"7,4 yetmedi mi" miymiş!
yetmedi anasını satıyım!

insan düşmanları, ceset tacirleri!...
17 ağustos depremi sonrasından ibretlik bir yazı size...
İşte deprem yobazları
Ben bu
yobaz takımının bu ülkenin, milletin ve devletin düşmanı olduğunu bilirdim de, bu kadar olduğunu doğrusu düşünemezdim.
Acı bir deprem felaketi yaşadık. Dünya başımıza göçtü, ağlıyoruz. Böylesine acı bir olay, böylesine ulusal bir felaket, şimdi
din sömürüsüne alet edilir mi? Bunu yapmak ayıp değil mi? İnsanlık dışı değil mi?
Şimdi sizlere, bunların gazetelerinde son birkaç günden bu yana okuduğum köşe yazılarından bazı alıntılar sunacağım. Bunların kim olduğunu, bu ülkenin, devletin ve milletin nasıl düşmanı olduğunu somut örneklerle göstereceğim. Lütfen dikkatle ve ibretle okuyunuz:
‘‘İrtica yaygarasıyla Allah'a savaş açanları ve Müslümanları birinci tehdit ilan edenleri deprem bölgesinde göremiyoruz. İrtica mavallarıyla Müslümanları boğmaya çalışanlar yok ortada...’’
‘‘Başörtüsü mağduru olan tüm bayan doktor ve hemşireleri deprem bölgesine davet ediyorum...’’
‘‘Son iki yıldır irtica takip etmekten, bizi bekleyen başka tehlikeleri görmedik. Allah'ın gazabı bu yüzden üzerimize geldi...’’
Bu sonuncuyu yazan, bizim
viskici Nazlı! Oğlu gece kulüplerinde şarkı söylerken, önünde viski şişeleri ve elinde tefle ona eşlik eden
Nazlı! Şimdi Allah'ın gazabından söz ediyor.
***
‘‘Haydi öyleyse BÇG (Genelkurmay'da irticaya karşı kurulan Batı Çalışma Grubu)
gelsin kurtarsın enkaz altında kalanları. Haydi, enkaz altında kalan cici demokrasinize balans ayarı yapın. Haydi, tek tip insan yetiştirmeye devam edin...’’
Olmaz böyle şey! Bir ulusal felaketin ardından bunlar yazılmaz. Enkaz altındaki binlerce insanımız ve onların yakınları böyle sömürülmez.
‘‘Artık susun ve bir daha irticai tehlike diye bir şeyi ağzınıza almayınız...’’
Adamın Türkçesi bile bozuk ama ahkám kesiyor!
‘‘Muhterem cemaat... Son zamanlarda dinimize yapılan zulümler, yüce Allah'ın kitabını okuyan Kuran kurslarının kapatılması, imam hatip liselerine engeller çıkarılması, inancından ötürü başını örten kardeşlerimize yapılanlar, bu depremin sebeplerinden biri olarak görülmelidir... Faiz gibi kötülükler bizi dinamit gibi sallamıştır...’’
El insaf!.. Bu depremde çok sayıda cami yıkıldı, örtülü ve örtüsüz, her görüşten on binlerce insanımız öldü. Depremin vurduğu yerlerden çoğu
Fazilet belediyelerinde idi. Bu nasıl çarpık bir mantıktır, Allah'a saygısızlıktır yarabbim!
***
Şu son günlerde şeriatçı basını rastgele okuyorum ve size sadece gözüme takılan birkaç örnek vermeye devam ediyorum. Bunu yaparken de utanıyorum. Adamlar bakınız deprem sömürüsünü nasıl sürdürüyor:
‘‘Allah, azabını (depremi)
boşuna göndermiyor. Allah'ı aradan çıkararak ve onu yok sayarak ısrarla doğal afet diyenlerin anlama kabiliyetini azaltıyor...’’
‘‘Bir üst düzey askeri yetkilinin Donanma Komutanlığı'nda meydana gelen faciadan sonra bir televizyon kanalına yaptığı açıklamayı izledim. Adam Allah sözünü kullanmamak için özel çaba sarf ediyordu...’’
‘‘Depremin merkez üssü, bir zamanlar 28 Şubat sürecinin başlatıldığı ve gizli belgelerin saklandığı yer. Bir başka ifadeyle, Batı Çalışma Grubu merkezi olarak bilinen noktaya çok yakın... Doğrusu 28 Şubat depremi daha etkili oldu. Bu deprem bazı yerleşim merkezlerini yerle bir ederken, 28 Şubat depremi bütün Türkiye'yi salladı...’’
‘‘(Deprem sonrasında)
Takkelerimizi önümüze koyup düşünelim ama bir şartla. Onuncu Yıl Marşı'nı hiç hatırlamadan, mırıldanmadan ve hiç yazılmamış ve söylenmemiş sayarak...’’
‘‘Bursa, İstanbul ve İzmit valilikleri, vatandaşları fişleme konusunda gösterdikleri başarıyı yardım dağıtımında, ölülerin kaydında gösteremediler...’’
‘‘Birçok camide cuma namazından sonra gıyabi cenaze namazları kılındı. Batı Çalışma Grubu bu olaylar karşısında ne yapıyor?..’’
‘‘Birilerinin ısrarla insanları dinden uzaklaştırma yolunda yaptığı bütün gayretler, depremle birlikte yerle bir oldu. Allah kudretini konuşturdu. Buna da yasak koymayı düşünürler mi acaba?..’’
***
Şu çarpık laflara bakınız! Ağızlarından salyalar akıtarak devlete ve millete karşı kinlerini, nefretlerini kusuyorlar ve
‘‘Allah sömürüsü’’ yapıyorlar.
Türkiye en büyük felaketi yaşamış, şu anda
15 bin ceset çıkarılmış. İnsanlar inim inim inlerken, bunlar yine
din ticareti ve
siyasal çıkar peşinde.
İnsanda biraz utanma sıkılma olur. Hiç değilse böyle ulusal felaketlerde böyle terbiyesizlik, böyle saygısızlık yapılmaz.
Merak ediyorum, bu yobazlar acaba insan mı?
***
Bu örnekler depremde can veren, şehit düşen, sakat kalan, tedavi altında olan, evini barkını yitiren, zarar gören, sokakta kalan
yüz binlerce insanımıza yapılan en büyük hakarettir. Adamlar öylesine kin ve nefret dolu ki, gözleri kör olmuş. Onlar için sadece ve sadece kendi kişisel, parasal ve siyasal çıkarları var. Bir ulusal felaketi bile böylesine iğrenç yalan ve iftiralarla, çarpıtmalarla, sapıklıklarla sömürmeye kalkışıyorlar.
Üstelik şimdi, kendilerine ait bazı kuruluşlar aracılığı ile
‘‘depreme yardım’’ adı altında yine para toplamaya girişmişler! Hiç kuşkunuz olmasın, toplanan paralar aynen
Bosna yardımında olduğu gibi ortalıktan kaybolacak,
Mercümek benzerlerinin cebine lüplenecek.
Vallahi yüzüm kızarıyor, billahi midem bulanıyor. İnsanlığımdan utanıyorum.
Emin Çölaşan
22 Ağustos 1999