
02-04-2007, 20:55
|
|
|
Aynı Dili Konuşamadık Seninle

Aynı Dili Konuşamadık Seninle
--------------------------------------------------------------------------------
Yıllar sonra soğuk ve uyuşturucu bir kış sabahındayım. Yanımda yoksun.
--------------------------------------------------------------------------------
Aynı Dili Konuşamadık Seninle
Yıllar önce bir kış sabahı rastlamıştım sana. Hatırla!
Kaçmıştım; hayatıma girmek isteyen adımlarından yada korkmuştum ne bileyim.
Yıllar sonra soğuk ve uyuşturucu bir kış sabahındayım. Yanımda yoksun.
Kahvem mis gibi kokusunu odayla cömertçe paylaşıyor, ya sen, sen koklamaya doyamadığım kokunu kiminle paylaşıyorsun? Kimse sen gibi bakmıyor gözlerimin içine ve kimse sen kadar sinirlenmiyor bana. Aslına bakarsan ben de kimseye bakamıyorum sana baktığım gibi, kimseyi kıskanmıyorum, kimseyi merak etmiyorum, kimseyle görüşmüyorum nedense! Oysa aynı dili konuşamazdık seninle, oysa asgari müşterekler de bile anlaşamadığımızı düşünürdük.
Yıllar önce, o kış sabahı...
Çiçek filizlerinden medet umduğum bu yıllara taşınırken bedenim, yüreğim bir sonraki yılllara geçemedi. Yerimde saydım, saydıkça sinirlendim!
Yüzünün karşısında duramadım öfkeli bir ifadeyle, sözünün karşısına dikilemedim zehirli sözlerle, yüreğini yoklamadım hiç!
Sen gittin!
Yıllar önce, o kış sabahı...
Sahne sahne, şerit şerit aktın her gece yastığıma. Dinlediğim şarkılar sözünden, yüzünden ve hüznünden bir parçayı getirdi gözlerimin önüne. Ağlamadan konuştum içimdeki yangınla. ‘Ne zaman söneceksin?’ diye ve hep aynı cevabı aldım: ‘Hiç bir zaman!’
Şimdi yıllar sonra bir kış sabahı...
Korkuyorum mutlâklığından.
Korkuyorum özlemlerimden.
KORKUYORUM SENDEN!
Aynı dili konuşsaydık ne olurdu acaba?
BİNNUR EDİSAN
|