Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Hayat Güzeldir > Kent Rehberi

Kent Rehberi Nasıl gitmeli? Neler yapmalı? Nerede kalmalı? Seyahat ve gezi rehberiniz.


Trabzon

Kent Rehberi içerisinde Trabzon konusu: Mısır Ekmeği Yöresel yiyeceklerin temelinde genellikle mısır ve mısır unu bulunmaktadır. Bunun böyle olması da tabiidir. Eskiden anbarda mısır oldu mu korkacak bir şey yoktu. Evde her zaman ekmek varsa ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 29-07-2007, 17:48
Trapezus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Henüz arızalanmış
 
Üyelik Tarihi: 29-07-2007
Yaş: 25
Mesajlar: 13
Thumbs up Trabzon

Mısır Ekmeği

Yöresel yiyeceklerin temelinde genellikle mısır ve mısır unu bulunmaktadır. Bunun böyle olması da tabiidir. Eskiden anbarda mısır oldu mu korkacak bir şey yoktu. Evde her zaman ekmek varsa yiyecek de var demekti.


Mısır ekmeği pişirmenin iki safhası bulunmaktadır. Bir; ekmeğin piş irileceği plekiyi bu işe hazırlamak, ikincisi de ekmek hamurunu yoğurmak.


Plekiler üç kiloluktan altı kiloluğa kadar küçükten büyüiğe doğru sıralanır. Diyelimki üç kiloluk plekide ekmek yapmaya karar verdik: Tok bir ateş yakar, ateşin iki yanına demir ayakları koyarız, plekiyi ağzı aşağı olarak bu demirleıin üzerine yerleştiririz.
Ateş plekiyi iyice kızdırırken bol köz ve kül de bırakır. Bu arada ekmek hamurunu sıcak su ile yoğurmak için yanan ateşin kenarına bir güğüm su konur.


Pleki ateşin Üzerinde pişedursun, biz diğer yandan ekmek hamurunu hazırlarız. En eskilerde ekmek teknesi ağaçtandı ve çekme olarak yapılırdı. Anbardan üç kiloluk un alarak ekmek teknesine elekleıiz. Tuz kalın olduğundan bir kapa konur ve sıcak su ile temizlendikten sonra eritilerek teknedeki unun ortasına dökülür, yeteri kadar da el yakan sıcak su ilave edilir ve hamur iyice yoğrulur. Bu arada sıcak su eli yakar ve hamur parmaklara yapışır. Bunun için hamuru yoğuran kadın, yanında bir sahanla bir miktar soğuk su alır ve zaman zaman elini bu soğuk suya batırarak ve parmaklardan temizliyerek işini tamamlar.


Yoğurma işi bitince hamur yuvarlak hale getirilir ve tekneye konan bir tutam un üzerine gezdiriliı. Bu unlar hamunın plekiye yapış masım önler. Ekmek hamuruna bir miktar şeker, bir miktar balli lobya unu, bir miktar zeytinyağı koymak ekmeğe tad verir. Süt ve yumurta da konabilir. Hamur tarif edildiği gibi yoğrulduktan sonra sıra pişirmeye gelmiştir. Şimdi de ekmeğin pişiıilmesini görelim.


Pleki, iyice piştiğine emin olunduktan sonra (Pişmiş plekinin üzerine bırakılan bir damla su hemen buharlaş ir) bir kukari ve bir parça paçavra yardımıyla ateş in üzerinden alınır ve yana çekilir. Hazırlanan hamur sıcak olan plekiye yerleştirilir ve çevirme ekmek yapilacaksa pleki paçavra ile dildendirilir, içindeki hamur elin ayasına alınarak plekiye ters konur. Böylece yapışmayı önleyen un da görevini yapmıştır. Ateşteki közler ve küller kenara çekilerek pleki, alttan da kızmış olan ocak taşının üzerine sürülür ve üzeri bir sacla kapatılarak, sac üzerine hafif bir ateş yakilır. Aıtan küller ve közlerle plekinin çevresi çepeçevıe sanlır. Böylece plekideki ekmek alttan, üstten ve yanlardan yavaş yavaş pişer. Üstten kızarmışsa pişmiş demektir. Iyi bir usta, ateşi ustalikla yakarak olduğu gib bırakır ve ekmeğin pişip pişmediğini kontrol etmeye gerek görmez.


Sıcak ekmek, tereyağı ve minci ile katık edilince bir hoş olur. Aclığı fevkalade giderir ve başka bir şey istemez.

ayrıca bakınız: http://www.trabzonfan.net


Mavi liman
çok yorgunum beni bekleme kaptan:
seyir defterini başkası yazsın
kubbeli çınarlı mavi bir liman
beni o limana çıkaramazsın!!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 02-08-2007, 20:35
Trapezus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Henüz arızalanmış
 
Üyelik Tarihi: 29-07-2007
Yaş: 25
Mesajlar: 13
Thumbs up Trabzondan Bİlmecelerİmİz

Hattur hurttur arnavuttur, adam kapar.

Üstü çayır biçerim, altı çeşme içerim.

Soluğu var canı yok, gövdesi var kanı yok.

Sarıdır sarkar, düşeceğim diye korkar.

İp çektim küp geldi.

Ağzı açık alamet, içi kızıl kıyamet.

Allah yapar yapısını, bıçak açar kapısını.

Yer altında evleri, eğri büğrü yolları.

Kırmızı boyarım, ablamın önüne dolarım.

Salkımı var üzüm değil, yaşları var gözüm değil.

Ben giderim o gider, o benden ileri gider.

Bağlarım yürür, çözerim durur.

Dışı kazan karası, içi yoğurt mayası.

Yer altında sakallı dede.

Sarıdır sarkar düşmekten korkar.

Elemez melemez ocak başına gelemez, gelse de geri dönemez.

Havada uçar kanadı yok, şekere benzer tadı yok.


Mavi liman
çok yorgunum beni bekleme kaptan:
seyir defterini başkası yazsın
kubbeli çınarlı mavi bir liman
beni o limana çıkaramazsın!!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 02-08-2007, 20:36
Trapezus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Henüz arızalanmış
 
Üyelik Tarihi: 29-07-2007
Yaş: 25
Mesajlar: 13
BATIL İNANÇLAR

Batıl inançlar nerden gelip nasıl toplum içinde yerleştiği belli olmayan ama yüzyıllardan beri belki de değişik inanışların ya da insanların kendi kurgularının sonucu hiçbir temel dayanağı ve mantığı izahı olmadan yerleşmiş inanışlar alarak günümüze kadar süre gelmiş olan inanışlardır. Bugün bile çeşitli şekillerde kendini gösteren bu inanışların temelinin insanlık tarihi kadar eski olduğu bilinmektedir. Yöresel özellikler arzeden bu inanışlara ilimizde de rastlamak mümkündür. Bazı batıl inançlardan örnekler :

Saçayak boş olarak yanan ateşte bırakılırsa ölü suyu bekler.
Ellerini bağlayanın kısmeti bağlanır.
Bir kadın aş ererken birine bakarsa çocuğu ona benzer.
Çocuğunun güzel olması için gebe kadına ayva yedirilir.
Gece tırnak kesilmez.
Yeni gelinin kucağına oğlan çocuk verilirse ilk çocuğu erkek olur.
Evde incir ağacı yakılmaz yakılırsa ev ocak söner.
Kapı eşiğinde oturan kişi iftiraya uğrar.
Geceleyin evde ıslık çalınmaz, çalınırsa eve yılan girer.
Kuluçkanın altına yumurta koyan kişi, başını sararsa civcivler gugulli olur.
Ay tutulunca havaya ateş edilirse ay kurtulur.
Boş beşik sallanırsa çocuğun karnı ağırır.

Hastalıkların tedavisinde yararlı olduğuna inanılan kocakarı ya da halk ilaçları, halk hekimliği diye anılan temelde bilimsel değeri olmamasına rağmen doğal tedavi yöntemi olarak ta günümüzde bile tartışılan tedavi yöntemlerinin bir kısmına bütün Anadolu'da olduğu gibi ilimizde de rastlamak mümkündür.

Arı Sokması :

Arının ısırdığı yere demir basılır.

Sarılık :

Sarılığa yakalanan hastanın ustura ile damak, el ve ayak tırnaklarının dipleri kesilir. Bu işleme sarılık kesme denir.

Çıban :

Çıbanların olgunlaşıp boşalmaları için üzerine damar otu denilen geniş yapraklı bir ot sarılır.

Üşütme :

Nezle, grip gibi durumlarda bir bardak süte bir parmak bal karıştırılıp hastaya içirilir.

Baş Ağrısı :

Başa patates sarılır, ayrca mısır hamuru ayranla karıştırılarak bir çömberle başın ön kısmına bağlanır.

Mide Hastalığı :

Yörenin ünlü kestane balı yedirilir.

Karında Kurt :

Çocukların ağzından sular akar, çelimsiz olurlar. Şeftali yaprağı ve ham meyvası kaynatılır, hasta iki üç sabah aç karına içer. Kurtçuklar dökülür.

Yanık :

Özellikle yoğurt sürülür.


Mavi liman
çok yorgunum beni bekleme kaptan:
seyir defterini başkası yazsın
kubbeli çınarlı mavi bir liman
beni o limana çıkaramazsın!!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 02-08-2007, 20:41
...Dengesiz...
 
Üyelik Tarihi: 01-02-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 25
Mesajlar: 2,226
Babam işi dolaysı ile Türkiye'de gezmediği yer yok.
Trabzon'un doğası ve muhteşem yeşilliğini hep öve öve bitiremezdi.

Bir gün bende babam gibi olacam.
Gezecem tüm Türkiye'yi.
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 02-08-2007, 23:48
sea4ever - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Felis domesticus
 
Üyelik Tarihi: 09-02-2007
Nerden: Ankara/Anıttepe
Mesajlar: 789
aaa Trabzon harika bi yer hele de Arsin babamın çocukluğunun geçtiği yerler... fındık ve meyve ağaçları havası bambaşka... ben kuymağa bayılıorummm her gün yesem bıkmam


Artık akan kana ve gözyaşına YETER diyoruz...
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
trabzon

« Şirnak | Düzce »

Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:18 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org