Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Pano > Kara Delik

Kara Delik Nereye yazsam dediğiniz konular için böyle buyrun.


Tanrının varlığını kanıtlayan var mı aramızda??

Kara Delik içerisinde Tanrının varlığını kanıtlayan var mı aramızda?? konusu: son sölediğin deizmdir! onlar fazla düşünür karar veremezler ! tanrı varsa şunlar şunlarda var ozaman diyerek kendine sorman yeterlidir aslında ! materyalistmiyiz? doğa üstü güçlere inanıyormuyuz? bilmek lazım eğerbir deistsen ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #11 (permalink)  
Alt 08-11-2007, 00:50
sathanss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 06-11-2007
Yaş: 25
Mesajlar: 40
son sölediğin deizmdir!
onlar fazla düşünür karar veremezler !
tanrı varsa şunlar şunlarda var ozaman diyerek kendine sorman yeterlidir aslında !
materyalistmiyiz? doğa üstü güçlere inanıyormuyuz? bilmek lazım
eğerbir deistsen bazı noktalarda uzlaşmak imkansız eğer bir teistsen ortak bir noktamız olması imkansız! eğer bir ateistsen tanrıyı konuşmamız anlamsız!
Alıntı ile Cevapla
  #12 (permalink)  
Alt 08-11-2007, 00:54
asmara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 12-10-2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 730
son cümle iyi.
ama benim ne olduğumun önemi var mı?
ben gelebilecek her cevaba karşı tez üretmekle meşgulüm
deist ya da agnostic biri olsa, gelse bunları söylese...
sorum şu olurdu onlara.
kaç tanrı var o halde?
sonuçta tanrının varlığı felsefi bir konudur.
tartışılırken kimin neye inandığının bir önemi yoktur.
neyse iyi geceler ben kaçtım.

Konu asmara tarafından (22-12-2007 Saat 15:20 ) değiştirilmiştir.. Sebep: flood
Alıntı ile Cevapla
  #13 (permalink)  
Alt 08-11-2007, 00:58
sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
_b/s/en s/b/enim
 
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 19
Mesajlar: 984
asmara zaten hiç bir bilim adamı şu ana kadar, olmayan bişeyin olmadığını ispatlama ihtiyacı duymamıştır.. çünki insan aklında, olmayan bişeye ait bir herhangi bir fikir yoktur.. eğer bir takım çıkarımsallar sonucu ortaya bi fikir atılmışsa(tanrının var olması gibi) .. ilk önce bu teori ispatlanmaya çalışılmalıdır..

tekrir .. var olmayanın var olmadığını ispatlamaya ihtiyaç yoktur.. fakat eğer bir fikir varsa.. bu teorinin ispatlanmaya ihtiyacı vardır.. eğer ispatlanamıyorsa ispatlanana kadar teoriyi yok saymak en büyük hakkımızdır diye düşünüyorum..

asmara yoksa sen agnostik misin??

neyse hadi ii geceler... ben biraz yavaş yazıyorum kusuruma bakmayın..

Konu sangre tarafından (08-11-2007 Saat 01:02 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #14 (permalink)  
Alt 08-11-2007, 01:14
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 08-11-2007
Mesajlar: 6
Standart Allah c.c.

Aşağıda yazılanların o zaman ki insanların düşünceleri ve akılları ile yazılacağı birşey değildir hepsi kurandan alınmıştır biliyorum çok uzun ama ilgilenen arkadaşlar okusun ve isteyenler delimavixxx@hotmail.com adresi ile bana ulaşabilirler
KARANLIĞINYARATILMASI

"Görmediler mi, Biz geceyi onda sükun bulmaları için, gündüzü de aydınlık(la görsünler) diye yarattık. Şüphesiz, iman eden bir kavim için bunda ayetler vardır." (Neml Suresi, 86)

Dikkat edilirse ayette gecenin özel olarak yaratıldığı bildirilmektedir. Bundan kısa bir süre öncesine kadar bilim adamları evrendeki yıldız sayısını ve ürettikleri ışığı hesapladıklarında evrenin aslında sürekli aydınlık olması gerektiği sonucuna varmışlar ve karanlığın sebebini anlayamamışlardı. Bu konu ancak karadeliklerin keşfiyle açıklığa kavuştu. Çünkü evrenin her yerine dağılmış olan karadelikler, sahip oldukları korkunç çekim alanlarıyla yıldızların ürettiği ışınları büyük ölçüde yutmakta ve karanlığa sebep olmaktadırlar. Bir başka deyişle, karanlık özel olarak üretilmekte yani "yaratılmaktadır".


GERİ DÖNDÜREN GÖK

Kuran-ı Kerim'de, Tarık Suresi'nin 11. ayetinde gökyüzünün "geri döndürücü" özelliğinden şöyle bahsedilir:

Dönüşlü olan göğe andolsun. (Tarık Suresi, 11)

Kuran meallerinde "dönüşlü" olarak tercüme edilen "rec'i" kelimesi, "geri çeviren" ya da "geri döndüren" anlamlarına gelmektedir.

Bilindiği gibi Dünya'yı çevreleyen atmosfer pek çok katmandan oluşur. Her katmanın, canlılığın yararına yönelik önemli bir görevi vardır. İncelendiği zaman her tabakanın kendisine ulaşan madde ya da ışınları uzaya ya da yeryüzüne geri döndürme özelliklerinin olduğu anlaşılmıştır. Burada atmosfer katmanlarının geri döndürme özelliğini birkaç örnekle inceleyelim.

Örneğin 13 ile 15 km yükseklikteki Troposfer tabakası, yeryüzünden yükselen su buharının yoğunlaşıp yağış olarak yere geri dönmesini sağlar. 25 km yükseklikteki Stratosferin alt tabakası olan Ozonosfer, uzaydan gelen radyasyon ve zararlı ultraviyole ışınlarını yansıtarak, yeryüzüne ulaşamadan uzaya geri dönmelerini sağlar. İyonosfer tabakası da yeryüzünden yayınlanan radyo dalgalarını bir uydu gibi yeryüzünün farklı bölgelerine geri yansıtarak, telsiz konuşmalarının, radyo ve televizyon yayınlarının uzak mesafelerden izlenebilmesini sağlar. Manyetosfer tabakası ise, Güneş'ten ve diğer yıldızlardan yayılan zararlı radyoaktif parçacıkları, yeryüzüne ulaşmadan uzaya geri döndürür.

Gökyüzü tabakalarının henüz yakın bir geçmişte keşfedilen bu özelliğinin yüzyıllar öncesinden Kuran'da belirtilmesi, Kuran'ın Allah'ın sözü olduğunu bir kez daha ispatlamaktadır.


GÜNEŞ

...Güneş'e, Ay'a ve yıldızlara kendi buyruğuyla baş eğdirendir. Haberiniz olsun, yaratmak da, emir de (yalnızca) O'nundur. Alemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir. (Araf Suresi, 54)
Dünya'dan 150 milyon km. uzakta olmasına rağmen, Güneş bizim için gerekli olan enerjiyi kesintisiz olarak ulaştırır.

Bu dev enerjili gök cisminde hidrojen atomları devamlı olarak helyuma çevrilmektedir. Her saniye 616 milyar ton hidrojen, 612 milyon ton helyuma çevrilmektedir. Bu esnada dışarı salınan enerji 500 milyon hidrojen bombasının patlamasına denktir.

Dünya'da hayat Güneş'ten gelen enerjiyle sağlanır. Yeryüzündeki dengenin devamı ve canlılık için gereken enerjinin %99 'u Güneş'ten sağlanır. Söz konusu enerjinin yarısı gözle görünür ve ışık olarak alınır. Geriye kalan enerjinin büyük bir kısmı gözle görülmeyen, ama sıcaklık biçiminde ortaya çıkan kızıl ötesi ışınlardır.

Güneş'in bir özelliği de çan gibi genleşip salınmasıdır. Bu olay her beş dakikada bir tekrarlanmakta Güneş'in yüzeyi bu sırada saatte 1080 km. hızla, 3 km. kadar bize doğru ilerleyip sonra geri dönmektedir.

Güneş, Samanyolu'nu oluşturan 200 milyar yıldızdan biridir. Dünya'dan 325.500 defa büyük olmasına rağmen, evrendeki küçük yıldızlardan sayılmaktadır. Çapı 125 bin ışık yılı olan Samanyolu'nun merkezine 30 bin ışık yılı uzaklıktadır. (1 ışık yılı= 9.460.800.000.000 km.)


GÜNEŞ'İN YOLCULUĞU

"Güneş de, kendisi için (tesbit edilmiş) olan bir müstakarra (karar yerine) doğru akıp gitmektedir. Bu üstün ve güçlü olan, bilenin takdiridir." (Yasin Suresi, 38)

Astronomların hesaplarına göre Güneş, içinde bulunduğu galaksinin hareketi nedeniyle, Solar Apex adı verilen bir yörünge boyunca Vega Yıldızı'na doğru saatte 720.000 km.'lik bir hızla yolculuk etmektedir. (Bu, kaba bir hesapla Güneş'in günde 720.000x24=17.280.000 km. yol katettiğini gösterir. Tabi ona bağlı olan Dünyamızın da...)


YEDİ KAT GÖK

"Allah yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı." (Talak Suresi, 12)

Dünya atmosferinin yapısı, Kuran'ın işaret ettiği gibi, başlıca yedi bölümden meydana gelir. Atmosferde katları birbirinde ayıran yüzeyler bulunmaktadır. Encyclopedia Americana'nın (9/188) verdiği bilgiye göre, sıcaklığa bağlı olarak yerden itibaren şu katlar sıralanır.

1.Kat Troposfer: Kalınlığı kutuplarda 8 km. ekvatorda 17 km'ye kadar ulaşır. Bu kat bulutların büyük bir bölümünü kapsar. Sıcaklık yükseltiye bağlı olarak kilometrede 6.5°C azalır. Bu katmanın Tropopoz diye adlandırılan ve hızlı hava akımlarının olduğu kısımda sıcaklık -57°C'de sabit kalır.

2.Kat Stratosfer: 50 km yüksekliğe ulaşır. Burada mor ötesi ışınlar soğurulduğu için ısı açığa çıkar ve sıcaklık 0°C'ye kadar yükselir. Bu soğurma sırasında ısının yanında Dünya için hayati önem taşıyan ozon tabakası da ortaya çıkar.

3.Kat Mezosfer: Yüksekliği 85. km'ye kadar çıkar. Burada sıcaklık -100 C'ye iner.

4.Kat Termosfer: Sıcaklık giderek yavaşlayan bir tempoda artar.

5.Kat İyonosfer: Bu bölgedeki gazlar iyon halinde bulunur. Radyo dalgalarının İyonosfer tarafından tekrar Dünya'ya gönderilmesi sayesinde yeryüzündeki iletişim sağlanır.

6.Kat Ekzosfer: 500 ila 1000. km'nin ötesinde, özellikleri tamamen Güneş'in etkinliklerine göre değişen tabakadır.

7.Kat Manyetosfer: Burası Dünya'nın manyetik alanın kapladığı büyük bir boşluğu andıran alandır. Enerji yüklü atom altı parçacıklar Van Allen Kuşakları olarak adlandırılan bölgelerde tutulur.

Aynı kaynakta sayıldığı üzere yer kabuğunun katmanları da 7 bölümden oluşur:

1.Kat Litosfer(su)

2.Kat Litosfer(kara)

3.Kat Astenosfer

4.Kat Üst manto

5.Kat Alt manto

6.Kat Dış çekirdek

7.Kat İç çekirdek


DÜNYA'NIN YUVARLAKLIĞI

Gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Geceyi gündüzün üstüne sarıp-örtüyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıp örtüyor. (Zümer Suresi, 5)

Kuran'ın evreni tanıtan ayetlerinde kullanılan ifadeler oldukça dikkat çekicidir. Üstteki ayette "sarıp örtmek" olarak tercüme edilen Arapça kelime "tekvir"dir. Bu kelimenin Türkçe karşılığı, "yuvarlak birşeyin üzerine bir cisim sarmak"tır. (Örneğin Arapça sözlüklerde "başa sarık sarma" gibi yuvarlak cisimleri içeren fiiller için bu kelime kullanılır). Ayette, gecenin ve gündüzün birbirlerinin üzerlerini sarıp-örtmeleri (tekvir etmeleri) konusunda verilen bilgi, aynı zamanda Dünya'nın biçimi konusunda kesin bir bilgi içermektedir. Ancak ve ancak Dünya'nın yuvarlak olması durumunda bu ayette ifade edilen fiil gerçekleşebilir. Yani 7. yüzyılda indirilen Kuran'da Dünya'nın yuvarlak olduğuna işaret edilmiştir.

Unutmamak gerekir ki, o dönemdeki astronomi anlayışı Dünya'yı daha farklı algılıyordu. O dönemde Dünya'nın düz bir satıh olduğu düşünülüyordu ve tüm bilimsel hesap ve açıklamalar da buna göre yapılıyordu. Kuran'da ise o zamanın yanlış bilgileri ile ilgili hiçbir ifadeye rastlamayız. Aksine Kuran ayetleri bize henüz bu yüzyılda öğrendiğimiz bilgileri vermektedir. Kuran Allah'ın sözü olduğu için evreni tarif ederken olabilecek en doğru kelimeler kullanılmıştır.


DAĞLARIN DEPREMLERİ ENGELLEMESİ

"O, gökleri dayanak olmaksızın yaratmıştır, bunu görmektesiniz. Arzda da, sizi sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı ve orada her canlıdan türetip yayıverdi..." (Lokman Suresi, 10)

"Biz, yeryüzünü bir döşek kılmadık mı? Dağları da birer kazık?" (Nebe Suresi, 6-7)

Jeolojik bulgular sonucunda dağlar hakkında edinilen bilgiler Kuran ayetleriyle tam bir paralellik içindedir. Dağların en önemli özelliklerinden birisi birbirine yaklaşarak sıkışan yer tabakalarının birleşim noktalarında yükselmeleri ve bu tabakaları sabitlemeleridir. Bu özellikleriyle dağlar tahtaları birarada tutan çivilere benzetilebilir.

Bunun yanında dağların yerkabuğunda yaptığı basınç, Dünya'nın merkezindeki mağma hareketlerinin etkisinin yeryüzüne ulaşarak yerkabuğunu parçalamasına engel olur.

Evrendeki bütün temel parçacıkların antimadde kopyaları vardır. Antimaddeler aynı kütleye sahiplerdir, fakat zıt yükler taşırlar. Bu nedenle madde ve antimadde temasa geçtiklerinde enerjiye dönüşerek yok olurlar.
YARATILIŞTAKİ ÇİFTLER

"Yerin bitirmekte olduklarından, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratan (Allah çok) yücedir." (Yasin Suresi, 36)

Erkeklik dişilik, "çift" kavramının bir karşılığı olmakla birlikte, ayette bahsedilen "bilmedikleri nice şeylerden" ifadesi daha geniş bir anlam içermektedir. Nitekim maddenin çiftler halinde yaratıldığını ortaya koyan İngiliz bilim adamı Paul Dirac, 1933 yılında Nobel Fizik Ödülü'nü kazandı. "Parité" adı verilen bu buluş, maddenin anti madde denilen bir çifti olduğunu ortaya koymuştur. Anti-madde, maddenin tersi özellikler taşır. Örneğin maddenin tersine anti-maddenin elektronları artı, protonları da eksi yüklüdür.


DENİZLERİN BİRBİRİNE KARIŞMAMASI

Akdeniz'de ve Atlas Okyanusu'nda büyük dalgalar, güçlü akıntılar ve gel-gitler vardır. Akdeniz'in suyu, Cebelitarık Boğazı'nda Atlas Okyanusu ile karşılaşır. Ama bu karşılaşma sonucu kendi sıcaklık, tuzluluk ve yoğunluk özellikleri değişmez. Çünkü iki deniz arasında görülmeyen bir sınır vardır.
"Birbirleriyle kavuşup karşılaşmak üzere iki denizi salıverdi. İkisi arasında bir engel (berzah) vardır; birbirlerinin sınırı geçmezler." (Rahman Suresi, 19-20)

Yukarıdaki ayette, bilinen iki su kütlesinin birbirleriyle karşılaşıp birleştiği fakat bir engel sebebiyle karışmadıkları vurgulanmaktadır. Bu nasıl olabilir? Normalde beklenen iki denizin birbirleriyle karşılaştığında sularının karışarak hem tuzluluk oranlarının hem de ısılarının eşitlenmeye doğru gitmesidir. Oysa olay böyle olmamaktadır. Örneğin Akdeniz ve Atlas Okyanusu, Kızıldeniz ve Hint Okyanusu birbirleriyle görsel olarak birleşseler de suları birbirine karışmamaktadır. Bunun sebebi aralarındaki bir engeldir. Bu engel ise "yüzey gerilimi" olarak bilinen kuvvettir.



DEMİRDEKİ İKİ ŞİFRE

Demir, Kuran'da dikkat çekilen elementlerden biridir. Kuran'ın "Hadid", yani "Demir" adlı suresinde Allah şöyle buyurmaktadır:

...Ve kendisinde çetin bir sertlik ve insanlar için (çeşitli) yararlar bulunan demiri de indirdik... (Hadid Suresi, 25)

Ayette, demir için özel olarak kullanılan "enzelna" yani "indirme" kelimesi, mecazi olarak insanların hizmetine verilme anlamında düşünülebilir. Fakat kelimenin, yağmur ve güneş ışınları için kullanılan "gökten fiziksel olarak indirme" şeklindeki gerçek anlamı dikkate alındığında, ayetin çok önemli bir bilimsel mucize içerdiği görülmektedir. Çünkü modern astronomik bulgular, Dünya'daki demir madeninin dış uzaydaki dev yıldızlardan geldiğini ortaya koymuştur.

Sadece Dünya'daki değil, tüm Güneş Sistemi'ndeki demir dış uzaydan elde edilmiştir. Çünkü Güneş'in sıcaklığı demir elementinin meydana gelmesine yeterli değildir. Demir ancak Güneş'ten çok daha büyük yıldızlarda, birkaç yüz milyon dereceye varan sıcaklıklarda oluşabilmektedir. Nova veya Süpernova olarak adlandırılan bu yıldızlardaki demir miktarı belli bir oranı geçince, artık yıldız bunu taşıyamaz ve patlar. Bu patlama sonucu, içinde demir bulunan gök taşları uzaya dağılır ve bir gök cisminin çekimine yakalanıp çarpana kadar boşlukta dolaşır.

Bilimsel bir kaynakta bu konu ile ilgili olarak şu bilgiler yer almaktadır:

Daha yaşlı Süpernova olaylarını gösteren deliller de vardır: Deniz tabanında biriken demir-60 yaklaşık 5 milyon yıl önce Güneş'ten 90 ışık yılı uzaklıkta meydana gelen bir Süpernova patlamasının delili olarak yorumlanmıştır. Süpernova patlamasında oluşan demir-60, 1.5 milyon yıl yarılanma ömrü olan radyoaktif bir izotoptur. Dünya'nın yeraltı katmanlarında bulunan demir-60 izotopu yakın uzayda bulunan elementlerin nükleosentez geçirip, önce Dünya atmosferine oradan da yeraltı katmanlarına saplanması sonucu oluşmuştur
Tüm bunlardan anlaşılacağı gibi demir madeni Dünya'da oluşmamış, gök taşları vasıtasıyla Süpernovalardan taşınarak, ayette Allah'ın bildirdiği gibi "Dünya'ya indirilmiştir". Bu bilginin Kuran'ın indirilmiş olduğu 7. yüzyılda bilimsel olarak tespit edilemeyeceği ise açıktır. Ancak bu gerçek, herşeyi sonsuz bilgisiyle kuşatan Allah'ın sözü olan Kuran'da yer almaktadır.

Bunun yanı sıra içinde demirden bahsedilen Hadid Suresi'nin 25. ayeti oldukça ilginç iki matematiksel şifre içermektedir: "El-Hadid" Kuran'ın 57. suresidir. "El-hadid" kelimesinin Arapçadaki sayısal değeri, yani ebcedi hesaplandığında karşımıza çıkan rakam da aynıdır: "57". Sadece "hadid" kelimesinin sayısal değeri 26'dır. 26 sayısı ise demirin atom numarasıdır.


KURAN'DA KELİME TEKRARLARI

Kuran'ın şimdiye dek incelediğimiz mucizevi özelliğinin dışında bir de "matematiksel mucize"si vardır. Bu mucizeye bir örnek, Kuran'daki kelime tekrarlarının sayısıdır. Birbiriyle ilgili bazı kelimeler şaşırtıcı bir biçimde aynı sayıda tekrarlanır. Aşağıda bu tür kelimeler ve Kuran içindeki tekrarlanış adetleri verilmiştir.

"Yedi Gök" tabiri 7 kere geçiyor. "Göklerin yaratılışı (halku semavat)" ifadesi de 7 kere tekrarlanır.

"Gün (yevm)" tekil olarak 365 kere geçerken, çoğul yani "Günler (eyyam ve yevmeyn)" kelimeleri 30 defa tekrarlanır. Ay kelimesinin tekrar sayısı ise 12'dir.

"Hıyanet" kelimesi 16 kere geçerken, "habis" kelimesinin tekrar sayısı da 16.

"Bitki" ve "ağaç" kelimelerinin tekrar sayısı aynı: 26.

El-Hadid Suresi Kuran'ın 57. suresidir, El-Hadid kelimesinin Arapçadaki sayısal değeri ise 57'dir. Sadece "hadid" kelimesinin sayısal değeri 26'dır. Yandaki periyodik cetvelde de görüldüğü gibi 26 sayısı demirin atom numarasıdır. Üstün kudret sahibi olan Allah, Hadid Suresi'nde indirdiği ayetle hem demirin nasıl oluştuğuna dikkat çekmekte hem de ayetin içerdiği matematiksel şifreler ile bilimsel bir mucizeyi bize göstermektedir.
"Ceza" kelimesi 117 kere yer alırken, Kuran'ın temel prensiplerden olan "af etmek" ifadesi bu sayının tam 2 katı kadar yani 234 kere tekrarlanıyor.

"De" kelimelerini saydığımızda çıkan sonuç 332. "Dediler" kelimesini saydığımızda da aynı rakamı görüyoruz.

"Dünya" kelimesi ve "ahiret" kelimesinin tekrarlanış sayıları da aynı: 115.

"Şeytan" kelimesi 88 kere geçiyor. "Melek" kelimesinin tekrar sayısı da 88.

"İman" (tamlama almadan) kelimesi Kuran boyunca 25 kere tekrarlanır, "küfür" kelimesi de...

"Zekat" kelimesi 32 kere tekrarlanırken, "bereket" kelimesinin tekrarlanış sayısı da 32.

"Rahmet" kelimesi 79, "hidayet" kelimesi de 79 kere tekrarlanır.

"İyiler (ebrar)" 6 kere, facirler ise tam yarısı kadar yani 3 kere geçer.

"Yaz- sıcak" kelimeleri ile "Kış-soğuk" kelimelerinin geçiş sayıları da aynı: 5.

"Sizi (insanı) yarattı" ifadesi ve "kulluk" kelimesinin geçiş sayıları da aynı: 16.

"Şarap (hımr)" ve "sarhoşluk (sekere)" kelimeleri de aynı sayıda tekrarlanır: 6.

"Zenginlik" 26 ve "fakirlik" ise yarısı kadar, 13 kere geçer.

"İnsan" 65 kere geçer; insanın yaratılış safhalarının sayısının toplamı da aynıdır:

Toprak (turabun) 17
Nutfe (nutfun) 12
Embriyo (alak) 06
Bir çiğnemlik et (meda'a) 03
Kemik (ızamun) 15
Et (lehmun) 12
TOPLAM 65


KURAN'DA 19'LAR

Kuran'ın matematiksel mucizesinin bir başka örneği ise 19 sayısının ayetlerin içine şifresel bir biçimde yerleştirilmiş oluşudur. Müddessir Suresi'nin 30. ayetinde dikkat çekilen bu sayı, Kuran'ın bazı yerlerinde şifrelenmiştir. Bunun örneklerini şöyle sayabiliriz:

Besmele 19 harftir.

Kuran 114 (19x6) sureden oluşur.

İlk vahyedilen 96. sure sondan 19. suredir.

İlk vahiy olan, 96. surenin ilk 5 ayeti, tam 19 kelimeden oluşur.

Bu 19 kelime 76 (19x4) harftir.

Vahyedilen ilk sure 19 ayete sahiptir.

Son vahyedilen sure olan Nasr 19 kelimedir. Ayrıca bu surenin

Allah'ın yardımından söz eden ilk ayeti de 19 harftir.

Kuran'da 114 (19x6) besmele bulunur.

Kuran'da başında besmele bulunmayan tek sure 9 numaralı Tevbe Suresi'dir. Bu sureden evvel yer alan 8. sureden 19 sure sonra gelen 27 numaralı Neml Suresi'nin hem başında hem de 30. ayetinde besmele vardır. Besmeleleri 114'e tamamlayan 27 surenin 30 ayetidir. Sure ve ayet numaralarını yani 27 ve 30'u topladığımızda 57 (19x3) sayısını buluruz.

Kuran'da geçen toplam "Allah"sayısı 2698 (19x142)'dir.

Kuran'da geçen toplam "rahim"sayısı 114 (19x6)'tür.

Kuran'da geçen tüm sayıları (tekrarları dikkat alınmadan) topladığımızda çıkan sayı 162.146 yani 19x8534'tür. (1+2+3+4+5+6+7+8+9+10+11+12+19+ 20+30+40+50+60+70+80+99+100+200+300+1000+2000+3000 +5000+50000+100000)

Başlangıç harfli ilk sure ile başlangıç harfli son sure arasında 38 (19x2) adet başlangıç harfsiz sure vardır.

29 surenin başında 14 harften oluşan 14 değişik harf kombinezonu bulunur. 29+14+14=57 (19x3)


Allah'ın isimlerinden dört tanesinin sayısal ebced değeri 19'un tam katıdır.

Vahid (tek) 19 (19x1)

Zulfadlil azim (Büyük Lütuf Sahibi) 2698 (19x142)

Mecid (Yüce) 57 (19x3)

Cami 114 (19x6)

Kuran'ın en başından itibaren 19 ayete sahip ilk suresi İnfitar Suresi'dir. Bu surenin diğer bir özelliği son kelimesinin Allah olmasıdır. Bu aynı zamanda Kuran'daki sondan 19. Allah kelimesidir.

Sure numaraları 19'un katı olan surelerin ayet sayılarını (besmele dahil) topladığımızda:

Sure No Ayet Sayısı

19. sure 99

38. sure 89

57. sure 30

76. sure 32

95. sure 9

114. sure 7

TOPLAM 266 (19x14)

Kaf harfi ile başlayan 50. surede 57 (19x3) adet kaf harfi vardır. Başında kaf harfi bulunan 42. surede yine 57 (19x3) adet kaf harfi bulunur. 50. surenin 45 ayeti vardır. Bunları toplarsak sonuç 95 (19x5)'tir. 42. surenin 53 ayeti vardır. bunları toplarsak 42+53 yine 95 (19x5)'tir.

Kaf Suresi'nin ilk ayetinde Kuran için kullanılan Mecid kelimesinin ebced değeri 57(19x3)'dir.Aynı şekilde sure içindeki kaf harflerinin toplamı da 57'dir.

Kaf Suresi'ndeki kaf harflerinin geçtiği ayetlerin numarasını topladığımızda

19'un 42 katı olan 798 sayısını elde ederiz. 42 sayısı ise başlangıç harfleri arasında kaf olan diğer bir surenin numarasıdır.

Nun harfi sadece 68. surenin başında bulunur. Bu suredeki nun harflerinin toplam sayısı 133 (19x7)'tür.

Tüm Kuran'da;

Rasul (elçi) kelimesi 513 (19x27) kere,

Etiu (itaat ediniz) kelimesi 19 kere,

Rab (tamlama ile kullanılmayanlar) kelimesi 152 (8x19) kere,

Abd (kul), Abid (kulluk eden kişi) ve İbadet kelimeleri ise toplam 152 (8x19) kere geçmektedir.
Alıntı ile Cevapla
  #15 (permalink)  
Alt 08-11-2007, 01:40
Berk Taçyıldız - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
über-arıza-mensch
 
Üyelik Tarihi: 20-09-2007
Nerden: Atomlarımın buluştuğu yerde . :)
Yaş: 24
Mesajlar: 314
Alıntı:
asmara´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
tanrının olduğu ispatlanamaz.
olmadığı da ispatlanamaz.
var ise tanrı "kaç tane var?" sorusu da cevaplanamaz.
Asmara ya bu noktada katılıyorum. Tanrı ya da Tanrılar'ın varlığı ya da yokluğu ,
ispatsız şeylerdir. Bu anlamda inançtırlar . İnanır ya da inanmazsınız .

Alıntı:
sathanss´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
haybeye olursa ben veya sen sıkılmaya ve konuyu daldan dala sıçratmaya başlarız
Ben tam da haybeye olan , herhangi özel bir misyonu olmayan sohpetlerde sıkılmıyorum . Ve burada tam da bu yapıldığından buradayım . Daldan dala ve "Anarşik" bir sohpet için ...

Alıntı:
sangre´isimli arızadan alıntı Mesajı göster

tekrir .. var olmayanın var olmadığını ispatlamaya ihtiyaç yoktur.. fakat eğer bir fikir varsa.. bu teorinin ispatlanmaya ihtiyacı vardır.. eğer ispatlanamıyorsa ispatlanana kadar teoriyi yok saymak en büyük hakkımızdır diye düşünüyorum..
Güzel yazmışsın sangre . Ben şunu merak ediyorum : Madem olmayanı ispatlayamıyoruz (örneğin "Tanrı var " önermesi ) , ancak olan bir şey hakkında ispat gösterebiliyoruz ; o halde "Bilim doğrudur" önermesini nasıl ispatlanabilir bir fikriniz var mı ? " Bilimin doğru olduğu "na dair bilimsel bir ispat var mı ? Varsa nedir ?

Sayın delimavixxx 'in yazısını ise okumadım . Şu saat itibari ile fazla uzun geldi .

Konu Berk Taçyıldız tarafından (08-11-2007 Saat 01:43 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #16 (permalink)  
Alt 08-11-2007, 01:41
napolyon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
is god and unhappy
 
Üyelik Tarihi: 07-11-2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 342
simdi öncelikle ispatın ne demek olduğunu açıklamak gerek galiba.örnek üzerinden gidersek,fatihin istanbulu fethettiği veya türklerin yunanları denize döktüğü de ispatlanamaz.çünkü ispat deney gözlemle olur.istanbul fethini gözlemleyemezsen ispatlayamazsın.zira ispat bilimsel bi kavramdır.zaten dünyada 3 tane bilim vardır.fizik kimya ve biyoloji.bi de felsefeye bilim diyenler olur ama teorikte felsefe bi bilim değildir.tanrının varlığıysa sadece felsefik bi olay değildir.bi çok inanan ya varsa martığıyla iman etmistir tanrının varlığına.piskolojik açıdan da tanrıya inanan bi bireyin onu inkar etmisnden sonra kısa bi sürede yerine baska bi sey koymaldır ki intihar etmesin.yoksa kötü son kaçınılmazdır.son olarak felsefi açıdan bu konunun en önemli yanı felsefe ve piskoloöi için çok ciddi malzemeler olmasıdır.bi insan da tanrı kavramıyla pek ala mükemmelige yürüyebilir inansın veya inanmasın.tanrı bi hayal ürünüyse bile bu insanlığın en sağlam hayalidir.hayal de olsa hakikat de olsa gerçek de olsa bunu görmezden gelmek büyük bi nimeti kaçırmaktır


her ne kadar inanmasam da,bir tanrının varolduğunu kabullenmek gerekir
Alıntı ile Cevapla
  #17 (permalink)  
Alt 08-11-2007, 02:00
Berk Taçyıldız - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
über-arıza-mensch
 
Üyelik Tarihi: 20-09-2007
Nerden: Atomlarımın buluştuğu yerde . :)
Yaş: 24
Mesajlar: 314
Alıntı:
napolyon´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
simdi öncelikle ispatın ne demek olduğunu açıklamak gerek galiba.örnek üzerinden gidersek,fatihin istanbulu fethettiği veya türklerin yunanları denize döktüğü de ispatlanamaz.çünkü ispat deney gözlemle olur.istanbul fethini gözlemleyemezsen ispatlayamazsın.zira ispat bilimsel bi kavramdır.
Bilimlerin kraliçesi matematiği unutmuşsunuz sayın napolyon . Bilesiniz ki kanıt evvela matematiksel bir kavramdır. Ancak 20. yüzyılın hemen öncesinden başlayan süreç ile matematiksel efsanelerin dahi makyajı on yıllar içinde fena halde akmış durumdadır . Yıllarca matematiğin gösterilen o manken gibi fotoğrafını görüp ilk bulduğum yerde şehvetle üstüne atlamış, peçenin altında o pörsük suratını görünce de çığlık çığlığa edebiyat anaya kaçmıştım .


Alıntı:
napolyon´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
piskolojik açıdan da tanrıya inanan bi bireyin onu inkar etmisnden sonra kısa bi sürede yerine baska bi sey koymaldır ki intihar etmesin.yoksa kötü son kaçınılmazdır.
O konuda o kadar emin olmayın sayın napolyon . Görüldüğü gibi dünyada 100 milyonlarca ateist var. Dediğiniz doğru olsaydı her ateist olan kısa bir süre sonra kendisini imha ederdi ve ortada ateist kalmazdı .

Alıntı:
napolyon´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
hayal de olsa hakikat de olsa gerçek de olsa bunu görmezden gelmek büyük bi nimeti kaçırmaktır
Herkese yarar nimetlerin olmadığını düşünüyorum . Evet Tanrı'nın ya da Tantı gibi birşeyin olduğu ya da olabilirliği inancının faydalı olduğu yerler olabilir. Bu ihtiyaç meselesi . İhtiyacı olan inanır , ihtiyacı olamayan inanmaz. Son kertede bir seçim meselesidir . Her seçim, özgürce seçiliyorsa seçimdir . Bu nedenle sohpeti güzel , içerken sanal da olsa iyi meze . Ancak kimse kimsenin bilimsel ya da teolojik inancını değiştirmek ile ulvi misyonlara hizmet etiği yanılgısına düşmüyordur umarım . Düşeni de hoş görürüm nihai olarak .
Alıntı ile Cevapla
  #18 (permalink)  
Alt 08-11-2007, 02:06
sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
_b/s/en s/b/enim
 
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 19
Mesajlar: 984
böyle bakmamıştım ben işin doğrusu ama heralde deneme yanılma yöntemiyle olur diye düşünüyorum.. yani bilim bu yöntemi kullanır kendini ispat ederken.. ben böyle bi fikir yürüttüm ama dediğim gibi fazla bi bilgim yok bu konuda..

yani şöle de diyim.. şu ana kadar ispatlanan verilerde yada teorilerde her hangi bi açık bulamıyorsanız bu bilimin başarısıdır.. bilim bu yönüyle doğru kabul edilir..

Konu sangre tarafından (08-11-2007 Saat 02:09 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #19 (permalink)  
Alt 08-11-2007, 02:21
Berk Taçyıldız - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
über-arıza-mensch
 
Üyelik Tarihi: 20-09-2007
Nerden: Atomlarımın buluştuğu yerde . :)
Yaş: 24
Mesajlar: 314
Alıntı:
sangre´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
böyle bakmamıştım ben işin doğrusu ama heralde deneme yanılma yöntemiyle olur diye düşünüyorum.. yani bilim bu yöntemi kullanır kendini ispat ederken..
Fizik - madde ve enerji olgularıyla uğraşan bilim dalı
Kimya - maddelerin temel yapılarını, birleşimlerini, dönüşümlerini inceleyen bilim dalı
Biyoloji - dirim bilimi

Varlığın pek çok alanına "bilimsel yöntem" ile bakıyoruz. Peki bilimin kendini inceliyen dalına ne ad verilir ?

Yoktur ki ! Olamaz da . Bilim kendini bilimsel olarak inceleyemez. Bu çaba felsefenin alanındadır ve felsefe bilim değildir .

Dolayısı ile "bilim doğrudur" önermesi de "Tanrı vardır" önermesi kadar bilim dışındadır .

O halde ister bilimin doğruluğuna inanın ister Tanrı'nın varlığına . Sizin bileceğiniz iş , bilimin olamadı henüz !

Konu Berk Taçyıldız tarafından (08-11-2007 Saat 04:05 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #20 (permalink)  
Alt 08-11-2007, 08:51
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 07-11-2007
Yaş: 40
Mesajlar: 234
tanrı diye bir şey yoktur,insan beyninin ürettiği bir savunma mekanizmasıdır yanlızca.
İnsan yaradılışı ve çetin çevre faktörleri
gereği hep doğa üstü olaylara özlem duymuştur,ezikliğini böylece örtmek istemiştir,birde buna ölüm korkusunu eklersek
bütün bu korkulardan iyi istifade etmiştir tarih boyunca ruhban sınıfı...
Zavallı koyunları iyi sömürmüştür ve hala sömürmekte ve sömürecektir.Mesele bu kadar basittir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
tanrinin, varligini, kanitlayan, var, aramizda


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Adorno ve Tanrının Adı akeboshi Felsefe 0 10-03-2007 09:56
GNCboard...tekrara aramızda titania Geyik Mevzular 28 12-02-2007 18:15


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:41 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org