|
|
| Kara Delik Nereye yazsam dediğiniz konular için böyle buyrun. |
Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!
Ahlak Kavramına Evrimsel YaklaşımKara Delik içerisinde Ahlak Kavramına Evrimsel Yaklaşım konusu: Yazan = Dehri
Birey için (bkz: dipnot) iki tür topluluk vardır. Tanıdıklar ve yabancılar. Tanıdıkları öldürmek avantajlı değildir. Çünkü tanıdıklar birbirlerine yardım için vardır. (Gün gelir yardım eder) Bu yardımı ...

19-07-2008, 11:10
|
 |
_b/s/en s/b/enim
|
|
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 19
Mesajlar: 1,013
|
|
Ahlak Kavramına Evrimsel Yaklaşım
Yazan = Dehri
Birey için (bkz: dipnot) iki tür topluluk vardır. Tanıdıklar ve yabancılar. Tanıdıkları öldürmek avantajlı değildir. Çünkü tanıdıklar birbirlerine yardım için vardır. (Gün gelir yardım eder) Bu yardımı sadece boğulmaktan kurtarmak diye algılamamak gerek. yiyecek aramak, toprağı korumak, eş bulmak, bunların tümü tanıdıkların işbirliği ile yapılır.
İlk insanın toplumsallaşmayı öğrenerek, bir arada hareket ederek ne büyük vahşetlere yol açtığını; diğer maymun sürülerine saldırarak korkunç bir terör estirdiğini; henüz hiçbir alet kullanamazken dahi en yırtıcı hayvan olduğunu anlatan teoriler var, duymuşsunuzdur. İşbirliği evrimsel olarak faydalıdır ama bunu yapabilmek için görece gelişmiş beyinler gerekir.
Yabancı "insan"ları öldürmek de kötüdür. Çünkü muhtemelen onlar da bir sosyal topluluktur, ve direnç göstereceklerdir. Düşman ancak tek ise öldürülebilir. Dahası, bu müthiş bir enerji isteyecektir, ve son derece risklidir. Eğer mesele hayati bir mesele değilse, bu çabaya girmek basitçe gereksizdir. Bu hesapların kısmen kodlarımıza genetik olarak işlendiğine (atalarımızdan miras aldığımız reptilian beynimizde) ve kısmen de limbik beynimizde hesaplandığını düşünüyorum. (Tanıdığını öldürenlerin gözümüze daha "vahşi" göründüğünü hatırlayalım; dostlar öldürülmezler.)
Bu açıdan, kötülük'ü (toplumun bütününe kötü olacak davranışı) ortadan kaldırmak mümkün değildir. Bireysel çıkar hesabında pozitif çıkan davranış, ne olursa olsun yapılır. Bunun önüne birtakım "ulvi" gerekçeler koyarak geçemezsiniz. Nedenlerle oynayarak, yapılanın ne kadar ahlakdışı olduğu anlatılarak kötülüğün önüne geçilemez. Sadece ceza ve ödül sistemi ile, kişisel çıkarları değiştirerek sonuç değiştirilebilir.
Ceza ve ödül ile de, kötülük tamamen ortadan kaldırılamaz. Sadece toplumun denge noktaları bir miktar kayabilir. Ama marjinal durumlarda insanlar gene adam öldürecek, tecavüz edecek, hırsızlık yapacaktır. Bu çaba gereksiz, ve bence yanlıştır. (Yanlış olan hukuk sistemini vs. ortadan kaldırmak değil; kimsenin ahlaksız olmadığı bir toplum hayal etmektir) Alt komşu sesini çıkarmıyorsa, müziğin sesini açmakta çok azımız tereddüt ederiz. Ama alt katta iri yarı, ve her tıkırtıda yukarı gelen biri oturuyorsa, kulaklığımızı takar, öyle dinleriz müziğimizi. Komşuyu rahatsız etmek istediği kadar etik anlamda "kötü" olsun; sonuçlar bizim hareketimizi tayin eder; sebepler ve gerekçeler değil.
Bu yüzden etik için bugüne kadar söylenmiş olan her kelimeye katıla katıla gülüyorum; bu zırvalığı topyekün kaldrılıp atılması gerektiğini düşünüyorum. Bu iş, bu referansta düşünülemez. Kötülük hoş değildir, önüne geçilmelidir. Ama kötülüğün ne olduğunu anlayamamış birtakım felsefecilerin, birtakım kutsal kitapların dedikleri üzerine inşa edilmiş bir hukuk yapısı paramparça olmaya mahkumdur. Yanlışın üzerine doğru inşa edilemez.
Bu görüş, ahlak tartışmasından çıkıp tüm hayat görüşünü içine alacak kadar derin bir görüştür. Yaşamak için hayatı anlamamız gerekmiyor, hatta anlamamalıyız da. Anlamaya başladığımızda ortaya çıkan gerçekler çok ürkütücü. Hiçbir adaletin bulunmadığını acı içinde farkediyoruz. Aslında olan bitenin basit bir numbers game olduğunu. Aslında değer verilecek pek birşey olmadığını, istatistiği oluşturan küçük bir puzzle parçası olduğumuzu. Esas oyun bambaşka bir düzeyde oynanıyor. Dünya savaşında bir askerin botunun altında ezilen bir böceğin neler olup bittiğini anlayamaması gibi, biz de aslında hiçbirşeyi anlamıyoruz. Bu sebeple de bu tip konularda ahkam kesmeyi bırakmalıyız.
"Time quotes" diye bir aratın google'da; binlerce laf söylenmiş bunun adına. Ama zaman hakkında edilmiş tek bir doğru laf vardır insanlık tarihinde: "Zaman, saatime baktığımda gördüğüm şeydir." Bu kadar. Herşeyi anlamlandırmaya, derinleştirmeye, kişiselleştirmeye o kadar meraklıyız ki. Daha 300 sene öncesine kadar evrenin merkezini dünya zannediyorduk. Birtakım diferansiyel denklemlerin sonucu olup bitmektedir herşey. Onun dışında da "aman insan, yüce varlık, ahlak, insani değerler" falan da yoktur. Söylenecek çok şey var, ama zaten kimse okumuyor, okumayacak, o yüzden kesmekte fayda var.
Dipnot: Bu tartışmada, temel alınan referans; çıkar hesabının SADECE birey için yapıldığıdır. Toplumun iyiliğini gözetmek sözkonusu dahi değildir. Toplumun; ya da bir başkasının iyiliği bireylerin umurunda değildir (sonuçta kendisi için bir iyilik yoksa); ve bu "iyi"lik evrimsel avantaj anlamı taşır. Aynı yiyecek için bir aslanla rakipseniz, aslana dokunmamak iyidir; ama rakip bir çakal ise (ve rekabet edeceğini gösteriyor ise), çakalı öldürmek iyiliktir.
Dipnotun dipnotu: İnsanların, toplum iyiliğini paramparça etmek pahasına da olsa, kendi çıkarlarını gözettiği tartışmasız bir gerçektir. Gündüz Vassaf'ın "Cehenneme Övgü" kitabında nefis anlattığı üzere; modern hayat dinamikleri tamamen bu olgu (kişisel çıkar) üzerine kuruludur. Bir stada girerken, öndekiler ezilecek dahi olsa, arkadakiler bir an önce girebilmek için azıcık azıcık iterler öndekileri. Otobüse bindiğinizde arkaya doğru ilerlemeyenlerden nefret ederken; arkada duran kişi iseniz, şöföre otobüse kimseyi almamasını bağırırsınız. Bir kızın birtakım porno görüntülerini izlerken, aynı kızın sizin eşiniz, çocuğunuz olması durumunda ne yapacağını düşünmezsiniz bile. Empati denen şey, ne yazıktır ki, pek de evrimsel avantaj sağlayan bir şey olmadığından gelişmemiştir büyük çoğunluğumuzda. Aslına bakılırsa, empati çoğu zaman evrimsel olarak zararlıdır bile.
DeKadaN EtKi_!!
/gölge'li_
|

19-07-2008, 11:15
|
 |
_b/s/en s/b/enim
|
|
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 19
Mesajlar: 1,013
|
|
Konu, ahlak. Mutlaka insan topluluğunda olması gerekmiyor; basit bir bakteri topluluğunda da ahlaktan bahsedilebilir : İyi, toplumun toplam çıkarı yönündeki davranış, kötü ise tam tersi. Fakat iyi davranış birey için her zaman kişisel çıkara aykırı olmayabilir. Ya da kötü davranış, bireyin çıkarını artırmayabilir. İyi-kötü'yü mesela HIRSIZLIK YAPMAK olarak düşünebiliriz.
Teorik olarak toplum çıkarı, tüm bireylerin İYİ olması durumunda maksimum oluyor. Fakat bireyler, kendi çıkarlarını maksimize etmek isterler. John Nash'in oyun teorisi ile son derece ilintili.
Tamamen dürüst bir toplumda sistem kararlıdır. Herkes dürüst olmaya devam eder. Fakat bu topluma bir tane dürüst olmayan birey atarsanız; o birey kendi çıkarını çok artıracak, karşılık olarak birtakım bireylerin çıkarları azalacaktır. Toplum kısa süre içinde kendi çıkarlarını artırmanın yolunun dürüst olmamaktan geçtiğini görecek, hırsız olmaya başlayacaktır.
Fakat bir süre sonra, toplum için, hırsız olarak edilecek kar, dürüst kalarak edilecek kar'dan düşük olmaya başlayacaktır. İşte bu nokta toplumun denge noktasıdır. Örneğin bir hesapta; bireylerin %85'i dürüst, %15'i hırsız ise toplum çıkarı KARARLI bir biçimde MAKSİMİZE edilmiş olacaktır. Eğer dürüst oranı %90'a çıkarsa, dürüstler için hırsız olmak daha karlı hale gelmeye başlayacak ve denge durumuna dönülecektir.
Bu oranlar, edilecek karın güzel bir tanımı yapılırsa tam olarak hesaplanabilir. Ve bu oranlar öylesine kararlı denge durumudurlar ki, toplum yapay olarak ne kadar değiştirilirse, bu denge durumuna geri dönülecektir.
Burada bireylerin %85'i tamamen dürüst, kalanlar tamamen HIRSIZ demek değildir. Bireyler, karar alma süreçlerinin %85'inde dürüst davranıyorlar, %15'inde hırsızlık yapmaya karar veriyorlar demektir. Çünkü bireyin karar alması demek, kendi için KAR-ZARAR hesabı yapıyor olması demektir. Ben bireylern tamamen eşit olduğunu varsaydım. Sisteme biraz asimetri katarsanız bireyden bireye bu oranlar dalgalanacak, ama genel ortalama %85 olarak kalacaktır.
Gördüğünüz gibi AHLAK ve AHLAKSIZLIK tamamen matematiksel olarak ifade edilebiliyor. Daha doğrusu, toplumdaki ahlak oranı
hesaplanıyor.
Ahlaktan tamamen habersiz bir toplumu bir yerlere bırakırsanız, o toplum hızla bu kararlı denge noktasına gelecektir. Otomatik olarak bireylerin %85'i ahlaklı olacaktır.
Son sözler :
1. Ahlak ve ahlaksızlık, doğal bir sonuçtur.
2. Herkesin ahlaklı olduğu bir toplum kararlı değildir. Bozulmaya çok açıktır.
3. Ahlaklı sayısını yapay olarak (yani kar-zarar dengelerini bozmadan, sadece lafla) değiştirmeye çalışmak nafile bir çabadır. Toplum kısa süre içinde kararlı denge noktasına dönecektir, çünkü bu denge noktası, ortalama olarak bir bireyin maksimum kar edebileceği noktadır.
Ahlak, sadece insana özgü, yüce bir özellik olduğu tamamen yanlıştır. Ahlak denen şey, basit bir matematiksel sonuç, bireyin karını maksimize ederken ulaştığı bir sonuçtur.
Dikkat ettiğiniz gibi kar-zararın değiştirilmesinden bahsetmedim. Kar-zararı aynı bırakıp bireyin ahlakını değiştirdim. Buraya dikkat.
Gördüğünüz gibi, dünyadaki diğer herşey gibi, AHLAK=MATEMATİK'tir. Matematiği bu yüzden de daha çok sevmeliyiz 
DeKadaN EtKi_!!
/gölge'li_
|

19-07-2008, 11:34
|
 |
_b/s/en s/b/enim
|
|
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 19
Mesajlar: 1,013
|
|
|
Yazan = Anibal
Doğanın kanunu der ki, zayıf olan güçlü olan ezer, yer, bitirir.
Örnekleri pek çoktur.. Peki insana uygulanabilir mi? Elbette, işte tarih, hep öyle olmadı mı?
Asıl soru şudur, insanlar arasında böyle bir doğa kanununu koymak, insanların topu birden için, fayda mı, zarar mı getirir?
Bugün siz güçlüsünüz, ben güçlüyüm, zayıfı ezerim, öldürürüm ederim.. Unutmayın, yarın sizden güçlüsü gelecektir. O zaman ölen siz olacaksınız..
Evrimi anlamanın önündeki engel benzer bir indirgemeciliktir zaten..
Sizin vicdan, toplum kuralı vs. dediğiniz, genlerinizin sizin adınıza imzaladığı bir anlaşmadır. Diyorsunuz ki, ben sana yapmam, sen de bana yapma. Ben sana iyi olurum, sende bana iyi olacaksın. Bu anlaşmayı bozan, her durumda bu anlaşmadan zararlı çıkacak olandır..
Sinek ve insan öldürmek arasında bir fark var mıdır? .. Bir uzaylı olsaydım, Andromeda'nın bir köşesinden gelmiş.. Benim gözümde sinek öldürmek ile insan öldürmek arasında pek bir fark olmazdı. Predatör gibi amacı av olan birisi isem, sinek öldürmek ehven olacağından, umrumda olmazdı. Ama insan öldürmek zor, kaçıyorlar, direniyorlar, onu öldürene aferin denmesi ihtimali daha yüksek. O halde gider insanları öldürmeye çalışırdım..
Veya, ben bir tür başak uzaylı olsaydım.. Öldürmekle filan işim olmasaydı, ama obur olsaydım.. Ve sinekler tam aradığım besin olsaydı.. Ne işim var bu kart insanlarla, sinekler gelsin der devam ederdim. Ama bir gün görürdüm ki, bu insan denen şeyler, benim leziz gıdamı DDT sıkarak yok ediyorlar, benim gıdamı eksiltiyorlar.. O halde, bu zararlıları öncelikle yok etmeyi düşünürdüm pekala..
Peki bir insan olarak? Ben insansam, o zaman doğa benden olanlar (insanlar) ve diğerleri olarak ikiye ayrılır. Benim var olma sebebim, genlerim. Hayat dediğiniz şeyin anlamı, bu genlerin ilerlemesi, hayatta kalması.. Ve dünya değişiyor. Doğa değişiyor. Benim genlerimin ilerde mevcut olmasının tek yolu, evrimle adaptasyon yeteneğini artıracak şekilde, geniş bir varyasyon havuzuna sahip olması. Demekki, insanların yaşaması benim genlerimin avantajına. O halde??
Peki sinekleri öldürmek? Bakacağınız şey gene aynen budur. Hayatın anlamı, genleri sürdürmekten ibarettir. Eğer sinekler sizin bu yolunuza taş koyuyorsa, bu taşı oradan alıp atmak sizin yapmanız gerekendir. Ama aynı şekilde bir taşı, bir insanda koyabilir. Size kalan, gene o taşı alıp atmaktır. Gerekiyorsa o insan ile birlikte.. İşte buna meşru müdafaa denir. Ha sineğinde böyle bir hakkı vardır. Ve bu durumda "güçlü zayıfı yener" kuralı geçerli olur. Ama kim güçlü, kim zayıf, ancak kazanana bakarak söylenebilir. Sinek bir sivrisinek ise, sizden yumurta yapması için gereken kanı alır. Siz sıtma olur, ölür gidersiniz, umurunda olmaz, sizi yolundan atmıştır. Sinek yerine bir karamamba da olabilir, sizi sokar öldürür. Bir su aygırıda olabilir, tıpkı uzaylının gıdası sinekleri sizden sakınacağı gibi, bölgesini sakınır, sizi gelir öldürür.
İşte hak bundan ibarettir. Bir bütün olarak yaşama hakkı. Siz güçsüzseniz, güçlü kendi yaşama hakkı namına sizi siler..
İnsan türü olarak, biz bu kurala karşı geliyoruz. Aslında gelemiyoruz, insan doğaya hükmedemez. Ama insanlar olarak bir anlaşma yapıyoruz. Güçlü olanımız, zayıfı ezmesin diyoruz. Sebebi de gayet açık: güç mutlak değildir. Elbet bir gün sizden güçlüsü gelir. Böylece, bir karşılıklı fedakarlık ile, hep birlikte karlı çıkıyoruz.
Ama bunun dışı için.. Sinek için bunu yapamıyoruz, bizi anlamıyorlar.. O halde, bu kuralı onlara karşı kullanıyoruz. Ki onlarda tepe tepe bize karşı kullanıyor, merak etmeyin.
Fakat, insan ilişkilerimizden öğrendiğimiz bir şey var. Orantısız güç kullanmak, kullananın başında patlar.. İşte o nedenle, sinekleri topluca öldürmek için uğraşmıyoruz. Ama çekirgeleri, elimizden gelse bir kaşık suda boğacağız, beceremiyoruz.
Fakat elimizde orantısız bir güç var. Bu kesin. Onlar daha taş balta yapamıyor, biz ise nükleer bomba yapıyoruz. Şimdi hepsini silelim mi dünyadan? Silkinin ve kendinize gelin. Dünyadaki hayat bir bütün. Siz onun bir parçasısınız. Onları yok edip, bütünün kalanını silerseniz, bütün bir noktada artık bütün kalamaz ve sizde yok oluverirsiniz. İşte mesele bu. Bu açıdan bir sinek öldürmekle, bir insan öldürmek arasında nitelik olarak fark yok.. Önemli olan, bunu yaparken, bütünün dengesini sağlayabiliyor olmak. Bütün insanları öldürürseniz de, bu bütünde bir soruna sebep olursunuz, bütün sinekleri öldürsenizde.. Eee, bir tek sinek, bir tek insan... Bir insan ölünce, bütünün bir parçasının 6 milyarda biri eksilir. Diğer yandan boyuna doğup durdukları için, bu eksik kapatılır. Bir sinek ölünce.. O bütünün bir parçasının trilyonlarda biri eksilir. Doğanlarda cabası.. İşte o yüzden, doğada bir sinek öldürmek, doğa için, bir insan öldürmekten daha ehemmiyetsizdir.
Asıl mesele, bir sinekle anlaşarak, hayatı her iki taraf içinde anlamına uygun olarak sürdürülebilir kılamıyor olmanızdır. Ama insanlar arasında bu geçerli değildir. İnsanlar, anlaşıp, birlikte hareket ederek, daha uzun süre hayatta kalmayı ve genlerini sürdürmeyi daha kesin olarak sağlayabilirler.
Bir insan için, insan öldürmek, bir diğer insanın gelip onu öldürebilecek olmasını gösterir. İşte asıl mesele budur.
Ama tarih boyunca, herhangi pek çok savaşta dahi, mesela bakteri ve virüslerin öldürdüğü insan sayısı, insanların öldürdüğü insan sayısından kat kat fazladır. Genel toplamda, insanların öldürdüğü insanların sayısı, diğer canlıların öldürdüğü sayının çok küçük bir kesri olabilir ancak..
DeKadaN EtKi_!!
/gölge'li_
|

19-07-2008, 22:26
|
 |
Kış Armudu
|
|
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Yaş: 41
Mesajlar: 767
|
|
|
Düşüş'ün kendini öldürmek istemesi üzerine söylediklerinin nerelerden beslendiğini göstermesi açısından açıklayıcı bir konu başlığı olmuş. Burada yazanlar ilk bakışta insana "vay be, sahiden de öyle!!" dedirten cinsten, ancak benim bunlara itirazlarım olacak. Bu itirazları zaman içinde vakit buldukça yapacağım, başka konu başlıkları açmak lazım çünkü, hepsini burada geçiştirerek tartışmak konuyu havada bırakacaktır.
Yine de birşey söylemek isterim: bir insanın yüzüne baktığınızda burnu bir taraftan bakınca genellikle düzgün, diğer tarafından bakınca da yamuktur. Yukardaki iki yazı da "insan doğası" üzerine gözlemlenmiş olaylardan (tarih) ve çıkarsamalardan (mantık) yola çıkılarak kaleme alınmış yazılar. Madalyonun her zaman iki yüzü ve üç boyutu vardır, o nedenle bu tip ajitatif yazılara yapışmak yerine herşeye rağmen sorgulamaya devam edilmesi gerekmektedir diye düşünüyorum. Çünkü, eğer insanın kinetiği değil, ama potansiyeli sahiden yukardaki yazıların içeriğindeki gibiyse, şu halde hepimiz abesle iştigal etmekteyiz... Ya topluca intihar etmemiz ya da canımızı sıkan herkesi bir şekilde katletmemiz çok daha yerinde bir tutum olacaktır. Sen de gördüğüm kadarıyla sıkışınca ya da kabarınca ikinci yolu izliyorsun. Ama insanın potansiyel doğası sadece bu kadara tıkıştırılacak şekilde matematikle formülize edilebilen bir şey değildir ve bunun tarih boyunca örnekleri mevcuttur...
Yukarda açıklandığı şekli ile, Nash dengesi de tek açıdan bakınca doğru ama tek açıdan baktığı için eksik olarak yorumlanmış... Zamanla hepsine cevap gelecek...
Konu ve paylaşım için teşekkürler ayrıca... Bana göre gayet güzel bir konu başlığı...

Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
|

20-07-2008, 00:45
|
 |
Kış Armudu
|
|
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Yaş: 41
Mesajlar: 767
|
|
Bu yazı cevaba altyapı oluşturacak, şimdiden buraya koyalım... Bir iktisat sitesi olmadığı için ayrı bir başlık açmaya gerek yok, burada kapsanabilir.
************************************************** ************************************************** **********************
Nash Dengesi
Oyun Teorisinde, bu teoriyi öne süren John Forbes Nash’ten ismini alan Nash Dengesi , iki ya da daha çok oyuncunun yer aldığı, her oyuncunun diğer oyuncuların denge stratejilerini bildiğinin varsayıldığı ve hiçbir oyuncunun sadece kendi stratejisini (tek taraflı olarak) değiştirerek bir şey kazanamayacağı bir oyuna yönelik bir çözüm kavramıdır. Her oyuncunun bir strateji belirlediği ve diğer oyuncular kendi stratejilerini sabit tuttukları sürece hiçbir oyuncunun strateji değişikliği ile bir kazanç sağlayamadığı durumdaki mümkün olan strateji seçimleri ve bunların getirileri Nash Dengesini oluşturur. Diğer bir deyişle Nash Dengesi olabilmesi için her oyuncunun “Diğer oyuncuların stratejilerinin ne olduğunu ve bunların değişmezliklerini bilmek kaydıyla, kendi stratejimi değiştirmekten fayda sağlayabilir miyim?” sorusuna olumsuz yanıt vermesi gereklidir.
Basit olarak belirtmek gerekirse, oyuncular Amy ve Bill iken, Amy Bill’in kararını dikkate alarak verebileceği en iyi kararı veriyorsa ve aynı şekilde Bill de Amy’nin kararını dikkate alarak kendi en iyi kararını veriyorsa, Amy ve Bill Nash Dengesindedir. Aynı şekilde karşılarındaki diğer oyuncuların kararlarını dikkate alarak kendi en iyi kararlarını veren oyuncuların tümünün de Nash Dengesinde olduğu söylenebilir. Ancak Nash Dengesinin oyunda yer alan her oyuncu için mümkün olan en iyi kazanımı ifade etmesi gerekmez; pek çok durumda oyuncular bir şekilde Nash Dengesinden farklı stratejiler üzerinde mutabakat sağlayabilirlerse (ör. rekabet içindeki işadamlarının kârlarını yükseltmek amacıyla bir kartel oluşturmaları ) kendi kazanımlarını daha da iyileştirebilirler.
Tarihçe
Saf stratejiler arasında Nash Dengesi (ND) kavramı ilk olarak Antoine Augustin Cournot tarafından Oligopol Teorisinde geliştirilmiştir. Firmalar kârlarını maksimize etmek amacıyla belli bir üretim miktarı belirlerler. Ancak bir firmanın en iyi üretim miktarını aslında pazardaki diğer firmaların üretim miktarları belirler. Rakip firmaların üretim miktarı belli iken her firmanın kendi kârını maksimize edecek üretim miktarını belirlediğinde ortaya Cournot Dengesi çıkar ki, bu aslında saf-stratejili bir ND’dir. Ancak modern oyun teorisinde yer alan ND, oyuncuların verilmesi mümkün olan tüm kararlar arasında bir olasılık dağılımını seçtiği bir karma stratejiler bütünü olarak tarif edilir. Kavram olarak karma stratejili ND ilk olarak John von Neumann ve Oskar Morgenstern’in 1944 yılında yazdıkları Oyunlar ve İktisadi Davranış Teorisi kitabında yer almıştır. Yine de onların analizleri çok özel bir durum olan sıfır-toplamlı oyunlarla sınırlıdır. Sonlu davranış olasılıklarının yer aldığı her sıfır-toplamlı oyun için bir karma stratejili ND bulunduğunu göstermişlerdir. John Forbes Nash’in 1951 yılında yayımladığı Dayanışmasız Oyunlar makalesinin katkısı ise, sonlu davranış olasılıklarının yer aldığı herhangi bir oyun için karma stratejili bir ND tarif etmek ve en az bir karma stratejinin var olduğunu ispatlamak olmuştur.
Tanımlar
Gayrıresmi Tanım
Açıklama olarak, hiçbir oyuncunun tek taraflı olarak kendi stratejisini değiştirdiğinde daha iyi bir sonuç elde edemediği stratejiler topluluğu bir Nash Dengesidir. Bir deneme yanılma yöntemi olarak, öncelikle her oyuncuya diğer oyuncuların stratejilerinin söylendiği düşünülür. Eğer herhangi bir oyuncu bu stratejilerin ne olduğunu öğrendiğinde farklı bir şey yapmak isterse, o zaman mevcut stratejiler topluluğu bir Nash Dengesi değildir. Ancak bu durumda oyuncu stratejisini değiştirmek istemezse (ya da değiştirip değiştirmemek konusunda bir “fark etmez” noktasındaysa) o zaman mevcut stratejiler topluluğu bir Nash Dengesidir.
Nash çözümlerinin orjinal kullanımları oyuncuların kısıtlı strateji seçimleriyle sınırlandığı (belli parasal değerler için olduğu gibi) durumlarla çerçevelenmiştir ve genellikle sezgisel ve hatta aydınlatıcı sonuçlara varırlar.
Ancak bu çözümsel kavramın karşı sezgisel sonuçlarının da olabildiğinin farkına varılmıştır. Nash Dengesinin, diğerlerinin kendi seçimlerini sabit tuttuğu bir durumda bir oyuncunun yapacağı tercihler üzerinde yoğunlaştığı düşünülürse, oyuncuların dayanışma yapabildiği bir ortamda ortaya çıkacak daha iyi seçimlere geçmeleri durumunda birden çok Nash Dengesi bulunabilir.
Karşı sezgisel Nash Dengesine bir başka örnek de şudur: İki kişi içinde büyük bir bomba olan bir odaya girerler. İkisi de şu stratejiyi uygulayacaktır: “Karşı taraf tüm parasını yakmazsa bombayı ateşleyeceğim ve ben de tüm paramı yakacağım.”. Bu durumda her ikisi de karşı tarafın stratejisini bildiği sürece kendi en uygun stratejisini seçiyor olacaktır. Bu çözüm Nash’dir. Bir oyuncu için en uygun çözümü düşünelim: “Eğer paramın tümünü yakmazsam diğer oyuncu beni öldüreceğine göre benim için en uygunu tüm paramı yakmaktır. Diğer oyuncu da tüm parasını yakacağına göre, eğer yakmazsa bombayı ateşleyeceğime söz vermekle hiçbir şey kaybetmiş olmam, şu halde bu sözü vermek en uygun strateji seçimidir.” Bu tip yüksek tehditlerin olduğu karşı sezgisel durumlar “ikincil mükemmellikte” Nash Dengesi çözüm kavramının geliştirilmesine yol açmıştır.
Resmi Tanım
(S,f), S’nin strateji profilleri kümesi ve f’nin sonuç profilleri kümesini temsil ettiği bir oyun olsun. x − i, oyuncu i dışındaki oyuncular için bir strateji profili olsun. Her bir oyuncu i E {1,...,n}, x = (x1,...,xn) strateji profilini veren bir xi stratejisi seçtiğinde, oyuncu i, fi(x) sonucunu elde etsin. Sonucun hem oyuncu i hem de diğer oyuncuların seçtikleri stratejilerin oluşturduğu profillere göre belirlendiğine dikkat edilmeli. Herhangi bir oyuncu için hiçbir tek taraflı streji sapmasının kazançlı olmadığı bir strateji profili bir Nash Dengesidir, yani
x(üzeri*) E S
ters Ai, fi, [ xi (üzeri *) , xi-1 (üzeri *)]>= fi[xi, xi-1 (üzeri *)]
Bir oyunun bir saf strateji Nash Dengesi olabileceği gibi, bir saf stratejinin stokastik ve sabit frekanslı bir şekilde seçilmesinden oluşan karma bir uzantısal Nash Dengesi de olabilir. Nash, eğer oyuncular daha evvelden belirlenmiş olasılıklara göre oluşan stratejiler arasından rastgele bir seçim yaparlarsa, oyuncularının sonlu birçok strateji arasından seçim yapabildiği her n oyunculu oyunun en az bir Nash Dengesi içerdiğini kanıtlamıştır.
Yukardaki eşitsizlik (yani >= yerine >olmak kaydı ile) her oyuncu ve her mümkün alternatif strateji için bir değişmez olarak alınırsa, o zaman denge Tam Nash Dengesi olarak adlandırılır. Onun yerine, eğer bir oyuncu için S kümesindeki stratejisi ve herhangi başka bir strateji arasında tam bir eşitlik varsa, o zaman denge Zayıf Nash Dengesi olarak adlandırılır.
kaynak: Nash equilibrium - Wikipedia, the free encyclopedia (tarafımdan çevrilmiş hali, gerisi de var)

Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
Konu alchemy tarafından (20-07-2008 Saat 00:48 ) değiştirilmiştir..
|

20-07-2008, 01:08
|
 |
Kış Armudu
|
|
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Yaş: 41
Mesajlar: 767
|
|
Alıntı:
alchemy´isimli arızadan alıntı
(...) Her oyuncunun bir strateji belirlediği ve diğer oyuncular kendi stratejilerini sabit tuttukları sürece hiçbir oyuncunun strateji değişikliği ile bir kazanç sağlayamadığı durumdaki mümkün olan strateji seçimleri ve bunların getirileri Nash Dengesini oluşturur. Diğer bir deyişle Nash Dengesi olabilmesi için her oyuncunun “Diğer oyuncuların stratejilerinin ne olduğunu ve bunların değişmezliklerini bilmek kaydıyla, kendi stratejimi değiştirmekten fayda sağlayabilir miyim?” sorusuna olumsuz yanıt vermesi gereklidir.
(...) Ancak bu çözümsel kavramın karşı sezgisel sonuçlarının da olabildiğinin farkına varılmıştır. Nash Dengesinin, diğerlerinin kendi seçimlerini sabit tuttuğu bir durumda bir oyuncunun yapacağı tercihler üzerinde yoğunlaştığı düşünülürse, oyuncuların dayanışma yapabildiği bir ortamda ortaya çıkacak daha iyi seçimlere geçmeleri durumunda birden çok Nash Dengesi bulunabilir.
|
Ben biliyor muyum şimdi karşımdakinin ne düşündüğünü? Hayır... Sadece varsayıyorum. Bilmiyorum! Şimdi açalım madem ki (risk teorisine girer bu da):
- ben risk averse olabilirm , o da risk averse olabilir
- ben risk neutral olabilirim, o da risk averse olabilir
- ben risk taker olabilirim o da risk averse olabilir
ben'i şimdi risk neutral ya da risk taker olarak değiştirelim, yazmaya üşendim... toplamı 9 mu edecek, işte ööle bişi...
Bana kimse karşımdakinin ne bok yiceğini söylememiş ki bir kere... Hem kim demiş insan saf matematiktir diye? Matematiksel olarak ölçümleme çabaları olabilir belki, ama bu yukardaki %85 şu olur, % 15 bu olur yorumu resmen haltetmiş...
Bu oyun teorisidir ve önkoşulludur: karşımdakinin ne yaptığını ben biliyorsam eğer.... ile başlayan bir önkoşulu vardır.
Sen mesela, düşüş'ün gayrıciddi olduğunu "varsayarak" oyun teorini kurdun. Oysa öyle bir mutlakiyet yoktu. ben ise "doğru söylediği" üzerine kurdum. benim de bir mutlakiyetim yoktu. benim sadece tek bir mutlakiyetim vardı: o oyun oynuyorsa, kaybeden ben olmam, HEM neden kaybetmiş olayım ki?
Sonuçta dalga geçilebilirim. Bu ise asla kaybettiğimi göstermez.
Kafayı benim eski yazılardan birinde bahsettiğim bu oyun teorisi - Nash dengesi konusuna taktığın anlaşılıyor. Bu takip ve istihbarat ise bundan sonraki yazıyı/yazıları hazırlayacak. Köhne bir teori aslında bu Nash olayı, o başka hikaye ya, neyse... Asıl dehşetengiz olan, herşeyi bir savaşa çevirme durumu...
İlle kazanılacak!! Bu nasıl bir hırs  Neyse, dedim ya, sonraki yazılarda aranılacak bu...
Nash dengesine geri dönelim. Ne diyor yazı? "... oyuncuların dayanışma yapabildiği bir ortamda ortaya çıkacak daha iyi seçimlere geçmeleri durumunda birden çok Nash Dengesi bulunabilir."
Kapişş? Yani dayanışılırsa ortaya sinerji çıkıyormuş arkadaş... Kıç yırtmakla olmuyormuş kısaca. Daha iyisi varmış... Münferit olarak test sapığı çocuk gibi bilmemkaç bilinmeyenli denklem çözerken yalnız ve paranoyak hissetmeye gerek yokmuş. Demek taraflar eldekileri bir araya getirip maximumu bula-da-biliyormuşşşş...
Sahiden bu matematiğe tapmak lazım. Hemfikirim.
Ama onun sadece matematik olduğunu bilerek.
İnsan = değildir!! matematik kardeş... Olmaz öyle şey bir kere...
Bunu elde bir tutalım... Sessiz sinema gibi, cepte bu
Gerisi ise, sonra... Çünkü şimdi yoruldum... Yaşlı bir kadınım ben artık...

Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
|

20-07-2008, 01:10
|
 |
_b/s/en s/b/enim
|
|
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 19
Mesajlar: 1,013
|
|
Sevgili alchemy,
Açtığım konuya gelen cevapları görünce, bir anda gözüm korktu  .. Umarım vereceğin cevaplarda, ahlak kavramının daha çok evrimsel yanıyla yazarsın .. İktisata girip, konuyu dağıtmamak yerinde olur sanıyorum.. Bende Maliye okuyorum, daha 1.Sınıf yeni bitti ama bu konulara aşinayım.. Umuyorum ki, konu başlığının eksiklerini bulmuşsundur .. Bende bu aralar güzel yazılar okumak istiyorum  .. Sevgiler..
Ben yazarken, yazını yazmışsın bile .. Okuyalım bakalım 
DeKadaN EtKi_!!
/gölge'li_
|

20-07-2008, 01:13
|
 |
Kış Armudu
|
|
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Yaş: 41
Mesajlar: 767
|
|
Korkma sevgili sangre... Benim amacım seninkinden farklı, korkma..
Amacım seni linç etmek değil, senin amacından gayrı olarak...
Amacım sadece "makul ve insansı olarak ORTAK" olanı bulmak
Bak tek başına akıl yetmez... Kortekstir o zira, beynin sadece %28'i...
Ona bu kadar tapma. O bazan "fail" eder arkadaş...
Apışır kalırsın, tamam?

Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
|

20-07-2008, 01:16
|
 |
Kış Armudu
|
|
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Yaş: 41
Mesajlar: 767
|
|
Ama yine de, süper bir konu açmışsın bana göre... İzin verirsen bu konuda düşündüğüm, bilebildiğim herşeyi söyleyeceğim. Yavaş yavaş...
Ve umarım başka da katılımlar olur... Çok derinleşip şenlenebilir burası
Not: Bundan gerisini bu sitede psikoloji/sosyoloji bölümüne eklediğim Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi teorisinin üzerinde dolandıracağımdır...
Hani, eğer bu bir savaş ise, önden haber veriyorum yani 

Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
|

20-07-2008, 01:39
|
 |
_b/s/en s/b/enim
|
|
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 19
Mesajlar: 1,013
|
|
Hahaha!! Alcemy, beni hırsınla ilk önce çok düşündürdün.. Daha sonra ise çok güldürdün .. Bu yazıları ben yazmadım, yukarıda belirttiğim gibi, ilk iki yazıyı derhi adlı üye, 3.sünü ise anibal adlı üyeler yazdılar .. Bu arkadaşlar bu yazıları ateistforumda yazdılar ve bende hoş bulduğum için siteye taşıdım .. Yani benim sizin yazılarınızı takip edip, yok efendim yazınızda oyun teorisini görüp, buraya iliştirmem söz konusu dahi olamaz.. İlk önce bunu belirtiyim ..
Alıntı:
Nash dengesine geri dönelim. Ne diyor yazı? "...oyuncuların dayanışma yapabildiği bir ortamda ortaya çıkacak daha iyi seçimlere geçmeleri durumunda birden çok Nash Dengesi bulunabilir."
Kapişş? Yani dayanışılırsa ortaya sinerji çıkıyormuş arkadaş... Kıç yırtmakla olmuyormuş kısaca. Daha iyisi varmış... Münferit olarak test sapığı çocuk gibi bilmemkaç bilinmeyenli denklem çözerken yalnız ve paranoyak hissetmeye gerek yokmuş. Demek taraflar eldekileri bir araya getirip maximumu bula-da-biliyormuşşşş...
|
Efendim şimdi, koyu ile işaretlemiş olduğum yer, zaten bu konunun açılış amacı .. Yazıları okuduysanız, dayanışmanın, insanların birbirlerine ettiği güzel iltifatların ve daha nicesinin evrimsel süreçte, insana bireysel olarak yarar sağladığı görüşünde, herkes birleşmiş durumda .. Ben düşüşün konusunda, zaten evrimsel sürece aykırı davrandığım için bu kadar garipsendim ve tüm şimşekleri üzerime çektim  .. Yazının birinci bölümde geçen tek bir insanı öldürmek sözüne bakalım .. Eğer ben sokakta gördüğüm bir insanı kurşuna dizersem(!) .. Herkes bana kin besler .. Çünkü ben evrimsel sürece aykırı bir davranış sergiledim .. Ve o toplumla olan adaptasyonu mu kaybettim .. Dışarıda ki her insan aynı tehlikenin, benim onlara karşı yapabileceğim karşısında hem fikir oldular .. Ve beni dışladılar .. Bu ironinin nereye dayandığını görebildiniz mi acaba merak ettim!? Öldürülen insan, düşüş .. nefret ve garipseme duyguları içinde olan halk, belirli kişiler .. Ortamda ki adaptasyonunu kaybeden, ve dışlanan.. Artık her hangi bir dayanışmadan destek görmeyecek kişi ise ben  ... Ben evrime paralel davrandığımı söylemedim, eğer davransaydım beni seviyor ve benden her konuda destek bekliyor olacaktınız.. Ama ben tam tersini yaptım, bir adam öldürdüm.. Ve ortama uyum sağlama sürecinde büyük bir yara aldım .. Nietzsche ise Darwini okumuş ve türlü türlü eleştiriler getirmiştir .. Bunları dilerseniz daha sonra yazarım, şimdi gereği yok! .. Gerçi siz şimdiden sezmişsinizdir, küçük oyun teorimi..
Alıntı:
Bu oyun teorisidir ve önkoşulludur: karşımdakinin ne yaptığını ben biliyorsam eğer.... ile başlayan bir önkoşulu vardır.
Sen mesela, düşüş'ün gayrıciddi olduğunu "varsayarak" oyun teorini kurdun. Oysa öyle bir mutlakiyet yoktu. ben ise "doğru söylediği" üzerine kurdum. benim de bir mutlakiyetim yoktu. benim sadece tek bir mutlakiyetim vardı: o oyun oynuyorsa, kaybeden ben olmam, HEM neden kaybetmiş olayım ki?
Sonuçta dalga geçilebilirim. Bu ise asla kaybettiğimi göstermez.
|
Orda bilmek sözcüğü büyük ihtimalle, varsaymakla aynı anlamda kullanılmıştır .. Tahmin etmek, varsaymak, inanmak, bilmek, sezmek.... Küçük ayrıntılara takılmayalım..
Ve evrimsel süreci baz alırsak, bu sizin kaybetişinizdir .. Çünkü ortamla olan adaptasyonunuzu kaybediyorsunuz .. Sizin hakkınızda ki düşünceleri eskisi gibi olmuyor vs... Ben bu yazıyı asarak, sizin dayanışma içinde olmanızın, nasıl evrimsel süreçte bireye yarar sağlama amacı taşıdığınını göstermek için astım .. Kesinlikle art niyet vs yok.. Söylediğim gibi, konuya evrim teorisi üzerinden yaklaşmamız daha iyi olabilir .. Tabii size kalmış 
DeKadaN EtKi_!!
/gölge'li_
Konu sangre tarafından (20-07-2008 Saat 01:42 ) değiştirilmiştir..
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:19 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|