|
|
| Hayata Dair.. Ve hayat herşey yolundayken sus dedi birden.. |
Bir Devamlılık Hali ....Hayata Dair.. içerisinde Bir Devamlılık Hali .... konusu: Bir Devamlılık Hali - 1
--------------------------------------------------------------------------------
Yirmi ikisinde tanıdım seni, öncesinde iki gençlik anısı bırakarak.
--------------------------------------------------------------------------------
1.
Gecenin orta yerinde, gırtlağının tepesindeyim. İki ayrı fotoğrafım üzerinde dokuz fark bulmanın rahatlığını ...

17-11-2007, 00:19
|
 |
solus et moriturus ...
|
|
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 31
Mesajlar: 1,679
|
|
Bir Devamlılık Hali ....
Bir Devamlılık Hali - 1
--------------------------------------------------------------------------------
Yirmi ikisinde tanıdım seni, öncesinde iki gençlik anısı bırakarak.
--------------------------------------------------------------------------------
1.
Gecenin orta yerinde, gırtlağının tepesindeyim. İki ayrı fotoğrafım üzerinde dokuz fark bulmanın rahatlığını yaşıyorum. Hiç bir yarışma, bu kadar kolay sonuç vermezdi oysa; dördünü bulur, kalanında düşünürdüm kara kara... Oysa bu işi artık kolay yapıyorum; Düşünmek bile fazladan entellektüel bir çaba olsa gerek.
Zaman, farkları daha da belirginleştiriyor.
Ben söylemiştim!
Ah! Kahpe kadın Monoliza...
Bu senin orospuluğun
Güldüğünü söylemem, ağladığını da...
Bir metroda fuhuş yaptığımı da anlatmam kimseye...
Zor; biliyorum, acıtır yaratıcıdan bile saklamaya çalıştıklarım.
İlkokul bire giderken, öğretmen çekmecesinden, demir bilye hırsızlığımı sakladığım gibi...
Su dolu inşaat varilinin içinde komşu kızı Mehlika ile yakın temas yüzdüğümü de! O zaman ki adı "bıcı bıcı"ydı... Oysa sübyan zinası yaşanıyordu varilde...
Hele o Fen Bilgisi öğretmeni için ne demeli...
Kopya çekerken yakalamış ama söyleyememiş kadıncağız. Sınav bittikten sonra kulağıma eğilip söylediği o sözden sonra, "ömrüme miras pişmanlıklar" bıraktığının farkında mıydı acaba...
"Güvendiğim dağlara karlar yağdı" derken, sınav kâğıdımın üzerindeki çizgilere karışıp, sonsuz bir nokta olmak geliyordu içimden. Fen Bilgisi kurtulmuş, onur bilgisinin zarı patlamıştı.
Açılıyordum.
Tutarken sıkı sıkı dört bir taraftan, bir anlık boşlukta aldım içime; garip, tuzak kokan tüm envanteri. Virüs tarayıcılarım yoktu, ya da kullanma tarihi dolmuştu, dowloand edecektim, adres bilmiyordum ki üstelik google'm bozuktu...
İlk sigaram, Şevket amcamdan aşırdığım, namı diğer "köpek öldüren" Samsun oldu... Amcam ateş taşımazdı yanında, ağzındaki sigaradan alırdı, sonraki dalın ateşini; ben de ateş vardı, tek dalı da amcamdan aşırırdım.
Oldu sonra bir şeyler daha...
Namaz kılmaya başladım. Dua ettim Allah'a...
Beni yarattığı için şükrettim. Verdiği nimetlere...
Aldığım soluk için ellerimi kaldırıp, resulünden bana şefaat etmesini istedim. Mümin olduğumu düşünüp, mümince bir hayattı düşlediğim. Alnımı secdeye her koyduğumda; şahdamarımdan bana daha yakın olana "Subhane Rabbiyal âlâ" demenin coşkusu geçti içimden...
Gündem konum ilk kez bu kadar "gündem dışı" oluvermişti...
Teheccüdde alnıma düşen yıldızları sayıyordum. Karanlık içinde yanan kandillere ağlıyordum.
Ağlıyordum ki, günahlarımın üzerimdeki ağırlık korkutuyordu körpecik ruhumu...
Tam iflah oldum derken bozdun beni...
Ve senden sonra hiç bir şey olmadı eskisi gibi...
İlk vurgunum, vurulduğum...
Bir limandın ki, çapasını hiç alamadığım; çakılıp kaldığım...
Yirmi ikisinde tanıdım seni, öncesinde iki gençlik anısı bırakarak.
Orhan Turan
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
Konu duarden tarafından (17-11-2007 Saat 12:54 ) değiştirilmiştir..
Sebep: resim değiştirildi
|

17-11-2007, 00:21
|
 |
solus et moriturus ...
|
|
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 31
Mesajlar: 1,679
|
|
|
Bir Devamlılık Hali - 2
--------------------------------------------------------------------------------
Senden sonra 3 aşk, iki de fantezi eskittim. Sadece üzerinden geçtiler. Öpüştüm, seviştim biraz. Biraz eğlendik ayrı zaman ve mekânlarda. Üçünden biri utangaçtı, diğeri yabancı, sonuncusu da gençliğin baharında düş fantezilerine yatmıştı. Biri uzun boyluydu, diğer ikisi orta! Sonra; ikisi kararında, biri şişman...
--------------------------------------------------------------------------------
2.
Sonra minibüs param yetişmediği için giremediğim Vize sınavları çağım başladı. Kampus yolunun yorgun asfaltlarında tanıdım seni... Saçlarım uzun, sakallarım kirli; çantalarla sarmalanmış sırtımda, emanet yüreklerim vardı. Bir gazetenin yazı işlerinde, ikinci hamur sayfalara yazılar yazarken, kendi hamurumda yoğurdu, bir zaman terk edip giden aşk!
Bir öğrenci evinin en yoksun halinde, birbirine sarılmış iki bedendi mazi!
Akıp geçti...
Gitti...
Senden sonra 3 aşk, iki de fantezi eskittim. Sadece üzerinden geçtiler. Öpüştüm, seviştim biraz. Biraz eğlendik ayrı zaman ve mekânlarda. Üçünden biri utangaçtı, diğeri yabancı, sonuncusu da gençliğin baharında düş fantezilerine yatmıştı. Biri uzun boyluydu, diğer ikisi orta!
Sonra; ikisi kararında, biri şişman...
Geçiştirdim, unutturmalık zamanlar çoğalttım unutmak için seni... Kahve çay içtik biriyle, diğeriyle geceledim. Suskundu biri, diğeri geveze...
Senden sonra iki fantezim oldu. Onlarla yatmadım. Biriyle Karaköy iskelesinde çay içtim, diğeriyle yatak odasında sabahladım. Birine kayar gibi oldu kalbim, sonra benden başka herkesi sever diye vazgeçtim. Öbürüyle yılan hikâyesiydi, uzaktan gelmişti. Bir iki hafta sabahladım. Bana tangalarını gösterdi. Ama "yalvarma vermem" diye de ekleyerek üstüne; oysa hiç istememiştim bedenini...
Dokunmadım zamana; o bildiği gibi aktı gitti gözlerimin önünden!
Her sabah işe giderken, gidişine adadığım soruları koydum cebime ve her eve dönüşte, gelişinle ilgili cevapları unuttum. Unutturdum da çoğu zaman...
Biri vardı, gözleri ışıl ışıl, sarıldığında ruhumu çıkarır sandığım. Yanımdayken mutlu olduğunu söylüyor, öperken kalbinde zelzele kopuyordu. Bu sendeki heyecana benziyordu. Sevdim onu sevdiği için beni...
Derken iki hafta sürdü o "büyülü rüya"
Dedim ki, oysa senin sevgin böyle değildi.
Dört Eylül eskimişti üstümüzde ve sen dördünde de ışıl ışıl.
Son öptüğüm de bile ilk öpüşümü hatırlatan, her dokunduğunda ilk dokunulan hep ben oluyordum. Her dokunduğunda ilk kez dokunuyordun.
55 yaşındaydı babam, ben giderken yanından...
Ve yirmi iki yaşındaydım seni öptüğümde...
Ben çırılçıplak bir kadını, ilk defa o yaşta gördüm.
Öptüm en ayıp yerlerinden.
Terledi alnım sevişirken, titredi dizlerim ve ruhum geçti bedenimden. Seninle sevişirken tahta döşemelere bıraktım bakirliğimi; kesildi soluğum, ırmaklarda boğuldum ve duruldum ihtiras kokan o azgın ateş içinde...
Ayıp cümleler kurmaya senden sonra başladım.
Çünkü ayıptı senden sonra her yaptığım,
gelişlerim, gidişlerim, gülüşlerim, sevmelerim...
Bir aşk uğruna terk ettiklerim, kırdıklarımla incittiklerim.
Yerini doldursun diye nefes tükettiklerim; ayıptı!
Orhan Turan
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
|

17-11-2007, 00:23
|
 |
solus et moriturus ...
|
|
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 31
Mesajlar: 1,679
|
|
|
Bir Devamlılık Hali - 3
--------------------------------------------------------------------------------
Hepinizi tatmin etmek için, kendimden dâhildi tüm acılarım; ben de istedim biraz, biraz da siz! Ortak ürettik bu çığlığı ve ülkemde her kokmuş çorap sahibi kadar koktu çoraplarım. Her adamın terlediği kadar terledi koltuk altım.
--------------------------------------------------------------------------------
3.
Bir boyacı ile anlaşmıştım. 30 YTL’ye boyayacaktı evi. Söz verdiği saatte gelmedi. Nalbura varıp bir şampanya rengi satın aldım; yanında rûlo ve sapı esnaf işi oldu. Eve vardım ve tüm odayı boşalttıktan sonra, duvarları boyamaya başladım. Odanın kapısı açıktı, cam da öyle; Hasta oldum ama devam ettim, sen gelecektin ertesi güne… O ertesi, günlerden Pazar olacaktı…
Olmadı!
Piç gibi kaldım boyadığım odada.
Gelmedin sen!
Cami avlusuna terkedilmiştim, sepetin içinde çığlıklar bırakıp acımadan gitmiştin.
Katran bir geceyi boyamak gibi bir şeydi bu, boyadım! Aktı boya, altından acı kahkahalar fırladı, bir şey bitmişti bir şey gitmişti odanın içinden…
Senden sonra hiç sevemedim.
Metropolden kopup gelen bir yüreğin, varoşta çakılı kalmasına engel olamadım.
Beş yıl olmuş, taş binalara yuvalanmış, eski uygarlıklardan kopup da gelen bu kente geldiğim. Caddelerini, sokaklarını, insanlarını, içinde sırf sen varsın diye sevdiğim… Memleket özlemimi içime bastırıp da boğduğum.
Gidemedim.
Ey Lanet ruh!
Sırf sen, bu şehirde benimle, aynı havayı soluyorsun diye gidemedim!
Aynı caddelerde olabilme ihtimalini düşünerek gidemedim.
Aşkın metaforik çelişkisinde yeni bir ben yarattım kendime…
En vazgeçilmeyenden vazgeçmeyi,
Lezzetli bir yemeği, tam ortasında bırakabilmeyi…
Bir kadının tam içindeyken vazgeçebilmeyi…
Hayatın kendisini, adıma yamanmış harfler kadar tanıyorum.
Düzene, alışılmışlığa inadım da bu yüzden peydahlanıverdi bir anda…
Sıkmıyorum; küfür etmek istediğimde tutmuyorum kendimi…
Daha açık ve yalın yazıyorum.
Annem oku derdi; adam olursun…
Okudum anne!
Hepinizi tatmin etmek için, kendimden dâhildi tüm acılarım; ben de istedim biraz, biraz da siz! Ortak ürettik bu çığlığı ve ülkemde her kokmuş çorap sahibi kadar koktu çoraplarım. Her adamın terlediği kadar terledi koltuk altım. Ve hiçbir kadına kur yapmadım. Yorgundum iş dönüşleri, bitkindim.
Acele bir telaştı, daha önce var olmayanları var etmek için didindiğim her şey!
Orhan Turan
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
|

17-11-2007, 01:28
|
 |
mavi denizim
|
|
Üyelik Tarihi: 19-10-2007
Yaş: 25
Mesajlar: 572
|
|
|
yine bir yazı ziyafeti
gece gece iyi geldi...
var olun duarden
|

17-11-2007, 10:10
|
|
Normale dönmüş
|
|
Üyelik Tarihi: 10-11-2007
Nerden: Westanbull
Yaş: 18
Mesajlar: 435
|
|
|
abi bu ne yha.. Çok süper olmuş... Açtım bi fon müziği bir nefeste bitti yazı..
|

17-11-2007, 10:19
|
 |
bla bla
|
|
Üyelik Tarihi: 28-08-2007
Yaş: 20
Mesajlar: 1,267
|
|
yaa yazı güzel gerçekten ama...bu resim beni deli etti bugün..iş yerinde olduğumdan olsa gerek..biri görcek diye korkumdan 
İnsanın inanç perdesi ne kadar kalınsa
akıl güneşi o kadar geç doğarmış..
.
.

.
.
|

17-11-2007, 10:40
|
|
Normale dönmüş
|
|
Üyelik Tarihi: 10-11-2007
Nerden: Westanbull
Yaş: 18
Mesajlar: 435
|
|
Alıntı:
katre´isimli arızadan alıntı
yaa yazı güzel gerçekten ama...bu resim beni deli etti bugün..iş yerinde olduğumdan olsa gerek..biri görcek diye korkumdan :D
|
Bende odaya giren valide hanım görecek diye korktum biraz.. :) ..
|

17-11-2007, 12:36
|
 |
solus et moriturus ...
|
|
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 31
Mesajlar: 1,679
|
|
|
Yazı için seçtiğim resmi değiştirdim rahatça okunabilmesi için yazının..
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
|

17-11-2007, 12:45
|
 |
bla bla
|
|
Üyelik Tarihi: 28-08-2007
Yaş: 20
Mesajlar: 1,267
|
|
|
çok tşk sn duarden.
İnsanın inanç perdesi ne kadar kalınsa
akıl güneşi o kadar geç doğarmış..
.
.

.
.
|

17-11-2007, 13:16
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 07-11-2007
Yaş: 40
Mesajlar: 234
|
|
varol duaRDEN
benliğinden sızıntılar
mest etti okuyanı
tebrikler..
son general 
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:46 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|