Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Serbest Kürsü > Köşe Yazıları


Cumhuriyet'in Altındaki Tuzak...

Köşe Yazıları içerisinde Cumhuriyet'in Altındaki Tuzak... konusu: Cumhuriyet'in Altındaki Tuzak... BİZ "Ahilik" sistemini bilirdik ama "Abilik" sistemini (kelimenin doğrusu ağabeylik ama biz de yanlış ve yaygın olanı kullanacağız) bilmezdik. Samsun’da, "seçmen nabzı tutmak" için toplumun çeşitli kesimleriyle ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 29-06-2007, 12:27
Ebruli
Guest
 
Mesajlar: n/a
Post Cumhuriyet'in Altındaki Tuzak...

Cumhuriyet'in Altındaki Tuzak...


BİZ "Ahilik" sistemini bilirdik ama "Abilik" sistemini (kelimenin doğrusu ağabeylik ama biz de yanlış ve yaygın olanı kullanacağız) bilmezdik.

Samsun’da, "seçmen nabzı tutmak" için toplumun çeşitli kesimleriyle konuşurken fırsat bulup bir de üniversite öğrencisi gençlerle görüştük.

Onların "seçmen" sıfatıyla yaptıkları değerlendirmeyi "seçim" sayfalarımızda görebilirsiniz.

Görüşmenin o kısmı bittikten sonra bir ara gençler, "cemaat evleri"nden söz ettiler. O evlerde "abi"ler, "abla"lar varmış.

Biz "abi" kavramını bildiğimizden farklı olarak Trabzon’da yaşanan McDonald’s olayı ile Rahip Santoro’nun ve daha sonra da gazeteci Hrant Dink’in katledilmeleri sırasında duymuştuk.

"Sanığın abi’si" vardı. "Abinin de büyük abi’si"nden söz ediliyordu. Ama yine de bu kavramı sırf Trabzon’daki birkaç maceraperest fanatiğe özgü sanıyorduk. Nitekim gençlere;

"Neden söz ediyorsunuz?" dedik.

Meğer Fethullah Gülen Cemaati, Süleymancılar gibi çeşitli cemaatler, daha gençler ÖSS’de başarılı olmak için "dershaneye" gittikleri sırada, oradaki başarılı öğrencilere mim koyarlarmış.

Cemaat görevlileri, başarılı öğrencinin ailesiyle bağlantı kurar, "Çocuğunuz üniversiteye girdiği zaman onun giderlerini biz üstleniriz" diyerek daha o aşamada kancayı atarmış. Bu suretle çok yetenekli ve çalışkan çocuklar "cemaate" kazanılırmış.

Daha düşük performanslı ama üniversiteyi kazanacak kadar başarılı olanlar da, çocuğun durumuna göre uzatılan yardım eliyle yine cemaatin parçası haline getiriliyormuş.

Özellikle ailesinden uzak bir yerdeki üniversiteye giden öğrencilere daha kayıt yaptırdığı sırada:

"Gel, senin gibi genç öğrenciler için hazırladığımız evlerde kal. Yalnızlık çekme. Bir ay, iki ay para verme... Beğenmezsen ayrıl başka yere git... Kalmaya devam edersen senden tüm giderlerin için ayda 120 YTL’den başka para istenmez" denerek aralarına alınırmış.

Erkek öğrencilerin evlerinde "ev abisi", kız öğrencilerinkinde "ev ablası" oluyormuş. Her "cemaat evi"nden oranın "abi"si veya "abla"sı sorumluymuş. Parayı onlar toplar, gençleri onlar yönlendirirmiş.

Cemaat evlerinde televizyon -belki istisnası vardır- bulunmazmış. Bol "dini sohbetler" yapılırmış. Gençlerin "dinlerini öğrenmeleri" (!?) sağlanırmış. Cemaatin kurallarını benimseyenlere ondan sonra da sahip çıkılır, onun iş, aş dahil her sorunu çözülürmüş. Cemaat evine uyum sağlamayanlar bir süre sonra uygun şekilde dışlanırmış.

"Ev abilerinin de abisi" varmış. Ondan yukarısını gençler bilmiyorlar ama "O abinin de bağlı olduğu bir yerler var. Nitekim aldıkları talimata göre hareket ettikleri, her öğrenci için yukarıya rapor verdikleri her hareketlerinden anlaşılıyor" diyorlar.

Samsun’daki özel yurtlardan ikisi hariç diğerleri cemaatlerinmiş. Cemaat evlerinin sayısını bilmek ise mümkün değilmiş.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi yetkililerine bu bilgilerin doğru olup olmadığını sorduk. "Maalesef doğru. Ama daha da önemlisi bu sadece Samsun’un olayı değil, tüm üniversitelerde bu durum var" dediler.

Bu gidişle laik Cumhuriyet bir gün, bir gecede alabora olursa, kimse hayret etmesin. Bu ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlenenler de "bizim onda bir suçumuz yok" demeye kalkışmasın.

Oktay Ekşi
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 29-06-2007, 12:51
magnvs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
exodus
 
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Nerden: Dersaadet
Mesajlar: 226
Küçük oğlan abilere diye giderim der büyüğü de aplalara diye gider.. Evde kimse kalmadı valla.
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 29-06-2007, 14:08
Ebruli
Guest
 
Mesajlar: n/a
Evet kalmadı galiba Bunlar aslında bilinen şeyler... Ama gün geçtikçe türevleri artıyor... Artık aleni şekilde oluyor... Kimse de durduramıyor...

Ve dahası 6-7 yaşındaki çocuklara kadar indirdiler olayı... 6-7 yaşında ki çocukları anne ve babaları yatılı olarak nasıl bırakıyorlar aklım almıyor Bu kadar mı gözleri kör olmuş Ya da buna gerçekten mecburlar mı?... Bu da ayrı soru tabi

Etkenleri çeşitli olmakla birlikte, netice şu ki; bu tür tarikat ve cemiyetler açıkları çok iyi değerlendiriyorlar...
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 29-06-2007, 16:09
...Dengesiz...
 
Üyelik Tarihi: 01-02-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 25
Mesajlar: 2,226
Ama öyle cemaat ve tarikatlara laf etmeyin.
Sonra din düşmanı olursunuz.
Hem bunlar paranoya gerçek değil. Milliyetçilik yapmayın.

Zaten F.Gülen denen adam ABD'de değil aslında yıllardır, İstanbul'da bir villada.
Hep kandırdılar sizi.
HAtta cemaat evlerinin üstündeki el F.Gülene değil emekli paşalara ait.

Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 30-06-2007, 13:56
aroma
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart alıntıdır. okumanızı rica ederim.

İki analiz, bir dua!

Hangi hikmete binaen hâlâ yazarlıkla uğraştığını bir türlü anlayamadığım biri, "Cumhuriyet'in altındaki tuzak" başlığı ile bir köşe yazısı kaleme almış. Merak ettim; okumadan önce, "nedir yav bu Cumhuriyet'in altındaki tuzak; ne olabilir?" diye kendimi test etmeye karar verdim; dolayısıyla önce benim tahminî cevaplarımı, sonra da o yazarın "tuzak"tan ne anladığını sırayla okuyacaksınız.
Benim için Cumhuriyet, devletin sıfatıdır; ben devlet fikrini önemserim; çünkü devlet, birlikte yaşama irademizin en yüksek fizikî organizasyonudur. Devlet kurmak, yönetmek, işletmek ve "yönetişmek", benim için medenî bir haslettir.

Ciddiye alırım ama kutsallık atfetmem ve zamanla görmüşümdür ki benim devlet hususundaki ciddiyetim, bazılarının kutsallık atfından çok daha sahici, ayağı yere basan ve bu dünyaya ait bir tesbittir.

Bana göre Cumhuriyetimiz ciddi ve sahici birtakım tehlikelerle karşı karşıyadır; sıralıyorum:

1- Bir devletin anayasası, toplumsal ölçekte en yüksek mutabakat belgesi olmak iktizâ eder; 1982 Anayasası, son AYM kararından sonra, mahkemenin içtihadına göre her istikamette eğilip bükülebilir (esnek değil) şekilsiz bir mahiyet kazanmıştır.

2- Anayasa, devlet kurumları arasındaki güç paylaşımını, toplumla devlet arasındaki ilişkileri "hukuk"a bağlar; bu hukuk, bilumum yüksek yargı uzuvlarıyla birlikte devletin bütün kurumları için bağlayıcıdır. Türkiye'de kurumlar arasındaki güç paylaşımı, artık anayasal kurallara göre cereyan etmemekte, anayasa dışı yollardan fiilî güç gösterilerinde bulunulmakta ve bu durum maalesef, Anayasa'mızın 2. maddesinde zikredilen "demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti" olmak niteliğini zedelemektedir. Şöyle ki:

a- Güç paylaşımında anayasa hukukuna riayetsizlik gösterildiği için devletin "demokratik"vasfı,

b- Bir kilisenin "ekümeniklik" iddiasını karara bağlamak noktasında bir yüksek mahkememizin kendisini yetkili saymasıyla devletin "laik" vasfı,

c- Nihai kertede hukukun işletilmesi yerine, fiili güç kullanımının bazı muhitler tarafından alkışlanmasıyla "hukuk devleti" vasfı açıkça örselenmektedir.

3- Devletin ta içine uzandığı töhmetiyle gündeme gelen çeteleşme vakaları hakkında bugüne kadar tekrarlanageldiğine şahit olduğumuz örtbas hamleleri, devletin vatandaş nazarındaki güvenilirliğini zedelemektedir.

4- Devletin bazı kurumları, Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen "kanun önünde eşitlik" ilkesinin özünü zedeleleyen açık davranışlarla, bir kısım vatandaşların kendini II. sınıf insan gibi hissetmesine yol açmaktadır.

Bana göre Cumhuriyetimizin geleceğini tehlikeye sokan davranışların başında bu tür yaklaşımlar geliyor; halbuki, yazının başında bahsettiğim yazar, "Cumhuriyetin altındaki tuzak" kavramıyla, bir grup öğrenciyle yaptığı görüşmedeki intibaları nakletmektedir. Buna göre yurt çapında bir cemaat, öğrencilerin yurt ihtiyaçlarını karşılamak için evler açmakta, bu evlere yönetici olarak abi ve ablalar yerleştirmekte, başarılı öğrencileri desteklemekte, daha az başarılı olanlar başarılı olmaya özendirilmekte, az bir katılım ücreti karşılığında okumaları sağlanmakta, akşamları ise bu evlerde dinî sohbetler tertiplenmekte imiş.

Yazar bu durumu şu dramatik cümleyle özetliyor: "Bu gidişle laik Cumhuriyet bir gün, bir gecede alabora olursa, kimse hayret etmesin."

İşte size iki yazardan iki "Cumhuriyet'e tehdit" analizi. Yorum yapmıyorum.

Duam odur ki Mevlâ, devletimize, Cumhuriyetimize zevâl vermesin; içimizdeki algı özürlülerden ötürü bizi helâk etmesin

Ahmet Turan Alkan 30 haziran 2007
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 30-06-2007, 14:55
Omerta Veritas
 
Üyelik Tarihi: 16-02-2007
Nerden: Eskişehir
Yaş: 32
Mesajlar: 214
Ezber yapmayalım...
Fetulah Gülen'in bu tip bir örgütleşme içinde olduğu zaten malum..Oktay Ekşi de biliyor bilmesine...Ama artık iyice ayyuka çıktığı için yeni öğrenilmiş gibi yapılıyor.
+
İslamiyette RUHBAN sınıfı yoktur..Ve dünyadaki tek Ruhban sınıfı olmayan özgür dindir..
Ancak Fettoş ve yandaşlarınn getirdii sistemler ile, ki bakınız katolik sistemin aynısıdır, gençlere Müslümanlık yanlış öğretiliyor, zehirleniyorlar...

Bir PUT şeklini almış olan Said-i Kürdi ve Fettoş'un yazılarından başkası okunmuyor, sözlerinden başkası söylenmiyor...

Kısacası acınacak haldeler...Üstüne üstlük bir de Hocanın ağlama tripleri var ki sormayın...
+
Öbür taraftan Emre Kongar'ın bir sözü var...
"Ben yıllarca araştırma yaptım, gençleri eğittim, öyle hoca oldum..Bu Fetulah Gülen'e KİM HOCALIK PAYESİNİ VERDİ, KİM DENETLİYOR BİLMEK İSTERİM " diye...
Doğru söze ne denir...
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 30-06-2007, 16:59
...Dengesiz...
 
Üyelik Tarihi: 01-02-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 25
Mesajlar: 2,226
aroma adlı arkadaşın attığı yazıda yazar ne demek istemiş ya da amacı ne anlayamadım gerçekten.
Gerçi böyle başka yazarların yazılarından beslenen asalak yazar çok.
Çünkü kendi kapasiteleri olmadığı için başka yazarların yazıları kovalarlar ve bunu kıstas alarak palavralarını sıkarlar..

Neyse ama dediğim gibi bu cemaat evlerine laf etmeyin.
Onlar ÖSS'ye ATatürkçü aydın gençler hazırlıyor.!!!
ABD'ye düşman milliyetçi vatandaş yetiştiriyor.
Sakın ha tarikatlara laf etmeyin çarpılırsınız sonra..
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 14-07-2007, 20:58
Can - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Can Can isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Atatürkiye..
 
Üyelik Tarihi: 05-02-2007
Yaş: 17
Mesajlar: 91
Ekşi Oktay cumhuriyetin altındaki tuzağı yeni mi görmüş acaba?
Fettoşçuların Nokta dergisine inceleme yaptıkları zaman kendisi pek bir demokrattı!
Alıntı ile Cevapla
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:49 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org