İÇİNİZDEN BİRİYDİM NEFES ALIRKEN
İçinizden biriydi doğan bedenim. Tıpkı papirüslere kazınmış addı dünyaya gelişim. Yitiktir ilk doğduğum gün. Hâlbuki o kadar da hıçkırasıya bir özlemle karşılamamıştım annemin oğlunu. Varsın olsun denilen bir günde, hesapta olmayan bir hayat kurulmuş öykümü tamamlamam için; temeli ilk atılmış dünyaya, gezegenin olanca etkisinden kurtulup hoyratça düşüvermişim. Daha sonrasında çocuklarla oynayan halimi seyreden ben olmuşum 50 yaşımda. Keşfe çıkarken ilk uzatılan ellere, büyüdükçe boğazıma sarılan ellerden birinde, boğulurken bulmuşum kendi adıma kaybedecek her ne varsa. Büyüdükçe küçülen her ne varsa 25 li yıllarımda kapıma dayanmış küçük olanın beni de deviren hali ile.30 una merdivenim yaslanmış aşağıdan çekseler düşüverecek yukarısı için de yorucu bir kıvama gelmiş ömrüm. Tam da kavuştum derken yitik hasrete, bir başka yarenden yarıma indirilmiş tüm sevmelerim. Hatırlamışım yürürken, 20 deyken de nefes alırdım şimdi de. Değişen yüzyıllık yalnızlığım mı? 60 ımda… Yoksa ilk sevmelerim gibi olan kendime özlemim mi?. Arayacağım bir ben kalmışım onu da parkta nefes darlığımda bulmuşum. 15 imdeydim hâlbuki bir zamanlar, ne kadar da ilk tutulmalarım tutuşturmuştu genzimi hatırlar mısın? Şimdilerde bir yitik nefes beni neremde sıkıştırır onu bile arar olmuşum.
Şimdi tam da şakağımda bir izbedir her şey. Bulana kadar kendin kaybolmuşsun adeta. Büyümüşsün, hâlbuki halin bu olduğunu -ki ekinin anlamını anlamlandırana kadar acıyla perçinlemişsin, ‘’fakat’’ların artacağını düşündüğün karşı koymalarında sen eksiltmişsin kendinle aranda kurulacak ne varsa. Konuşmalarında kendin olmuşsun ilk günden beri… Oyuncağını değiştirip insan(lığın)ı da avuç içine sıkıştırmışsın. Nefes nefese kalmışsın koşarken, sigaranın bedeninin tahribini de görmüşsün, tıpkı avuç içlerinde sıkılan düşlerin gibi.
Aynayla kaç kez karşılaştık bir bilsem. Bilseydim alnımda biriken kırışıklıklarımın bir insana yakışmayacak kadar derin olduğunu kestirmek için bu kadar da anılarıma boğmazdım kederli bakışlarımı. Geride bırakılan hayatım için söylenecek sözü zaten söylemiştir sokağın evsizi; ‘’doğumum anama hamallıktı, yaşamam bana… Ölümüm bile hamallık cenaze alayına…’’
Eh artık bırakınız beni üstadım yitip gitmek için bu kadar söz kalmışken. Hele bir de kaybolmaya başlamışken her yolda, İSMET ÖZEL ağabeyimiz de demiş ya hani ‘’bir insan için yürünebilecek bütün yollar yürünmüşse o insan artık kaybolmuştur’’ diye. Kaybetmeye başladıkça yolumu bu genç halimle kaçıma kadar ararım kim bilir, kendimle deli-derviş sohbetlerimi, hangi yaşım kaldırır bu halimi bilmiyorum. Ona da arada yaşadığım ömrüm uğraşsın, mecalim yok bir başka yola çıkmaya…
YAZAN: LA_NAUSéE
Konu LA_NAUSéE tarafından (09-12-2007 Saat 12:58 ) değiştirilmiştir..
|