tayyip erdoğan ile hülya avşar arasındaki benzerlikler
Başbakanlık danışmanlarına not: Sadece yazının başlığına bakarak anlamsız olabilecek sonuçlara atlayıp patronun odasına rapor vermek için koşmayın. Sabırlı olun ve yazıyı sonuna kadar okuyun. Ondan sonra da komplo teorileri filan yapacaksanız onu da keyfiniz bilir.)
Şunu gördüm ki; bizim Başbakan ile Hülya Avşar demokrasi konusunda aynı yanlış nosyonlara sahipler.
Hülya Avşar aile içi demokrasi uğruna kocasına özgürlük tanıdı,
Bizim Başbakan da ‘Apo nasıl olup da hapishaneden örgütüne talimatlar verebiliyor’ sorusuna ‘demokrasi gereği’ cevabını vermiş.
Bu iki insanı aynı yanlış nosyonda buluşturan gelişmeleri temellerine inerek incelemek gerekiyor. İnceleyip doğruları bulursak bari Hülya’yı kurtaramadık, ¡en azından Başbakan’ı kurtarmayı başarırız.
Bu yanlış nosyon, sosyal Darvinizm bilmemekten kaynaklanıyor. Zamanında beni çok etkilemiş olan bir deneyi anlatarak açıklayayım durumu.
Bilim adamları tavus kuşlarıyla ilgili bir deney yapmışlar. Bir odanın tavanının bir ucuna dişi tavus kuşlarında bulunan tüylerden taktıkları bir odunu asmışlar, diğer odaya da etrafı dişilerle dolu olan bir erkek tavus kuşunu kapamışlar, aradaki kapı açılır açılmaz erkek tavus kuşu dişilerle dolu olan odadan anında kaçıp yan odaya geçiyormuş ve sadece tüy rengine bakarak duvarda asılı oduna kadar zıplayıp onunla çiftleşmeye çalışıyormuş. Erkek tavus kuşunda biraz da ‘Tecavüzcü Coşkun’ ruhu varmış galiba. Çünkü sadece tüylerine bakarak dişi sandığı oduna ‘benimle çiftleşir misin’ diye bile sormadan sıçramaya başlamış. Bilim adamları bu davranış biçiminin evrensel erkek davranışı olduğu kararını vermişler. Her erkek fırsatını bulduğu an başka dişiyle çiftleşmek için zıplamaya başlar, sosyal Darvinizm bilim dalının bize anlattığı budur. Erkekteki bu içgüdü öylesine gariptir ki; sırf bu nedenden dolayı zıplamayı pek beceremeyen erkeklere sadece içgüdülerini tatmin edebilmeleri için şişme bebek gibi absürd bir şey de icat edilebilmiştir
Hülya Avşar bütün bu gerçekleri göz önüne almadan kocasına ‘arada bir zıpla gel demiş’ ve işi öyle yürütmeye başlamıştır. Ama erkek aklı da sınırlı gelişim göstermiş olduğundan kocası kendisine sunulan bu olağanüstü fırsatı başka kadınla sürekli düzenli ilişki için kurmuş ve sonunda zıplamayı unutmuştur (Sırf bu hatası nedeniyle Kaya Bey erkeklerin kınamasını hak etmektedir.)
Özetle kadın-erkek ilişkisinde demokrasi katiyen olamaz. Kadın erkeğe özgürlük tanıdığında erkek bunu mutlaka zıplamak için kullanır. Bunu bilen ve teoriyi sonuna kadar incelemiş olan Rana, arada bir bana var olmayan ilişkilerimin bile hesabını sorar, orada amaç, bana var olmayan zıplama hesabı böyle sorulduğunda ‘sen bir de zıplamaya kalktığında olacakları bir düşün’ mesajı vermektir. Ben bu tavrı bildiğim ve hatta teorik anlamda Rana’yı haklı bulduğumdan onun ani soruları karşısında hiç şaşırmam ve paniklemem. Hülya Hanım teorik gelişmeleri hiç bilmediğinden adamının zıplamasına hoşgörüyle bakmış, adamı da gerekeni yapmış ve yeniden evlenme yoluna girerek haddinden fazlasını bile yapmış ve olan olmuştur.
Tayyip Bey, Apo’nun hapishaneden örgütüne emirler yollayabilmesini demokrasinin gereği olarak açıklamış ve demokrasi teorisi konusunda Hülya Avşar ile aynı yanlışları yaptığını göstermiştir. Tayyip kriterine göre Türkiye şu anda dünyanın en demokrat ülkesidir. İngiltere’de IRA teröristleri hapishanedeyken dış dünya ile bağlantıları tamamen kesilirdi, hatta öyle ki bir televizyon kanlı bir terörist ile mülakat filan yaptığında o kişinin sesinin televizyonda yayınlanması da yasaklanmıştı ve dublajlı yayınlanırdı. Almanya’da da Beider Meinhoff grubunun iki lideri hapishanede kendilerini asarak intihar ettirilmişlerdir. Bu dış destekli intihar sonrasında Almanya çok eleştiri almış ama kimse de ortaya çıkıp ‘Almanya demokrat değildir’ demeye kalkmamıştır. Keza İngiltere de ‘demokrasinin beşiği’ olduğunu iddia etmeye devam etmiştir. Başbakan kriterine göre Türkiye, İngiltere ve Almanya’dan daha demokrat bir ülke durumundadır. Nasıl ki evlilikte fazla demokrasi evliliği çökertirse, memlekette de haddinden fazla demokrasi sistemimizi çökertmek üzeredir; demokrasiyi iyi anlayıp işi de fazla abartmamak gerekiyor galiba. Şimdi bizim yüreği kan ağlayan liberallerimize bunalım getirtecek son lafımı söyleyerek yazımı bitireyim: Demokrasinin fazlası zararlıdır
serdar turgut
köşe yazarı
|