınız zaten alchemy, böyle bir eşitlik yok. Dünyaya zengin gelen ile yoksul gelen aynı eğitimi almıyor. Şöyle sorayım, paran yoksa hayat karşısındaki şansın nedir? Siz sahiden düşünüyor musunuz bunları yazarken? Sadece bu topraklardakilerden de oluşmuyor insanlık. Afrika’da doğarken ölen o insanlar da eşit mi?
Peki ya siz bizi düzen kapitalizm pençesine ne darbe vurabildiniz bu güne dek?
Siz sanallıktan bahsetseniz de böyle platformlar iyidir, insanlarda irrite ederek de olsa uyarıcı etkiler yapar ve bilinçlenmeye zorlar. Bu da faraziye nazaran daha doğru tercihler yapabilmesi için başlangıç olur. Bir anda her şeyin güllük gülistanlık olmasını beklemiyoruz zaten bu bilincin yükselmesiyle, zamanla olacaktır.
Alıntı:
fantazi´isimli arızadan alıntı
Bay esquıa devlet sosyalizmini bende biliyorum ama illa belirtmem gerekmiyor bunu anlarsınız diye düşünmüştüm.
|
Tabi ki, her şeyi bildiğiniz gayetle belli oluyor. Laf ola beri gele benimkisi 
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|

09-07-2008, 05:36
|
 |
Kış Armudu
|
|
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Yaş: 41
Mesajlar: 780
|
|
|
Güzel... Zaten benzer şeyi söylüyoruz, bu kadar kıvranmaya gerek nedir ben onu soruyorum.
Bugüne dek reddedebildiklerimin hepsi de münferit kalmıştır sayın ESHQUIA. Bir boka yaramamıştır. Çünkü bir bazı, platformu olmamıştır. Olanda bir başka çıkar olmuştur. Bıkmışımdır. Hala ilk çıkış noktasına bağlı kalan ne yapmıştır peki vazgeçmekten, sadece konuşmaktan ya da eylemsiz kalmaktan başka? Hiçbir şey... Budur...
9 saat çalışırım, 3 saat yolda geçer, eder 12 saat... 7 saat uyusam bana yaşamaya 5 saat kalır. Hadi bunu değiştirelim ESHQUIA, çünkü böyle yaşanmıyor... O kadar süslü lafın arasında da yaşanmıyor biliyor musun?? Lanet ederek de bi halt olmuyor...
Ezilmek sözkonusu ise, bu bir güç savaşı... Ne önemi var ha Afrikalı, ha Kürt ha Filistinli...? Biz bunun karşısında, bunu gören bilen olarak NE yapıyoruz? Ne yaptık... ve aslında ne yapabiliriz?
Bir de ezilenin kendi sorumluluğu var ama, onu da gözardı edemiyorum ben: kendi gerçeğini öğrenmek ve de bunu ele almak sorumluluğu... Mazlum edebiyatı olmasın bu işler... Cahili sömüren, tüketen saçma güçler de olmasın ama... İnsan yapısından bahsediyoruz aslında, doktrinler, -izm'ler hikaye... Hepsi sadece bir güç savaşıdır... Siz gelip de bana bir kurtuluş hikayesini eroinle anlatamazsınız. Ne de katliamla... OK? Prezervatifinden değil bu...
Dünyada güçlü bir avuç kişi, güçsüz milyarlarca kişi... Tükürükle boğarlar yaaa... Neden olmuyor peki?
Marx en sonunda devrim olacak derken, sistemle uzlaşmayı ve sisteme entegre olmayı ve sistemin devinimini öngörememişti. Demek olabiliyormuş bu tip hatalar... Kapitalizm insanı zayıf yönünden yakalayabildi, bu anlamda bence süper bir sistem. Onun çöküşü sadece teknik anlamda olacak, yoksa insana dair bir derdi yok ki... Yani, "düşündürmediği" insana dair...
O nedenle, bu kadar ajite olmaya gerek yok. Koydunuz mu herhangi bir taşın altına siz elinizi? Yok... Ben de koy(a)madım... o kadar...
Sanal sanal geçinip gidiyoruz işte... Ne kadar da "aydınlatıcı" olsa, sanal sanaldır arkadaşım. Politik katılım diye bişey var, 5 seneden 5 seneye metazori sandığa gidip parmak boyatmanın dışında bişey o. Bunu neredeyse hiçbir ülke ideal ölçüde başaramadı, ama ucuna kıyısına bulaşan pastadan yemekle meşgul... Biz ne yapıyoruz? Kırıntı mı avlıyoruz?
Yoo.. Pastayı teşkil ediyoruz... Ölüyoruz... Nasıl karşı olunmaz sömürme fiiline? Karıştırmayın ortalığı kafanızın karışıklığı kadar... İnsanlara oluru oluruyla anlatın, tabi eğer ki biliyorsanız...
3-5 kitap okumakla olmuyor bunlar. Hepimiz yaşıyoruz bunu, konu bu...

Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
|

09-07-2008, 08:46
|
 |
M€M€ÑTØ MØRÍ
|
|
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 26
Mesajlar: 1,823
|
|
Kıvranmaktan kastınız nedir, tartışmayı dahi yersiz mi buluyorsunuz?
Bir taraftan ne yapabiliriz derken, bir şeyleri değiştirmek için konuşmayı dahi yersiz buluyorsanız neyin değişmesini bekliyorsunuz ki? Konuşmayalım mı, bu sizi rahatsız mı ediyor ya da fikriniz nedir?
Bakın sitenin girişine astığımız uyarı niteliğinde bir yazı var, üye girişi yapınca göremediğiniz. Belki bunları yaparak kafa karıştırmak yerine bir nebze olsun mutluluğu yakalayabilirsiniz.
Ezilmek söz konusu olunca ne önemi var demişsiniz, karşılıklı dayanışma bu sorunun anahtar cevabıdır. Bu bireyle toplum arasındaki bağlantıdır. İktidar çoğunluğu bilinçsiz insanların desteğiyle ayakta duran, ve bundan beslenen, sömüren ve öldüren büyük bir balıktır. Biz ise onun karşısında küçük ama fazla sayıdayız. Ve parça parçayız, bilinçsiziz. Bilinç seviyemizi yükselterek çoğaldığımız taktirde oluşacak fotoğrafın görüntüsü şöyledir:
Evet tükürükle boğarlarız ama bunu sağlayamadıktan sonra 3-5 kişinin tükürmesinin kendi başını belaya sokmaktan başka bir faydası olmaz. İnsanları din ile millet ile bölmüşler bir kere. Siz de biliyorsunuz ki bunlar düşüncenin önündeki en büyük engellerdir. Eli taşın altına koymaktan bahsediyorsunuz, ilkokuldan başlayan bir beyin yıkama ile insanların zihnine işlenen din ve milliyetçilik gibi duyguları bilinçle ortadan kaldırmadan sokağa çıkıp “kahrolsun din ve devlet” diye bağırdığınız zaman sizi linç ederler. Linçten kurtulsanız polisten kurtulamazsınız. Gerçek olan bunlardır sistemin size dayatmalarıdır ve bu bilinç seviyesi yükselmediği sürece böyle devam eder, insanlar koyun sürüsü gibi yaşar insan sürüsü gibi değil. Ne yapabilirizin cevabı bilinçlendirmek olabilir. Ben düzen kadar düzülene de karşıyım. Şimdi siz bana diyorsunuz ki “sus, insanların kafasını karıştırma”. Hayır insanların kafası varsa karışsın. 3-5 kitap okumakla olmaz daha fazlası lazım. Ben benimkini dökerim siz sizinkini dökün. Bilinç acı da verse gerekli olandır.
Ben de haftanın 6 günü 10 saat çalışıyorum ama razı olamıyorum böyle bir yaşama. Buradaki tepkim sanal da olsa var.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|

09-07-2008, 21:25
|
 |
Kış Armudu
|
|
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Yaş: 41
Mesajlar: 780
|
|
|
İlginç bir cevap, yine de fazla "had bildirici" olmadığı için teşekkür ederim. En çok itiraz ettiğim şey tam da buydu çünkü. Tartışmakla saldırmak arasında fark vardır diye düşünüyorum, tartışılamaz ki o zaman. Tartışmaya karşı falan değilim, tartışılacak tabi. Ben de öğreniyorum yapılmış ve yapılan tartışmalardan. Ancak, bunun gerisinde kuracağım cümlenin cevabını şimdiden duyar gibiyim ama yine de söyleyeyim: kavram tartışmaları arasında birileri boğulurken diğerleri de yaşamın köküne kibrit suyu dökmekle meşgul. Burada pekçok aklıbaşında, ne dediğini bilen genç var. O nedenle bu siteyi aslında baya takdir ediyorum. Burada sizleri okumak umut veriyor açıkçası... Mutluluğuma dolaylı cevabı da böylece vermiş oldum, ama konu kişisel değil...
Kürtlerin çektiği eziyet ortada, ama bu eziyete karşı durmak için yapılan da ortada... Ne onlara yapılana hak verebilirim ne de karşılığında yapılana. Ayrıca bunun milliyet bazında ele alınmasına karşıyım. Temelde Türk'lük kavramına da karşıyım zira... Kimdir Türk? Anadolu gibi bir toprağa gelip, karışıp da biyolojik olarak Türk kalmaktan bahsedilemez bana göre... Onun dışındaki Türklük ise daha bir ucube, Osmanlı gibi yüzlerce yıllık bir birikimi reddederek birdenbire mantar şeklinde metazori tanımlanmaya çalışılan ve suyun mecrası gereği de özümsenmeyerek elde patlayan bir zorla dayatma durumu var bunda... Ben milliyetçiliğe ve millet kavramının insan kavramından üstün olmasına karşıyım, ama hamasi bir milliyetçilik karşısında taraf olabilirim, hele de genetik bir çatışma varsa geride... Oysa ki ikisi de doğru değil, ne etki, ne de tepki... Doğru olan uzlaşmadır bana göre... Cevap da burada gelir sanırım: sen anarşist değilsin şeklinde... Olabilir. Benim için sıfat değil kazanım önemli...
Bilinçlenme konusuna da katılmamak elde değil, aklın yolu bir. Ha, bu sanal ortamlar bunun bir (fazla da etkili olmayan) yoludur, ona da amenna... Ama başa sarayım, "höt lan" demekle bilinç falan olmaz... Gereksiz husumet olur o kadar... Ben bunun bir adım daha ötesinin olması gerektiğini ileri sürüyorum. Bu ülkede insanlar nedense politize olmayı sokağa dökülüp "kahrolsun faşizm" demek ve ardından faşist devletin faşit polisinden dayak yemek sanıyor yıllardır. Bilinçlenme bir yaptırım gücüne yani kurumsallaşmaya dönmediği taktirde sağda solda münferit kalmaya mahkumdur çünkü bireysel çabalarla olacak ve oralarda kalacaktır bu şekilde... Onun yerine daha ufaktan başlamak lazım belki de. Bu ülkede sivil toplum örgütlerinde ya çok ciddi bir işlevsizlik ya da çok ciddi bir kokuşmuşluk var. Oysa yaptırım gücü ve politik katılım buralardan geçer. İlle devrim için örgütlenme saplantısını ortodoks ve ütopik buluyorum. Çocuğumun okulu, belediyemin performansı ve petrol fiyatlarının (ve daha pekçok kakalamanın) giydirilmesi konularında örgütlenebilirim aslında. Ama örgütü de tek başıma kuramam de mi?
Türkiyede ne kadar Kürt var bilmiyorum, 2002 abd raporuna göre 20 milyonmuş, belki çok daha fazladır şimdi. Ben meclise baktığım zaman pek çok Kürt kökenli kişi görüyorum... Ne yapıyorlar onlar orada? Yoksa hepsi toprak ağası falan mı? Onlar işbirliği mi yapıyorlar başkalarıyla...? Bunun sonucunda ezilip duran bölge halkı da gelip şu veya bu şekilde bana mı saldırıyor karşılığında yani? Meşru ve haklı mı göreyim ben şimdi bunu, bu olacak şey mi? Aslında çıkış noktasını haklı bulmakla beraber sonucunu meşru bulmuyorum, toplum bireyi olarak konsensus oyumu vermiyorum ben buna. Bunu da söylüyorum, hepsi bu... Karşılığında bana "pis kemalist" ya da "geri zekalı" diyene de edecek 2 çift laf hakkım oluversin bir zahmet...
Sitenin toleransına teşekkür ederim ayrıca...

Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
|

09-07-2008, 22:41
|
 |
M€M€ÑTØ MØRÍ
|
|
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 26
Mesajlar: 1,823
|
|
|
Kimseye had bildirmek haddim değildir ancak zaman zaman oluyor, birtakım gerçekler çarpılıp faraziyelerle süslenerek kinayeli bir şekilde önümüze konunca dayanamıyor, verilen şiddetle devam ediyoruz. Ben de en az sizin kadar itiraz ediyorum ve amaç tartışmaksa olmamalı ki çoğu zaman tartışma bir kenara atılarak bilgiçlik taslamalarla sidik yarışına dönüyor konular.
Evet Kürtlerin çektiği eziyet ortada, iki arada bir derede halde kendilerini kabullenmeyen bu topraklarda yaşama çabası içerisindeler. Bir taraftan militarist örgütlenmeyle onların hakkını aradığını söyleyen ve temelinde ulus kavramı yatan PKK, diğer taraftan yükselen Türk milliyetçiliğinin Kürtlere bakışı yaşam koşullarını -yasalarca olmasa da- her geçen gün zorlaştırıyor. Her iki durumda da bu kavganın kökenini ulus çıkarları uğruna halkların hiçe sayılması olarak görmekteyim.
Meclisteki Kürt kökenli bakanlar ve milletvekillerinin kendi insanlarının dahi hakkını aramaması devlet olmanın bencilliğini, devletin toplum için değil toplumun devlet için olduğunu gösterir. Günümüzde devletin devrim ile yıkılabileceğini sanmıyorum, devlet iktidara talip olunarak değil, insanlar arasındaki dayanışma ile ortadan kalkabilir.
Bilinçlenme konusundaki sanal ortamların fazla etkili olamayacağı tezinize katılmıyorum. Bilinçli insanların arasında var olabilmek için bilincimi yükseltme gereksinimi duyarım. Bu tür platformlar çoğu zaman tartışmalar esnasında aldığım cevaplar en azından hatasız bir şekilde karşılık verebilmem için beni araştırmaya ya da bilgilerimi tazelemeye sevk etmiştir ki bunun faydasını yadsıyamam.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|

10-07-2008, 12:31
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 31-12-2007
Mesajlar: 209
|
|
Alıntı:
alchemy´isimli arızadan alıntı
Marx en sonunda devrim olacak derken, sistemle uzlaşmayı ve sisteme entegre olmayı ve sistemin devinimini öngörememişti. Demek olabiliyormuş bu tip hatalar...
|
Devlet denilen siyasal üst yapının ortaya çıkmasından itibaren, güçsüzü güçlüye gammazlama/satma rezilliğini gösteren menfaatçi/cukkacı/oportunist tipler her zaman kör gözüne parmak misali orta yerde arz-ı endâm eyleyip sıradan insanlar dahi bunları farkederken, Marx gibi, sosyo-ekonomik gelişmelere yeni bakış açıkarı sunan, siyasi/sosyal/ekonomik olayları büyük bir titizlikle tahlil edebilen, görüşleri/fikirleri günümüzün bir çok düşünce adamına temel/referans oluşturan bir bilim adamının "Öngörememesi" nasıl iddia edilebilir.
Tarihten günümüze Roma egemen güçleri; Havariler, ezilen/horlanan/aşğılanan insanları temsil ederken, "İsa ve Havari"leri satan bir "yahuda" her zaman olagelmiştir.

Ahlaki temeli sağlam olmayan bir toplum, -ruhunda arta kalmış barbarlık duygusunun da tesiriyle- soyguncularına karşı hayranlık duyar.
Andre Maurois
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:56 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|