Kaç Bilim Var?
CUMHURİYET /SALI /ORHAN BURSALI
Kaç Bilim Var?
Bu dünyada mı yaşıyorsunuz, yoksa fizikte bazı bilimcilerin evrende varlığını ileri sürdüğü "paralel evren" lerden birinde mi? Soru yanlış aslında, "paralel evren" lerin olup olmadığını bilmediğimiz için, orada yaşayamazsınız.
Yanlış anlaşılmasın, bir insan elbette "başka bir dünyanın" varlığına inanabilir. Nitekim tektanrılı dinler cennet-cehennem ikilemiyle "öbür dünya" nın varlığını sunar.
Bizim ise paralel evren ile kastettiğimiz, bilimsel-fiziksel olarak, bilmediğimiz evrenlerin var olabileceği savıdır. Şimdi siz, kalkıp "Ben paralel evrende yaşıyorum" diyebilir misiniz, eğer psikiyatrik bir rahatsızlığınız yoksa!
Okurlarımı uyarıyorum, dikkat edin, bu aslında bir anayasa tartışması yazısıdır!
Bu konuyu neden açtım? Çünkü bazıları, "Tek bilim yoktur, farklı sayıda bilim vardır" diyerek, bilinmedik başka doğa yasalarının bu dünyada da geçerli olduğunu ileri sürmüş oluyor!
Yani, bu teze göre, yaşadığımız dünya-evrende birbirine ters, birbiriyle çelişir, farklı doğa yasaları var. Yani, "bilim tek değildir, farklı bilim anlayışları" (dolayısıyla yasaları vb.) vardır!
Kim söylüyor bunları?
Prof. Dr. Levent Köker! O kim? Gazi Üniversitesi öğretim üyesi, ve aynı zamanda Fethullahçı Zaman gazetesi yazarı. Son zamanlarda namı diğer, anayasa taslağı hazırlayıcısı. Nerede yazmış? Dünkü Zaman'da. Neden yazmış? Altan Öymen 'e yanıt verirken.
Altan Öymen, anayasa taslağında 24. maddede din ve inanç hürriyeti ile ilgili düzenlemeyi eleştiriyor. Bu ünlü madde, ana babanın, kendi felsefi ve dini inançlarına göre, devletten çocuğunun eğitilmesini isteme hakkı öngörüyor. Öymen ise bu maddenin, 45. maddede dile getirilen "çağdaş, demokratik, laik bilim ve eğitim" esasları ile çeliştiğini dile getiriyor.
Köker de, Öymen'i yakalamış, ona diyor ki, ooooo bayım, sen 19. yüzyılın bilim dünyasında yaşıyorsun hâlâ! "Bilimin tekliği inancı, temel kabulleri bakımından büyük ölçüde çürütülmüş ve terk edilmiş bulunan 19. yy, hatta erken 20. yy pozitivizminin yerini çoktan almıştır."
Yazısından anlıyoruz ki, artık din ve felsefi inançlar da "birer bilim" olarak, bilimin yanında eşit olarak yer almışlardır! Dolayısıyla "bilim çeşitlenmiş", "tekliğini kaybetmiş" tir.
Yazar, "dini ve felsefi inanç alanları, tek bir bilimsel görüşün hâkimiyeti alanına alınamayacak kadar çok boyutludur, bunlar çoğulculuk ilkesine göre ve hür bir zeminde gelişmelidir. Çağdaş bilim, eğitim, demokrasi ve laiklik esasları da zaten bunu gerektirir. Bunlara itiraz yoksa 24. maddedeki hürriyetçi düzenleme ile 45. maddeler arasında çelişki yok, tam bir uyum vardır" diyor!
Demek ki, ne kadar farklı dini ve felsefi anlayış ve bu anlayışlardan dünyaya bakış ve dünya yorumu varsa, o kadar da çok çeşitli bilim var! Yurttaşlar, sahip oldukları çeşitli inançları doğrultusunda çocuğunun eğitilmesini talep etme hakkına sahiptir! Çağdaş bilim, demokrasi ve çoğulculuğun gereği de budur!!?
Öymen'i bilmem, ama itiraz var! Tam da bu ana konuda, yani bilimin ne olduğunda!
Köker, bilimin, esas olarak, doğa, evren ve toplum yasalarının ana mekanizmalarını anlama, kavrama, bu çerçevede metodolojik olarak doğru bilgiye ulaşma, "hakikati keşfetme" macerası olduğunu inkâr ediyor! Bu keşif öyküsünde farklı yöntemler, düşünceler olabilir, ama ulaşmak istenilen bilgi, bu dünya üzerindeki varlığın, varoluşun, nesnel bilgisidir! Hakikatın bilgisi dir!
Felsefi ve dini inançların alanları ise doğrudan bilimin konusu değildir, bunlar "bilimselleşebildikleri" ölçüde bilimin alanına girebilirler. Köker'in bunları bilim olarak nitelendirmesi, çok çeşitli bilimlerin olduğunu ileri sürmesi, son yıllarda bilimin çerçevesi içine sokulmaya çalışılan, yaratılışçılık, zeki tasarım vb. gibi, Fethullahçı, Evangelist, dinsel motifli saldırıların bir parçasıdır. Bu gruplar, dinsel inançlarıyla "farklı bilim" sistemleri oluşturmanın ve gerçek bilimsel düşünceyi yıkmanın peşindeler.
Köker, pozitivizme saldırarak, esas bilimin çoktan çürütüldüğü zırvalığını yayıyor.
Şimdi size, bu cuma günü Bilim ve Teknoloji dergimizde yayımlanacak, Köker gibilerin "bilimsel" anlayışlarından ve arayışlarından bir örnek vereyim:
"İnanç Temelinde Usa Vurma Evangelical Merkezi'ndeki 'bilim insanları', uzun süredir inanılan 'çekim yasası' nın yanlış olduğunu vurguluyor ve bu yasaya karşı Zeki Düşüş (Intelligent Falling) kuramını ileri sürüyorlar... Gabriel Burdett, 'Cisimler üzerlerine çekim kuvveti etki ettiği için düşmüyorlar, üst düzey zeki bir varlık, buna 'Tanrı' diyebilirsiniz, onları aşağı doğru itiyor' saptamasında bulunuyor."
Nasıl, anladınız mı, Köker gibilerin, gerçek bilimi çağdışı ilan ederek, yerine geçirmeye veya yanına koymaya çalıştıkları "farklı bilimlerin" niteliğini?!
Köker'ler, hangi "paralel dünyanın" yasalarına tabi?!
obursali@cumhuriyet.com.tr
*** Biraz eski tarihli bir yazı ama okumayanlar yada konu hakkında bilgi sahibi olmayanlar vardır diye ekledim.