
13-04-2008, 15:46
|
 |
house of duarden...
|
|
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 31
Mesajlar: 1,516
|
|
Aman Ha, Aman! ...
Aman Ha, Aman! ...
Rüzgar da , ılgım ılgın sallıyordu kavaklar güz yapraklarını ve on dokuz adımlık malta da, buruk yüreğimle; sahiplendiğim, kuruttğunuz o meyveye durmamış cennet ağacımda; yaşanmaya değer tutacak değişmez değerler aranıyordum.
Örselenmiş ümitlerin, vefa bilmez sevi etiketlerinin iç yüzünün ortaya döküldüğü, o düzleme; sonbaharın da, mahzunluğu yansımıştı alabildiğine. Dört taş duvar kuşatılmışlığıma...
Demir parmaklıklar ardında, tel pencereden yanaklardan süzülen yaşları gördüğümde, aşkın incileri sandım. Beni bağışla ey aldatılmaz sandığım yanım, yalın ve yalandan sıyrık bakışım.
Kendimi kandırmanın ne kadar imkasız olduğu ve bir çok şeyin kavrulduğu; işin içinden çıkılmaz o ruhsal durumu anlarsın sanmıştım. İşte sana dair ilk yanılgım.
Bağışla beni; ey bendeki "ben"!
Kendimi kendime affettirmeye çalışıyordum. Ektiğiniz kötülük tohumlarını yüreğimden birer birer söküyordum...
Siz dışarda oyununuza devam ediyordunuz...
Rıza Güzelgün
Bir uçurumun içine baktığınızda, uçurum da sizin içinize bakar. F.Nietzsche
|