yakışıksız bir duruşumuz vardı, biliyorum...
12/5/2007 - Boşalma Terapileri -1-
yakışıksız bir duruşumuz vardı, biliyorum... boktan bir ayrılığın kenarında dikilmiş birbirimize bakıyorduk... benim bira göbeğim vardı ve en çok yalanı ben söylüyordum... seninse dişlerin bembeyazdı, sararmamıştı şaraptan -daha sonra da hiç olmadı bu... aklın almıyordu bu kadar orospuluğa rağmen nasıl geberip gitmediğimi... bacaklarımın arasından sızan gençliğimden mi bilmem, arada bir sendelediğim oluyordu benim de...
erkeğin orospusuydum ben... erkekliğin orospusu... aldırılmış bir sürü çocuk vardı dilimin altında... onlar ağlarken daha bir şehvetli sunuyordum sanki kendimi dünyaya... yaşama daha bir sıkı sarılıyordum... ekmek parası değildi derdim... sınırı geçtikten sonra dönüp arkamda bıraktıklarıma bakir(e) bir tebessümle gülümsemekti... bir feribottan aşağı sarkıp bir köpek balığıyla öpüşürken takma dişlerimi onun ağzında bırakmaktı ya da... şehvet oldu vahşi bir ölümü yaşamak yani...
sense bunların hiçbirini anlamadın... sadece balondan yapılmış soru işaretlerin vardı büzüğünde... onları yanlışlayacak bir erkek peşindeydin... onlara sorgulamadan sahip çıkacak bir erkek... farklı yataklarda saatlerce süren ve içine girmediğim sevişmelerden sonra defalarca söyledin bana bunu... "huzur istiyorum mustafa... ve kadınlığımı sosyal sigortam ödenene kadar korumak..."
haklıydın... çünkü ben -yukarıda da yazdım- erkeğin orospusuydum... ne zaman, nerde, kiminle sikişeceğim -sevişeceğim demiyorum- belli değildi... ruhum derinliklerine inen istekli gözler, incecik bellerle düzgün bacaklar arasında sıkışık kalmış kalçalar, yuvarlak ve dolgun dudakların arasındaki hayali penisim, ellerimiz arasında ezilen yumuşak göğüsler... ah, ah... aklım fikrim bunlardaydı işte... aklım fikrim yatağım yaylarının ne zaman kırılıp beni yere atacağındaydı... her duvarda başka bir kadının sırt izi olmalıydı... tırnak aralarımda kepekler birikmeliydi dudaklarını ısırırken... kasıklarımda her renkten bir saç teli olmalıydı... ve alkollü olmalıydık sevişme arkadaşımla birlikte...
başka türlü nefes alamazdım çünkü... başka türlü yaşayamazdım...
yakışıksız bir duruşum var gözünde, biliyorum... ama ben basit bir kul değil yaratan bir tanrı olmak istiyorum... bunun yolu da dünyanın yatağından geçiyor diyor bütün tarih romanları, yapacak bir şey yok...
ama sen kendini benden kurtarabilirsin en basit zamanda... huzura koşabilirsin... fikrini değiştirmeye çalışmayacağım... en başından beri kabul ediyorum bunu; ben erkeğin orospusuyum... bakir kalmış tek erkek orospu...
sen beni hak etmiyorsun... kurtar kendini benden...
hiçkimse’ye...
celâl hikmet
11507 çkale
|