Aşk Uğruna...!
Gülten, ”Her şeyimi onun uğruna bile bile kaybettim" dedi ve sözlerine devam etti. "Ailemi, arkadaşlarımı, okulumu ve en önemlisi kendime olan güvenimi." Derin bir iç çekerek sustu..
— Gülten’e "bütün bunları aşk için kaybetmeye değer miydi?" diye sorunca...
Gözlerimin içine öyle derin ve hüzünle baktı ki, içlerinde kendi geçmişim de vardı.
hikayemi en başından anlatayım" dedi....
"Daha on dokuz yaşında toy bir kızdım. Üniversitede, okulda bir toplantıda tanıştım. Hani derler ya görür görmez çarpıldım diye, işte benim ki öyleydi. Gözlerimi ondan ayıramıyordum. Bir süre sadece uzaktan bakışıp durduk.. Sonra bana bir yerlerde buluşmayı teklif etti. Birbirimize deli gibi aşık olduk, ya da ben öyle sandım. Evin tek kızıydım, ailem benimle çok ilgiliydi. Annem bendeki değişikleri hemen fark etti. Onların tek korkusu okulu bırakmamdı. Fakat ben hiç bir şeyi aşkımdan önemli görmüyordum. Kız arkadaşlarım, onu hiç sevmediler, onun çok çapkın ve havai olduğunu söylüyorlardı. Bu yüzden onlardan da uzaklaştım. Sevgilim, bana kendisiyle oturmamı teklif ettiğinde sevinçle havalara uçtum. Fakat ailemin asla böyle bir şeye izin vermeyeceğini çok iyi biliyordum. Onun bekâr evine taşındım. Sadece onun için yaşıyordum. Ailem onu bulup sıkıştırmıştı. Bir gün onunla birlikte eve geldiler. Fakat beni ikna etme çabaları boştu, eğer beni çok zorlarlarsa intihar etmekte tereddüt etmeyeceğimi söyledim. İkisinin de omuzları çökmüş bir halde, gözlerindeki çaresiz ifadeyle gidişlerini bugün bile unutamıyorum. Çok üzülmeme rağmen mutluydum çünkü âşıktım. Okulu bıraktım. Ailem bir daha beni aramadı, ben ara sıra onlara telefon ediyordum ama artık birbirimize yabancı gibiydik.
Bir anda hayatım çok değişmişti. Bütün gün, yemekler pişiriyor, ev temizliyordum. Maddi durumumuz fena sayılmazdı çünkü onun ailesi iyi para gönderiyordu. Bir gün hamile kaldığımı anladım ve neden bilmem çok sevindim, oysa daha önce hiç böyle bir şeyi düşünmemiştim. Sonra anladım ki bir bebeğimiz olursa onunla daha yakın olacağız, birbirimize iyice kenetleneceğiz. Bu haberi ona sevinç içinde söylediğimde ilk darbeyi yedim. Bağırıp çağırmaya, bana hakaret etmeye başladı. Ne dikkatsizliğim ne de gerizekalılığım kaldı. Sonra beni doktora götürdü ve kürtaj oldum. O günden sonra aramız çok bozuldu, bana kötü davranıyordu ve aşağılıyordu. Topu topu bir buçuk yıldır birlikteydik, bu kadar kısa sürede bu hale nasıl gelebilmiştik anlayamamıştım. Oysa her şey çok açıktı, ona gözlerim kör olmuşçasına aşık olan bendim, o değildi. Bir buçuk sene içerisinde bu kadar çok şey yaşadığıma inanamıyordum. Aşk bu muydu, böyle mi yaşanıyordu?
Kendimi sorgulamaya başladım ve aynı şeyleri tekrar yaşasam yine yapar mıydım diye. Evet, o kafayla yapardım. Birtakım şeyleri öğrenmek için bazı bedeller ödemek gerekiyormuş. Ben bu bedeli çok ağır ödedim. Uzunca bir süre, kendimi çok yorgun ve yalnız hissettim. Ailemin yanına dönmek için, onun memleketinden bir kızla sözlü olduğunu öğrenmem gerekti. Yoksa her şeye rağmen onunla aynı hayatı yaşamaya devam edecektim. Çünkü aşıktım…” dedi ve sustu….
-----------------------------------------------------------------------
Peki, aşk birilerine hep vermek midir? Onun uğruna, kendin için önemli olan değerlerden, ilkelerden, ideallerden vazgeçmek midir? Karşımızda ki kişi bizi biz olduğumuz için sevmemiş midir? Aşk hali, kendinden vazgeçmek midir?
|