Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Hayat Güzeldir > Hayata Dair..

Hayata Dair.. Ve hayat herşey yolundayken sus dedi birden..


önce kendimizle savaşıp içimizdeki öfkeyi yenebilirmiyiz?

Hayata Dair.. içerisinde önce kendimizle savaşıp içimizdeki öfkeyi yenebilirmiyiz? konusu: İnsanın kendinden kurtulması kolay değildir . Hele bir iç savaştan yeni çıkmışsanız, içinizdeki öfke yatışmamışsa, inancınızı yitirmenin eşiğinde mutsuzsanız, Mevlana'nın sözlerine sığınmak gereksinimi duyabilirsiniz. "- Şefkat ve merhamette güneş gibi ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 24-10-2007, 03:46
esra pinar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 02-10-2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 39
Standart önce kendimizle savaşıp içimizdeki öfkeyi yenebilirmiyiz?

İnsanın kendinden kurtulması kolay değildir. Hele bir iç savaştan yeni çıkmışsanız, içinizdeki öfke yatışmamışsa, inancınızı yitirmenin eşiğinde mutsuzsanız, Mevlana'nın sözlerine sığınmak gereksinimi duyabilirsiniz.

"- Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.
- Başkalarının kusurunu örtmekte gece gibi ol.
- Hiddet ve asabiyette toprak gibi ol.
- Tevazu ve mahviyette toprak gibi ol.
- Hoşgörüde deniz gibi ol.
- Olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol."


Kendimizi sıkı düzene sokup yeni bir kişilik oluşturabilir miyiz?
Önce kendimizle savaşıp içimizdeki öfkeyi yenebilir miyiz?

Belki de yaşama serüvenimiz böyle bir iyileşmeden geçmeyi gerektiriyor. O zaman, Mevlana'yı anlamanın önemi üzerinde durmak, 800 yıl ötelerden gelen bu sesi çağdaş bir görüşle yorumlamak, günümüzdeki kör gidişi anlamayı kolaylaştıracaktır.

* * *

İnsanlığın kurtuluşu gerçeğe varmayı gerektirir. Mevlana'nın öğretisine göre yalnız akıl yoluyla değil, içten bir seviyle gerçeğe ulaşabilirsiniz. Tasavvufun özünde sevi vardır. Sevisiz insan içi boş, anlamsız, karanlık insandır.

Tasavvufa bir "yetinme felsefesi" gözüyle de bakılabilir. "varlığın birliği" anlayışını "yetinme" sözcüğüne indirgemek yadırganabilir. Ama "yetinme", "mülkiyet çılgınlığı" nın barışı bozan doymazlığı yanında bir iç dinginliğine, bir gönül zenginliğine götürür insanı.

"Yetinme" anlayışundaki gizemci görüşle "mülkiyet" hırsının sürüklediği anamalcı görüşün çelişkisinde; gizemcilikle özdekçiliğin örtüşen bir özelliği var. Ulus-devletlerin işlevini yitirdiği anlayışıyla gücünü daha da artıran birkaç uluslararası şirketin doymazlığı; kazanma hırsını sömürü düzeniyle sürdürüyor. "Sömürü düzeni; nice ulusların parçalanmasına, insanlık onurunun çiğnenmesine yol açıyor.

Tasavvuf'taki "yetinme" anlayışında insanı gönül zenginliğine kavuşturan bir dinginlik vardır. Yerine göre yetinme, sömürü gücünü kıran bir gizli silahtır.

O ruh yeteneğine erişen insan sevecendir, acımasını, bağışlamasını bilir. Her işte kolaylık göstermeye çalışan, olduğu gibi görünen yüce gönüllü bir insandır.

Sema'ya durup dönen insanın yüzünde okunan bir dinginliktir bu!

* * *

Mevlana barışın gücüne inandığı için nice dünya devletlerinden daha uzun ömürlü olmuşi 800 yıl yaşayabilmiş. İnsanlara barışı getirirken önce kendiyle ödeşmeyi bilmiş, içindeki dalgalanmayı yatıştırmış.

Bizler de, yeter ki kendimizle ödeşirken tasavvufun bir "yetinme felsefesi" olduğuna inanalım. Yaşamanın "kendimizi iyileştirme süreci" olduğunun anlamına varalım.

İçimizde yankılanan ney sesinde, daha nice yüzyıllar yaşayacak Mevlana!

800 Yıllık Bir Anıt: Mevlana - Boş Zamanlar, Varlık Dergisi, Mayıs 2007
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 02-11-2007, 22:18
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,074
Epey bekledim Sevgili Esra Pınar forumunuza yazan olur mu diye ama, çıkmadı henüz.
Ben konuyu biraz tersten ele almak istedim...(Yine üşüdüğümü de ilave ederek ilkten)

Mevlanın yukarıda alıntıladığınız sözleri neredeyse -genelde sahtekarların imbiğinden- eksik olmaz, garip bir ruh haliyle okurum sözleri; -iyimserliğimi takınarak- ya çok saftır derim bu tip veciz sözlerle beşerin karmaşık yapısını iyi ve güzele sevk etme çabası olanlar; ya da -kötü niyetim devreye girdiği zamanlarda- bizzat iktidar erklerini güçlendirmek için sıradan kulu pasifize etmeye ve onu dini dogmalar ve öğütlerle ehilleştirmeye yöneliktir savunuları diye yüzümü buruştururum.

"Hoşgörüde deniz gibi ol"

Mesela bunu alalım, neden hoşgörüde bu kadar derin/sonsuz (sabırlı) olmam isteniyor ki? Başkalarının kabalıklarını, fenalıklarını neden bilge oturaklığıyla karşılamam salık verilir ki? Aksine bana yapılan bir kötülüğün muhakkak hesabını sormalıyım, hoş görüyle değil -hiddetle de değil- ama tüm "insanî" öfkemle bu hesabı sormalıyım derim kendime...Hesap sormanın da kaba kuvvetle, sivri ve küflü bir dille olmayacağını göstererek üstelik...
İnsanî olandır öfke duymak yine insan terbiyesiyle hesap sormaktır beşerin asıl doğası: Öfke kişiyi dinç de tutar, bu dünyaya çiviler...
Mevlana'nın büyüklüğünü anlamadığımı söyleyecek ezberden yanıtlara baştan belirteyim ki; ezbere karnım tok.
Benim bahsim Mevlana'nın derin felsefesi değil, bu derinliği kavrayabilecek usların çok olduğuna inanmıyorum açıkçası, bahsim Mevlana'yı "kullanarak" kendi sistemlerine kul yetiştiren zihniyetler, sanıyorum bu tür eğitici-öğretici vecizlerin kullaşan ve sinizmin gölgesinde pasifize olan bireylere dönüşmemizi sağladığı gerçekliğini de yadsıyamayız, din bunu elinde araç olarak kullanmak isteyenlerin en büyük ispatını sunar kanlı tarihiyle... Gerçek iç dinginliğinde varılacak düşsel terbiyenin, beşerin beşerle derdi olamayacağını, beşerin derdinin kendi gibi tüdeşleriyle değil yaşamın kendisiyle olduğunu bilirim; ya peki beşere bu sınırsız tahammülü salık veren öğütler inandırıcı mıdır...?
Yani insan doğasını, öfkelerini, acizliklerini reddetmek bunu bir "ruh ayıbı" gibi göstermek bana çok gülünç geliyor, üstelik bir on yüz milyon kilometre kadar da insan olma acizliğinden uzaklaştırıyor, tehlikeli bu... Denetimsizlikten, rasgele hiddetten bahsemiyorum. Mesela "cennet-cehennem" gibi ödül ve cezaları olan Tanrı'nın bile intikamperver, öfkeli olduğunu düşünürsek (ve bu Tanrı fikrinin de yine insanlarca uyduruklandığını da analize katarsak), Tanrı öğretilerinden çıkan yüce sakinleştirici vecizler nedense bana samimi gelmiyor...

Din, tasavvuf, Mevlana hep "iyi ve doğruyu" salık veriyor ilk elden belki ama ortada bir de "insan gerçeği" denen bir şey var ve o da yukarıda tanımlanan özellikleri içselleştirmiş hiçbir insanın yeryüzünde yaşamadığıdır. Demem o ki, söylemle pratik ters...!

Ve bitirirken; nerelerdesiniz Sevgili Esra Pınar...?
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 03-11-2007, 00:14
duarden - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
solus et moriturus ...
 
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 31
Mesajlar: 1,679
Blog Başlıkları: 1
Standart Kısa yazmalıyım...

Aslında konu bir çizğiye götürür bizi.

Bilmek,anlamak bu sözleri yetmiyor yetemiyor bazen, hatta tasavuftaki aşk halinde olmak bile. Öyle bir ana geliyorsiniz ki tüm dünya yansındır ondan sonrası, yakarsınızda öfkenizle kndi dünyanız kadar yeri...

Sonrası mı tersten işler bende durum kendi yarattığım cehennemimde üşürüm ben ..


"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 03-11-2007, 01:26
Berk Taçyıldız - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
über-arıza-mensch
 
Üyelik Tarihi: 20-09-2007
Nerden: Atomlarımın buluştuğu yerde . :)
Yaş: 24
Mesajlar: 314
İslam mistisizmi içerisinde değerlendirilen görüşlerin hakim teist yapılanmadan öte doğu ve doğunun panteizminden birşekilde etkilenmiş olarak islam ile ayrıştığı yönünde bir kanım var .

Budist disiplinlerin egoyu alt etme , arzuya hakim olma pratikleri dergahlarda da benzer öğretiler ile paralel. Nefs , irade, ve nirvana ya karşılık geldiğini düşündüğüm fenafillah . Bu yaklaşımlarda , "en el hak" diyen yaklaşımda teist değil panteist bir görüş hakim.

Tanrı'yı salt sevgi ve geri dönülecek öz olarak görenlerin, onu cennet ve cehennemsiz bilenlerin, sevgi-yetinme, hoşgörü gibi değerlerin aslında sol ideolojiye de ahlaki olarak esin kaynağı olmuş (Şeyh Bedrettin'in sosyalizme çok yakın toplumsal tahayyüleri olduğunu duymuştum) olması dikkat çekicidir. Bu tek tanrılı dinlerinde bir "köle ayaklanması" olarak tezahür eden bir hareket olarak filizlenmesinden olabilir. Tabi bugün sol pratiğe bakınca bu biraz "özgürlükçü sol" a denk düşüyor . Dinin de solun da iktidarda iken totaliter pratikleri görülüyor .

Konuya dönecek olursak , kaba kuvvet ile birlikte zarif ve kibar kuvveti dahi son kertede pragmatik olarak (!) sakıncalı gören bilgelerin düşünüm inceliğini elbette ki çoğunluğun anlamasını ummayalım. Hatta bırakalım çoğunluğu önce bir kenara.

"Öfke baldan tatlı" , egolar desen sirozlu karaciğer gibi şişkin ... Artıları da var eksileri de . Ancak bu tür görüşlerinde tam olarak bir kurtuluş sunmasalar da acıları katlanılır kılmaya dönük insani gayretler ve düşünümler olduğunu düşünüyorum . Bu konuda ise pantezmi nihilizme (herşeyin hiçbirşeye varması gibi ) çeviren taocuların wu-wei ilkesi de düşünülmeyi hakediyor.

Konu Berk Taçyıldız tarafından (03-11-2007 Saat 01:31 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
once, kendimizle, savasip, icimizdeki, ofkeyi, yenebilirmiyiz


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Düğünden Önce ve Sonra sea4ever Geyik Mevzular 8 21-11-2007 15:15
Önce Bayanlar Okuyuversin patis Komik Çizgiler 7 11-07-2007 02:20
Ölmeden önce son sözler siberian Komik Çizgiler 0 08-05-2007 21:49
Fatih Erdemci - Ben Ölmeden Önce vampyré Video Klipler 0 02-04-2007 02:34


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:17 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org