Ey
Şamil Tayyar denen gazeteci diyemeyeceğim adam !
Ey
Star gazetesinde köşe yazısı yazdırılan kişi !
Seni ne okurum, ne de adını anarım.
Benimle ilgili saçmalıklar yazdığında bile ne gazeteni aldım ne de yazdıklarını okudum.
Çünkü kim olduğun ve niyetin belli.
Ancak biraz önce bir dostumdan gelen telefon ile adını anmak zorunda kaldım ve titredim.
Çünkü yazdıklarını öğrendiğimde içim kalktı.
Yaklaşık onbeş dakikadan yazdıklarını tekrar tekrar okuyorum ve inanamıyorum.
Yahu senin insafın,imanın,Allah'ın yok mu be adam ?
Sen bırak gazeteciliği, insan mısın?
Türkiye üzerinde oynanan oyunların, medyadaki kavgasını nereye kadar taşımaya niyetiniz var?
Yazının başlığı
"Tuncay 'ı gözümüz gibi korumalıyız"
Peki daha önce gazetende manşetten ,hakkında her türlü iftirayı attığın bir adam ile ilgili niye böyle bir yazı yazasın?
Herkes senin Tuncay Özkan'ı karalamak istediğini bilirken sen niye "Tuncay Özkan'ı niye gözümüz gibi korumalıyız" diye yazıyorsun?
Ah ,ah,artık arkadan vurmak için nasıl da gözünü karartmışsın,artık nasıl bir çıldırmışlık bu ?
Her türlü sözü hakeden yazını olduğu gibi yayınlayacağım için detayına girmiyorum ama özetliyorum.
Diyorsun ki yazında:
"Bir 'secret' dostla 'deep' sohbetimiz oldu. Dedi ki; 'Türkiye'yi kaosa sürükleyecek yeni teşebbüsler olabilir.' 'Kimler üzerinden' diye soruya başlarken sözümü kesti: 'Böyle bir eylemin hedeflerinden biri iktidar partisi olabilir, ama en az onun kadar önemli olan, bazı eski defterler de kapatılmak istenebilir...'
Bu ifadelerin önü, arkası da var. Ürkütücü iddialardı. Haliyle Koru'nun bu yazısı geldi aklıma.
İzniyle, tavsiye cümlesini şu şekilde uyarlamak istiyorum: 'Ben devletin yerinde olsam Tuncay Özkan'ı gözüm gibi korurdum.'
Buradan herkesi uyarıyorum..."
Yahu
Şamil Tayyar sen artık delirdin mi ?
Açıkça
Tuncay Özkan öldürülecek diyorsun .
Üstelik
Hrant Dink sokak ortasında vurulalı şu kadar zaman geçmişken.
Üstelik Danıştay saldırısında bir hakimimiz ,
Mustafa Yücel Özbilgin katledileli şu kadar zaman olmuşken.
Bu insanlar tıpkı senin yaptığın gibi gazetelerden hedef gösterilmedi mi ?
Vakit gazetesi "Danıştay' da türban karar veren hakimler işte bunlar" dedikten sonra saldırı gerçekleşmedi mi ?
Kaç hakim vuruldu ?
Bakın ,herkes doğru anlasın diye yazını tekrar ediyorum.
Herkesi
Tuncay Özkan'ın korunması konusunda uyarıyorsun.
Yani
Tuncay Özkan öldürülecek diyorsun.
Bunu nereden biliyorsun?
Bir
"secret" yani
"gizli" dostunla
"deep" yani "derin" bir sohbet yapmşısın. O derin ve gizli dostun Türkiye'yi kaosa sürükleyecek yeni girişimler olabilir demiş.
Sende kimler üzerinden diye sormuşsun-yani birileri öldürülebilir diyor sende kim öldürülecek diye soruyorsun -o da iktidar partisi yada en az o kadar önemli bir yerden biri diye yanıtlamış sende bunun üzerine-gecenin bu saatinde ellerim titreyerek yazıyorum
-"Tuncay Özkan'ı koruyun ,öldürülecek" diye yazıyorsun.
Aklın mı uçtu
Şamil Tayyar?
Aklınız mı uçtu artık ?
Açıkça hedef gösterdiğini farkında değil misin ?
Açıkça bir gazetecinin öldürüleceğini iddia ediyorsun.
Ve bu bilgiyi derin ve gizli bir dostundan aldığını yazıyorsun.
Bu ülkede polis, savcı, hakim yok mu?
Şu adamın yazdıklarının hesabını soracak bir kişi yok mu ?
İlgilisi kimse açıkça suç duyurusunda bulunuyorum.
Sen
Şamil Tayyar!
Star gazetesi yazarı,
Tuncay Özkan'a şu dakika veya yarın sabah, yada ertesi gün, gelecek hafta ,gelecek ay bir şey olsa hesabını nasıl vereceksin?
Bu bir uyarı mı ?
"
Tuncay Özkan sesini kes yoksa seni öldürecekler "mi demeye getiriyorsun?
Bu uyarıyı senin üzerinden kim yapıyor?
Gizli ve derin dostların mı yapıyor uyarıyı?
Gizli ve derin dostların kimin hesabına çalışıyor?
Kimlerle dost, arkadaşsın?
Gizli ve derin dostların kimler açıkla !
Açıkla ki kiminle, nerelerde "Türkiye'de hangi gazetecinin ya da hangi siyasetçinin öldürüleceği" sohbetini yapıyorsunuz bilelim.
Siz nasıl gazetecilersiniz ?
Siz nasıl insanlarsınız ?
İnsafınız,vicdanınızın olmadığını gördük ama artık aklınız da mı kalmadı ?
Bu nasıl bir yazı?
Bu hedef göstermek değil mi ?
Açık soruyorum,Tuncay Özkan öldürülsün mü istiyorsun?
Bak sana buradan söylüyorum.
Bugünden, şu andan itibaren,Tuncay Özkan'ın kılına zarar gelirse, hesabını bizzat ben senden soracağım.
Bunu git istediğine şikayet et ,yaz ,bağır çağır.
Ama tekrar ediyorum ,artık bu iş gazeteciliği filan aştı .
Sana tekrar söylüyorum :
Tuncay Özkan'ın bu dakikadan itibaren kılına zarar gelirse, bu dünyada da, öbür dünyada da iki yakan elimde .
Kurtulamazsın.
Ve
Şamil Tayyar :
Bir gazeteci olarak,tıpkı
Tuncay Özkan gibi bir çocuk babası olarak ve bir insan olarak :
Seni
lanetliyorum!
kck
Ey vicdan sahibi ,akıl sahibi,insaf sahibi okuyucu !
Seni de bu gazeteci diyemeyeceğim adamı
lanetlemeye çağırıyorum.
Bir meslekdaşını açıkça hedef gösterecek kadar gözünü karartmış bu insanı
lanetleyin.
Bu insanlar gazeteci olamaz!
Size bu kişinin
11 Mart Pazar günü, Star gazetesinde yayınlanan yazısını aşağıda sunuyorum.
Bu yazıyı lütfen okuyun ve söylediklerimde en ufak bir abartma ,yanlış var mı siz karar verin.
Sonra tüm bu yazıyı internet boyunca iletin,arkadaşlarınıza anlatın ,anlatın ki Uğur Mumcu'lara nasıl kıyıldığını , hangi derin ve gizli dostlarla,hangi canların nasıl yakılacağının analizinin kimler tarafından yapıldığını herkes görsün,herkes bilsin.
Herkes Türkiye'yi bu rezil duruma kimlerin getirdiğini artık anlasın!
Kerimcan KAMAL
İşte
Şamil Tayyar'ın yazısı:
Tuncay'ı gözümüz gibi korumalıyız
Yeni Şafak Yazarı
Fehmi Koru'nun (Taha Kıvanç) 22 Şubat'ta yayınlanan 'Hüsnü kuruntu' başlıklı yazısı, son dönemdeki en çarpıcı yazılardan biriydi. Koru, şu soruya yanıt arıyordu:
'Hrant Dink'in ısrarlı taleplerine sağır kalarak kendisine koruma tahsis etmeyen devlet, Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir'i koruyor mu acaba?'
Zihninde böyle bir sorunun dolanmaya başlamasının nedeni ise yakın tarihte gerçekleştirdiği Washington gezisiydi. Koru, bir tespitini paylaşıyor:
'Devletin ilgili birimlerinde İskenderun-Diyarbakır arasında çok tuhaf kaçan seyrüsefer bilgileri bulunuyor; Hrant Dink olayında Trabzon-İstanbul seyrüseferi önceden dikkat çekmişti, ama üzerine gidilmedi, bu defa hazırlıksız yakalanılmak istenmiyor...'
Koru'nun bir de tavsiyesi var: 'Ben devletin yerinde olsam, hayatına karşı bir eylemin ülkeyi ne kadar sarsacağını hesap edemesem de
Osman Baydemir'i gözüm gibi korurdum...' Koru, minderin etrafında dönüp dolaşmış ama vermek istediği mesaj şu:
Dikkat, ülkeyi kaosa sürüklemek isteyenler Baydemir'e suikast girişiminde bulunabilir.
Böyle bir hatırlatmaya neden ihtiyaç duyduğuma gelince... Bir 'secret' dostla 'deep' sohbetimiz oldu. Dedi ki; 'Türkiye'yi kaosa sürükleyecek yeni teşebbüsler olabilir.' 'Kimler üzerinden' diye soruya başlarken sözümü kesti: 'Böyle bir eylemin hedeflerinden biri iktidar partisi olabilir, ama en az onun kadar önemli olan, bazı eski defterler de kapatılmak istenebilir...'
Bu ifadelerin önü, arkası da var. Ürkütücü iddialardı. Haliyle Koru'nun bu yazısı geldi aklıma. İzniyle, tavsiye cümlesini şu şekilde uyarlamak istiyorum:
'Ben devletin yerinde olsam Tuncay Özkan'ı gözüm gibi korurdum.'
Buradan herkesi uyarıyorum...