|
|
| Hayata Dair.. Ve hayat herşey yolundayken sus dedi birden.. |
Gerçek Özlü Sözler...Hayata Dair.. içerisinde Gerçek Özlü Sözler... konusu: Bir ihtiyar, yaşlandığı için kendini yormamasını ve istirahat etmesini isteyenlere şu cevabı vermiş:`Eğer bir yarışa katılmış olsaydınız, hedefinize yaklaştığınızda yavaşlar mıydınız?`
Churchill, avam kamarasında konuşurken, muhalif partiden bir kadın milletvekili, ...

26-12-2007, 20:20
|
|
Normale dönmüş
|
|
Üyelik Tarihi: 10-11-2007
Nerden: Westanbull
Yaş: 18
Mesajlar: 435
|
|
Gerçek Özlü Sözler...

Bir ihtiyar, yaşlandığı için kendini yormamasını ve istirahat etmesini isteyenlere şu cevabı vermiş:`Eğer bir yarışa katılmış olsaydınız, hedefinize yaklaştığınızda yavaşlar mıydınız?`
Churchill, avam kamarasında konuşurken, muhalif partiden bir kadın milletvekili, Churchill’ e kızgın kızgın söyle seslenir:
- “Eğer, karınız olsaydım, kahvenizin içine zehir karıştırırdım.”
Churchill, oldukça sakin kadına döner ve lafı yapıştırır:
- “Hanımefendi, eğer karım siz olsaydınız, o kahveyi seve seve içerdim.”
Sokrates ve eşi bir türlü iyi geçinemezlermiş. Bir gün eşi Sokrates’e verip veriştirmiş, ağzına geleni söylemiş. Bakmış kocası hiç bir tepki göstermiyor; bir kova suyu alıp başından aşağı boşaltmış.
Sokrat, gayet sakin:
- “Bu kadar gök gürültüsünden sonra bir sağanak zaten bekliyordum” demiş.
Bernard Shaw ile Churchill hiç geçinemez ve sık sık birbirlerini iğnelermiş. Bernard Shaw, bir oyununun ilk gecesine, Churchill’ i davet etmiş ve davetiyeye de bir pusula iliştirmiş:
- “Size iki kişilik davetiye gönderiyorum. Bir dostunuzu alıp gelebilirsiniz. Tabii dostunuz varsa.” Churchill, hemen cevap göndermiş:
- “Maalesef o gece başka bir yere söz verdiğim için oyununuzu seyretmeye gelemeyeceğim. İkinci gece gelebilirim, tabii oyununuz ikinci gece de oynarsa.”
Bir gün Eflatun, talebelerinden birini kumar oynarken yakalamış ve şiddetle azarlamış.
Talebesi:
- “İyi ama ben çok az bir paraya oynuyordum” diye itiraz edecek olunca
Eflatun cevap vermiş:
- “Ben seni kaybettiğin para için değil, kaybettiğin zaman için azarlıyorum.”
Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir. Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa:
- “Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem” der. Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin su karşılığı verir:
- “Ben çekilirim.”
Meşhur bir filozofa:
- “Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar fakirsiniz?” diye sorulduğunda:
- “Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan” demiş.
Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile’ye hasımlarından biri:
- “Efendim” demiş, “Kulaklarınız, bir insan için biraz büyük değil mi?”
Galile:
- “Doğru” demiş, “Benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama, seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı?”
Bir toplantıda, bir genç Mehmet Akif’i küçük düşürmek ister:
- “Affedersiniz, siz veteriner misiniz?” Mehmet Akif hiç istifini bozmadan şöyle yanıtlamış:
- “Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?”
Bir filozofa sormuşlar:
-“Şansa inanır mısınız?”
Filozof:
-”Evet, yoksa sevmediğim insanların başarılarını neyle açıklayabilirdim.”
Cenap Şahabeddin’e:
`Şu edepsize neden bir tokat vurmadın?` dediklerinde şu cevabı vermiş:
`Eldivenim yoktu, iğrendim.`
İngiltere Kralı George ile görüştüğü sırada, Gandi’nin üzerinde her zamanki gibi beyaz örtüsü vardır. Davetten çıkınca bir gazeteci sorar:
‘Kıyafetiniz, bir kralla buluşmak için yeterli miydi?`
Gandi, hiç aldırmadan cevap verir:
`Kral, ikimize de yetecek kadar giyimliydi.
Köylü, yeni doğan bir sıpayı! kucağına almış evine dönerken, iki ortaokul öğrencisi kendisine takılır ve:
`Hayrola amca, derler. Oğlunu nereye götürüyorsun böyle?`
Adam, kendine yapılan bu terbiyesizliğe aldırmamış görünerek cevap verir:
`Gittiğiniz okula kaydını yaptıracağım.`
İncili Çavuş, Osmanlı elçisi olarak Fransa Kralına gönderildiğinde, elbiselerinin bazı yerlerinde yama varmış. Kral bunları görünce dayanamayıp:
`Bana senden başka gönderecek adam bulamadılar mı?` diye sorunca, İncili Çavuş:
`Osmanlılar, adama göre adam gönderirler, Beni de sana göndermelerinin hikmeti bu olsa gerek.` cevabını vermiş.
Amerikalı işadamı, Çinliyle alay ederek sormuş:
`Mezarlarınıza koyduğunuz pirinçleri, ölüleriniz ne zaman yiyecek?`
Çinli, basını kaldırmadan cevap vermiş:
`Sizin ölüleriniz, koyduğunuz çiçekleri kokladığı zaman.
Vaktiyle Fransa hükümet ricalinden biri Napolyon Bonapart‘ı bir muharebede tenkide kalkışıp parmağını harita üzerinde gezdirerek:
`Önce şurasını almalıydınız, sonra buradan geçerek ötesini zaptetmeliydiniz, gibi fikirler yürütmeye başlayınca Napolyon:
`Evet demiş, onlar parmakla alınabilseydi dediğin gibi yapardım.`
|

29-12-2007, 16:55
|
 |
is god and unhappy
|
|
Üyelik Tarihi: 07-11-2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 342
|
|
|
fuzuli ile baki bir yürüyüse çıkmıslar.Yoları üstünde bi köpek görmüsler.Köpek miskin misikn yatıomus yolda,baki sonra:bu köpek burda fuzuli, demis.Yürümeye devam etmisler ve aynı yere gelmisler köpek hala orda.FUzuli:bu köpek burda baki

her ne kadar inanmasam da,bir tanrının varolduğunu kabullenmek gerekir
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:21 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|