Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Serbest Kürsü > Köşe Yazıları

Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!

Kadınların Dinleri ve Akılları Eksiktir

Köşe Yazıları içerisinde Kadınların Dinleri ve Akılları Eksiktir konusu: Fiziki farklılıkları nedeniyle kadınlarla erkeklerin asla eşit olamayacağını ileri sürenler, daha güçlü kişilerin yanında kendilerinin ikinci sınıf vatandaşlar olduklarını da dile getirmiyorlarsa, bir çelişkiye düşüyorlar, demektir. Her gücü yeten bir ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 11-10-2007, 21:18
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 11-10-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 43
Mesajlar: 21
Standart Kadınların Dinleri ve Akılları Eksiktir

Fiziki farklılıkları nedeniyle kadınlarla erkeklerin asla eşit olamayacağını ileri sürenler, daha güçlü kişilerin yanında kendilerinin ikinci sınıf vatandaşlar olduklarını da dile getirmiyorlarsa, bir çelişkiye düşüyorlar, demektir. Her gücü yeten bir başkasını ezmeye kalkışacağı için, bu düşünce, çapulcularla barbarları (Aaa! Onlar da kimmiş hele?) övmekten başka bir işe yaramaz. Hem, üstünlük kriteri olarak acaba neyi kullanıyorlar? Çükse bu, en alası zencilerde var. Sırf bu yüzden herifçioğullarının kölesi mi olmalıyız?

Bana göre, hayvanlar ve bitkiler dahil yeryüzündeki bütün canlıların yaşam hakları kutsaldır. Bitkiler ve hayvanların bile insanlarla eşit haklara sahip olması gerektiğini savunan birisi olarak, kadınların birçok yerde aşağılandığına, seks objesi olarak görüldüğüne şahit oldukça üzülüyorum, ancak itiraf edeyim, “herkese şapır şupur, bana yarabbi şükür!” demekle geçen ömrüm boyunca yalanıp yutkunarak kalıplarca sabunu tüketmek zorunda kalmama özellikle kahroluyorum.

Gerçekte öyle olmadığını bildiğimiz halde yalakalık olsun diye hep cennet dediğimiz yurdumuzda, evlenene kadar bakir kalan hiçbir erkek yoktur; varsa da ibneliğindendir. İstisnasız her erkek, evlenmeden önce defalarca milli olarak rakip kalelere gol yağdırmasına rağmen, bazı dallamalar evlenecekleri kızın bakire olmasını şart koşuyorlar. Ulan ketenpereci seni! Sen bakire misin de eşinin bakire olması gerekiyor? Gerdek gecesinde kız olmadıkları anlaşılanlarla çapkınlık yapan kadınlara (erkek yapınca çapkın, kadın yapınca orospu mu olacaktı?) yapılan töre infazlarını öğrenen insanın uygulanan çifte standarda isyan etmemesi mümkün olamaz. Tabi, küçücük, miniminnacık bir azınlığı yani insanları kastediyorum, herkes üstüne alınmasın!

Kadının aşağılanmasının çeşitli sebepleri olmakla beraber, bunlardan bazıları da dini motiflidir. Ne münasebet mi? Cinsi münasebet, diyerek işi cıvıtırdım, fakat sırası değil, açıklayayım. Binlerce peygamberden en azından birisinin kadın olmamasıyla halifeler ve tarikat liderlerinin hep erkeklerden meydana gelmesini çocukluğumdan beri sorgulamışımdır; ama kıçlarına şişe sokmadığım gibi Filistin askısı da uygulamadığımı hesaplarsak, bu sorgulamayı dikkate almamak gerekir. Hadislerin hangisinin doğru, hangisinin yanlış olduğu konusunda sürekli araştırmalar yapıldığını, gerçekte hepsinin de külliyen uydurma olmasından (bknz. materyalizm) tartışmaların hiç bitmediğini biliyoruz, ancak çok sık duyduklarımızdan örnekler vermek istiyorum:

Kadınlar erkeğin kaburga kemiğinden yaratılmıştır, onları düzeltmeye çalışmayın. Onlardan eğrilikleriyle yararlanın.

Ey kadınlar! Kocalarınızın size olan haklarını bilseydiniz, ayaklarının tozunu yüzlerinizle silerdiniz.

Kadınların hayırlısı, erkeklerin yaramazlıklarına, kötü huylarına sabredendir; bu sabır, onların cennete girmesine sebeptir.

Eğer kadın, eşi istekli olduğu halde ona cevap vermezse, cehennemdeki yerini hazırlasın.

Namaz kılanın önünden eşek, kara köpek ve kadın geçerse namazınız bozulur.

İsrafil oğulları olmasaydı et kokmazdı; Havva olmasaydı, kadınlar erkeklere ihanet etmezdi.

Kadınların dinleri ve akılları eksiktir.

Uğursuzluk üç şeyde vardır: kadında, evde ve atta.

Doğrulukları hadisçiler, fıkıhçılar, tefsirciler ve yorumcular arasında da soru işaretlerine neden olan, masturbasyon yaparken bile yararlı olamayacak bu sözlerin de etkisiyle, kadınların sosyal yaşama katılımı engellenerek, evlerinde çocuklarının bakımıyla uğraşıp, kocalarına kölelik etmeleri bekleniyor. Tanınmış romancılarımızdan Peyami Safa’nın “Bir tereddüdün romanı“ kitabında, roman kahramanı “romancının” ağzından çevirmen Vildan ile dile getirdiği düşünceleri de insanın tüylerini ürperten cinstendir.

Bu açıklamalarım sizi tatmin etmediyse, Karaköy’deki Nurgül’e uğrayın, çünkü onun muamelesi muhteşemdir, demeyeceğim, fakat bir film önereceğim: Osama. Kocası iç savaş esnasında Kabil’de Hacivat olmuş, erkek kardeşi Ruslara karşı savaşırken melekleşmiş bir kadının, küçük kızı ve annesiyle bir parça ekmek bulabilmek için ne biçim bir yaşam savaşı sürdüklerini, asıl mesleği imamlığa ilaveten spor olsun diye başbakanlık da yapan Tayyip Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin liderleri önünde diz çöktüğü Talibancıların onlara ve diğer kadınlara nasıl kan kusturduklarını anlatan bu film, İslam ve Kadın gerçeğini, “Şeriat ve Kadın” kitabıyla anlatan İlhan Arsel kadar olmasa bile gayet güzel ele alıyor. İslam’da kadının hukuki yeri, özellikle şahitlik ve miras söz konusu olduğunda zaten yediden yetmişe herkesin malumuyken, bir de bunları öğrenince erkekliğime ve de müslümanlığıma binlerce şükürler olsun ya rab! diyorum. Elbette, içinizden, ya kadın olarak dünyaya gelseydin? diyeceksiniz. Onu da söyleyeyim; o zaman çapkın (fakir yapınca orospu, zengin yapınca sosyete ya da çapkın deniyor,) olurdum. Bende hiç enayiye benzer göz var mı? Hudutlarda görev yaptığım günlerden biliyorum; giriş çıkışlar, dünyanın en güzel şeyidir. Ne kadar fazla girer ve de çıkarsanız, o kadar zevk alırsınız; tabi ki mayına basmamak kaydıyla…

Ülke ekonomisine katkıları tarım ve hayvancılıkla sınırlı olan bazı yörelerimizde, hor görülen kadınlar yılın dört mevsimiyle her ikliminde çalışırlarken, erkeklerin, merkeplerin ve de nonoşların büyük çoğunluğu kahvehanelerde pinekliyorlar. Daha da geri kalmış yörelerimizde, kadının varlığı bile belli olmuyor. Yurdumuzun tamamında, kadınların sosyal faaliyetlere katılımları, hatta sokaklarda istedikleri zaman ve şekilde gezebilmeleri dahi büyük bir baskı altındadır; ancak ne hikmetse bu gerçeği eşek gözlerine kurban olduğum kadınlar göremiyorlar.

Okullarımızda, batılılarda olduğu gibi zeka testleri yapılmıyor. Neden? Çünkü sonuçların nasıl çıkacağını çok iyi biliyorlar. İnanmıyorsanız, yapın, yaptırın, görün. Bu testlerin farklı kültürlere avantaj sağladığını iddia edenler yalan söylüyorlar; çünkü tamamen hesap, kitap ve algılamaya dayalı sorulardan oluşuyor. Lise düzeyindeki gençlere rahatlıkla uygulanabilecek zeka testleri yapılsaydı, herkes kadınların durumunun erkeklerden daha aşağı olmadığını da, kadınları hor görenlerin beyin kapasitelerini de öğrenebilirdi. Ne var ki, Aziz Nesin’e, iddiaları için “dambaraka dumbaraka” yapanların engellemesi yüzünden iq testlerinin hiçbir zaman yapılmayacağına bahse girerim.

Kadın, kocasını aldatınca suç oluyor, fakat aynı işi erkek yapınca “elinin kiri” denilerek normal karşılanıyor; ne normali, övünç meselesi kabul ediliyor. Hangimiz, kızları üçer beşer kafesleyen arkadaşlarımıza gıpta etmemişizdir? Buradan sesleniyorum: Eşleri kendilerini aldatan tüm kadınlar, birleşin! Tabi, beni tercih ederseniz memnun olurum.

Bence erkek, İslam’ın hükümleri gereğince, özellikle Afrika ülkelerinde görüldüğü üzere dört kadınla evlenebiliyorsa, kadın da Tibet’te görüldüğü gibi dört veya daha fazla erkekle evlenebilmelidir. Aslında kadınların dile getirmesi gereken bu görüşlerime en olumsuz tepkiyi gene onların vereceklerini biliyorum. Zaten haklarını aramayı akıl etselerdi, bu hallere düşmezlerdi, desem, şimdi ben de onları akılsızlıkla suçlayarak aşağılamış mı olurum acep?

Bazı ailelerin soyadlarının, bilmemneoğlu şeklinde bitmesi, mesela Ayşe Firavunoğlu gibi, komik durumların ortaya çıkmasına yol açıyor. Oysa Firavunsoy ya da Firavunsoyu şeklinde bir soyadı kullanılsaydı, kadının aşağılanmadığı gayet mantıklı bir isimle tanışabilirdik. Bence, devletin duruma müdahale ederek soyadlarında değişiklik yapması gerekir. Ayrıca “bilim adamı“ yerine “bilim insanı” veya “bilgin” diyerek, kadınları da dikkate almamız gerekiyor, ama bunu düşünen kim?

Teknoloji süper bir hızla ilerlediği için, batıdaki gelişmelerle doğudaki geliş(memeler)i internet sayesinde dakikası dakikasına öğrenebiliyoruz. Dünyanın her tarafındaki insanlarla her an diyaloga ve de rabbime şükürler olsun cinsel ilişkiye girebiliyor, yaşam tarzları hakkında bilgi alabiliyoruz. Batılılarla bizim kadınlarımız arasındaki farkı görmemek için, insanın kör olması gerekir. İbadetlerini dahi topluca yapabilen, bizdeki gibi sadece din adamlarına değil din kadınlarına da sahip olan yabancıları izleyip, olumlu yönlerini kendimize örnek almazsak çağı yakalayamayız. Rabbime şükürler olsun, ibadeti değilse bile toplu seksi biz de yapabiliyoruz. Tecavüz edilen bir bayanın, hayat kadını olmasından bahisle sanığın cezasında indirime gidilebilen ülkemde, kadının da insan olduğunu anlatabilmek o kadar zor ki! Nitekim ben de anlatamadığımdan angutlar gibi yazıyorum.

Kadınların, kendi haklarını aramamalarının çeşitli sebepleri olabilir, ama ben bir tanesinin kayda değer olduğunu düşünüyorum. Bir kişiyi herhangi bir şekilde eleştirdiğinizde, sözlerinizde haklılık payı varsa, karşınızdaki vatandaş delirerek zottirik adama döner. Yok, iddialarınız fasa fisoysa, “zırt tokai!” muhabbetinden fazla ciddiye alınmazsınız. Mesela, kalkıp da, “Ruslar tembeldir,” desek, hemen tüm Rus vatandaşları, emek gücü konusunda dünyanın hayranlığını kazanmış olduklarını bildiklerinden bize şeyleriyle gülerler ve de üstüne, “He gardaşım he, sağdan git, para bulursun,” diyerek bir de maytap geçerler. “Ben Rusları sevmem, hatta nefret ederim,” desek, bu sefer yerlerde yatarak gülmeye başlarlar, çünkü herifçioğulları sevilmeyecek kelleler olmadıklarını da bilirler. Lafı şuraya getirmek istiyorum; kadınlar, erkeklerden aşağı yanlarının olmadığını çok iyi biliyorlar; bu yüzden de hiç gocunmuyorlar. Oysa kakara kikiri dedikodularıyla uğraşmak yerine haklarını arasalar, ne iyi olurdu! Kendi derdimize derman bulamazken, kalkıp kadınların avukatlığını da biz erkekler yapıyorsak, bu dünyanın sibobuna hava basmanın zamanı gelmiş demektir.


Her alçağın son sığınağı vatanseverliktir. (Bernard Shaw)
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 11-10-2007, 23:02
paradoX
Guest
 
Mesajlar: n/a
Eleştirdiğiniz yaklaşımların benzerini kendiniz de yapıyorsunuz bilmem farkında mısınız? Öyle ki kadının hakkını aramayışını bile akılsızlıkla bağdaştırdınız. Kendi adıma konuşayım özellikle lise döneminde IQ testinden bahsettiniz diye söylüyorum lise1 de sınıf birincisiydim 2 ve 3 te ise 3. benden öncekilerde kız öğrencilerdi benden daha çok çalışıyor ama en çok çalışan erkek öğrenciden daha başarılı oluyorlardı, oluyorduk. Kadınlar üzerlerindeki baskının farkındalar, kendilerinin yanında olduğunu iddia edenlerin bile bir yerden sonra onları tamamen dünyevi ihtiyaçlar anlamında faydalanmak için kullanabileceklerinin bilincindeler. Siz bile bu dünyevi ihtiyaçtan bahsederken kadını aşağılar bir uslupla yorumluyorsunuz. Kadınlar asırlardır erkeklerin kabalıklarından dolayı bu kadar pasifler.Şimdi 100 puanlık bir uzman sorusu sizlere: Bir elmaya kanan mı yoksa kandıran mı aptaldır?
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 11-10-2007, 23:31
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 11-10-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 43
Mesajlar: 21
Ey vatandaş, sana söyleyeceğim şudur ki, kendi ayarındakilerle muhatap olmayı ve de en önemlisi terbiyeli davranmayı öğrenmelisin.

Algılama sorunların için doktorları öneririm.


Her alçağın son sığınağı vatanseverliktir. (Bernard Shaw)
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 11-10-2007, 23:36
kim bilir
 
Üyelik Tarihi: 23-09-2007
Nerden: Rize
Mesajlar: 69
Sayın Abdulmuttalip efendi; (gerçek isminizin bu olmadığını düşünüyorum tabii)

İroni yöntemini zekice kullanarak yazdığınız gülmece metinlerine hayran olabilirim de, izninizle şimdilik sorunum, imza yazınıza alarak kişiliğinize eklediğiniz kanı! Lütfen açıklayabilir misiniz bize; bu veya başka bir ‘vatan’da yaşamanız, çağımızın henüz aşamamış olduğu bir siyasi zorunluluk iken, vatansız olmayı nasıl sahiplenebiliyor ve “alçak!” diyebiliyorsunuz vatanı yadsımayanlara?!

Diğer arkadaşlarımızdan da merak edenler olduğunu düşünüyorum, yazabilir misiniz bunu?


hamiş: gerçi yukarıda sizi eleştiren arkadaşa verdiğiniz yanıtı gördükten sonra düşünmedim deği, size muhatap olmasam mı diye


sıyırdı yüzünü dünya / gördüm kimse ben değil
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 11-10-2007, 23:47
paradoX
Guest
 
Mesajlar: n/a
Alıntı:
Abdulmuttalip Onay´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Ey vatandaş, sana söyleyeceğim şudur ki, kendi ayarındakilerle muhatap olmayı ve de en önemlisi terbiyeli davranmayı öğrenmelisin.

Algılama sorunların için doktorları öneririm.

Bende sizin bir kliniğe yatmanızı öneririm. Zira normal bir insan karşısındakiyle saldırganca bir uslupla konuşmaz. Bu arada nedense terbiye kelimesi herkesin azında sakız oldu mübarek terbiye kelimesini naneli şekermi sanıyorlar nedir , terbiyeden bihaber olupta insanlara terbiye dersi vermeleri tam bir komedi gülüyorum ve geçiyorum. Söylediğiniz tek bir cümleye katılırım o da kendi ayarımdakilerle muhatap olmam gerektiği kısmı , bundan sonra karşıma muhatap alacaklarımı bende IQ testinden geçirsem iyi olacak akıl hastaları ilgilenemeyecek kadar çabuk sinirlenirim de
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 11-10-2007, 23:54
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 11-10-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 43
Mesajlar: 21
Üç üniversite bitirmiş, çok yakında mizah romanı HAYALET ADAM yayınlanacak, Evrensel gazetesinde yazılarını yayınlatan, Özgür Haber sitesinde düzenli olarak denemelerini yayınlatan, aynştayn abimizin bir alt kategorinde zeka seviyesine sahip biriyim. Aptallara aptal, delilere deli demek, özel hobilerim arasındadır

Beni, yani Abdulmuttalip Onay'ı izlemenizi öneririm. Bu ay sonunda İstanbul'da yapılacak kitap fuarına kadar yazmaya ara verdim, daha doğrusu sadece denemelerle makaleler yazıyorum. O günden sonra nete girer miyim, bilemem.

Bir daha bu siteye yazı göndermem, ama benle aranızda ne derece uçurum olduğunu anlatabilmek adına, bir kaç yazımı paste ettim. Kimseyle sidik yarıştırmaya, didişmeye niyetim yok. Delimisiniz nesiniz kardeşim? Oldukça mutlu, kendi halinde yaşayan, spor yapıp, okumak ve yazmaktan başka işi gücü olmayan, kimseyle dalaşmayan biriyim; şuraya girdiğime gireceğime bin pişman oldum.

İşte yurdum insanı...


Her alçağın son sığınağı vatanseverliktir. (Bernard Shaw)
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 12-10-2007, 00:02
kim bilir
 
Üyelik Tarihi: 23-09-2007
Nerden: Rize
Mesajlar: 69
adam rahatsızmış meğer, paradox kardeşim. Hadi biz işimize bakalım. Ama yine de ucuz atlattık ikimiz de. Haşlamakla yetinde, ya peşimizden koşmaya kalksaydı


sıyırdı yüzünü dünya / gördüm kimse ben değil
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 12-10-2007, 00:04
paradoX
Guest
 
Mesajlar: n/a
Alıntı:
nbb.´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
adam rahatsızmış meğer, paradox kardeşim. Hadi biz işimize bakalım. Ama yine de ucuz atlattık ikimiz de. Haşlamakla yetinde, ya peşimizden koşmaya kalksaydı
Haklısın kardeşim geçmiş olsun cümleten
Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink)  
Alt 12-10-2007, 00:05
duarden - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
solus et moriturus ...
 
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 31
Mesajlar: 1,713
Blog Başlıkları: 1
Sn. Abdulmuttalip Onay Yazı uslubunuz kimileri için güzel kimileri içinde daha farklı gözükebili. bu site yazmak ve fikirleri iletmek için var insanların sevmesinden öte fikirlerinizi söyleme özğürlüğünüzü kullanacağınızı düşünüyorum ben. Hem eleştiri ve eleştiriye cevap hakkı her üye için bu sitede vardır tabi ki sayı cerçevesinde. Ben keyif aldım okuduklarımdan yazmaya devam edeceğinizi umarım..


House of Duarden
Alıntı:
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
Alıntı ile Cevapla
  #10 (permalink)  
Alt 12-10-2007, 00:12
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 11-10-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 43
Mesajlar: 21
Duarden;

Bana gönderdiğiniz mailde yazıyı silmekten bahsediyordunuz, anlayamadım. Bir yazım iki defa yayınlandı da onu mu kastettiniz, her neyse, yapabiliyorsanız siz yapın.

Ben böyle küçükken menenjit geçirmiş psikopat, aşağılık kompleksleriyle kıvranan tiplerle muhatap olmaya tahammül edemem. Eleştiriyle hakareti karıştırmayalım. Site gibi bir site, böyle hastalıklı kişileri barındırıyorsa, o sitede de durmamak gerekir. Beni izlemek isteyenlere Özgür Haber sitesini, sağdaki ozgurmenuden köşe yazarlarını tıklayarak takip etmelerini öneririm. Yakında yayınlanacak mizah romanım HAYALET ADAM da fena değildir.

Sahi, Türkiye birinci voleybol ligindeki en kaliteli oyuncunun adının Duarden olduğunu, iki yıldır takımını neredeyse tek başına şampiyon yaptığını biliyor musunuz?

En iyi dileklerimle...


Her alçağın son sığınağı vatanseverliktir. (Bernard Shaw)
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
kadinlarin, dinleri, akillari, eksiktir

« SAATLER | - »

Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Kadınların Dantel ve Örtü Koyma Hastalığı... detays Geyik Mevzular 18 05-05-2008 09:46


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:29 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org