Korkuyorum... Anlıyor musun?
Seninle mendireğin ucundaki fenerde karşılaşmaktan korkuyorum. Daralmışım, bıkmışım artık. Çıkmışım kayaların üzerine, kendime zarar vermek üzereyim.
Bana doğru geliyorsun. Elimi tutuyorsun.
Seninle bir cenazede karşılaşmaktan korkuyorum.
Ortalık yas içinde. Ağlıyorsun. Hiç ağlarken görmemiştim seni. Şaşırıyorum.
Yanıma yaklaşıp bana sarılıyorsun.
Seninle koridorun sonundaki beyaz bir odada karşılaşmaktan korkuyorum. Bir hastane odası, herşey bembeyaz. Bütün duygular ve acılar da.
Kimbilir neden yatmışım... Etrafta makinalar, pencere, dolaplar... Çiçek getirmişsin bana, masanın üzerine koyuyorsun.
Ağlıyor muyum, yoksa gözüm mü yaşarıyor?
Mendille siliyorsun.
Biz insanız, değil mi?
Ama bu ne aşk (hatırlasana), ne de tutku...
Bu farklı bir "herşey"
O ölmesin - sen ağlama - sarılmayalım birbirimize.
|