|
|
| Kent Rehberi Nasıl gitmeli? Neler yapmalı? Nerede kalmalı? Seyahat ve gezi rehberiniz. |
Rüya Şehir.. İstanbull..Kent Rehberi içerisinde Rüya Şehir.. İstanbull.. konusu: İstanbul
Evin içinde bir oda, odada İstanbul
Odanın içinde bir ayna, aynada İstanbul
Adam sigarasını yaktı, bir İstanbul dumanı
Kadın çantasını açtı, çantada İstanbul
Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
...

29-02-2008, 13:52
|
 |
Mournful Daisy
|
|
Üyelik Tarihi: 26-02-2008
Nerden: yağmurun ıslattığı her yerde....
Mesajlar: 243
|
|
|
İstanbul
Evin içinde bir oda, odada İstanbul
Odanın içinde bir ayna, aynada İstanbul
Adam sigarasını yaktı, bir İstanbul dumanı
Kadın çantasını açtı, çantada İstanbul
Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
Çekmeğe başladı, oltada İstanbul
Bu ne biçim su, bu nasıl şehir
Şişede İstanbul, masada İstanbul
Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık
Bir yanda o, bir yanda ben, ortada İstanbul
İnsan bir kere sevmeye görsün, anladım
Nereye gidersen git, orada İstanbul.
alıntı/Ü.Y.O.
Bazı İstanbul Semt İsimlerinin Hikayeleri ;
Aksaray – Aksaray'dan gelenler buraya yerleştirilmiştir. Bu semt adını bu günkü Aksaray Şehrinden gelenler vermiştir.
Ahırkapı - Padişah sarayının sonunda ki has ahırın (Padişahın atlarının barındığı ahır) yanında olduğu için Ahır Kapısı diye anılmıştır.
Akaretler - Sultan Abdulaziz Taşlıkta Aziziye camiinin giderlerini karşılamak üzere bir vakıf kurmuştur. Bu vakfa gelir sağlamak için de gelir getiren anlamında Akaretler yaptırmayı planlamıştır. Bu planı bitirmek ise II.Abdulhamit'e nasip olmuştur. Bu yüzden semtede Akaretler denmiştir.
Altunizade - Altunizade İsmail Zühtü Paşa'nın yaptırdığı cami, semtinde bu adla anılmasına sebep olmuşştur. Zühtü Paşa'nın babası altın alım satımı ile iştigal ettiğinden Zühtü Paşa'ya da Altunizade denmiştir.
Arnavutköy – Önceleri, Boğaziçi’nin bu sevimli semtinde Arnavutlar oturduğu için buraya bu ad takılmıştı.
Ataköy - Ataköy'ün eski adı Baruthane dir. II.Mahmut tarafından buraya baruthane yapılmıştır. O zamanlar Ataköy (İstanbul'un dışı sayıldığından baruthane yapımı için uygun bir alan olarak görülmüştür.) Daha sonraları Emlak ve Kredi Bankası bu bölgeye 50 - 60 bin nüfuslu bir yerleşim yeri kurmuştur(1950). Yeni yerleşim yerinin adı da Ataköy olur.
Ayazağa - İsmini yeni çeri kethudası Ayaz Ağa'nın çiftliğinden almıştır. Abdulaziz döneminde buraya yaptırılan saray bugün binicilik okulu olarak kullanılmaktadır.
Ayrılık Çeşmesi (Haydarpaşa’da) – Eskiden hac alayı bu çeşme çevresinde toplanır, oradan yola çıkardı. Hacca gidenler eşlerine, dostlarına orada veda ederek ayrılırlardı.
Bağlarbaşı - Çok eskiden bir Ermeni manastırına ait bağların başladığı yermiş. Zamanla oraya Bağlarbaşı denmiştir.
Balat - Rumca saray anlamına gelen palation sözcüğünden geldiği söylenir. Önceleri İstanbul'un kapılarından birine verilin bu ad, sonraları semtin adı olmuştur.
Bebek - Fatih Sultan Mehmet Han buranın muhafazası için gönderdiği komutanın lakabından gelmektedir. (Bebek Çelebi Bebek Çavuş)
Bedesten - Arapça bir söz olan Bezzaz dan türetilmiştir. Bez, kumaş taciri, Manifaturacı anlamına geliyor. Kumaş tacirlerinin bulunduğu yere de bezzazistan denildiğinden. zamanla halk arasında ağza kolay gelmesinden dolayı bedestan'a dönüşmüştür.
Beylerbeyi – III. Murat devri beylerbeylerinden Mehmet Paşa’nın yalısını bulunduğu için köye bu ad verilmiştir.
Cihangir – Kanuni Sultan Süleyman pek sevdiği oğlu Cihangir için burada bir cami yaptırmıştı. Semt adını bu Cihangir Camisi’ nden almıştır.
Çarşamba – Samsun Çarşamba ovasından gelenler yerleştirildiği için buraya da Çarşamba denilmiştir.
Çengelköy – XIX. Yüzyılda Kaptan-ı deryalıklarda, valiliklerde bulunmuş, yiğitliğiyle tanınmış Çengeloğlu Tahir Paşa burada bir mescit yaptırmıştı.
Harem – Üsküdar Sarayı’ nın harem dairesine gidecekler bu iskeleye çıkarlardı.
Haydarpaşa – III. Selim vezirlerinden Haydar Paşa oradaki kışlayı yaptırmıştı.
İhsaniye – Selimiye kışlası ile Karacaahmet arasındaki bu mahallenin bulunduğu yerde eskiden bir saray vardı. Padişah yıkılmaya yüz tutan bu sarayın arsasını halka “ihsan” ettiği (bağışlandığı) için semtin adı “İhsaniye” kalmıştır.
Kabataş – İskelenin bulunduğu yerde eskiden büyük bir taş vardı. Osmanlı devri ileri gelenlerinden “Köse Kahya” diye tanınmış Mustafa Necip çelebi bu taşı yontturup iskele haline getirdi.
Kadıköy – Bugün Osmanağa Camisi diye anılan caminin yerinde eskiden Kadı Mehmet Efendi’nin yaptırdığı bir mescit vardı. Semtin adı bundan dolayı “Kadıköy” kalmıştır. Bugünkü camiyi I. Ahmet devrinde Babüssaade Ağası Osman Ağa yaptırmıştır. Diğer bazı kaynaklara göre Bizans’ın fethinden sonra burası İstanbul’un ilk kadısı Hızır Bey’e bağışlanmış, bundan ötürüde semt “Kadıköy” adını almıştır.
Kanlıca - Bu bölgeye Kanuni Sultan Süleyman tarafından Anadoludan Türkmen ve göcebe bazı türk kabileleri getirtilip yerleştirilmiştir. Bu göçebelerin buraya yerleşmeleri kağnılarla olduğu ve çok uzun bir süre içinde ancak yerleşebildikleri için halk arasında bu bölgeye Kağnıca, sonralarıda Kanlıca denmiştir.
Kuzguncuk – Fatih Sultan Mehmet devrinde, Kuzgun Baba diye anılan bir derviş burada oturmuştu.
Taksim - İstanbul sularının bir bölümünün buradan taksimi yapıldığı için burasıda suların taksimi (ayrımı) yapılan yer olarak kalmıştır
Üsküdar – Farsça “Konak” anlamına gelir. Eskiden Anadolu’ya İran’a, Arabistan’a gidip gelen kervanlar burada konaklardı.
Vaniköy – Eski adı Papazbahçesi’ydi. IV. Mehmet, Şeyh-i Sultani Esseyit Mehmet Vani (Vanlı) ye bu yerleri hediye etti, o da kendisine burada bir yalı, bir iki ev yaptırdı.
araştırma yazıları...
"Vous pos Lome je, en tant que mon amour,Mais cependant, merci de vivre I' amour je"
|

26-03-2008, 18:27
|
 |
Mournful Daisy
|
|
Üyelik Tarihi: 26-02-2008
Nerden: yağmurun ıslattığı her yerde....
Mesajlar: 243
|
|
Sizlerle eskilerin Pera dediği , şimdi adı Beyoğlu olarak geçen İstanbul'un kalbinden birkaç gittiğim mekanı paylaşmak isterim.
Vazgal...
Ağa Camii'nin yanında ki sokaktan girince biraz aşağıya doğru yürüdüğünüzde, sokağın sol tarafında ahşap eskitilmiş camlı çift kanat kapısıyla karşılıyor sizi Vazgal.İçeri adımınızı atar atmaz keskin bir elmalı nargile kokusunu çekiveriyorsunuz içinize, loş, basık tavanlı, ahşap masa ve sandalyelerle çevirili hoş bir ortamda buluveriyorsunuz kendinizi.etnik ve rock müziği arka fonda, tavla, domino ve satranç masalarda sizi bekliyor istiyorsanız, ayrıca küçük bir kütüphanesi de var dergi ve kitaplardan oluşan.Çayın ve kahvenin her çeşidi mevcut, alkollü içiçek yok.Gündüzleri ve öğleden sonra uğrayacağınız bir mekan.Tirimusu ve pastaları çok leziz tavsiye ederim.hafta sonunu geçirebileceğiniz dinlendirici hoş bir mekan.
The Irısh Center...
Hüseyin Ağa mahallesinde bulunan eskiden James Joyce adıyla hizmet veren mekan şimdi Fado Irısh Pub olarak geçiyor.Diğer adıyla da İrlanda Kültür Sanat ve Eğlence Merkezi.Akşamları canlı performanslarda İrlanda müziklerini dinleyebileceğiniz oldukça hoş bir ortam, kendine has yemekleri ve tabikii vazgeçilmez içkisi bira.diğer alkollü içecekler de mevcut.dans müziği eşliğinde yerli ve yabancı dost sohbetleri yapabileceğiniz ideal bir mekan.özel günlerinizi de paylaşabilirsiniz.Laf aramızda doğum günümü kutlamıştım.
Cezayir Restaurant...
Galatasary Lisesi arkasında ki Fransız sokağı girişinde bulunan mekan sofistike,sanatsal,modern ve rahatlığın ambiyansını bir arada tadabileceğiniz bir yer.Eski bir bina daha önce okul olarak kullanılmış "İtalyan İşçi Cemiyeti tarafından İtalyan işçi ve ustalarının çocuklarına eğitim veren bir binaymış" Restore edildikten sonra (orjinaline sadık kalınmış) hizmete restaurant olarak başlamış.En ilgi çekici yanı özel odalarının bulunması başbaşa yemek yemek için bulunmaz bir fırsat.geleneksel türk mutfağı menüsünde.klasik, soft caz ve soft pop müzik eşliğinde tabii birde dj.leri var dostlarınızla yemek yiyebileceğiniz ender yerlerden biri.
"Vous pos Lome je, en tant que mon amour,Mais cependant, merci de vivre I' amour je"
|

01-04-2008, 16:01
|
 |
disconnectus erectus
|
|
Üyelik Tarihi: 28-03-2008
Mesajlar: 66
|
|
|
istanbul aldatilmamasi gereken bir kent, baska bir kentle aldatinca sizi asla bagislamiyor ve surgun oluyorsunuz , kimin bir kenti bu kadar ozlemeye gucu yetebilir bilmiyorum, benim yillardir yetiyor.. ama nasil bir ozlemek burnunun diregi sizliyor ( ya bu arada ben butun konulara daliyorum lakin oncelikle herkesin bir affina siginmak istedim, bir gece asiri alkolden uye oldum tek animsadigim sey bu, ozur diliyorum boluyorsam birseyleri )
beyoglu'nda bir paragrafin içindeyim..senden önce bulurlarsa beni, süpheli bakislarimi kanima batirip imla edecekler beni...
|

17-04-2008, 10:35
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 15-04-2008
Mesajlar: 87
|
|
bu kenti özlüyorum ve sanırım kısa bir süre sonra kavuşacağız..
dünyadaki her şeyin her duygunun başkentidr İSTANBUL...
En güzel semti tabi ki de kadıköydür 

Bana cübbesinin altına saklanmş ateist bir rahip,ustasını öldürmek isteyen bir çırak,patronundan nefret eden bir hizmetçi verin Dünya'yı yerle bir edeyim..
|

17-04-2008, 11:14
|
 |
Gulyabani
|
|
Üyelik Tarihi: 12-04-2008
Nerden: istanbul
Yaş: 18
Mesajlar: 165
|
|
|
Güzel İstanbul, her zaman uçaktan baktigimda güzel görüntülerle karşilaştigim "yine geldim" hissine kapildigim güzel İstanbul..
|

01-05-2008, 14:18
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 31-03-2008
Yaş: 16
Mesajlar: 47
|
|
Çok fazla gezme şansım olmadı. Çoğu kişiye söylediğimde komik buldukları bir düşüncem var bu şehirle ilgili: TRT nin otoparkından izlenesi şehir  İzlenebilecek bir ton yer, oturulup hayran kalınacak bir sürü mekan varken neden burası bilmiyorum ama seviyorum orayı 
|

22-05-2008, 16:42
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 28-02-2008
Nerden: IstanbuI
Mesajlar: 19
|
|
|
Istanbul...Ana rahmim,dünyanın başkenti...lakin artık yaşanacak yer değil...Ziyaret edilecek yer oldu.Dörtte bir nufusun bu şehri terk etmesi lazım bunun için de diğer bölgelerde yatırım yapılması halkın yaşama hakkı tanınması lazım.Lazım da lazım....Istanbul dan gitmek arada bir dönmek lazım geliyor artık...
|

07-06-2008, 17:26
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 06-06-2008
Mesajlar: 12
|
|
kim bilir
hayal mi yoksa rüya mı
inansam mı inanmsam mi
görmek geliyor içim den o güzel şehri
büyüklüğü mü yoksa ulaşılmazlığı mı
görmek mi iyi bilmemek mi ayrılmak zor mu gelir
zaman geçtikçe sevgiliden seni sevmekten korkarım ve kaybetmekten istanbul
|

08-07-2008, 11:57
|
 |
Mournful Daisy
|
|
Üyelik Tarihi: 26-02-2008
Nerden: yağmurun ıslattığı her yerde....
Mesajlar: 243
|
|
Garipçe..
Haftasonunu İstanbul'un trafik ve kalabalığından uzak bir yerde geçirmek isterseniz gidebileceğiniz şirin bir köy Garipçe.. Aslında İstanbul içinde Sarıyer'e bağlı köylerden biri..Rumeli Kavağına giden yolun içinden yokuş yukarı çıkan seralar, kaçak ve ruhsatlı vilların arasından geçen dik bir yamaçtan çıkıyorsunuz..köye gidiş için tabelaları takip etmeniz yeterli veya Sarıyer üzerinden Rumeli Feneri ve Kilyos yolunu kullanarakda ulaşabilirsiniz..Köyün yolunu çıktığınız zaman şehirler arası özellikle Ege sahilinde yol alıyorsunuz gibi hissediyorsunuz.Yaklaşık 5 - 6 km.lik bir yoldan sonra köye ulaşabiliyorsunuz.Köyün en güzel yeri Cenevizlerden kalma kalesi..yüksekliği nedeniyle boğaza hakim bir kule, burçları ve panoramik bir görüntü ile büyüleniyorsunuz...düz bir bayırda ilerliyorsunuz, Boğazın Karadenize açılan görkemini görüyorsunuz..yüzünüze boğazın temiz havası ve rüzgarı vuruyor..düz bayırın üzerinden ilerlediğinizde boğaza yakın tarafta sağda taş basamaklardan ve duvarlardan oluşan bir geçit çıkıyor..basamaklardan indiğiniz zaman kalenin demir kapısı çıkıyor karşınıza.. içeri girdiğiniz zaman soğuk bir hava vuruyor hafif bir ürperti sarıyor içinizi..tamamen boğaz ayaklarınızın altında ihtişamınla..karanlık dehlizlerde yürüyorsunuz sarp kayalıklar üzerinde kurulmuş kale zindanları, koruma amaçlı açılan gözetleme pencereleri ,kemerli tuğlalardan yapılmış duvarlar ve koğuşlar müthiş bir heyecan veriyor..aslında halihazırda kullanılabilir görüntüsü var ama bu muhteşemliğin en kötü tarafı çok duyarlı bizler piknik sebebiyle kaleyide kirletiyoruz maalesef..
Köyün yazlıkçılar tarafından kullanıldığı malum..balıkçı köyü olduğu için küçük bir koyda demirlemiş kayıkları ve tekneleri görebilirsiniz..mevsimine göre her türlü balığı yemek mümkün..ayrıca denize girebiliyorsunuz bu amaçla hazırlanmış bir plajıda mevcut, konaklama içinde pansiyon ve köy evleri bulabilirsiniz..ve tabikii kilyos da bulunan bungalov tarzı hakim olan turistik tesislerde buraya yakın..
köyün insanları oldukça sevimli ve canayakın..ulaşım için ayrıca otobüslerde var..köyün en güzel yanı resim yapmak isteyenler için mükemmel bir panaromaya sahip olması..ayrıca otobüslerin kalktığı alanda yağlıboya resim sergiside bulabilirsiniz..ressam Ahmet Fazıl AKSOY'un yaptığı köyle ilgili tablolar bu alanda bulunuyor..biraz nefes almak isteyen herkesin gidebileceği ve görmesi gereken bir yer burası..köyün ismide bir zamanlar bu köyde garip bir adamın yaşadığı rivayetinden geliyor..gerçekten terkedilmiş, yalnızlığa bırakılmış bir hali var bu köyün..tavsiye ederim mutlaka mümkün olursa gidip görün..
"Vous pos Lome je, en tant que mon amour,Mais cependant, merci de vivre I' amour je"
Konu Vos Amo tarafından (08-07-2008 Saat 12:07 ) değiştirilmiştir..
Sebep: düzenleme..
|

24-07-2008, 22:57
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 24-07-2008
Mesajlar: 14
|
|
Alıntı:
HattoriHanzO´isimli arızadan alıntı
istanbul da yaşamak çok güçtür.
istanbuldan zevk almanın tek yolu başka yerde yaşayacan ma özledinmi gidip özlemini giderecen o zaman işte istanbul sein için bir cennet gibi oluyor...
|
Ben bunu yaşıyorum sanırım ama bu acı verici İstanbul'dan çıktığın anda yaşıyosun bu özlemi.
Konu candy tarafından (24-07-2008 Saat 22:59 ) değiştirilmiştir..
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:38 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|