Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Hayat Güzeldir > Kent Rehberi

Kent Rehberi Nasıl gitmeli? Neler yapmalı? Nerede kalmalı? Seyahat ve gezi rehberiniz.


Medeniyetler Diyarı Mardin

Kent Rehberi içerisinde Medeniyetler Diyarı Mardin konusu: İÇİNDEKİLER 1. Tarihçesi 2. Atatürk ve Mardin 3. Genel Bilgiler 4. Sanayisi 5. Türizm 6. Nufüs Bilgileri 7. İlçeleri 8. Fotoğraflarda Mardin...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 21-06-2007, 11:46
HattoriHanzO - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
O Bir Kılıç Ustası
 
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Nerden: Gezici Festival
Yaş: 28
Mesajlar: 1,479
Standart Medeniyetler Diyarı Mardin

İÇİNDEKİLER



1. Tarihçesi
2. Atatürk ve Mardin
3. Genel Bilgiler
4. Sanayisi
5. Türizm
6. Nufüs Bilgileri
7. İlçeleri
8. Fotoğraflarda Mardin


.
.

"Bence birisi bu şehri alıp klozete atmalı ve üzerine sifonu çekmeli."
Travis Bickle - Taxi Driver
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 21-06-2007, 11:50
HattoriHanzO - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
O Bir Kılıç Ustası
 
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Nerden: Gezici Festival
Yaş: 28
Mesajlar: 1,479




Pesend-i şi'rini matlub eden Galip İstanbul'da

Zemin-i kişver-i Bağdad u ya Mardin'den gelsin

Ş.Galip



Fırat ve Dicle nehirleri arasında Mezopotamya denen bölgede, tarih boyunca halklar yerleşti. Birçok millet bu bölgeye geldi ve buradan göçüp gitti. Birbirlerine bulutlar gibi karıştı. Bilahare birbirlerinden yeniden ayrıldı. Bu birleşme ve ayrılma uzun müddet sürdü. Mezopotamya gerçekten birçok milletin ve medeniyetin doğduğu, geliştiği ve birbirine karıştığı münbit bir alandır.

Bir dağın tepesinde kurulmuş olan Mardin, Yukarı Mezopotamya'nın en eski şehirlerinden biridir. Harika bir doğa güzelliğine sahip, üzerine kurulduğu dağlardan aşağıya göz alabildiğine uzanan bağ ve bahçelerle bezenmiş, yemyeşil Mezopotamyaca sanki bekçilik etmektedir.

"MÖ.8000 yıllarında 30 ve 40 Kuzey enlemleri arasında bulunan ve Anadolu'dan İran'a doğru uzanan 1500 km. lik bir alanda hem tahıl yetiştiriliyor hem de hayvan sürüleri besleniyordu. Bu alanda yapılan kazı çalışmaları sırasında çıkan kemiklerden anlaşıldığına göre koyun ve keçi sürülerinin beslenmekte olduğu anlaşılmaktadır." Tarımın başlangıcını, ilk çiftçileri ve çobanları anlatan kitapların ortak sentezi bu olduğuna göre; Mardin de sözü edilen enlemler arasında bulunması itibariyle M.Ö.8000 yıl öncesine kadar giden bir yerleşik geçmişe sahiptir diyebiliriz.

Mardin, mimari, etnografik, arkeolojik, tarihi ve görsel değerleri ile zamanın durduğu izlenimini veren Güneydoğunun şiirsel kentlerinden biridir. M.Ö.4500'den başlayarak klasik anlamda yerleşim gören Mardin, Su-bari, Sümer, Akad, Babil, Mitaniler, Asur, Pers, Roma, Bizans, Araplar, Selçuklu, Artuklu, Osmanlı dönemine ilişkin bir çok yapıyı bünyesinde harmanlayabilmiş önemli bir açık hava müzesidir.

Geçmişi tek karede dondurmayan, taş sokaklarında dolaşanlara geniş bir tarih yelpazesi sunan büyüleyici bir şehirdir.

Mardin İsminin Kaynağı

Mardin adı hakkında pek çeşitli söylenceler vardır; J.A.Dupre've J.Von Hammer, Marde kelimesinin Savaşçı bir kavim olan Mardelerle ilgili olduğunu. Mardelerin İran Hükümdarlarından Arşedir(226-241) tarafından buraya yerleştirildiklerini anlatır. Şehir ve kavim isimleri arasındaki benzerlik, Mazıdağı yöresinde oturan Yezidilerin Şeytana tapmaları, eski bir İran ananesinin devamı olarak şerre kötülüğe ibadet eden Marde Merin bu bölgeye yerleştirildiklerinin delilidir. C.Ritter her ne kadar bu ifadeyi naklederse de bu ifadeye şüpheli bakar.
Çoğu kaynaklarda: Mardin"in gerçek adı"Merdin" diye geçer. Zira halkın çoğu da bugün böyle demektedir. Bu ad,"kaleler" anlamına gelir. Şehre bu adın verilmesinin nedeni de yakınında bir çok kalenin bulunmasıdır. Mardin kalesi olan, Kuşlar Yuvası, Kartal Kalesi veya Kartal Yuvası, Eskikale Köyünde bulunan Kal'at ül Mara Kalesi Deyrulzafaran Manastırının kuzey doğusundaki Arur Kalesi ve Erdemeşt Kalesi bu adın verilmesine etken olmuştur.

VII. Yüzyılda İmparator Maoricius( 1582-602) devri tarihini yazan Theophilaktos Simokattes'da ve Tarihçi Procopius, aynı devir Coğrafyacısı Georgius Cyprius da; Ermenice kaynaklarda Merdin, Süryanice kaynaklarında Merdo, Merdi Marda ve Mardin okunuşlarında rastlanıldığı, Süryani imla farklarının bu kelimenin belirli, belirsiz ve çoğul şekillerindeki ayrılıklarından doğduğu ifade edilmektedir.

Tarihte Mardin için birçok isim kullanılmıştır. Bunlar: Erdobe, Tidu, Merdin, Merdö, Merdi, Merda, Merde. Kartal Yuvası, Kuşlar Yuvası, Mardin...dir.

Uygarlıklar Şehri Mardin'in Tarihteki Rolü

Mardin'in ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu kesin olarak bilinmiyorsa da, kuruluşu eski yakın doğu tarihine göre Subariler zamanına kadar dayanmaktadır.

MÖ.4500 de Kuzey Mezopotamya'da Zagros Dağlarına kadar, batıda Habur ve Balih'e kadar uzanan bölgede Subariler adında kabileler yaşamakta idi. Subariler Mardin'e 80 km. uzaklığındaki Ceylanpınar ve Rasulayn'in hemen güneyinde Tel Halef denen siteyi kendilerine merkez yapıp tarihte ilk ülkeyi kurdukları biliniyor. Subariler, tarihçiler tarafından ön Asuriler olarak bilinmekte olup, ülkelerine Subarto denilmekteydi.
Alman Arkeologu Baron Max Von Oppenheim'in 1911-1929 yılları arasında yaptığı kazılardan elde edilen sonuçlara göre: Subarilerin Mezopotamya'da(MÖ.4500-3500) yaşadıklarını bu tespite sebep olarak da Sümer ve Babil katları arasında bulduğu kiremitleri göstermiştir.
Gırnavaz Höyüğünde 1982 yılında başlayıp 1991 yılına kadar sürdürülen Arkeolojik kazı ve araştırmalar sonucunda Gırnavaz'ın MÖ.4000 den MÖ.7.yüzyıla kadar sürekli olarak yerleşme alanı olduğu anlaşılmaktadır. MÖ.4000 sonlarına tarihlenen Geç Uruk Devri, Gırnavaz kalıntılarının en alt kültür tabakasını oluşturmaktadır. Bu kültür tabakasının üzerinde yer alan Er Hanedanlar Devri MÖ.3000 yıllarına rastlar. Er Hanedanlar Devri mimari tabakaları daha çok ölü gömme adetleri açısından araştırılmış ve değerlendirilmiştir. Tespit edilen mezarlara göre ölüler bu devirde eski Mezopotamya geleneklerine göre uygun olarak açılan çukurlara dizler karınlarına çekik olarak yatırılmakta daha sonra yakılan hafif ateşle manevi temizlik sağlanarak dünyevi ilişkiler kesilmektedir. Ayrıca mezar içinde şahsi eşya olarak metal silahlar, metal süs eşyaları, yarı kıymetli taşlardan ve hayvan kemiklerinden yapılan süs eşyaları ve mühürler, kült ve seramik kap örnekleri çok sayıda tespit edilmiştir.
Fırat Vadisinin doğusunda oturan bir kavim Sınar'ın güneydoğusunu istila edip, Ur şehrini kendilerine başkent yapmışlardır. Hükmettikleri bölgeye de Sümer denilmiştir. Sümer Kralı MÖ.2850 yılındaki Lugarzer-kiz Akdeniz'e kadar uzandığı seferinde Mardin'i hükmü altına almıştır.
Şehircilik, sulama ve tarım alanında ileri bir seviyeye ulaşan Sümerler geniş fetihler sonucu güçlerini kaybedince 30 yıl sonra Mardin'i Akadlara bırakmışlardır. MÖ.2820.
Akadlar, Sümerleri ilk defa Sargon(Şerkino) komutasındaki bir orduyla yenmişler ve Sümer Kralı Lugar-zerkiz'i esir edip Nigara'ya sürgün etmişlerdir. Fetihlerini Basra Körfezine kadar ulaştırmışlardır. Daha sonra Sargon'un oğlu Nıbamsın, Meluke ve Man'ı istila edip Suriye ve Filistin yoluyla Akdeniz'e ulaşıp Yunan adalarına çıkmıştır. Akadlar, MÖ. 2500 yıllarında Sümerlerle anlaşarak Akad- Sümer Devletini kurmuşlardır.
Prof.Dr.Ekrem Memiş'in Eski Çağ Türkiye Tarihi adlı kitabında; "Mezopotamya'da büyük bir imparatorluk vücuda getiren Sami kökenli Akkadlar'ın vesikalarından anlaşıldığına göre, MÖ. 3000 yılın sonlarında Mardin merkez olmak üzere Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile Kuzey Mezopotamya'daki Musul ve Kerkük dolaylarında Hurriler adıyla anılan bir kavim oturuyordu. Hurri dili üzerinde yapılan filolojik tetkikler, bu kavmin dilinin Asya kökenli dillerden olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca bu dilin MÖ.9-6 yüzyıllar arasında Doğu Anadolu'da güçlü bir devlet kuran Urartu kavminin diline benzediği, bir başka deyişle MÖ. 1000 yılında karşımıza çıkan Urartularla MÖ. 3000 yıl Akad metinlerinden tanıdığımız Hunilerin' akraba oldukları tespit edilmiştir.
Demek oluyorki MÖ.3000 yıl Anadolu kavimlerinden biri de Güneydoğu Anadolu'da oturan daha sonraları Kuzey Mezopotamya ve Kuzey Suriye'ye kadar sirayet eden Hurrilerdi. Ancak, Doğu Anadolu Bölgesinde yapılan arkeolojik kazılar ve yüzey araştırmaları neticesinde ele geçirilen buluntulardan MÖ. 6000-5000 yılları arasında tarihlenen Neolotik Devir kültürü ile MÖ.3000 yılları arasında yerleştirilen Kalkolotik Devir Kültürünün Hurriler'e ait olduğu anlaşılmıştır. Hatta MÖ.3000 yıla tarihlenen Eski Tunç Çağı kültürü ile Kalkolitik ve Neolotik Devir kültürleri arasında hiçbir kopukluğun olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca şu gerçekte ortaya çıkmıştır ki kesintisiz devam eden ve Hurriler'e ait olduğu kabul edilen bu kültür doğrusunu söylemek gerekirse kuzeyde Kafkasya'dan güneyde Kuzey Suriye'ye; batıdan Malatya-Elazığ Bölgesinde Urmiye Gölüne kadar uzanan geniş bir coğrafyaya yayılmıştır.
Sargon sülalesine, MÖ.2230 yıllarında kuzey ve kuzeydoğudan gelen Guttiler son verdiler. Uruk'lu Uta-Kegal, Guttileri ülkesinden sürdü ise de yardımcısı Ur-Nammu bir darbeyle yönetimden uzaklaştırmış ve III.Ur sülalesini kurmuştur. Ur-Nammu dört bölgenin kralı unvanını almayarak sadece Sümer-Akad unvanıyla yetindi. Onun yerine geçen Şulgi, Guttiler ve Hunilerle savaşarak topraklarını doğu ve kuzeydoğuya genişlettiler. Şulgi'den sonra yönetime geçen Şu-Sin batıdan gelen saldırıları karşıladı.
Amuru'lara karşı zafer kazanan İbi-Sin kentin Elam-lar'ın eline geçmesine engel olamadı. Mardin artık Elam şehriydi. Güney İran'dan(Susa) gelen koyu renkli Elam'lı-lar daha sonra da Sami Irklı Amuru'lar Mezopotamya'ya gelip kendilerine Babil şehrini merkez yaptılar. Amuri ailesinin altıncı ferdi olan Hammurabi'nin ünü yaptığı yasalardan kaynaklanmaktadır. Sümer topraklarını Babil'in idaresi altına alınca bu kez de Babil Devleti kurulmuş oldu. Yukarı Mezopotamya'ya saldırınca Mardin'i de istila ederek topraklarına katmıştır. (MÖ.2200-1925)
Hammurabi Babil ve Güney Babil MÖ. 1931-1910 yılları arasında hüküm süren İtibıl zamanına kadar yaşamıştır, îtibıl'ın hükümdarlığının altıncı yılında (MÖ. 1925) Mardin'i işgal eden Hititler, daha sonra Babil'i de topraklarına katmışlardır.
Hititler, Mardin'i işgallerinden 1 yıl sonra terkedip, İran dolaylarından gelen Ari Irkından Midiller, Mardin ve çevresini ellerine geçirmişlerdir. 500 yıl hüküm süren Midiller, bilinmeyen bir sebepten Mısır'lılara vergiye bağlanmışlar ve bir Midil Prensesi Mısır Firavunu ile evlenmiştir. MÖ. 1367 yılında Midiller arasında iç savaş çıkınca bu fırsatı bilen Asur Kralı Asurobalit, Mardin ve çevresini topraklarına katmıştır.
Asurobalit Mardin'i işgal edince Midiller, Hitit Kralı Şup-piluliuma'yı yardımlarına çağırdılar. Zira kral Luluilmiran'ı MÖ. 1354 yılında Emet'e(Diyarbakır'a) sefer yaparken, her ihtimale karşı şehrin korunması için Mardin'e asker bırakmıştır.
MÖ. 1305 te Adadniran, Mardin'e hükmetmiş, MÖ. 1240 ta da I.Şalmanasır, Mardin ve havalisine hakim olmuştur. MÖ. 1190 da Anadolu'dan gelen bazı Ari ırk kavimleri Mardin'i almışlardır.
60 yıl sonra I.Tıplatpalasır, Sıncar, Nusaybin ve Mardin'den geçerek 20 bin kişilik Maşiki kuvvetinin koruduğu Kemecin'e saldırıp onları yendikten sonra Mardin ve çevresini tekrar ele geçirmiştir.
MÖ. 1060 I.Asurnasırbal zamanında Hititler birleşerek Gılgamış yakınlarında Asur'ları yenmişlerdir. Asurlar tekrardan kuvvetlenmeleri üzerine yine Mardin, Asur hakimiyetine girmiştir. MÖ.890 yılında II.Tıplatninip Dicle'nin kaynağına kadar ulaşıp I.Lıglatnasırın Kitabesinin yanına kendi Kitabesini dikmiştir. MÖ.883 te Tıplatninip Mardin'e gelerek şehri kalesinde bir Hitit Kralı ile Hanikilyon Kralının elçilerini kabul etmiştir.
Asur döneminde Mardin'e Erdobe denilirdi. MÖ.800 yılına kadar Asuriler'in elinde kalan Mardin daha sonra Urartu Krallığına geçmiştir. Asur-lardan olan Urartu Kralı Mimes zamanında Mardin 50 yıl Urartu idaresine girmiştir. Urartu'nun başşehri Tuşpa (Van)dı. Günden güne Urartu devleti kuvvetleniyordu. Hatta bu arada Asur topraklarını bile işgal etmişlerdir. Asur Kralı IV.Tıplatpalı-sır(MÖ.745-727), Urartu Kralı Şardur'u MÖ. 743 te Fırat yakınındaki Kemenci'de yendikten sonra Van'ı da alarak eski topraklarını kurtarmıştır.
Kemerlerin bir kolu olan Sityaniler Mardin çevresinde MÖ.612 yılına kadar hüküm sürmüşlerdir. MÖ. 608 yılında ise İran'dan gelen Midiler buraları da ele geçirmişlerdir. Bu arada Aşkuzilerle bir anlaşma yapan Midiller, Babil Kralı Nebuplasır idaresindeki Ninova'ya hücum edip şehri yağmalayıp paylaşmışlardır. Bu arada Habur ve Balih nehirleri arasında yaşayan Aramiler istiklaline kavuşunca, Aşkuzi ve Kemerilerle birleşerek Harran şehrini yağma etmişlerdir.
Mardin, Keldo Kralı Nebublasır'ın idaresindeydi. Nebublasır topraklarını geri almak için oğlu Nebuhad-nasır'ı bir ordu ile üzerlerine yolladı. O da Aşkuzileri, Ermeyi ve Aramileri yenip, Harran'ı vergiye bağladı. Böylece Subaro tarafları Babil topraklarına katıldı. Nebuhadnasırın ölümü üzerine Nabunit memleketin idaresini oğlu Belşasar'a bıraktı. MÖ. 539 da Pers Kralı Kureyş ile yaptığı savaşta ölen Belşasar'dan sonra Babil Perslerin eline geçmiştir.
Büyük İskender Mısır'ı aldıktan sonra Mezopotamya'ya gelerek İran'a gitmek için Mardin'den geçti. Buraları da istila ederek ele geçirdi. Bu tarihte Mardin Makedonya şehri oldu(MÖ:335). İskender'in Babil'de MÖ.323 yılının 28 Mayısında ölümünden sonra komutanlar arasında taht kavgası başlamış ve sonunda devletin dörde ayrılması uygun görülmüştür. Mardin doğu bölümünde olduğu için Nikanır denilen General Slev-kos'un payına düşmüştür(MÖ.311).
Göçebe İranlı olan Partlar egemenliklerini kazandıktan sonra Paktorya'yı ve Fırat-İndus nehirleri arasındaki ülkeleri topraklarına katmışlardır(M.Ö.237-131). Partlar krallığı müstakil sitelerden oluşuyor ve her sitenin hükümdarı bulunuyordu. Part Kralı I.Midritad M.Ö. 171-139 zamanında ülkesinin sınırları Hindistan'a kadar uzanmış Dicle ve Hazar Denizi kıyıları Part topraklarına katılmıştır. Bir savaşta Nikanor denilen II.Di-mitrios'a esir düşmüştür.(MÖ. 138-128) Bu sıralarda Urfa Krallığı egemenliğine kavuşmuştu(MÖ.131). Böylece Mardin ve çevresi Urfa Krallığının(Abgarlar) topraklarında kalmış oldu.
MS.249 da Roma Hükümdarı Filibos saltanatının 5.yılında bir isyan hazırlayıp DC.Abgar'ı memleketten kovmuştur. Şehrin Valiliğine de Hapsioğlu Uralyonos tayin edilmişti. Mardin de Urfaya'ya bağlı olduğu için Roma egemenliğine girmiştir. MS.250 yılında Dakiyos, Pers ülkesini zaptedmiştir. Bu arada tahribata uğrayan Nusaybin'i de onarmıştır.
MS.330 yılında ateşe ibadet eden ve güneşe tapan Şad Buhari isminde bir kral gelip Mardin Kalesinde kalır. Rahatsız olan kral, kalede kaldığı süre içerisinde iyi olunca, kendisine bir kasır yaptırıp, 12 yıl burada yaşar. Daha sonra kendi memleketi Pers'ten birçok asker ve halk getirip, onları Mardin'e yerleştirir. Getirilen halkın vasıtasıyla MS.442 yılına kadar birçok ilerlemeler görülür.
MS.442 yılında halkı kasıp kavuran amansız bir veba salgını şehri yaşanmaz bir hale getirmiştir. Yaklaşık 100 sene sonra bu yerleşim yerine Ursiyanos adlı Romalı bir kumandan büyük bir ekiple Mardin'i 47 yılda inşa etmeyi başarmış ve halkın tekrar buraya gelmesini sağlamıştır. Bu süreç içinde Perslerin ünlü merkezleri olan Dara yeniden inşa edilmiştir.
Mardin'de Bizanslar MS.640 yılında Hz.Ömer'in kumandanlarından îlyas Bin Ganem'in işgaline kadar varlıklarını devam ettirmişlerdir. MS.692 de Emeviler'in MS.824 te Mardin ve çevresi Halife Memun zamanında Abbasilere bağlanmış ve İslamiyet bu dönemde hızla yayılmıştır.
MS.885-978 yılları arasında buralarda hüküm süren Hamdaniler'in kaleyi kesin olarak zaptedişleri 895 yılına rastlar. Doğal olan kalenin bazı yerlerine surlar yaparak bazı yerlerini de onararak günümüze kadar dimdik kalmasını sağladılar. MS.990'da ancak Musul'da tutunabilen Hamdaniler'in topraklarını birer birer ele geçiren Mervaniler Mardin'i de zaptederler. Bu arada Mardin ve çevresinde çarşılar, camiler yaparak onarımlarla İpek yolu üzerinde bulunan bu önemli şehri ticari açıdan canlandırırlar. Alparslan'ın Malazgirt zaferinden sonra Türklerin Anadolu'ya ulaşan akınları neticesinde gittikçe zayıflayan Mervaniler Devleti Nusaybin'de M.S.1089'da Selçuklulara yenilerek onların hakimiyeti altına girer.
Artuklular'dan İl-Gazi Bey Mardin'i MS. 1105 te ele geçirerek devletin başkenti yapar. Halep'i aldığı gibi Haçlılara karşı giriştiği mücadeleler dolayısıyla İlgazi Bey büyük ün kazanır. Antakya Haçlı Prensi Roger'i yenerek Silvan'ı da ele geçirir. İlgazi'nin ölümünden sonra oğulları ve yeğenleri devletin başına geçerek Diyarbakır, Harput Kalesi ve civarına hakim olarak, Haçlı, Frankları, Urfa Konutu. Bilecik Haçlı Senyörünü ve Kudüs Kralı Bodven'i yenerek Haçlılara karşı büyük bir başarı kazanırlar. Böylece Artuklular bölgede direnme görmeden büyük bir devlet kurarlar.
Bu devletin 304 yıllık egemenlikleri sürecinde çok sayıda tarihi camii, medrese, hamam, kervansaray ve medreseye yapılmış bir çok camii, medrese ve manastır onarılmıştır. Artuklular'm günümüze kadar ayakta durabilmiş eserleri günümüz insanını çok eskilere götürerek mitolojik bir hava teneffüs ettirir .
Timur. Artuklular döneminde 1393 te Mardin Kalesini kuşatıp işgal etmeye yeltense de başarılı olamaz Bu nedenle civarda deyim yerindeyse "ölüm piramitleri" meydana getirir. Timur 1395 yılının Ramazan ayında Mardin'i almak için büyük bir umutla yeni bir kuşatma hazırlıklarına Kızıltepe'de otağını kurarak başlar. Mardin halkı kaleye sığınarak Timur'un şiddetli hücumlarına karşı koymak suretiyle o zamanın en büyük ordusu ve hükümdarını hüsrana uğratmıştır.
Artuklular halkın bu başarısından dolayı Mardin'i onarma faaliyetine girişirler. 15. yüzyılda güçlenen Ka-rakoy unlular 'in bu devleti ortadan kaldırmak için Mardin'i 2 yıl kadar kuşatması bu girişimleri aksatır. Halk bu kuşatmaya daha fazla dayanamayarak yapılan antlaşma gereği şehrin kalesini Karakoyunlular'a teslim eder(MS.1409). Mardin Karakoyunlular'ın egemenliğinde 61 yıl kalır. Bu süreç içinde aşiretler ayaklanarak Karakoyulular'm rejimine karşı koyarlar ve devleti zaman zaman ele geçirirler.
Karakoyunlular'ı MS. 1462 yılında yenen Akkoyunlular kalenin egemenliğini de ele geçirirler. Bu dönemde Mardin'e Paşa olarak gelen Kasım Bey. Timur'un yakıp yıktığı şehri ve kaleyi onarmaya girişir. Bu çalışmasını ve başarısını taçlandıran bugüne kadar ihtişamla ayakta durmayı başaran ve tarihe meydan okuyan "Kasım Paşa Medresesini" yaptırır.
16.yüzyılın başında Akkoyunluları egemenliğine alan Şah İsmail güçlü bir Şii devleti kurmayı başarır. Bu dönemde Anadolu'ya girip Şiiliği kabul etmeyenleri zalimce öldürmekten geri kalmaz. Bu durumu gören Mardin hakimi diğer şehirler gibi zulme ve yağmalamaya karşı, şehri ve halkı korumak için kalenin anahtarını kan dökmeden Şah İsmail'e teslim eder...
Mardin'in kesin olarak Osmanlıların eline geçmesi Mısır seferini düzenleyen Yavuz Sultan Selim döneminde gerçekleşmiştir. (Amid)Diyarbakır Valisi Bıyıklı Mehmet Paşa ve Kürt bilgini İdris-i Bitlisinin Yavuz Sultan Selim'in emriyle 1516'da Mardin ve kalesini dokuz aydan fazla kuşatmış, çeşitli illerden gönderilen Osmanlı takviye kuvvetleri, Doğu Anadolu'dan gelen Kürt Beylerinin kuvvetleriyle kaleye defalarca saldırılar düzenlenmiştir.


.
.

"Bence birisi bu şehri alıp klozete atmalı ve üzerine sifonu çekmeli."
Travis Bickle - Taxi Driver
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 21-06-2007, 11:53
HattoriHanzO - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
O Bir Kılıç Ustası
 
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Nerden: Gezici Festival
Yaş: 28
Mesajlar: 1,479




ATATÜRK VE MARDİN






Atatürk, Mardin için Paşa olduğum diyar sözünü sürekli kullanmıştır.

Atatürk’ün hayatında önemli bir dönüm noktası vardır. General olduğunun müjdesini Mardin’de alan büyük komutan bu olayı bir çok yerde ve zamanda dile getirmiştir.

Mardinliler bir gece önce aralarında Albay olarak gördükleri Mustafa Kemal’i ertesi gün pırıl pırıl General apoletleriyle Mustafa Kemal Paşa olarak selamlamışlardır. Hem de 35 yaşında genç, heyecanlı bir paşa olarak.

Atatürk’ün Mardin’e ikinci gelişi yaklaşık bir yıl sonra 1917 yılının Şubat ayına rastlar. İkinci Ordu Komutanlığına vekalet ettiği günlerde, Hicaz Cephesi Kuvvetleri Komutanlığına atanan Mustafa Kemal Paşa, beraberinde Dr.Yarbay Hüseyin, Binbaşı Rıfat Bulca, Yaver Cevat Abbas, Yüzbaşı Neşet Bora, Yüzbaşı Rauf, Emir Subayı Şükrü Tezer’le Mardin’e gelmişlerdir.

Mardinliler Atatürk’ü coşkun bir törenle karşılamışlardır. Atatürk o günün gecesinde Mardin Belediye Başkanı Hıdır Çelebi’nin evinde Mardin’in ileri gelenleriyle birlikte konuk olmuştur. Şehrin ileri gelenlerinden Abdurrahman Kavvas, Atatürk’e Samur derisinden bir kürk hediye etmiştir. Bu değerli armağan halen Konya’daki Atatürk Müzesi’nde bulunmaktadır.


.
.

"Bence birisi bu şehri alıp klozete atmalı ve üzerine sifonu çekmeli."
Travis Bickle - Taxi Driver
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 21-06-2007, 11:57
HattoriHanzO - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
O Bir Kılıç Ustası
 
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Nerden: Gezici Festival
Yaş: 28
Mesajlar: 1,479



MARDİN İLİNİN METEOROLOJİK DURUMU

A-Mardin İlinin Jeolojik Yapısı: Mardin 8891 Km.2 yüzölçümü ile 36 55 - 38 51 Kuzey Enlemleri ve 39 56 - 42 54 Doğu Boylamları arasında yer alır. Mardin İl topraklarının % 4.8 ini kaplayan dağlar doğu-batı istikametinde uzanır ve ovadan ortalama 600 metre yükseklikte çok geniş bir kütle oluşturur. Yükselti bazı kesimlerde 1000 metre üzerine çıkar. Dağlar genellikle çıplaktır. Büyük bölümü kalkerli olduğundan çatlaklar ve yarıklar oluşmuştur. Yüzey suları çatlaklardan dibe çekilmekte ve ovalara yakın platolarda yüzeye çıkmaktadır. Killi ve kireçli yapılı topraklarda Mardin, Mazıdağı, Derik, Midyat, Savur ve Nusaybin'in yükseklerinde meşe ağaçlarına rastlanır. Dağların kalkerli kesimleri Hızla aşınarak platolara dönüşmüştür.Bu platolar yer yer yüzeye çıkan lavlarla kaplıdır. Mardin'de Gümüş Çayı. Çağçağ suyu ve Savur Çayı yanı sıra Seyhan Deresi ve Yeşilli Gülzar Deresi bulunmaktadır. Dicle ve Fırat nehirlerinin kolları il topraklarında koridor oluşturmuştur. Dicle Vadisi ile Kızıltepe, Mardin ve Nusaybin Ovaları mevcuttur.

B-Mardin İlinin İklim Yapısı : Akdeniz iklimine benzer özellikler taşır.Yazlar çok kurak ve sıcak kışları ise bol yağışlı ve ılımandır. Mardin'de kış mevsiminde oluşan yüksek basınç alanı kış aylarının soğuk geçmesine yol açar. Bir yandan güneydeki Çöl İkliminin etkisi altında bulunması ( Basra Alçak Basıncı), diğer yandan kuzeydeki yüksek dağların serin hava kütlelerinin bölgeye girmesine mani olması sebebiyle ilin ovalık kesiminde yazlar çok sıcak geçer. İlin kuzey kesiminde zaman zaman kara iklimine benzer özellikler görülür. Mardin'in iklimini ova ve dağ kesimi olarak iki şekilde değerlendirmek mümkündür. İki Kesimdeki farklılık yağış, sıcaklık ve rüzgar değerlerinde ortaya çıkar. Ova kesiminde yazlar çok sıcak geçer, kışlar ise ılıman ve yağmurludur. Bu kesimde az miktarda ve kalıcı olmayan kar yağışları görülür. Dağ kesiminde ise yazları ovaya nispeten daha serin , kışlar ise şiddetli rüzgar, bol yağmur ve kar yağışlı geçer.

Mardin, ilçeleri ve komşu illerden rüzgar hızının ve yağış miktarının yüksekliği; nem ve sıcaklık değerlerinin düşüklüğü ile dikkat çekici bir farklılık gösterir.


Mardin İli Meteorolojik Parametreleri




Sıcaklık Ortalaması


:15.9 C

Nem Ortalaması


:% 49

Hakim Rüzgar Yönü


:NNE (Kuzey - Kuzeydoğu

Yağış Ortalaması


:696.5 mm

Basınç Ortalaması


:895.0 Mb

Max Sıc. Ortalaması


:19.9 C

Min Sıc. Ortalaması


:12.0 C

Ölçülen E Yüksek Sıcaklık


:42.5 C (31 Temmuz 2000)

Ölçülen En Düşük Sıcaklık


:-14.0 C (22 Şubat 1985)

Ortalama En Yüksek Yağış Ayı


:Ocak (121.9 mm)

Ortalama En Yüksek Nem Oranı


:% 70 (Ocak)

Ortalama En Düşük Nem Oranı


:%28 (Temmuz)


.
.

"Bence birisi bu şehri alıp klozete atmalı ve üzerine sifonu çekmeli."
Travis Bickle - Taxi Driver
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 21-06-2007, 12:00
HattoriHanzO - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
O Bir Kılıç Ustası
 
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Nerden: Gezici Festival
Yaş: 28
Mesajlar: 1,479
GÜNÜMÜZDE MARDİN SANAYİİ



İl sanayisinin gelişmesine katkı ve düzenli bir yapılanma sağlamak amacıyla 1976 yılında inşaat faaliyetlerine başlanan Mardin Organize Sanayi Bölgesi, 1992 yılında hizmete sunulmuştur. İlimiz dahilinde sayıları bini aşan küçük imalat yerleri zaman içinde sanayi alanındaki gelişmelerden etkilenerek büyüyecektir.



MARDİN BORU SANAYİ ve TİC.A.Ş.

Üretimden İhracata

Mardin’de gıda, taşa ve toprağa dayalı inşaat, tarımsal makinalar, üretim makinaları, kimyasal ürünler, dokuma-giyim sanayileri sosyo ekonomik etki potansiyeli ve rekabet gücü yüksek sektörler bulunmaktadır. Ekonomik faaliyetlerin geliştirilmesi ve ekonomik yapının sanayileşme yönünde gerçekleşmesi ildeki eksiklikleri ve işsizliği ortadan kaldırabilecektir.

TAŞA VE TOPRAĞA DAYALI SANAYİ


MARTU GAZBETON KİREÇ KUMTAŞI

(Temizin Titizin Dostu)

Mardin sanayinin ve uluslararası ticarette öncüsü ve en yaygın olanı bu sektördür. Bu sektörde 11 büyük fabrika mevcuttur. 7’si faaliyette olan bu fabrikalarda: Çimento, klinker ve hazır beton, gaz beton, beton boru, hazır kuru sıva alçı, kireç, beton briket, tuğla ve parke üretilmektedir.

İlde, bu sektörde üretilen mamullerin büyük bir kısmı yurt dışına gönderilmektedir. 1985 yılından itibaren Mardin ve çevresinde kırsal alandan kentlere doğru yoğun iç göçün başlaması özellikle şehir merkezlerinde konut yapımını gündeme getirmiştir. İnşaat sektörünün hız kazanması çimento, tuğla, kireç, mermer ve boru tüketimini artırmıştır.

Çimento, Beton Boru ve Tuğla

Mardin’de 1974 yılında bir çimento fabrikası kurulmuştur. Tesiste yılda yaklaşık 770.000 ton çimento, 590.000 ton klinker, hazır beton üretimi yapılmaktadır. Beton ve beton boru sanayi kolunda Mardin’de iki işletme bulunmaktadır. Bu işletmelerde 65.0000 ton boru, 25.000 ton elyaflı çimento boru, 102.780 m³ hazır beton, 200.000 m³, gaz beton üretilmektedir.

Mermer ve Karo

Organize ve Sanayi Bölgesinde İki karo üretim tesisinde 3.000.000 ad/yıl üretim yapılmaktadır.Ayrıca 120.000 m²/yıl mermer levha üretim tesisi mevcuttur.Mermer, parke taşı ve bordür üretimi yapacak iki tesis inşaat halindedir.

Kireç ve Alçı

Mardin’de 1975 yılında üretime başlayan kireç fabrikasında 80.000 ton/yıl kireç üretilmektedir. Mermer üretimi yapan tesislerden biri aynı zamanda 1.440.000 ad/yıl kireç kumtaşı üretimi de yapmaktadır. Alçı üretimi yapacak 1 tesis henüz inşaat halindedir.



GIDA VE UN SANAYİ

Ekonomisi tarıma dayalı olan ülkelerde gıda sanayi ekonomisinin devingenliği açısından önem taşımakta ve bu nedenle tarihsel süreç içerisinde ilk kurulan sektör konumundadır.

1932 yılında Mardin’de ikisi merkezde diğeri Midyat’ta olan üç un fabrikası Teşviki Sanayii Kanunu’ndan yararlanmıştır. Birkaç yıl sonra merkez ilçede yılda 40’ar ton susam ve susam yağı işleyen iki imalathane açılmıştır. Buralardaki mamüller ilin ihtiyacını karşılamakla birlikte yakın illere de gönderilmekteydi. XIX. Yüzyılda o dönemin ünlü şarabında kullanılan üzümlerin yetiştirildiği bağlık ve bahçe ürünlerinin değerlendirildiği Mardin’de çok sayıda şarap üretim yerleri vardı. Bu potansiyelin sanayide kullanılması ise ilk defa 1980’li yıllardan sonra Savur Dereiçi Şarap Fabrikasında olmuştur. Burada üretilen şarapların dünyanın kabul gördüğü merkezlere gönderildiği ve ödül aldığı bilinmektedir.

Ayrıca 1980’li yıllardan sonra kırmızı mercimeğin işlenip paketlendiği, 1990’lı yıllardan sonra ise yaklaşık 21.000 ton bulgur üreten üç tesis faaliyete geçmiştir. Bu tesislerden birinde ayrıca nişasta üretilmektedir.

Un, İrmik, Bisküvi, Bulgur ve Makarna


Mardin’de eskiden beri her ilçede un değirmenleri ve küçük çaplı 9 adet un fabrikaları mevcuttur. Günümüzde var olan teknolojiyi kullanarak un ve irmik üreten 11 tesis, bulgur üreten 4 tesis, makarna üreten 1 tesis, bisküvi, gofret vb. üreten 1 tesis faaliyettedir.

Süt ve Süt Ürünleri

Yoğurt, peynir ve tereyağı kırsal alanda ev ortamında yapılmaktaydı. Halen Merkez, Derik ve Kızıltepe ilçelerinde üretilen peynir, İstanbul, İzmir ve Mersin’e gönderilmektedir. Kızıltepe ilçesinde süt, peynir, yağ üretimi yapan fabrika vardır.

Yağ

Bu sanayi dalında bir fabrika tam üretimde, diğeri kısmen üretimdedir.

Yem

Mardin ilinde yem sanayi dalında üç sanayi kuruluşu bulunmaktadır. Bu tesislerde üretilen yem genellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde bulunan illerde tüketilmektedir.



METAL EŞYA, MAKİNE VE TEÇHİZAT SANAYİ

Mardin sanayiinde metal eşya makine ve teçhizat sanayinin yeri önemlidir. Bu sektör, yeni olmakla birlikte günümüzde hızlı gelişmesiyle dikkat çekmektedir. 1990 yılında kurulan LPG tüp imalatı yapan, tüp ve ev aletleri üretim tesisiyle oluşmaya başlayan sektör, 1992 yılından itibaren dikişli borular, tarım makineleri, somun ve cıvataları, jant, motor döküm parçaları, metal boruları fabrikasının kurulmasıyla günümüzde artarak gelişmesini devam ettirmektedir. Bu sektör yapısı itibariyle son derece farklı alt sektörlerden oluşmakta ve çok çeşitli mamülün üretimini gerçekleştirmektedir.

METAL ANA SANAYİ

Metal ana sanayi ekonomiyi etkileme ve yönlendirme gücü açısından kilit bir sanayi dalıdır. Bu sektörde üretilen malların özellikle metal eşya üreten sanayi kuruluşlarını girdi olarak kullanılması sektörün önemini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bununla birlikte inşaat sanayiinde metal ana sanayi ürünlerine büyük bir gereksinim bulunmaktadır. Mardin ilinde dikişli boru üreten bir işletmemiz vardır.

TEKSTİL

Tekstil sanayi, yüksek istihdam hacmi ve aynı zamanda yarattığı katma değer büyüklüğü bakımından önemli bir sektördür.

MS.1500’li yılların başlarından beri Mardin yöresinde ev ve atölye tipi küçük sanayi şeklinde bez üretimi yapılmakta idi.

El halıları:Merkez, Midyat ilçesi ve Kızıltepe-Şenyurt Beldesinde dokunuyordu. Halıcılığa bağlı iplik ve lif boyacılığı da yapılmaktaydı. Midyat’ta ham bez dokuma ve dantel işlemeciliği ile tiftik battaniye yapımı oldukça gelişmişti.

Ancak, modern sanayi tesislerinin kurulması bağlamında Mardin’de ortaya çıkan ilk tekstil tesisleri iplik dokuma ve çırçır kollarında olmuştur. Mardin Merkez ve çevresinde çok yaygın olan ham bez dokuma atölyelerinin ve küçük sanayinin iplik ihtiyacı ev veya atölye ortamında karşılanırdı.

Günümüzde özellikle son yıllarda konfeksiyon ihracatının devlet tarafından teşvik edilmesiyle birlikte Mardin’de dokuma sanayi, konfeksiyon üretimine de yönelmiş ve bu alandaki tesislerin sayıları gittikçe artmaya başlamıştır,

KİMYA VE PLASTİK ÜRÜNLERİ SANAYİ

Mardin’de gelişme gösteren sektörlerden biri de kimya sanayisidir. 1987 yılında Mazıdağı ilçesinde faaliyete başlayan fosfat konsantresi üretimi yapan Etibank Fosfat İşletmesi üretimini giderek azaltmıştır.

Bu sektörde faaliyet gösteren 5 tesisten ikincisi 1980’lerden sonra krem deterjan üretmeye başlamıştır. Bu tesiste yılda 3000 ton sıvı deterjan üretilmektedir. Bir diğeri pamuk yağından sabun imalatı yapmaktadır. Yakın tarihte faaliyete geçen tesis, deterjan hammaddesi, sülfonik asit ve toz deterjan üretimi yapacaktır.

ORMAN ÜRÜNLERİ VE MOBİLYA SANAYİ

Mardin’de orman ürünleri ve mobilya sanayi yeterince gelişmemiştir. Genel olarak küçük atölyelerde mobilyacılık yapılmaktadır. Bu sanayi sektöründe: Faaliyette bulunan iki, yapımı devam eden bir tesisimiz vardır.

MARDİN YÖRESİNDEKİ BAŞLICA KÜÇÜK SANAYİLER, TARIMSAL ÜRÜNLER


Baharat ve Kuruyemişçilik

Gıda sektöründe faaliyet gösteren 10’dan fazla imalat yeri mevcuttur. Mardin’de en çok karabiber, yenibahar, kişniş, tarçın ve kimyondan oluşan beş türlü baharat kullanılmaktadır. Hemen hemen tüm etli yemeklerde kullanılan baharatlar ayrı olarak da tüketilmektedir. Kişnişin tamamının üretimi Mardin’de yapılmaktadır. Bununla birlikte nane, mahlep, summak ve nar suyu üretimi ve kullanımının da önemli yeri vardır.

Kuruyemiş atölyelerinde bıttım, ceviz, badem, çekirdek işlenerek tüketime hazırlanır. Mardin’de leblebiciliğin ayrı bir önemi vardır. Leblebi imalat yerlerinde yaklaşık 70-80 ton nohut işlenerek leblebiye dönüştürülür. Tuzlu ve tuzsuz olarak çeşitli baharatlarla da tatlandırılan nohutlar beş defa kavrularak çok lezzetli leblebi haline getirilir. Leblebi imalatında tava ve kavurma makinaları kullanılır. Mardin’de ülkemizin diğer bölgelerinden ayrıcalıklı olarak leblebi üretimini özellikli kılan en temel unsurlar; iyi bir işçilik ve beş kez kavrulma aşamasından geçmesidir.

Şekerleme ve Helva İmalatı

Bu alanda faaliyet gösteren 8 imalat yeri mevcuttur. Çok eski bir geçmişi olan helva ve şeker(tarçınlı, badem, cevizli, susamlı) yoğun olarak kış aylarında üretilmektedir. Yaklaşık 1 ton Mardin Pekmez Helvası ve Mardin Ceviz Helvası üretilmektedir. Şekerli Leblebi, Mardin Badem Şekeri ve az da olsa Anasonlu Şeker(İbzor) üretilmektedir. Üretilen mamüller ülke geneline hatta yurt dışına da gönderilmektedir.

Tıbbi Bitkiler

Tarihî, mimarisi ve yer şekilleri bakımından değişik özellikler gösteren Mardin’in doğal yapısı da önemlidir. Mardin ili otsu bitkiler, meyve ağaçları ve orman ağaçları bakımından değişik türlerin varlığı itibariyle zengindir. Bunun temel nedeni: Ova kesimi ile dağ kesimi arasında yükselti farkının 600 metre civarında olması ve iklim özelliklerinin yer yer değişiklik göstermesidir.

Toprağın insana sunduğu tüm bitkileri zamana göre çeşitli açılardan kullanmasını bilmiş olan insanoğlu, hastalıklarının çaresini de, şifa beklentilerini de yine aynı kaynakta aramıştır. Mardin, dağ ve ova kültürünü beraber yaşayabildiği için tür zenginliği içinde bitkilerden çokça faydalanmıştır. Geçmişten günümüze kullanılan şifalı bitkiler: Mahlep, Ikşut, Haşişit’ıl hapta, Şehfit’il acuze, Şaırı’c cıbbar, Hıyar’ıl ıhmar,(yaban salatalık), Afs(Mazı), Irkı’s sus(meyan kökü), Sığd, Irk ıl Li’be, Gözdaşı, Ibzor(rezene), Keten tohumu, Ter’uziye (Mardin Sakızı), Ciğde, Ayva Yaprağı, Hılbe(Çemen), Oğulotu, Nınhe, Papatya, Ğıbbeze, (Ebe gümeci), Gızbara(kişniş)...


.
.

"Bence birisi bu şehri alıp klozete atmalı ve üzerine sifonu çekmeli."
Travis Bickle - Taxi Driver
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 21-06-2007, 12:07
HattoriHanzO - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
O Bir Kılıç Ustası
 
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Nerden: Gezici Festival
Yaş: 28
Mesajlar: 1,479
TURİZM POTANSİYELİ

Mardin’de kültür, çağlar boyu yerleşik olan uygarlığın izlerini taşır. Mardin ili önemli tarihsel ve kültürel mimari zenginliklere sahiptir. Bu zenginliğin turizm alanında en iyi şekilde değerlendirilmesi halinde ilin kalkınmasına ve ülke turizmine büyük katkı sağlayacağı kuşkusuzdur.

Dünü bugün, dünden getirdiklerini gönlünden; geçmişten geleceğe sunan, tarihi tarihle özümsetmek, yaşayıp yaşatabilmek ayrıcalığı nedeniyle, tarihin en eski Hıristiyan topluluğu Süryanilerin köklü kültürü ve çeşitli uygarlıkların izleriyle bezenen Mardin’de engin hoşgörü şehrin ötesine ulaşmaktadır. Ezanların Çanlarla kardeşçe ve birlikte yankılandığı bu medeniyetler şehrini görmek istemez misiniz?

Son yıllarda sadece ülkemizin değil tüm dünyanın ilgisini çekmeye başlayan Mardin, tarihi ve kültür yapısı ile Unesco’nun “Dünya Mirası Kenti Listesine” girmeye adaydır. Kültür Varlıklarının belgelenmesi korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması önem arz etmektedir. İlimiz merkez ve İlçelerinde Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Müdürlüğünce tescil edilmiş 665 adet binamız mevcuttur. Ziyaretçi akınına uğrayan kente resmi kayıtlara göre;


YILLAR.......OTEL SAYISI......YATAK KAPASİTESİ.......GELEN TURİST SAYISI
2000................7...................763....... ................60.000
2001................7...................763....... ................90.000
2002................7...................763....... ...............150.000
2003................9...................955....... ...............220.000
2004................9...................955....... ...............380.000
2005...............12.................1195........ ..............400.000
2006...............14.................1284........ ..............180.000

TOPLAM............................................ ............1.480.000



MARDİN TARİHİ YAPILARIN HARİTASI






TURİZM AMAÇLI SPORTİF FAALİYETLER



AV TURİZMİ

Mardin arkeolojik bakımdan zengin olduğu kadar tabii güzelliği bakımından da farklı bir cazibeye sahiptir. Farklı doğa yapısı av turizmini canlı kılacak tüm unsurları barındırır. Son zamanlarda avcıların yoğun ilgisini çeken mekanlarda:Tilki, tavşan, keklik, karabatak, çulluk, yaban ördeği vardır.



GENÇLİK TURİZMİ(KAMP)

Beyazsu (Nusaybin-Midyat), Karasu (Nusaybin-Mazıdağı-Midyat), Bakırkırı (Merkez), Gurs Şelale ve bahçeleri (Kızıltepe-Yüceli), Zınnar Bahçeleri.(Merkez)... Savur Piknik ve Mesire Bahçeleri, Alabalık tesisleri, Sultanköy Piknik ve Mesire Bahçeleri alabalık tesisleri, Yeşilli Vadisi...



DAĞ-DOĞA YÜRÜYÜŞÜ

Zinnar Bağları... Beyazsu...


.
.

"Bence birisi bu şehri alıp klozete atmalı ve üzerine sifonu çekmeli."
Travis Bickle - Taxi Driver
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 21-06-2007, 12:22
HattoriHanzO - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
O Bir Kılıç Ustası
 
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Nerden: Gezici Festival
Yaş: 28
Mesajlar: 1,479
NÜFUS BİLGİLERİ

MARDİN İLİ NÜFUSUNUN SOSYAL VE DEMOGRAFİK NİTELİKLERİ




Mardin İlinin İdari Bölünüşü 1990 yılında değişmiştir. Bu ile bağlı olan Cizre, İdil ve Silopi ilçeleri 16.05.1990 tarih ve 3647 sayılı Kanunla Mardin İlinden ayrılarak aynı tarih ve Kanunla kurulan Şırnak İline, Gercüş ilçesi ise Batman iline bağlanmıştır.

1927 yılında Türkiye’nin nüfusu 13.648.270. iken Mardin İlinin nüfusu 183.317 idi ve Mardin İli nüfus büyüklüğü açısından 63 il arasında 35 inci sırada yer almakta idi.

Mardin ili Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu bölgesinde yer almakta olup ilin yüzölçümü 8806 kilometre kare olup bu Türkiye’nin yaklaşık % 1.14 ünü oluşturmaktadır. Mardin’de kilometre kareye düşen kişi sayısı 1927 yılında yaklaşık 14 kişi iken 2000 yılında 80 kişiye yükselmiştir. 1990- 2000 yılları arasında Mardin ilinin yıllık nüfus artış hızı %o 23.4 tür. 1927 yılında Mardin ilinde % 22.8 olan şehirde yaşayan sayı 2000 yılında % 55.5’e ulaşmıştır.



22 EKİM 2000 YILINDA YAPILAN 14 ÜNCÜ GENEL NÜFUS SAYIMI SONUÇLARINA GÖRE MARDİN İLİNİN NÜFUS YAPISI



iLÇE................TOPLAM.........ŞEHİR.......... ..KÖY
00 Merkez.........108 340.........65 072..........43 268
01 Dargeçit.........27 611.........16 541..........11 070
02 Derik.............55 278.........19 806..........35 472
03 Kızıltepe........183 475........113 143..........70 332
04 Mazıdağı.........27 434..........11 194..........16 240
05 Midyat..........128 085..........56 669...........71 416
06 Nusaybin........103 863..........74 110..........29 753
07 Ömerli............14 584............7 197...........7 387
08 Savur.............34 402............7 817..........26 585
09 Yeşilli.............22 026..........19 700............2 326
Genel Toplam......705 098.........391 249.........313 849



DOĞUM YERİ :

1935 Yılında Mardin ilindeki nüfusun % 96’sı bu ilde doğmuştur. 1945-1975 yılları arasında genel olarak % 97 olan Mardin ilinde doğanların oranı 1975 yılından sonra sürekli ve yavaş bir azalma göstermiştir. 2000 yılında artma eğilimi gösteren bu oran %92 değerini almıştır.

1927 Yılında Mardin ilinde % 28.8 olan şehirde yaşayan nüfusun payı 1950 yılından sonra sürekli bir artış göstererek 2000 yılında % 55.5’e ulaşmıştır.



CİNSİYET VE YAŞ YAPISI :

Mardin ilinde 1927-1940 döneminde erkek nüfusun büyüklüğü kadın nüfustan daha az olmuştur. İlde 1927 yılında her yüz kadın için 98 erkek bulunmakta iken, erkek nüfusun kadın nüfustan daha hızlı artması nedeniyle 1940 yılında kadın ve erkek nüfus aynı büyüklüğe ulaşmıştır. Bu yıldan sonra artma eğilimine giren cinsiyet oranı, 1970 yılında 104’e düşmüştür. Cinsiyet oranı en yüksek değerini 108 ile 1975 yılında almıştır. 2000 yılında Mardin ilinde her 100 kadın için 106 erkek bulunmaktadır.

Cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllarda doğurganlık düzeyi çok yüksek olduğu için nüfusumuz çok genç bir yaş yapısına sahipti. Mardin ilinde 1935 yılında erkeklerin yarısı 15, kadınların yarısı ise 20.2 yaşından daha küçüktür.

Mardin ilinde 1935-1950 yılları arasında ortalama 17 olan nüfusun medyan yaşı, 1950 yılından sonra sürekli bir azalma eğilimi göstermiştir. 1985 yılından sonra artma eğilimi gösteren medyan yaş 2000 yılında erkekler için 17, kadınlar için 18 değerini almıştır.


EĞİTİM :

Mardin ilinde okuma ve yazma bilen nüfusun oranı ülke genelinde olduğu gibi her iki cinsiyet içinde sürekli artış göstermektedir.1935 yılında erkeklerin % 9.6’sı, kadınların % 1.1’i okuma yazma bilirken, bu oran 2000 yılında erkeklerde % 84.9’a, kadınlarda % 56.8’e yükselmiştir. İl genelinde okuma yazma bilenlerin oranı ise %71’dir.



Kadın nüfusun okur yazarlık oranı erkek nüfusunkinden daha hızlı artmakla birlikte cinsiyetler arası farklılık devam etmektedir. En az İlköğretim mezunu olanların oranı 1975 yılında erkeklerde %9.4, kadınlarda ise % 2.4 iken, bu oran 2000 yılında erkeklerde %38’e, kadınlarda ise %13.3’e yükselmiştir.


1975-2000 Döneminde 25 yaş ve daha yukarı nüfusun içinde ilk okul, orta okul ve orta okul dengi, Lise ve lise dengi ve yüksek öğretim mezunlarının payı her iki cinsiyette de sürekli artış göstermektedir. 1975 yılında 25 yaş ve daha yukarı yaştaki erkeklerin % 21.3’ü, kadınların %4.1’i ilk okul mezunu iken 2000 yılında erkeklerin %39.6’sı kadınların ise %18.9’u ilk okul mezunudur.

2000 yılında Orta okul veya Lise mezunu olan erkeklerin oranı, kadınların oranından yaklaşık dört kat daha fazladır. Cinsiyetler arası eğitim düzeyindeki farklılık yüksek öğretim mezunları için de geçerlidir. 2000 yılında erkeklerin %32.2’si ilkokul sonrası eğitim düzeylerinden birini tamamlamıştır. Kadınlarda da benzer bir gelişme yaşanmıştır. 1975 Yılında kadınların yaklaşık % 1’i, 2000 yılında ise % 8.2’si ilkokuldan sonraki eğitim düzeylerinden birini tamamlamıştır.

2000 yılında erkeklerin %15’i, kadınların %3.9’u lise mezunudur. 1975 yılında erkeklerin % 0.7’si, kadınların %0.1’i yüksek öğretim mezunu iken 2000 yılında bu eğitim düzeyinden erkeklerin oranı % 6’ya, kadınların oranı %1.5’e yükselmiştir.

Mardin il merkezinde okuma yazma bilenlerin oranı % 84’tür. Okuma yazma oranı ilçe merkezlerine göre incelediğinde en yüksek oranı % 81 ile Midyat İlçe merkezinde olduğu görülmektedir. Okuma yazma oranı Midyat ilçe merkezinde erkek nüfus için %91, kadın nüfus için %70’tir. Bu ilçe merkezinden sonra Ömerli ilçe merkezi okuma yazma oranın en yüksek olduğu yerleşim yeridir. Bu ilçede okuma yazma oranı %80 iken, diğer ilçe merkezlerinde %66’nın üzerindedir. Köylerde okuma yazma oranı erkek nüfus için % 81, kadın nüfus için % 50’dir.



MEDENİ DURUM :

Medeni Durumu evli olan nüfus tüm yerleşim yerlerinde en fazla paya sahiptir. İlçe merkezlerinde evli olan nüfus oranı % 51 ile en düşük düzeyde iken, il merkezinde bu oran % 55’e yükselmektedir. İl Genelinde evli olan kadınların oranının 30 yaşına kadar erkeklerden daha yüksek olduğu bu yaştan itibaren ise evli erkeklerin oranının daha yüksek olduğu görülmektedir.

Medeni duruma göre cinsiyetler arasında en önemli farklılık hiç evlenmemiş nüfusta görünmektedir. Hiç evlenmemiş kadınların oranı, İl merkezinde % 35, ilçe merkezlerinde ve köylerde % 41’dir Erkeklerde bu oran ilçe merkezinde %51 iken, İl merkezi ve köylerde %48’dir.

Boşanmış nüfusun oranı tüm yerleşim yerlerinde oldukça düşüktür. Eşi ölmüş kadın nüfusun oranı eşi ölmüş erkek nüfusun oranından tüm yerleşim yerlerinde daha yüksektir. İl genelinde eşi ölmüş kadınların oranı %5, erkeklerin oranı ise %1’den azdır.



DOĞURGANLIK :

Mardin İlinde Doğurgan çağdaki kadın başına düşen ortalama çocuk sayısı 1980 yılına kadar yükselirken bu yıldan sonra azalma göstermektedir. 1980 Yılında Doğurgan çağdaki her 1000 kadına 977 çocuk düşerken, 2000 yılında her 1000 kadına 691 çocuk düşmektedir. Kadın başına düşen çocuk sayısı son 20 yıl içinde yaklaşık % 29 oranında azalma göstermiştir. 1970’li yıllarda “45-49” yaştaki kadınlar ortalama 6.5 çocuk dünyaya getirmiş iken, 2000 yılında aynı kuşaktaki kadınlar ortalama 7 çocuk dünyaya getirmişlerdir.(Bu oranlar 15-49 yaş grubundaki her 1000 kadın için 0-4 yaşındaki çocuk sayısına göre incelenmiştir.) 2000 yılı istatistiklerine göre 158820 kadın 109715 çocuk doğurmuştur. Buna göre çocuk-kadın oranı 691’dir.



BEBEK ÖLÜMLÜLÜĞÜ :

Mardin ilinin 1967 yılından günümüze kadar olan dönemde bebek ölüm hızı ülke genelindeki yapıya benzer şekilde azalmaktadır. 1967 yılında 1000 canlı doğumdan yaklaşık 127’si bir yaşını doldurmadan ölürken 1977 yılında 1000 canlı doğumdan 43’ü bir yaşını doldurmadan ölmüştür.

Toplumun gelişmişlik düzeyini yansıtan önemli göstergelerden biri bebek ölüm hızıdır. 2000 yılı verilerine göre her 1000 bebekten 44’ü bir yaşını doldurmadan ölmüştür. İl Merkezinde erkek ve kız bebeklerde ölüm hızı %o 42, İlçe merkezlerinde %o 45 iken Köylerde bebek ölüm hızı ereklerde %o 44, kızlarda %o 41 olarak belirlenmiştir.


NÜFUS BÜYÜKLÜĞÜ VE NÜFUS ARTIŞ HIZI

Mardin ilinin 2000 yılındaki nüfusu 705.098, 1990- 2000 dönemindeki yıllık nüfus artış hızı %o 23.3’tür. İl’e bağlı bulunan 9 ilçeden Kızıltepe ilçesi 183.475 nüfusu ile en fazla nüfusa, Ömerli ilçesi ise 14.584 nüfusu ile en az nüfusa sahip ilçelerdir. İlin yıllık nüfus artış hızı en yüksek olan ilçesi %o 50.3 ile Midyat iken, en az olan ilçesi %o 39.9 ile Ömerli’dir.

Mardin İl merkezinin şehir nüfusu artış hızı %o 20.5’tir. Mardin iline bağlı ilçelerin şehir nüfusları incelendiğinde, şehir nüfusu en fazla olan ilçenin Kızıltepe ilçesi, en az olan ilçenin ise Ömerli ilçesi olduğu görülmektedir. Şehir nüfus artışının en fazla olduğu ilçe %o 65 ile Midyat ilçesi, en az olduğu ilçe %o 6 ile Ömerli ilçesidir. Mardin iline bağlı bulunan tüm bucak ve köylerin yıllık nüfus artış hızı %o 1.5’tir.

Nüfus yoğunluğu olarak ifade edilen bir kilometrekareye düşen kişi sayısı, il genelinde 80 ve il merkezinde 112 iken, ilçelere göre 32 ile 459 kişi arasında değişmektedir.

Yüzölçümü büyüklüğüne göre ilk sırada yer alan Kızıltepe ilçesinde nüfus yoğunluğu 130, yüzölçümü en küçük olan Yeşilli ilçesinde nüfus yoğunluğu 459 kişidir.

İlde bulunan toplam 588 köyden 437’sinin nüfusu 500’ün altında olup, köylerin büyük bir çoğunluğu oldukça düşük bir nüfusa sahiptir.


Ö Z Ü R L Ü L Ü K :

Özürlülük durumuna göre nüfus incelendiğinde, özürlü nüfusun % 60’nı erkeklerin oluşturduğu görülmektedir. Fiziksel özürlüler %38’lik pay ile ilk sırada yer almaktadır. Görme özürlüler %16’lık, zihinsel özürlüler ise %12’lik bir paya sahiptir. Özürlü nüfus içinde % 5 ile en az paya konuşma özürlüler sahiptir.



MEDENİ DURUM :

Medeni durumu evli olan nüfus tüm yerleşim yerlerinde en fazla paya sahiptir. İlçe merkezlerinde evli olan nüfusun oranı % 51 ile en düşük düzeyde iken il merkezinde bu oran % 55’e yükselmektedir. İl genelinde evli olan kadınların oranının 30 yaşına kadar erkeklerden daha yüksek olduğu, bu yaştan itibaren ise evli erkeklerin oranının daha yüksek olduğu görülmektedir.



Medeni duruma göre cinsiyetler arasında en önemli farklılık hiç evlenmemiş nüfusta görülmektedir. Hiç evlenmemiş kadınların oranı, İl merkezinde % 35, İlçe merkezlerinde ve köylerde % 41’dir. Erkeklerde bu oran İlçe Merkezlerinde %51 iken İl merkezi ve köylerde % 48’dir. Boşanmış nüfusun oranı tüm yerleşim yerlerinde oldukça düşüktür.


.
.

"Bence birisi bu şehri alıp klozete atmalı ve üzerine sifonu çekmeli."
Travis Bickle - Taxi Driver
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 21-06-2007, 12:32
HattoriHanzO - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
O Bir Kılıç Ustası
 
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Nerden: Gezici Festival
Yaş: 28
Mesajlar: 1,479
KIZILTEPE


Mezopotamya’da sarı taşların egemen rengiyle, güneşin yansıttığı tonların buğday başaklarındaki zengin coşkusuyla gülümser Kızıltepe...

İlçenin en eski adı Dunaysır'dır. Daha sonra Koçhisar adını almıştır. Artukoğulları Döneminde gelişme gösteren kasaba bu dönemde Diyarbakır-Musul ve Urfa-Musul yolu üzerinde önemli bir ticaret merkeziydi.. 1931'de Kızıltepe adıyla ilçe merkezi olmuştur.

2000 yılı Genel Nüfus Sayımına göre ilçenin kesin nüfusu 121.302'dir. Kasaba belediyeleri ve köylerin nüfusu 75.819'dur. Mevcut nüfusun %62’si şehir merkezinde geriye kalan %38'i kırsal kesimde yaşamaktadır.

İlçede, biri merkez ilçe olmak üzere Dikmen, Gökçe, Şenyurt ve Yüceli kasabalarında beş belediye idaresi vardır.

Topraklarının %94'ü tarıma elverişli olan Kızıltepe ilçesinin başlıca geçim kaynağı tarım ve ticarettir. Özellikle son yıllarda pamuk tarımı önemli bir sıçrama göstermiştir. Tarıma dayalı sanayinin beklenen gelişmeyi GAP'ın ilçeye ulaşması ile sağlayacağı bilinmektedir. İlçenin E-24 Karayolu güzergahında olması nedeni ile ticaret sektörü günden güne büyümektedir. İl genelinde bulunan tarıma dayalı sanayi işletmeleri ile diğer fabrikalar Merkez ilçe ile Kızıltepe arasında bulunmaktadır. İlçe yolu güzergâhında havaalanının faaliyete geçmesi ile ekonomik yaşam biraz daha ivme kazanmıştır. Kızıltepe, merkez ilçe dahil olmak üzere bütün ilçeler içerisinde gelişme potansiyeline sahip en büyük ilçedir. İç göçleri kendine çeken özelliği ile bugün merkez ilçe nüfusunu ikiye katlamıştır.




__________________________________________________ __________________________



NUSAYBİN


BÖLÜMDE ÖZEL BİR BAŞLIK AÇILACAK NUSAYBİN İÇİN




__________________________________________________ ___________________________



MİDYAT



İnternet Adresi : ...::::Midyat.Gov.TR::....



Midyat'ın coğrafi olarak konumu, doğusunda Dargeçit ilçesi, batısında Ömerli ilçesi, kuzeybatısında Savur ilçesi, kuzeyinde Batman iline bağlı Gercüş ilçesi, güneyinde Nusaybin ilçesi, güney doğusunda ise Şırnak iline bağlı İdil ilçesi yer almaktadır. Bu ad, ibadet edenlerin dağı, diyarı anlamında kullanılır. Bu bölgenin yüzölçümü 10.000 Km2’den fazladır.

İlçenin ismi ve ilk kuruluşu konusunda, değişik görüşler bulunmaktadır. Bazı kaynaklara göre, İlçenin adı bir çok değişimlerden sonra Farsça, Arapça ve Süryanice karışımından meydana gelmiş “AYNA” anlamına gelmektedir.

Başka bir rivayete göre de Midyat, Mağaralar Kenti anlamına gelen “MATİATE” kelimesinden ismini almıştır. Bu görüşü ileri sürenler, “MATİATE” isminin Asur yazıtlarında M.Ö. 9.Yüzyılda geçtiğini ifade etmektedirler. Bu görüşe paralel olarak Midyat’ta ilk yerleşim yerinin mağaralar olduğunu gösteren “Elath” mevkiinin (Midyat’a 3 Km. uzaklıkta ve Acırlı Beldesi yakınında bulunan Ziyaret-Mesire Yeri) Romalılar döneminden günümüze kadar geldiği söylenmektedir.

1973 Mardin İl yıllığında İlçenin tarihçesi hakkında şu bilgiler yer almaktadır: Orta Asya’dan göçüp Anadolu’ya gelen Eti Türkleri, Mezopotamya dediğimiz Dicle ve Fırat Nehirleri arasında yer alan ve verimli topraklara sahip olan bölgeye yerleşmişlerdir. ( M.Ö. 2000 yıllarında ) Bölgeden geçişleri sırasında Midyat’ı büyük bir mağara şehri halinde kurup, hayvanlarını da burada barındırmışlardır. Midyat'ın altındaki mağaralar o devirlerde barınak olarak kullanılmışlardır. Bu mağaraların birbirleri ile bağlantıları vardır. Daha sonraları bu bölgeye Orta Asya Türklerinin öncü göçebeleri olan Komuk Türkleri gelip yerleşir.

Bölgeye gelip yerleşen Komuklar, asırlarca Asurilerle savaşmışlardır. Bu dönemlerde Asurilerin birkaç defa bölgeyi ele geçirdiği görülmektedir. Ancak bu istilaları pek uzun sürmez ve her defasında çekilmek zorunda kalmışlardır. Nitekim Asur Hükümdarı Tıglatninip zamanında Komuklar, tamamen duruma hakim olmuşlardır. M.Ö. 500-100 yılları arasında bölge, değişik kavimlerin istilasına uğramıştır. Makedonyalılar, Persler, Romalılar bu bölgede hüküm sürmüşlerdir. Midyat’ ın asıl meskun hale gelişi veya bölge olarak kuruluşu Selefkuslar devrine rastlamaktadır (M.Ö.180 Yılları).

M.S. V. yy kadar Hıristiyanlık bölgeye hakim olmuştur. VI. asırdan sonra, İslamiyet’ in yayılışı ile birlikte Arap akınları başlamış ve VII. yüzyılda Halit B. Velid orduları bölgeyi fethetmişlerdir. Abbasiler döneminde bölgede imar ve kalkınma hareketleri görülmüştür. Midyat köylerinin ekserisi Harun El Reşit döneminde kurulmuştur. Harun El Reşit’in oğlu Memun’un Türk-Arap karışımı olarak kurduğu büyük bir ordu Cizre-Mardin eski patika yolu boyunca yüz karakola yerleştirilmiştir. Mahalmiler böyle doğmuşlardır. Midyat ve çevresindeki köylere verilen “MAHALMİ” adı buradan gelmektedir. Mahalmi; yüz mahalle, yüz yer, yüz ordugah anlamına gelir ve bugün de Cizre’den Mardin’e kadar eski patika yolu, özellikle eski Bağdat yolu üzerindeki (bu kervan yolu üzerindeki) bu köyler, Türkçe, Süryanice ve ağırlıklı olarak Arapça karışımı Mahalmice diye tabir edilen bir dili konuşur. Bu köyler: Söğütlü, Şenköy, Acırlı, Çavuşlu, Sarıkaya, Gelinkaya, Düzgeçit, Ovabaşı, Ziyaret, Estel Kesimi, Yolbaşı, Sarıköy, Düzova, Yayvantepe, Eğlence, Pelitli'dir.

Mahalmice konuşan bu köylerimizin sakinleri konusunda başka görüşler de vardır. Bir görüşe göre bunlar, Necef Çölünde yaşayan cengaver ve savaşçı Benihilal kabilelerinden. Büyük bir kısmının Orta Asyalı Türklerden olduğu da rivayet edilir. Cizre ile Mardin arasında Midyat bölgesinde yerleştirmekle Bizans’a karşı hem savunma hem de futuhat politikası takip etmiş olan Memun, Estel Camii’ni ve Derizbin (Acırlı) Camii’ni inşa ettirmiştir. Prof. H. Hollerweger’ e göre, Mardin’in doğusuna ve Midyat’ın batısına düşen Mhalmoye’nin bir çok büyük köyü, 1209 yılından önce Hıristiyanlıktan İslamiyet’e geçmişlerdir

XI. yüzyılda Artuk Devleti genişleyerek, batıda Halep, doğuda Musul ve Bitlis, Kuzeyde Harput (Elazığ), güneyde Darzuru içine alır.İşte Midyat da, bu dönemde Mardin, Hasankeyf ve Musul eyaletleri arasında irtibat vazifesi gören bir bölge olarak en parlak devirlerinden birini yaşamıştır. Bu tarihte bölgenin merkezi Derizbin ( Acırlı ) köyüdür. Derizbin beyleri Artukoğullarına bağlı yarı müstakil bir beylik olarak hüküm sürüyorlardı. Mervaniler ve Eyyübiler’den sonra Midyat 1535 yılında Bıyıklı Mehmet Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu tarafından ele geçirilmiştir. 1838 yılında Diyarbakır Valisi Ali Paşa tarafından ziyaret edilen Midyat’ta, bir redif taburu teşkil edilir.

1810 yılında ilçe olan Midyat, 1915’te Cevat Paşa tarafından imar görülmüştür. Askeri Kışla, Cevat Paşa Camii ve Ulu Camii bu dönemde inşa edilmiştir.

2000 yılı Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre ;56.669’i merkez, 71,416’i köy olmak üzere toplam ilçe nüfusu 128 085 dir.Son yıllarda İlçe merkezine köylerden ve çevre ilçelerden yoğun bir nüfus göçü yaşanmaktadır.




__________________________________________________ __________________________



ÖMERLİ



Yapılan bir araştırmada şu bilgilere yer verilmiştir. "Bugünün Ömerli ilçesi'nin (eski adıyla Maserti köyü) kimin tarafından ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir. Yapılan arkeolojik çalışmalara göre ilçe merkezi ile Beşikkaya (eski adıyla Fafit) köyünün taş kemer, kubbe mimari yönünden benzerlikleri ilginçtir. Bu mimari tarzını ilk olarak kullanan uygarlıklar Sümerler ve Asurlulardır. Tarihte Yukarı Mezopotamya olarak anılan ve Ömerli'yi de içine alan coğrafyada Asur Devleti kurulmuştur. İlçedeki Yaylatepe (Hıbatok), Göllü, İkipınar, Beşikkaya (Fafit), Maserti harabeleri incelendikçe bu yerleşim yerinin çok eski olduğu bölgenin Asurlar, Persler, Romalılar, Bizanslılar ve Türk İslam Devletlerinin hakimiyetinde kaldığı zaman zaman elde edilen paralardan ve heykellerden anlaşılmaktadır.

İlçe merkezinde tarihi eser olarak Süryanilere ait Süryani Kadim Mor Cırcıs Kilisesi vardır. Ne zaman kurulduğu belli olmayan bu kilise restore edilerek ibadete açılmıştır. Ömerli İlçesi ve çevresi için elde edilen belgelerin en eskileri Asurlara aittir. M.Ö. 1305 - 1274 tarihlerinden kalma kitaplarda Kaşinarı Dağları'ndan bahsedilmektedir. Bahsedilen bu yer Turabin'i yani Midyat, Ömerli, Mardin ve Cizre Bölgelerini kastetmektedir. Daha sonraki Roma ve Bizans kaynaklarında (Yunan yazarları Arrıanus ve Ptolemaeus'un eserlerinde Masion Dağı tabiriyle Mardin-Midyat Havzası'ndan bahsedilir. Bu havzanın en önemli merkezi de muhakkak ki Fafit (Beşikkaya Köyü) şehridir. M.S.589 tarihinde bu mıntıkada toplu halde Süryani, Nasturi, az miktarda Kildani ve Mahalmi yaşamıştır. M.S.1609 yıllarında Patrik Sotfo zamanında Müslümanlığı kabul etmişlerdir. Şehrin bir kaç devre geçirdiği yapılan kazılarda alt alta çıkan birkaç bina temelinden anlaşılmaktadır.

Bu kazılar esnasında mozaik tabanlı evler, kuyumculuk sanayinde kullanılan beyaz toz, Asur, Pers, Bizans, Arap ve Osmanlı Devleti'ne ait çeşitli paralar, heykel ve heykelcilik, kilden testi ve küpler üzerindeki çeşitli motifler, resimler, süs eşyaları arkeolojik kazılar sonucunda elde edilen ürünlerdir. Bilhassa Sümer ve Asurlular heykeltıraşlığa ve kral heykellerine önem verdiği için kazı neticesinde heykellere fazla rastlanması şehrin kuruluşunu eski tarihlere götürür. 1071 Malazgirt meydan muharebesinden sonra doğudan gelen Türk akıncıların, batıya geçerken bu yörede kaldıkları Süryani Kadim tarihinden anlaşılmaktadır.

1517 tarihinde Yavuz Sultan Selim Han'ın Mercidabık ve Ridaniye Savaşlarından sonra Mardin ve yöresi Osmanlı İmparatorluğuna ihlak olmuştur. Zamanla Türkleşmişlerdir.

Ömerli ilçesi (Maserti köyü) Cumhuriyet ilk yıllarında Savur'a bağlı bir bucak iken 1953 yılında ilçe olmuştur.

2000 yılı Ekim ayında yapılan Genel Nüfus tespiti sonuçlarına göre İlçenin Merkez Nüfusu 7.353, köylerin nüfusu 8.609 olmak üzere toplam nüfus 15,962 kişidir. İlçe Nüfus Müdürlüğü Kütükleri incelendiğinde Cumhuriyetin ilanından sonra düzenli nüfus kayıtlarının tutulmaya başlandığı tarihten bu yana Ömerli İlçesinin çeşitli idari yapı ve bağlılık değişiklikleri söz konusu olmakla birlikte, yaklaşık yüz otuz bin kişinin kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Nüfusun %49’u Erkek, %51’i kadındır.

İlçe merkezi (Ömerli), İl merkezine (Mardin) 28 Km uzaklıkta ve il merkezinin doğusunda kalmaktadır. İlçe, doğusunda Midyat, batısında Yeşilli, güneyinde Nusaybin ve İl merkezi, kuzeyinde Savur ilçesiyle komşudur. İlçenin toplam yüzölçümü 409 km2 kadardır.

İlçe sınırları içindeki arazi yapısı, birbirlerini izleyen ters tabakalar şeklinde olup, genel olarak kuzey-güney doğrultusunda bölünmüş derelerin etrafındaki rakımı 1100 ile 800 metre civarındaki tepelerden meydana gelmektedir. Arazi yapısı kapalı olup, boyu 0.50 metre ile 3.5 metre arasında değişen meşelik bitki örtüsüyle kaplıdır. Bitki örtüsünün yoğunluğu kuzeye doğru azalmaktadır. İlçe sınırları içerisinde kaynak veren derelerin de yardımıyla vadilerdeki kısmen düz araziler sulanabilmektedir. İlçede karasal iklim yaşanmaktadır. Yaz aylarında sıcaklık ve yağış düşüklüğü, kış aylarında sert soğuk ve kar yağışı gözlenmektedir.



__________________________________________________ ___________________________



DERİK



İnternet Adresi: .: Derik Kaymakamlığı Resmi Websitesi :.


Mazıdağı,Viranşehir ve Kızıltepe ilçeleri ile sınır komşusu olan Derik yaklaşık olarak 1390-1400 yıllarında Térka aşiretinin bir kolu olan Davutoğulları (Mala Dawıdé Kalo) ve Kayıhanlılar (Mala Qeya) tarafından kurulmuştur. Halen Derik'in ilk kurulduğu mehallere Gare Rezé Déwıd ve Mérga Keya denilmektedir. Derik ilçesi, Diyarbakır yöresinde astığı astık, kestiği kestik olan Çıplak Haso adında bir miri öldürmeleri sonucu oluşan kan davası yüzünden göç etmek zorunda kalan bu iki aşiret tarafından kurulmuştur.

Derik'in yüzölçümü 1397 Km2 olup 2000 Yılı nüfus sayımında da 20.700 Kişi olduğu tespit edilmiştir. Derik'te belediye teşkilatı 1874 tarihinde kurulmuş ve ilçe bu tarihte Diyarbakır'a bağlı iken 1923 Yılından itibaren Mardin'e bağlanmıştır. İlçe Mazıdağı'nın güney eteklerinden Kızıltepe-Ceylanpınar ovalarına doğru alçalan alanları kaplar. İlçe toprakları kuzeyden güneye doğru alçalmaktadır. İlçe merkezinin üç tarafı dağlarla çevrili olup, iklim karasal özelliktedir.

İlçenin ova kesimi bozkır, Mazıdağı yamaçları ise meşelerle kaplıdır. Orman alanlarındaki ağaçlar son yıllarda giderek çoğalmakta ve gürleşmektedir. İlçede en çok tahıl üretimi yapılmakla beraber sulama kuyularının kazılması ve sulama göletlerinin faaliyete sokulması ile endüstri bitkilerinin üretimi de oldukça artmıştır. Bunun yanında önemli miktarda sayılabilecek zeytinlikler, bağlar ve meyve bahçeleri de bulunmaktadır.

Derik'in rakımı 780mt.’dir. İlçe sınırları dahilinde bulunan dağların yüksekliği 1500mt’yi aşmamaktadır. İlçedeki dağlar Mardin Eşiği Dağları olarak adlandırılmaktadır. İlçenin ova kesimi de Harrandan Nusaybine kadar uzanan ovanın bir bölümünü kaplamaktadır. Ovanın önemli bir bölümü de tarih öncesi dönemlerde faaliyet göstermiş yanar dağların püskürttüğü volkanik siyah taşlar ile kaplıdır. Günümüzde sönmüş bu yanardağlardan, çimento sanayisinde hammadde olarak kullanılan klinker maddesi çıkarılmaktadır.

İlçe merkezinde ikamet eden halkın geçimi bağcılık, sebzecilik, meyvecilik ve zeytinciliğe dayanmaktadır. Tarımın dışında üretime dayalı herhangi bir faaliyet bulunmamaktadır. Dağ köyleri ile Karacadağ yöresindeki köylerin geçim kaynağı hayvancılık, ova köylerinin geçim kaynağı da tarla ziraatına dayanmaktadır.

Mardin tarih boyunca hangi medeniyetin etki alanı ve yönetimine girmişse, Derik'te bu devletlerin yönetimine girmiştir.

Derik nüfusunun önemli bir bölümü son dönemlere kadar Ermenilerden oluşurken, zaman içerisinde sosyal ve ekonomik nedenlerden Ermenilerin büyük çoğunluğu göç etmişlerdir.



__________________________________________________ __________________________



MAZIDAĞI



İnternet Adresi: :.T.C.MAZIDAĞI KAYMAKAMLIĞI.:



Mazıdağı, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin Dicle Bölümünde Mardin ilinin 47Km kuzeybatısında, 1030-1090 metre yükseklikte ve adını aldığı dairevi dağlar serisinin orta yerindeki düzlükte kurulmuştur. Daha önceleri Savur ve Derik ilçelerine bağlı bir bucak iken 9 Haziran 1937 tarihinde ilçe statüsünü almıştır. İlçe 869 Km’lik bir alana sahip olup, 50 köy ve 14 mezrası bulunmaktadır.

İlçede genel olarak halkın geçin kaynağı tarım ve hayvancılık faaliyetle-ridir. Ancak ilçe merkezinin 17 Km kuzeybatısındaki fosfat yataklarının 1976 yılından sonra işletilmeye başlanması ile önemli bir çalışma alanı durumunu almıştır.

İlçe, Ulaşım koşulları bakı-mından yetersiz bir durum göstermektedir. İlçeyi köy-lerine bağlayan yollar mevcutsa da yolların büyük kısmı toprak tesviye ve ham yol olduğundan kış aylarında ulaşım güçleşmek-tedir. Derik; ilçesine 24 Km ,Mardin iline 47 Km ve Diyarbakır iline ise 72 Km'lik asfalt bir yolla bağlanmıştır.

Mazıdağı ilçesinin tarihi özel olarak araştırılmamış ancak yakın çevresindeki büyük yerleşim yerlerinin tarihinden elde edilen bilgiler ışığında açıklanabilmektedir. Buna göre ilçe merkezinin bir yerleşim yeri olması Bizanslılara kadar uzanmaktadır.İlçenin eski adı ' Şamrah " olup yerleşim yerinin Çam yolu üzerinde olması nedeni ile bu ismi almıştır. İlçenin 3 Km güneybatısındaki sarp bir tepenin üzerinde kalıntılarına rastlanan Safran Kalesi ve kalenin çevresindeki harabelerden anlaşıldığına göre,Bizanslılar döneminde Diyarbakır’ı Şam’a bağlayan yol üzerinde kurulma olan bu yerleşim yerinin halkı Süryani dinine mensup idi. V. ve VI. yüzyılda Sasaniler ile Bizanslılar arasındaki savaşlarda Mardin ile birlikte bu iki kavim arasında bir kaç kez el değiştirmiş olan Şamrah VII. yüzyılda Arapların eline geçmiş Hıristiyan Halkın büyük bir kısmı .Müslümanlığı kabul etmiştir. Süryani olarak kalan kesimi se 1392' de Timur'un istilasından sonra Mardin’e göç etmiştir.

Yavuz Sultan Selim 1514’de Şah İsmail'e karşı kazandığı Çaldıran savaşından kısa bir süre sonra D.Bakır ve Mardin illerini ele geçirmek ile bu yerleşim yerlerini de Osmanlı Devletine katmış oluyordu.

Ayrıca şu anda harabe durumunda bulunan Derametinan kalesi çok eski bir yapı olduğu,Timurlenk tarafından Mardin ve Diyarbakır’ın alınışı sırasında bölgeye yaptığı keşifte ve kendisine geçit vermeyen Derametinan kalesinin fethini istemişti. Kale 150 Metre yüksekliğinde bir tepenin üzerinde kartal yuvası gibi kurulmuş güneyden kuzeye doğru uzanan vadiye ve kervan yoluna hakim durumda idi. Timur’un orduları kaleyi ancak 20 günde zaptederek geçit sağlayabilmişlerdir.Kalede 150 kişilik bir kuvvet bulunmakta ve saldırılara karşı koyabilecek bir tarzda inşaa edilmiştir.Bir Bizans eseri olan bu kale günümüzde bir harabe durumunda bulunmaktadır.

İlçe sakinlerinin daha önceleri Hıristiyan olduğu ve burada çeşitli aile guruplarının yaşamış oldukları bilinmektedir. Bunlar Cançoyi, Yakupli, Bileçki ve Hani ile Kulptan gelenler ile birlikte dört ayrı aile gurubu olarak günümüz kadar bu sosyal yapıyı sürdüregelmislerdir.

Mazıdağı ilçesi daha önce Savur ilçesine ,ardından da Derik ilçesine bağlı bir nahiye iken 9 Haziran 1937 yılında ilçe statüsüne getirtilmiştir. İlçe "Şamrah" ismini Diyarbakır dan Şam'a giden kervan yolu üzerinde oluşu nedeni ile almıştır. " Şamrah " Kelimesi Şam’a giden yol anlamındadır. Mazıdağı ismi ise ,etrafının dağlarla çevrili olması ve bu dağların mazı ağaçları ile kaplı oluşundan almıştır.

2000 Yılında yapılan Nüfus tespitine göre ilçemizin toplam nüfusu 32.443 'tür.13.102 'i ilçe Merkezinde,19.341 'i Köylerimizde yaşamaktadır.




__________________________________________________ __________________________




DARGEÇİT





Dargeçit ilçesi, ülkemizde eski ve yeni uygarlıkların iç içe yaşadığı nadir ilçelerden biridir. Yukarı Mezopotamya uygarlığının merkezlerinden olan Dargeçit, kuruluş yeri ve mimari özellikleri olarak dünyada eşine çok az rastlanan bir yapıya sahiptir.

Hıristiyanlık öncesi ve sonrası çağlara ait uygarlık eserlerin, Türk İslam kültürü ile kaynaşarak günümüze kadar gelmesi,güzel bir sentezin ifadesi olarak görülebilir.

Dargeçit ve havalisine ait elde mevcut tarihi belgelerden en eskileri Asur Kralı I.Adad Nirari ve oğlu I.Salmanasır zamanlarına rastlar. Bu iki hükümdar devrinden kalma "Kaşairi Dağları " adı ile anılan mıntıkanın Tur Abidin, yani Mardin-Dargeçit bölgesi olduğu bilinmektedir. Bu havali ile ilgili diğer bir coğrafi deyim "İzala" dır. Bölgede bulunan çivi yazılı tabletlerde ve Bizans, Roma kaynaklarında Mardin-Dargeçit eşiğinin güney yamaçları İzala olarak tabir edilir. Milattan sonra II.yüzyılda Yunan yazarlarından Arrianus ve Ptolemaevs bahsedilen Masios dağı da Mardin-Dargeçit arasındaki coğrafi bölgeden bahsetmektedir.Milatan sonra IV.yy tarihçilerinden Antakyalı Ammianus Mercellinus eserlerinde Mardin-Dargeçit arasındaki coğrafi bölgeden bahsetmektedir.Bu da Dargeçit tarihinin çok eskilere dayandığını göstermektedir.

Dargeçit ilçesinin tarihi, Türklerin Ortaasya'dan göçüp Anadolu'ya gelmeleri ile başlar. Orta Asya'dan göç eden Türklerin bir kısmı Mezopotamya dediğimiz Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan yere yerleşmişlerdir. Anadolu'ya gelen Türkler "Eti" Türkleridir. Etiler(Hititler) Orta Asya'da iken çobanlık ve tarımla uğraştıklarından gittikleri yerlerde de bu işle uğraşmak için verimli toprakları ve su boylarında kendine yurt edinirler. Eti devletini kuran Mitanni'ler bölgeden geçerlerken, hayvanlarına barınak yeri yapmışlardır. Daha sonra Orta Asya Türklerinin öncü göçebeleri olan konuk Türkler bölgeyi ele geçirmişlerdir. Konuklar asırlar boyunca hakim olmayı başarmışlardır.

Milattan önce 500-1000 yılları arasında bölge bir çok kavimlerin istilasına uğramıştır.Makedonyalılar, Persler, Romalılar, bölgeden gelip geçmişlerdir. Dargeçit ilçesinin asıl meskun bir hale yani bölge olarak kuruluşu bu devreye ve özellikle "Selefkuslar" devrinden başlar. Milattan sonra 5.yy kadar Hıristiyanlığın bölgeye hakim olduğu görülür. Ancak İslamiyet'in yayılışı ile birlikte Arap akınları başlamış, VII.yy' da Halit İbn-i Velid komutasındaki Arap orduları bu bölgeyi ele geçirmişlerdir. Abbasilerin bölgeye hakim olmalarıyla imar hareketine başlamış, Harun Reşit zamanında Dargeçit ve köylerinin çoğu kurulmuştur.

Milattan sonra X.yy'da Büyük Selçuklu devletinin yıkılışı ile birlikte bölgeye Artuk'lular hakim olur. Melik Sökmen devrinde (II.yy) Artuklu devleti gelişerek batıda Halep, doğuda Musul ve Bitlis, kuzeyde Harput (Elazığ), güneyde Darzoru'ya kadar hakim olur.

1401 yılında Timur'un Mardin'i istila edip Artuklu hükümdarı Sultan İsa'yı esir alıp Semarkant' a götürmesinden sonra Artuklu devletinin bölgedeki hakimiyeti sona erer. Timur, Sultan İsa'yı vergi ödemek şartıyla bırakmıştır.

Dargeçit ilçesi 1986 yılına kadar Mardin ilinin Midyat ilçesine bağlı bir nahiye iken 1987 yılında çıkarılan 3392 sayılı kanunla Midyat ilçesinden ayrılarak ilçe statüsünü kazanmıştır.

Dargeçit, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin güneyindeki Mardin iline bağlı şirin bir ilçe merkezidir. Yüzölçümü yaklaşık olarak 550 km2'dir.Ortalama rakım 900m civarındadır.Doğusunda Şırnak ilinin Güçlükonak ilçesi, batısında Midyat, Kuzeyinde Batman iline bağlı Gerçüş, güneyinde ise Şırnak iline bağlı İdil ilçesi bulunmaktadır.

2000 yılında yapılan nüfus sayımı sonuçlarına göre Dargeçit ilçesi genel nüfusu 26.240 'dır. 1990 yılından sonra göç eden köylerin ilçe merkezine yerleşmesiyle ilçe merkezinin nüfusu artmıştır



__________________________________________________ _________________________


<