Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Serbest Kürsü > Köşe Yazıları


Kuran'daki Çelişkiler - İlhan Arsel

Köşe Yazıları içerisinde Kuran'daki Çelişkiler - İlhan Arsel konusu: Ilhan Arsel den alıntıdır. Seriat ortaminda ve din adami’nin elinde yetisen kisilerin ortak özelligi, birbirine ters, birbirine zit ve birbirini cerheden seyleri ayni zamanda benimseyebilmek veya benimsemis görünmektir. Bundan dolayidir ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 06-08-2007, 16:43
ndartain - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 06-08-2007
Nerden: sdsdf
Yaş: 19
Mesajlar: 29
Standart Kuran'daki Çelişkiler - İlhan Arsel

Ilhan Arsel den alıntıdır.

Seriat ortaminda ve din adami’nin elinde yetisen kisilerin ortak özelligi, birbirine ters, birbirine zit ve birbirini cerheden seyleri ayni zamanda benimseyebilmek veya benimsemis görünmektir. Bundan dolayidir ki müslüman kisi, hem bir yandan “Islam dini hosgörü dini’dir” diyebilir ve hem de ayni zamanda Kur’an’in: “Islam’dan gayri bir din’e inananlar sapiktirlar” seklindeki hükmünü benimseyebilir. Bu iki düsüncenin birbirine zit, birinin tersi oldugunu düsünmez. Hem bir yandan Kur’an’in “Din’de zorlama olmaz” seklindeki hükmüne sarilabilir ve hem de ayni Kur’an’in, “müsrikleri” (puta tapanlari) Islam’a zorlamak için, “Müsrikleri öldürünüz” seklindeki emrini rahatlikla uygulayabilir. Bu iki davranisin çeliskili ve bagdasmaz oldugunu farketmez.Farketse bile günah isleme korkusundan farketmemis görünür.

Sayisiz denecek kadar çok bu örneklerin ortaya vurdugu sonuç sudur ki seriat verileriyle yetisen kisi birbiriyle çeliski halinde bulunan din verilerini gerçegin ta kendisi olarak kabul etmekten geri kalmaz. Bu hükümlerin “kutsalligina” ve “mutlak gerçekligine” öylesine inanmistir ki bunlarda “çelisme”, “tutarsizlik” ya da “bagdasmazlik” diye bir sey olabilecegini kabul etmez. Kabul etmek söyle dursun fakat kabul edenleri dinsizlikle suçlamaga hazirdir. Cünkü zekasi, seriat’in olusturdugu ortam içerisinde körletilmistir ve bu ortami olusturan da esas itibariyle din adamidir. Din adami’nin ona belettigi sudur ki Kur’an: “Dogrulugu süphe götürmeyen kitab’tir” (K.2 Bakara 2) ve “Eger o, Allah’tan baskasi tarafindan gelmis olsaydi onda bir çok tutarsizlik (bulunurdu)” (K. 4 Nisa 82)

Ancak ne var ki akilci bir gözle Kur’an’i okumaga basladigimiz an, daha ilk satirlarindan itibaren çelismeli hükümleri karsimizda bulur ve okumaga devam ettikçe bunlarin çoklugu içerisinde kayboluruz. Sadece bir kaç örnekle yetinmek üzere En’am Suresi”nden bazi hükümlere göz atmakla ise baslayalim: 107ci ayet söyle der: “Tanri dileseydi puta tapmazlardi” (K. 6 En’am 107). Bir kaç ayet ilerde su vardir: “Allah dilemedikçe inanmazlar” (K. 6 En’am 111) . Bundan anlasilan sudur ki inanmak ya da puta tapmak Tanri’nin dilegine baglidir ve eger Tanri dilemis olsaydi kisiler puta tapmazlardi.

Ancak ne var ki bu ayni En’am Sure’sinde: “… puta tapanlardan yüz çevir” (K. 6 En’am 106) diye yazilidir. Bunu pekistirir nitelikte olmak üzere Tevbe suresi’nde de puta tapanlarin öldürülmelerini emreden su ayet vardir: “…Müsrikleri (puta tapanlari) buldugunuz yerde öldürün,..” (K. 9 Tevbe 5). Bir baska deyisle, Kuran’a gore, Tanri kisiyi hem “putperest” (müsrik) birakmistir, ve hem de “putperest’tir” diye cezalandirmaktadir.
Yukardakine benzer bir diger örnek En’am Suresi’ndeki su ayet’dir: “Allah kimi dogru yola koymak isterse onun kalbini islamiyete açar, kimi de saptirmak isterse… kalbini dar ve sikintili kilar. Allah inanmayanlari küfür batakliginda birakir” (K. 6 En’am 125). Dikkat edilecegi gibiilk iki tümce ile son tümce çeliski halindedir. Cünkü ilk iki tümceye göre kisi’yi “Müslüman” ya da “Kafir” yapan Tanri’dir; fakat Tanri, kafir yaptiklarini Cehennem’e atmaktadir.

Yine Bakara Sure’sinin 6.ayet’i söyle der: “Süphe yok ki, inkar edenleri (kafir olanlari), baslarina gelecekle (azab ile) uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar” (K. 2 Bakara 6). Bu ayet’in hemen arkasindan su ayet gelir: “Zira Allah onlarin kalblerini ve kulaklarini mühürlemistir; gözlerinde de perde vardir ve büyük azab onlar içindir” (K. 2 Bakara 7). Görülüyor ki kisileri “kafir” yapan, onlarin kalblerini ve kulaklarini mühürleyen Tanri’dir. Fakat böyle oldugu halde Tanri kendisinin “kafir” yaptiklarini, büyük bir azab’a sokacaktir.

Söylemeye gerek yoktur ki Tanri’nin insanlari, hem gözlerini ve kulaklarini mühürleyip kafir yapmasi ve hem de cezalandirmasi çelismeli ve tutarsiz bir davranistir. Fakat islamcilar bu hükümleri, sanki ortada çelisme yokmus gibi müslüman kisinin beynine sokusturuverir.

Bundan dolayidir ki islamcilar, 20.yüzyilin bitmek üzere bulundugu bu uygarlik döneminde dahi insanlarimiza, yemek yerken yemek kabina sinek düsecek olursa, sinegin disarda kalan kanadini yemegin içine batirip sonra çikarip atmalarini, ve çünkü bunun bir “Peygamber emri” oldugunu, “peygamberin söylemesine göre” sinegin iki kanadinin birisinde hastalik, öbüründe sifa bulundugunu ve “idrak sahibi” olan sinegin önce zehirli kanadini yemege soktugunu ve bu nedenle eger diger kanat iyice yemege batirilacak olursa hastalik olmayacagini belirtirlerken, bazi kimselerin: “Bir sinegin iki kanadinda nasil olur da hem da (hastalik) hem deva (hastalik giderici ilaç, çare vs…) olan iki zid hassiyet bir arada toplanmis? Sonra hakir bir sinek nasil olur da yiyecek içine önce zehirli kanadini sokmayi, deva olan kanadini geri birakmayi bilebilir?” seklinde soru sormalarini “günah” saymakta ve soranlari en azindan “inatci cahil” olarak tanimlamaktadirlar 192. Buna benzer daha nice örnekleri siralamak mümkün

Kisi özgürlügü bakiminda önemli olan sey sadece soru sormak degil fakat din emirlerini tartismak ve gerektiginde kinamaktir. Iste Islam’in, daha ilk anlardan itibaren önlemek istedigi sey, asil bu olmustur. Bundan dolayidir ki Kur’an’in Tanri sözleri olmadigini söylemek ya da Muhammed’in yasam ve davranislarini elestirmek ya da buna benzer görüsler öne sürmek, dehset verici cezalara baglanmistir ki bunlar arasinda ellerin ve ayaklarin “çaprazlama kestirilmesi” gibi olanlari vardir (Bkz. K. Maide: 5). Unutmayalim ki dünyevi nitelikteki bu çok korkulu ve dehset verici cezalari, bir de gelecek dünya Cehennem’lerinin kaynar ateslerinde yakilmak gibi olanlari tamamlar. Din adamlarimiz için bu tür cezalar sistemini ayakta tutmak kadar kazançli ve mutluluk yaratan baska bir sey yoktur. Oysa ki insanlik tarihi boyunca elestiri ve tartisma olasiligina yer vermeyen hiç bir sistem gerilikten çikamamistir.

Kuran Ve Seriat hükümlerindeki çeliskiler, ve tutarsizliklar konusunda Islamcilar’in tutarsız tutumu:

Seriat hükümleri içerisindeki çelismeler ve tutarsizliklar konusunda din adaminin bilim disi ve olumsuz bir tutumu vardir ki o da her seyden önce insan aklinin yetersizligini öne sürmek ve örnegin : “Celiskiler bize göredir, Tanri’ya ve Peygambere göre degildir” deyip isin içinden siyrilmaktir. Hani sanki “çelismeler”, insanlarin gözünde “serab” gibi bir seydir ve aslinda yoktur da insanlar “çelisme varmis” gibi görüyorlardir!

Oysa ki çelismelerin varligi, daha islamin ilk anlardan itibaren farkedilmis ve gerek din bilginlerini ve gerek yöneticileri güç durumlara sürüklemistir. Ornegin Halife Osman, ya da Abdullah Ibn-i Amr gibi ünlüler Kur’an’daki ayet’lerin birbirleriyle çelisir olmasi yüzünden bazi hususlarda fetva veremez durumda kalmislardir

Seriat verileri içerisindeki çelismelerin varligini inkar etmek üzere din adami’nin basvurdugu diger bir yol, Kur’an’in Tanri’dan gelen “son ve tek gerçek” Kitab olduguna, ve “geçmiste ve gelecekte onu batil kilacak olmadigina” (K. 41 Fussilat 41-2), ve Kitab’da bulunanlarin “kesin gerçekler olup bunun disinda baskaca gerçek olamayacagina” (K. Meariç 51), ve “yeryüzündeki her seyin apaçik Kitab’da tespit olunduguna” (K. Necm 75) dair ya da buna benzer hükümleri siralamaktir. Bunu yaparken sirtini özellikle su ayete dayar: “… Allah katindan gayri bir yerden gelseydi, (Kur’an’da) birbirini tutmaz bir çok seyler bulurlardi…” (K. 4 Nisa 82).

Ote yandan Islamcilar, çeliskilerin ve tutarsizliklarin ortaya çikmasini önlemek üzere sunu hatirlatir ki Kur’an ve Hadis hükümlerini tartismak, yalanlamak ve bunlar üzerinde süpheci olmak ya da bunlarda çeliski ve tutarsizlik oldugunu söylemek “günahtir”, “dinsizliktir”, “Tanri’ya ve peygamberine karsi gelmektir”. Bu hükümler çeliskili görünse de, akla ve müspet ilme ters düsse de, bunlari hiç bir elestiriye ve tartismaya girismeden olduklari gibi kabul etmek gerekir

Kur’an’da çeliski olmadigini savunmak maksadiyle Islamcilarin basvurdugu bir diger yol, bazi ayet’lerin bazi ayet’lerle kaldirildigini öne sürmektir. Oysa ki hangi ayet’lerin hangileriyle kaldirildigi hususundaki görüs ayriliklari bir yana ve fakat böyle bir iddia, hani sanki Tanri her seyi diledigi gibi önce’den düzenleyemezmis ya da bilmezmis ve bazi ayet’leri yanlislikla yerlestirmiste sonradan hatasinin farkina varip düzeltmis gibi bir anlam tasir ki Tanri’yi küçültmek sonucunu dogurur.

Kaldi ki Kur’an’daki çelismeler, kaldirilmadigi kesin olarak bilinen ayet’leri kapsar ki bunlardan pek bariz olanlardan biri, Ebu Talib’in ölümü vesilesiyle Muhammed tarafindan Kur’an’a konmus olan su ayet’tir: “Allah kimi dogru yola koymak isterse onun kalbini islamiyete açar, kimi de saptirmak isterse… kalbini dar ve sikintili kilar. Allah inanmayanlari küfür batakliginda birakir” ( 6 En’am 125).

Bu ayet’le anlatilmak istenen sudur ki Ebu Talib’in kalbini müslümanliga açmayan Tanri’dir ve Tanri onun müslüman olmadan ölmesini uygun bulmustur. Ancak gerçek bundan çok farklidir.

Bilindigi gibi Muhammed, kendisini bir baba gibi yetistiren Ebu Talib’i müslüman yapmak istemis fakat yapamamistir
Yapamayinca sorumlulugu sirtindan atmak üzere Tanri’nin keyfiligini öne sürmüs ve amcasinin müslüman olmayisini bu keyfilige baglamak üzere yukardaki formülü bulmustur Ancak ne var ki ayet kendi içerisinde çeliskilidir, çünkü bir yandan Tanri’nin kisileri diledigi gibi saptirdigini belirtirken diger yandan saptirdiklarini Cehennem’e attigini anlatmaktadir.

KURAN’DAKİ ÇELİŞKİLERİN NEDENLERİ

Kuran’da gorulen çeliskiler ne gökten inmedir ve ne de din adaminin dedigi gibi “Tanri’ya göre degil, bize göredir”. Bu çeliskiler, Kuran’in yaraticisi olan Muhammed ve onun yardimcilarindan kaynaklanmaktadir. (Bilindigi gibi, Muhammed, okur-yazar degildi ve Kuran’i olustururken okur-yazar yardimcilardan faydalandi). Kuran’i “Gökten indi” diyerek yarattigi dine taraftar toplamak isteyen Muhammed ve yardimcilarinin, çesitli durumlara ve farkli olaylara çözüm saglama siyasetinden dogmustur.

Konu ayri bir kitap olabilecek boyutta bulunmakla beraber pek kisa bir özet olarak söyleyelim ki Muhammed, kendisini Kureysli’lere peygamber olarak kabul ettirebilmek için ilk baslarda (özellikle daha henüz güçlenmedigi dönemde) Kur’an’a “Dileyen Rabbine giden yolu tutar” (K. 76 Insan 29) ya da “Her kese islediklerinin karsiligi ödenir” (K. 46 Ahkaf 19) seklinde ayet’ler koymustur. Böylece kisileri, eger müslüman olacak olurlarsa Cennet’e, olmayacak olurlarsa Cehennem’e gitmek gibi bir seçim karsisinda birakarak kendisine baglayabilecegini hesaplamistir. Daha baska bir deyimle müslüman olup olmamanin “kisisel irade” isi oldugunu, ve müslümanligi seçenlerin mükafatlara konacaklarini anlatarak, ve nasil olsa kisilerin kazanç yolunu (örnegin Cennet’e gitmeyi” ) tercih edeceklerini düsünerek, iyi bir taktik kullandigina inanmistir

Ancak ne var ki bu usul ile pek basari saglayamamis ve fazla sayida taraftarlar kazanamistir. Kendisini bir baba gibi büyüten ve koruyan amcasi Ebu Talib’i bile, bütün cabalarina ve yalvarip yakarmalarina ragmen, müslüman yapamamistir. Yapamayinca, basarisiz kalmis gibi görünmemek için müslüman olup olmamanin Tanri’nin istegine bagli bir is oldugunu söylemis ve Kur’an’a: “Allah kimi dogru yola koymak isterse onun kalbini islamiyete açar… kimi de saptirmak isterse…kalbini dar ve sikintili kilar… ” (K.6 En’am 125) seklinde ayetler koymustur. Fakat “kafir’lerin” Cennet’e giremeyeceklerini belirtmek üzere “Allah, inanmayanlari küfür batakliginda birakir…” (K. en”am 125) seklinde eklemede bulunmustur ki çeliskili durumu yaratan da budur.

Ayni durum, daha sonra Medine’ye geçipte oradaki Yahudileri müslüman yapmaga kalkinca da ortaya çikmistir. Onlari müslüman yapabilmek için ilk önceleri bir takim ödün’ler (tavizler) vermis olmasina ve örnegin Kible’yi Yahudilerin kutsal bildikleri Kudus yönüne cevirmesine ragmen sonuç alamamis, onlari müslüman yapamamistir
Sadece onlar bakimindan degil fakat putperest olan Arap kabileleri bakimindan da ayni basarisizliklara ugrayinca taraftarlarindan bir çogu: “Eger Muhammed gerçekten Peygamber ise, nasil olur da bu kisileri müslüman yapamaz?” seklinde konusur olmuslar ve bu tür konusmalar kuskusuz ki Muhammed’i telasa düsürmege yetmistir. Peygamberliginin süphe uyandirabilecegi endisesiyle onlarin bu tarz konusmalarina engel olmak istemistir. Bundan dolayidir ki, daha önce amucasi Ebu Talib’in ölümü sirasinda uyguladigi taktigi, bu vesile ile pekistirmek gerektigini anlamis ve putlara tapip tapmamanin, ya da müslüman olup olmamanin Tanri’ya ait bir is oldugunu söyleyerek, kisileri müslüman yapamamaktan dogma sorumlulugu sirtindan atmaya çalismistir. Bunu saglamak üzere Kur’an’a: “Tanri diledigini saptirir, diledigi dogru yola sokar” (K. 16 Nahl 93), ya da “Allah dileseydi puta tapmazlardi” (K. 6 En’am 107), ya da “Tanri kimin gönlünü islama açmissa o Rabbi katinda bir nur üzre olmaz mi?… Kimi saptirirsa ona yol gösteren bulunmaz” (K. 39 Zümer 22-23) seklinde (ve buna benzer) ayet’ler yerlestirmistir.

Görülüyor ki çeliskilerin asil nedeni günlük siyasetin olusumu ile ilgilidir: kisileri müslüman yapmak için “irade” özgürlügü ilkesine basvurulmus ve örnegin “Kim müslüman olursa o mükafata erisir” seklinde hükümler konmus ve fakat basari saglanamayinca bu sefer müslüman olmanin kisi iradesiyle ilgili bulunmayip Tanri’nin istegine bagli oldugu tezi’ne basvurulmustur. Bu ve buna benzer durumlar, seriat hükümlerinin birbirleriyle çelisir nitelikte olmak uzere ortaya çikmalari sonucunu dogurmustur
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 13-08-2007, 17:17
heavenisalie - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Henüz arızalanmış
 
Üyelik Tarihi: 12-08-2007
Nerden: Şimdilik Ankara
Mesajlar: 38
Kuran'da ki en büyük çelişki "kader" denilen olaydır.

Örneğin: Madem önceden kader denilen şey yazılmış ve olacak olan her şey önceden belli, niye dua edersiniz?

Kaderi ilahi bir güç tarafından belirlenmiş biri, özgür iradesinin olmadığı halde, nasıl olurda cennet ya da cehenneme gidebilir? Ödüllendiriler ya da cezalandırılır?

Çok saçma!

Milyarlarca insan nasıl oluryorda inanıyor, bir türlü anlamıyorum. Sürü psokolojisi mi acaba?


hubele!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 13-08-2007, 20:38
Henüz arızalanmış
 
Üyelik Tarihi: 12-07-2007
Nerden: Nasyonel Sosyalist Almanya
Yaş: 29
Mesajlar: 44
Ya kardeşim neden bir günden bir güne çıkıpta bir Müslüman "Ateistlerin çelişkileri" diye yazı yazmaz.

Nedir alıp veremediğiniz? İşinize gelmiyosa inanmazsınız bu kadar basit...İşine gelende inanır.Size ne?

Ama hepimiz insanız diye de biz inananlar hiçbirinizi aramıza almak zorunda değiliz.Benim dinim inanmayanla dost olmamayı emreder.Ben de olmam çünkü bu inancı benimsemişim.Nedir bu aksini idda etme gayreti,nedir bu altında bükülme..

Ateistler'in saçma sapan işleri diye bi yazı yazsam sayfalar düzerim bende ama banane?


National Sozialistische Deutsche Arbeiter Partei
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 13-08-2007, 21:45
heavenisalie - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Henüz arızalanmış
 
Üyelik Tarihi: 12-08-2007
Nerden: Şimdilik Ankara
Mesajlar: 38
Alıntı:
schutzstaffel´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Ya kardeşim neden bir günden bir güne çıkıpta bir Müslüman "Ateistlerin çelişkileri" diye yazı yazmaz.
Yazar! Vardır böyle yazılar.

Alıntı:
Nedir alıp veremediğiniz? İşinize gelmiyosa inanmazsınız bu kadar basit...İşine gelende inanır.Size ne?
O kadar basit değil işte. "İşine gelmiyorsa inanmazsın diye" birşey olsa ne alâ.Gerçi eskisine göre sünni dikta baskısını biraz azattı ama, yine de etkileri sürüyor.Oruç tutmadığı için meydan dayağı yiyenler misal...


hubele!
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 13-08-2007, 23:45
Roma Generali
 
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Nerden: Malatya
Mesajlar: 46
Pragmatik bir kitap Kur'an.Düz mantıkla bakılmaması gerekir.


Tarihin masaldan tek farkı gerçekten bir zamanlar Stonehenge'nin yapılmasında tekerleklerin kullanılmaması,gerçekten bir zamanlar Piramitlerin yapımında 30 yılı aşkın bir süre binlerce insanın çalışması,Gerçekten İskender diye birinin 17 yaşında Anadolu'da Gordion savaşını kazanması,bir zamanlar Karnak tapınağı denilen bir yerde Amon'a insan kurban edilmesidir.
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 14-08-2007, 01:19
pechorin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
защитник
 
Üyelik Tarihi: 22-05-2007
Nerden: USA
Mesajlar: 55
Güzel bir yazı imiş, aktardığın için teşekkürler.

Yahudilik ve hristiyanlık gibi önce ki dinleri göz önünde bulundururak tasarladıkları bir din olmasına rağmen yine de hataların olması doğal, sonuçta insan ürünü bir kitap. Ama dile kolay nerdeyse 1500 sene, eleştirilememesi sayesinde varlığını koruyup oldukca yayılmış, büyük bir başarı aslında düşününce.

Ne mutlu ki, başta internet sayesinde olmak üzere, iletişim artık çok daha kolay; fikirler ve eleştiriler insanlar arasında daha hızlı yayılabiliyor, istenilen bilgiye kolayca ulaşılabiliyor. İnsanlığın sırtındaki en büyük kambur olan dinlerin sonuda yakında gelir diye umuyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 15-08-2007, 02:13
Normale dönmüş
 
Üyelik Tarihi: 08-08-2007
Nerden: evde
Yaş: 36
Mesajlar: 88
Alıntı:
heavenisalie´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Yazar! Vardır böyle yazılar.



O kadar basit değil işte. "İşine gelmiyorsa inanmazsın diye" birşey olsa ne alâ.Gerçi eskisine göre sünni dikta baskısını biraz azattı ama, yine de etkileri sürüyor.Oruç tutmadığı için meydan dayağı yiyenler misal...

islamiyete dil uzatmak bu kadar basitte, ateiste yorum yapmak nden basit olmasın?
radikal örnekleri önümüze getirdiğin sürece çıkılmaz içinden bu muhabbetin.. hükmünü genele bakarak ver de, etki-tepki olayı ile 1 1 imize reaksiy10 vermeyelim...
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 15-08-2007, 02:48
ada_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Henüz arızalanmış
 
Üyelik Tarihi: 15-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 6
müslüman olmayannar direk günahkar oluomuş nası bişi bu yaa müslüman olmayan bi toplulukta büyüyen yetişen insanın ne suçu war? böle sorulduunda onu suçu ailesine yasılıoo denilioo ailesinin suçu kime yasılıooo niye herkes müslüman diil o zaman ??
Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink)  
Alt 15-08-2007, 04:14
Can - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Can Can isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Atatürkiye..
 
Üyelik Tarihi: 05-02-2007
Yaş: 17
Mesajlar: 91
Kur'anda çok çelişki vardır, ama bu ayetleri zamanın şartlarına göre değerlendirirsek çelişki olmayabilir...
Alıntı ile Cevapla
  #10 (permalink)  
Alt 15-08-2007, 04:34
abdul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sivil
 
Üyelik Tarihi: 21-07-2007
Nerden: christiania
Mesajlar: 82
hiçbir dini ;kitap,oluşum ,öğreti,inanç vs. , bu tarz genel ortamlarda(samimiyetin olmadığı yerlerde)tartışmaya açılmamalıdır
açılırsa ne mi olur ? gereksiz çatışmalar ortaya çıkar...

inanan(inandığı şey ne olursa olsun) için inandığı şeyde çelişki yoktur zaten...
kanıtlanabilir değildir , kişiseldirler, kişinin özelinde kalmalıdırlar...
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
kurandaki, celiskiler, ilhan, arsel


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Ahlak ve Dincilik... (İlhan Selçuk) Can Köşe Yazıları 5 27-12-2007 00:08
İlhan İrem Anlasana... Ebruli Video Klipler 3 26-12-2007 16:56
Attİl İlhan mernes Şiirler 6 21-10-2007 17:21
İlhan İrem Konuşamıyorum... Ebruli Video Klipler 0 08-02-2007 21:07
Attİla İlhan jezabel Şiirler 0 07-02-2007 20:14


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:32 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org