|
|
| Hayata Dair.. Ve hayat herşey yolundayken sus dedi birden.. |
Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!
8 Mart Dünya Kadınlar GünüHayata Dair.. içerisinde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü konusu: 8 Mart günü Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanır. Bu gün kadınlar tarafından ve / ya da kadınlar için konferans, gösteri ve eğlence gibi çeşitli etkinlikler düzenlenir. Kadınlar arası dayanışma ve ...

08-03-2007, 14:03
|
 |
Seçilmiş Suçlu
|
|
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Nerden: Sanal Alem
Mesajlar: 279
|
|
8 Mart Dünya Kadınlar Günü
8 Mart günü Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanır. Bu gün kadınlar tarafından ve / ya da kadınlar için konferans, gösteri ve eğlence gibi çeşitli etkinlikler düzenlenir. Kadınlar arası dayanışma ve kadınların toplumdan beklentileri vurgulanır.
Kadınlara özgü bir günün var olması düşüncesi ilk kez, 26-27 Ağustos 1910’da Kopenhag’da düzenlenen Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansında ortaya atıldı ve kabul edildi. Bir çok ülkede her yıl kutlanmaya başladı. İsveç’te ise 1912 yılından itibaren kutlanmaya başladı.
Ancak ilk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı ve değişen tarihlerde ama her zaman ilkbaharda kutlanıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921’de Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı tarafından olmuştur.
İki dünya savaşı yılları arasında bazı ülkelerde kutlanması yasaklanan Kadınlar Günü, 1960’lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri’nde de kutlanılmaya başlamasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1977 yılında 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını kabul etti.
Kaynak: Nationalencyklopedin
İlginç Bilgiler
Birleşmiş Milletler tarafından yapılan bir araştırmaya göre;
- Dünyadaki işlerin %66’sı kadınlar tarafından görülüyor.
- Buna karşın kadınlar dünyadaki toplam gelirin ancak %10’una sahipler.
- Dünya’daki mal varlığının ise % 1’ine sahipler.
- Başka bir değişle dünyadaki işlerin % 34’ü erkekler tarafından görülüyor ama erkekler dünyadaki toplam gelirin % 90’ına ve toplam mal varlığının % 99’una sahipler.
Türkiye’den Rakamlar (Milliyet, 8 Mart 2001)
- Şehirlerde evli kadınların % 18’i, köylerde de % 76’sı eşleri tarafından dövülüyor.
- Kadınların % 57,7’si evliliklerinin ilk gününde şiddetle karşılaşıyor.
- Aile içi suçların % 90’ını kadına karşı işlenen suçlar oluşturuyor.
Dünden Bugüne "Kadınlar Günü"
Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1800'lü yıllarda bir tekstil fabrikasında daha iyi çalışma koşulları için greve giden kadın işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamayarak ölmeleriyle gündeme geldi Kadınlar tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de 8 Mart'ta eşitlik isteklerini daha yüksek sesle dile getiriyorlar.
8 Mart'ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanması, uluslararası düzeyde kabul gören bir hal alması 1970'lere rastlasa da, bu tarihe kaynaklık eden olay ve dünya kadınlarının ortak bir gün kutlama isteğinin gündeme gelişi 1800'lerin ortasını bulur. ABD'nin New York kentindeki Cotton tekstil fabrikasında çalışan işçi kadınlar, 1800'lü yılların ortalarından beri daha iyi çalışma koşulları, emeklerinin karşılığında hak ettikleri ücret ve daha iyi yaşam için mücadele vermektedir. Ama bunca yıllık mücadeleye karşın elde edebildikleri pek bir hak yoktur. En sonunda, 8 Mart 1908 günü, haklarını alabilmek için son çare olarak greve giderler. Ancak patronlar bu greve zalim bir şekilde müdahale ederler. Greve giden kadınlar fabrika binasına kilitlenirler. Patronlar bu yolla grevin başka fabrikalara sıçramasını engellemek isterler. Ancak beklenmedik bir şey olur ve fabrika yanmaya başlar. Ne yazık ki yangından fabrikada bulunan kadın işçilerden çok azı kaçarak kurtulmayı başarır Yanan fabrikadan kaçmayı ve fabrikanın çevresine kurulmuş olan barikatları aşmayı başaramayan 129 kadın işçi yanarak ölür.
Aynı yıl diğer endüstri kollarındaki kadınlar da mücadeleye devam ederler. Kadınların yürüttükleri mücadelenin temelinde seçme ve seçilme hakkı, günlük çalışma saatlerinin, koşullarının ve ücretlendirmenin yeniden düzenlenmesi gibi konular bulunmaktadır. Dünya Kadınlar Gününde bugün de ilk başlarda yapıldığı gibi eşitlik için, bağımsızlık için, politik haksızlıkların ortadan kalkması için, daha iyi yaşama ve çalışma koşulları elde edebilmek için çalışılıyor.
Türkiye'de 8 Mart Kadınlar Günü
İlk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlayan 8 Mart, 1975 yılında daha yaygın olarak kutlandı ve sokağa taşındı.
"Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı" programında Türkiye de etkilenmiş, 1975 yılında "Türkiye 1975 Kadın Yılı" kongresi yapılmıştır. 1980 askeri darbesinden sonra dört yıl anılmadı 8 Mart. 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından Dünya Kadınlar Günü kutlanmaya başlandı.
Kadınlar 80'li yıllarda 8 Mart'ı izinli yürüyüş ve şenliklerle kutlayamamışlarsa da, küçük gruplar mütevazi kutlamalarını sürdürdüler. 90'lı yıllarda kadın kuruluşlarının sayı ve çeşitliliğinin artması ile beraber 8 Mart daha geniş bir katılımla kutlanılır oldu.
*****
Bu tip anma günlerinin insanları para harcatmaya yönelik kapitalist sistem senaryosu olduğuna inanmakla beraber, tüm dünya kadınlarının hiçte hak etmedikleri yaşam şartlarında "savaş verdiklerini" biliyorum.
Tüm kadınlarımızın, tüm dünya kadınlarının aydınlık, huzurlu ve EŞİT yaşam koşullarına kavuşması dileklerimle...
Mental

Gerçekci ol, imkansızı iste...
|

08-03-2007, 14:23
|
 |
Seçilmiş Suçlu
|
|
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Nerden: Sanal Alem
Mesajlar: 279
|
|
Kadınlar
Yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen kadınlar...
Bir kadını tanımak...
Bütün gelgitleri, kaprisleri, küçük şımarıklıkları, korkuları, şaşkınlıkları, hercailikleri, hayal kırıklıkları, aşkları, terk edilişleri, başarıları, başarısızlıkları, kurnazlıkları, saflıkları, çocuk ağızları, şirinlikleri, küçük yalanları, büyük itirafları, kocaman yürekleri ile kendi olmaya çalışan kadınları tanımak...
Bir kadını sevmekle başlar her şey ama bir kadını tanımakla varılır hayatın sırrına. Bir kadını tanımaya soyunmak zor ama keyifli bir yolculuğa çıkmaktır. Dört mevsimi bir yürekte buluşturur, bu yüzden de sürekli şaşırtırlar. Sürprizlerin ardı arkası kesilmez. Zordur anlamak onları.
Benzemek gerekir anlayabilmek için belki de! Kendi zekasını hatırlatanları sever, sevgisini göstermekten ürkmeyenleri, sürprizlere hazırlıklı olanları bir de. Muson yağmurları gibi yağarken, sahrada çöl fırtınası koparıp ardından güneş olup ısıtabilirler. Dedim ya bir dünyadır kadınlar, yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen...
Bir kadını sevmekle başlar her şey ama bir kadını tanımakla anlaşılır, hayatın sırrına ancak aşkla varılacağına. Sevgi arsızıdır kadın. Verdiğinden daha fazlasını isteme bencilliğini gösterecek kadar sevgi arsızı...
Bu yanını doyurunca şımaracağından korkanlar, birlikte çoğalacaklarını bilmeyenlerdir. Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla kanat çırpılır özgürlüğün bütün maviliklerine. Kendine inananlara, aşka inananlara koşar. Hem yaman bir aşk avcısı, hem de engebeli yollarda koşmaktan bitap aşk yorgunudur kadın.
Bir kadını sevmekle başlar her şey ama bir kadını tanımakla çıkılır keyifli serüvenlere. Hayatla dalga geçmesini bilir kadın, tıpkı kendiyle dalga geçmesini bildiği gibi. Ağız dolusu gülüşlere teslim olur.
Bir kadını sevmekle başlar her şey ama bir kadını tanımakla tanık olunur tutkuların gücüne. Göze alandır kadın. Çekip gitmeyi, sahip olduklarından vazgeçmeyi, karşılık beklememeyi...
Mücadele eder, kızar, bağırır ama hep sever. Dedim ya bir dünyadır kadınlar, yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen...
Yüreğini sevgiye açan ve sevmekten korkmayan bütün kadınlar gibi...
Ahmet ALTAN

Gerçekci ol, imkansızı iste...
|

08-03-2007, 17:35
|
 |
Seçilmiş Suçlu
|
|
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Nerden: Sanal Alem
Mesajlar: 279
|
|
8 Mart 1999 günü. Adana Üniversale Hastanesinde bir hastaya cerrahi girişimde bulunacağım. Sabah saat 06.30 da uyandım. Biraz gergin hissediyordum kendimi. Aslında bu cerrahi girişimi yapmak istemediğimi fark ettim. Ama çare yok, planladık bir kere, bu iş bugün yapılacak.
Hazırlanırken günlük gazeteye şöyle bir göz gezdirdim. Bugün kadınlar günü. Sıkıntımın biraz daha arttığını hissettim. Öteden beri bu özel günlere karşı tepkiliyimdir. Asıl böyle günlerin ayrımcılığı getirdiğini, bir yılın tüm günlerinin insanlık günü olması gerektiğini savunurum. İnsanlık sorunlarının bir bütün halinde çözülmesi gerektiğini düşünürüm, parça parça değil.
Dünya kadınlar günü ve benim hastam 19 yaşında, ince zarif yapılı, doğu kökenli. 20 gün kadar önce eşiyle ve kayın biraderleriyle gelmişti. Gözlerinin içini daha hiç görememiştim. Rahminde iyi huylu bir tümörü var, cerrahi girişim yapmak gerekiyor. Ve ne olursa olsun çocuk doğurma yeteneğine zarar vermemek gerekiyor.
Hiç konuşmamıştı benimle, utanarak sıkılarak ve eminim yüreğinin bir yerinde pek çok şeyi yaralayarak muayene olmuştu. Muayene sırasında bile göremedim gözlerinin içini..
Kendi hiç konuşmadı. 20 yaşında kocası ve kayın biraderleri konuşuyordu onun yerine. O niye ağzını açacaktı ki...
“Doktor bey” dedi kayın biraderi, “biz daha önce hastayı Mersin’de başka doktorlara götürdük, onlar da ameliyat dediler, biz hastamızın rahminin alınmamasını istiyoruz. Rahme bıçak değerse o rahim artık bir işe yaramaz, kadın çocuk doğuramaz ve bu kadın çocuk doğuramazsam yaşayamam diyor bizim çok kıymetlimizdir kendisi. Ne olur sen bunu bıçaksız, lazerle ameliyat et de kurtar bizi. “
Lazer diye nereden duymuşsa, herhalde laparoskopiden bahsediyor diye düşündüm, yoksa bu ameliyatlarda lazer İle bisturinin bir farkı yoktur. Bu ameliyatın urun yerleşme yerinden ve büyüklüğünden dolayI laparaskopiyle yapılamayacağını, açık cerrahi yapılması gerektiğini ve hiç bir şekilde rahmi kurtarma garantisi verilemeyeceğini anlattım uzun uzun.
Maddi sorunları olduğu her halinden belli olan ve yeşil kartlı olduğunu söyleyen bu kişiye Balcalı Hastanesinde ameliyat olmasını önerdim. Uzun uzun anlattıklarımı uzun uzun dinlediler. Ve sonra “rahme bıçak değerse o kadın çocuk doğuramaz ve bir işe de yaramaz” dedi büyük ağabey ve gittiler.
Hastam hiç konuşmadı, başı öne eğik, belli ki yüreği yanık, bir kere bile gelmeden göz göze, oturdu bir köşede sessizce. Bunları hatırladıkça yüreğim biraz daha sıkılıyordu. Artık hastane yolundaydım.
6 gün önce koca ve ağabeyleri yeniden geldiler. Hastam yoktu yanlarında. Benzer konuşmalar geçti yine aramızda. Kadın, rahim, bıçak, lazer, çocuk, yaşayamaz, garanti, rahimsiz kadın, çocuk doğuramayan, işe yaramayan kadın, garanti isteği vs...
Sonunda Üniversale hastanesinde ve bana ameliyat olmak istediklerini söylediler. Hastaneden hastaları adına randevu aldım. Bana ilk başvurduklarında verdikleri isimle randevu aldığım isim farklıydı. Büyük bir olasılıkla bu ikinci ismi gerçek ismiydi hastamın. Daha önce başkası adına düzenlenmiş bir yeşil kartı kullanmak üzere başka bir isimle başvurduklarını düşündüm, sustum.
Belli ki maddi durumları iyi değil, tabip odasının verdiği asgari ücret üzerinden işlem yapılması için hasta kabule talimat verdim. Sevindiler, kapıdan çıkarken elimi öpmeye yeltendiler, başaramadılar, gittiler. Hastam yoktu yanlarında, zaten söz hakkı da yoktu. Gıyabında karar verilmişti, uyacaktı elbet. Hastanenin merdivenlerinden çıkıyorum, dudaklarımı yiyerek.....
Ameliyathanenin kapısında “bir dakika” diye durdurdu kocası, gencecik sesiyle. “Doktor” dedi, “Sakın zarar vermeyesin onun rahmine. Sakın bıçak değirme, yaparsan lazerle yap, yoksa hastama ilişme.” Sinirlerime hakim olmaya çalışarak ve güler yüz maskemi takarak “bana bak dedim adama ben bu ameliyatı yapmıyorum, al hastanı git başka kapıya.”
Ağlamaya başladı birden çocuk sesiyle. “Ne olur doktorum sen benim kusuruma bakma, sen bilmezsin bizim oraları, bizim töreyi, benim karım çok kıymetli benim gözümde, ama ya çocuk doğuramazsa, nasıl bakar bir daha benim anamın, ağamın yüzüne, nasıl yaşar çorak toprak gibi, vallahi yediremez kendine, öldürür kendini. Bana karımı bağışla, he valla.. Ocağına düştüm, zevzekliğimizi bağışla, güvenimiz tam sana, var gir, bildiğini yap.”
Ameliyathaneye girdim. Başta anestezi uzmanı Dr. Ahmet Müftüoğlu olmak üzere herkesin yüzü asık, bir yas havası var içerde. Çilem hemşirenin başı öne eğik, Emel gergin. Ne oldu diye sordum, sus dediler, hasta uyusun hele bir. Hastamın mahzun, sessiz halİ onları da etkilemişti herhalde diye düşündüm.
Hastamı uyuttular.
Yine göremedim gözlerinin içini. Steril solüsyonlarla karnını boyamak için hastamın üstünü açınca anlaşıldı gerginliğin, üzüntünün sebebİ. Hastamın her yeri mosmordu, çürüklerle doluydu, belli ki kötü bir dayak yemişti. Her halde kocası dövmüştü, çok kıymetli, canından çok sevdiği, korumak İçin uğruna doktorunu bile tehdit ettiği karısını.
Günlerden 8 Marttı ve 8 Mart dünya kadınlar günüydü ve ben ameliyattaydım......
Ameliyat başarılı ama neşesiz geçti. Rahme zarar vermeden uru çıkarttık ama kimsenin ağzını bıçak açmıyordu Dr. Ahmet’ten başka. Söylenip duruyordu. Ben kocasının karısının üstüne nasıl titrediğini anlattıkça söylenmesi artıyordu. Ben susuyordum, o susmuyordu....
Hastane koridorunda yakaladım kocayı, ameliyatın başarılı geçtiğini söyledim sevindi, çürüklerin ne olduğunu sordum, yılıştı !! “Bir kere oldu doktor bey bir daha olmaz” dedi. Olursa benim de kendisini döveceğimi söyledim, “döv” dedi, “istersen öldür, bu can sana feda” dedi, karısının rahmi kurtuldu ya, sevindi..
Aynı gün akşam hastamı kontrole gittim. İlk defa gördüm gözlerini, pırıl pırıl bakıyordu yüzüme. Duygulandım, gözlerim doldu. Sevinç dolu bakışlarının altında derin bir hüzün varmış gibi geldi bana. Hastama duygularımı belli etmemeye çalışarak kimin ve niçin dövdüğünü sordum kendisini.
Gözlerini kaçırdı derhal, sustu. Üsteleyince “kocam” dedi “kim olacak başka, kocam dövdü beni”. Ve arkasından hemen ekledi, “hak etmiştim ama dayak yemeyi…”
8 mart dünya kadınlar günü....
Ne yapmıştın da hak etmiştin diye sordum. Yanıtladı. Musluğu açık bırakmış evi su basmış, kocası da haklı yere dövmüş onu….
8 mart dünya kadınlar günü….
Söyleyecek söz bulamadım dayağı hak ettiğine yürekten İnanan hastama, sustum.
Bir gün sonra hastamın kocasına ertesi günü taburcu edeceğimi söyledim. Bana hastane masraflarının önemli olmadığını daha uzun süre yatırmak istediklerini söyledi. Masraflı olacağını söyledim, hiç önemi yok doktor bey dedi “önemli olan benim karımın sağlığı. Kalsın biraz daha, iyileşsin iyice, o benim en kıymetli varlığım.”
Bir gün sonra hemşirelerim hastaneden telefon ettiler. Hastamı yalnız bırakıp gitmiş tüm yakınları, benimle görüşmek istiyormuş. Annesiyle kocası hastane masraflarını kim ödeyecek diye kavga etmişler. Annesi ben öder alır giderim kızımı memleketime demiş, imam nikahlı kocada al kızını senin olsun, zaten rahmi yaralı demiş, ikisi de bırakıp gitmiş.
Kimse sormamış ona fikrini, ne İstediğini. Kalmış orta yerde, ne yol bilir ne iz… İsmi bile doğru mu, belli değil...
Yine göremedim 8 mart dünya kadınlar gününde ameliyat yaptığım hastamın gözlerinin içini, karardı yüzü, kapandı küçüldü küçüldü kayboldu gitti.....
Kimbilir belki şu anda kendisini çok seven ve kıymet veren kocasının yanında hak ettiği nedenlerle dayak yiyip gül gibi geçinip gidiyordur yine….
Tasası?
Tasası da bizlere...
Dr. Aytekin Altıntaş
11.3.1999

Gerçekci ol, imkansızı iste...
|

08-03-2007, 18:00
|
|
|
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü
8 MART DÜNYA EMEKÇI KADINLAR GÜNÜ!
Bu uluslararası günün gerçek manası Alman Sosyalist Clara Zetkin...
1907’de Uluslararası Sosyalist Kadınlar gününü organize eden Clara Zetkin,tüm sosyalist partileri kadınların oy için savaşmaya davet edip konferanslar hazırladığında 1908 yılında New York Sosyal Demokrat Kadınlar birliği bu çağrıya uyarak büyük gösteri düzenlemiş.1909’da, Kopenhag’daki Sosyalist kadınlar 1910’da 2.Enternasyonel Konferansında Clara Zetkin, 8 Mart 1857 de ölen 129 kadının anısına bu günü Uluslararası bir kadın günü olmasının gereğini vurgulayıp kabul ettiriyor.1911 yılı 19 mart’ında Avrupalı sosyalistler,ilk kez bir uluslararası kadınlar gününü kutluyorlar.
Ve nihayet 1975 yılında Dünya Kadın Yılı’nı ilan eden Birleşmiş Milletler Örgütü 16 Aralık 1977 yılında 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasına karar verdi.Kadınlara eşit haklar verilmesinin Dünya barışını güçlendireceğini kabul etti.
Böylece 8 Mart, dünyada kadınların yüzyıldır yürüttüğü özgürleşme mücadelesinin kutlandığı ve kadınların güncel taleplerinin ifade edildiği bir gün haline geldi.
Dünya kadınlarının böyle bir güne sahip olmalarının bedelini çok ağır ödemek zorunda kaldılar ama başardılar.
Kısaca;8 Mart 1857; 129 işçi kadın yaşamını verdi ve bize özgür yaşamı kazanmak için en büyük bedel olan yaşamımızı koyma zorunluluğunu öğretti. Bu aynı zamanda özgücümüze dayanarak yaşam gücü olabileceğimizin eylemle tamamlanmasiyla oldu. Kadın ve çocuk emeğinin sömürülmesine karşı kadın, belki de ilk örütlü tepkisini koydu.
Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği savaşın temsili başlangıcı 8 Mart 1857 yılında ABD’nin New York kentinde başladı. Konfeksiyon ve tekstil fabrikalarında çalışan 40.000 işçinin insanlık dışı çalışma koşullarına ve düşük ücrete karşı başlattığı grev, polisin saldırısıyla kanlı bitti. Saldırı sırasında çıkan yangında çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.
Genel Birkaç Bilgi:
Birleşmiş Milletler tarafından yapılan bir araştırmaya göre(2001);
1.Dünyadaki işlerin %66’sı kadınlar tarafından görülüyor.
2.Bunakarşın kadınlar dünyadaki toplam gelirin ancak %10’una sahipler.
3.Dünya’daki mal varlığının %1’ine sahipler.
4.Başka bir deyişle dünyadaki işlerin %34’ü erkekler tarafından görülüyor ama erkekler dünyadaki toplam gelirin %90’ına ve toplam malvarlığının %99’una sahipler.
5.Şehirlerde evlikadınların %18’i,köylerde de%76’sı eşleri tarafından dövülüyor.
6.Kadınların %57,7’si evliliklerinin ilk günlerinde şiddetle karşılaşıyor.
7.Aile içi suçların %90’ını kadına karşı işlenen suçlar oluşturuyor.
Türkiye’de 8 Mart Kadınlar Günü
İlk kez 1921 yılında ‘’ Emekçi Kadınlar Günü’’olarak kutlanmaya başlanan 8 Mart,1975 yılında daha yaygın olarak kutlandıve sokağa taşındı.1975 yılında ‘’Türkiye 1975 Kadın Yılı’’ kongresi yapılmıştır.1980 askeri darbesinden sonra dört yılanılmadı 8 Mart.1984’ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlanmaya başlandı.Kadınlar 80’li yıllarda 8 Mart’ı izinli yürüyüşler ve şenliklerle kutlayamamışlarsa da,küçük guruplar halinde mütevazi kutlamalar gerçekleştirildi.90’lı yıllarda kadın kuruluşlarının sayı ve çeşitliliğinin artması ile beraber 8 Mart daha geniş katılımlarla oldu.
Tüm bunlardan sonra 8 Mart dünya kadınlarının yüzyıllardır yürüttüğü özgürleşme mücadelesinin kutlandığı ve kadınların güncel taleplerinin ifade edildiği bir gün haline geldi.
alıntı
|

08-03-2007, 20:41
|
 |
Buki
|
|
Üyelik Tarihi: 15-02-2007
Mesajlar: 184
|
|
Sizinle Bölümden bir hocamın bize attığı maili göstermek istedim  Herkesin dünya kadınlar gününü kutlarım ama ne yazık ki böyle bir güne ihtiyaç duymamız bile eşitsizliğin ne kadar baskın olduğunu gösteriyor bana, keşke böyle bir güne ihtiyaç duymayacak kadar insan yerine konabilseydi kadınlar.
Dünya Kadinlar Gununuzu kutluyorum. Bu gün protestolar, toplantilar, haberler ve dileklerle gecip gitti, ama hepimiz "buyudugumuzde" lutfen bir kiz cocugunun elinden tutalim, birbirimizin yolunu kesmeyelim ama yol gosterelim, birbirimize yol verelim, birbirimizin onune gecmeyelim ama arkasinda duralim.
Kardesini Sec dayanismasi cercevesinde gonullu ablasi oldugum Asya 9.5 yasinda, babasi issiz, annesi bobrek hastasi ve toplam 6 kardesler, son mektubunda bana soyle yazmis(tum hatalariyla birlikte ):
"Sevgili Burcin ogretmen ablacigim, hediyelerimin icinde bu kes en fazla kavanozdaki cukulatayi begendim. Daha once hiç bu kadar guzel yememistim, ama sonra hasta oldum, okul ogretmenim bana cok fazla serelle yemisim dedi, annem serellemi sakladi...."
Utanarak belirtiyorumki iki universite bitirmis, akilli, caliskan, statu sahibi, iyi kazanan ve iki kizi olan babam Asya'yi kardes olarak sectigimde bana "neden bir kız sectin, yardimlarin bosa gidecek, 4 oglan kardesten birini secmeliydin, onu ilkokuldan sonra zaten okuldan alirlar" dedi. Ve kizip bagirip bu ne sovenlik diye delirmeyi kesince "hakli"liginin gercekligi kaldi bana.
Bir adet defter+kitap+Nutella+kargo ucreti, her sabah kalkip yediklerimizin, ustumuze gecirdiklerimizin arasinda hic birsey degil.
Sevgiler
|

11-03-2007, 17:42
|
|
|

8 Mart Dünya Kadinlar Günü, kadin haklarinin kazanilmasinda nerelerden baslandigini ve bugünlere nasil gelindiginin hatirlanmasi için özel bir gün.
8 mart ,1857 yilinda New York'lu dokuma isçisi kadinlarin ağır çalışma koşulları ve uzun iş saatlerine karşı daha insanca bir yasam isteyerek, greve başladıkları gündür.1857 de kadınların başlattığı bu grev kentteki diğer fabrikalara da yayıldı.Grevin önüne geçemeyen patronlar kadın işçileri fabrikaya kilitleyip fabrikayı ateşe verdiler.Çok az kadının kaçmayı başarabildiği fabrikada 129 işçi kadın yanarak can verdi.Tarihte ilk kadın grevi olan 8 mart ,1910 yılında Alman sosyalist kadın Clara Zetkin'in 2. Enternasyonal'e önerisiyle Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kabul edildi.Her ne kadar son yıllarda 8 Mart sınıf mücadelesi özünden koparılıp kadın erkek sorununa indirgense de hala 8 Mart emekçi kadınların kapitalist ataerkil sisteme karşı sınıf savaşımı verdiği,eşitlik ve özgürlük için mücadele ettiği bir gündür. .
1910 yilinda Danimarka'nin Kopenhag kentinde toplanan 2. Enternasyonale bagli kadinlar toplantisinda, Almanya Sosyal Demokrat Parti önderlerinden Clara Zetkin, bu yanginda yasamini yitiren 129 kadin isçi anisina 8 Mart gününün Dünya Emekçi Kadinlar Günü olarak kutlanmasini önerdi. Kadin haklari hareketini, özellikle oy hakkini onurlandirmayi amaçlayan Kadinlar Günü önerisi oy birligi ile kabul edildi.
1975 yilinda Dünya Kadinlar Yili'ni ilan eden Birlesmis Milletler Örgütü, 16 Aralik 1977 tarihinde 8 Mart'in tüm kadinlar için Dünya Kadinlar Günü olarak kutlanmasini kararlastirdi. Kadinlara esit haklarin verilmesinin Dünya barisini güçlendirecegi kabul edildi.
Böylece 8 Mart, dünyada kadinlarin yüzyildir yürüttügü özgürlesme mücadelesinin kutlandigi ve kadinlarin güncel taleplerinin ifade edildigi bir gün haline geldi.
Dünya Kadininin ortak sorunu; Siddet, taciz, ayrimcilik
Dünya Kadinlar gününün "resmi olarak" 28. yilini kutluyoruz...
Kadinlarin erkeklerle esit haklara sahip olmak yolunda verdigi savasin temsili baslangici 8 Mart 1857 yilinda Amerika'nin New York kentinde basladi. Konfeksiyon ve tekstil fabrikalarinda çalisan 40.000 isçinin insanlik disi çalisma kosullarina ve düsük ücrete karsi baslattigi grev, polisin saldirisiyla kanli bitti. Saldiri sirasinda çikan yanginda çogu kadin 129 isçi can verdi. Isçilerin cenaze törenine 100 bini askin kisi katildi.
1910 yilinda Danimarka'nin Kopenhag kentinde toplanan 2. Enternasyonale bagli kadinlar toplantisinda, Almanya Sosyal Demokrat Parti önderlerinden Clara Zetkin, bu yanginda yasamini yitiren 129 kadin isçi anisina 8 Mart gününün Dünya Emekçi Kadinlar Günü olarak kutlanmasini önerdi. Kadin haklari hareketini, özellikle oy hakkini onurlandirmayi amaçlayan Kadinlar Günü önerisi oy birligi ile kabul edildi.
1975 yilinda Dünya Kadinlar Yili'ni ilan eden Birlesmis Milletler Örgütü, 16 Aralik 1977 tarihinde 8 Mart'in tüm kadinlar için Dünya Kadinlar Günü olarak kutlanmasini kararlastirdi. Kadinlara esit haklarin verilmesinin Dünya barisini güçlendirecegi kabul edildi.
Aradan yillar geçti...
Peki ne degisti?
Kadin yine baski altinda, yine is hayatinda yerini istedigi gibi alabilmis degil, sözlü ve fiziksel siddet görmekte, hala siyasette kendini tam anlamiyla temsil edememekte...
1557 kadin ve 993 erkekle yapilan 'Türkiye'de Kadinlarin Siyaset, Üst Yönetim ve Is Yasamina Katilimi' baslikli arastirma, yüzde 92.27'lik bir oranla 'çalismak isteyen her kadinin çalisabilmesi gerektigini' ortaya koyuyor.
KADININ ÇALISMA ENGELI; ERKEK EGEMEN TOPLUM
Kadinlarin yüzde 18.2'si çalismama nedeni olarak 'ailedeki erkeklerin izin vermemesi'ni gerekçe gösterdi. Katilimcilarin yüzde 65.1'i kadinlara siyasette firsat taninmadigini belirtirken, bu oran kadinlar arasinda yüzde 74 olarak saptandi.
'Çalisan bir kadinin namusunu koruyamayacagi' önermesine katilimcilarin sadece yüzde 7.6'si katilirken, 'kendi çevresinde, çalisan kadinlara kötü gözle bakildigini' söyleyenlerin orani yüzde 20.3 , 'esini çalistiran erkeklerin ayiplandigini' belirtenlerin orani ise yüzde 21.6 oldu. Katilimcilarin yüzde 92.2'si 'çalisan kadinin kendisine saygisinin artacagini', yüzde 87.2'si 'aileden zengin de olsa çalismanin kadini daha iyi vatandas yapacagini', yüzde 92.2'si 'çalismak isteyen her kadinin çalisabilmesi gerektigini' düsünüyor.
Ücretli bir iste çalismayan kadinlarin yüzde 23.6'si, çalismama nedenleri arasinda 'küçük çocuklarina bakmak zorunda olmalarini' gösterirken, bunu yüzde 18.2 ile 'ailedeki erkeklerin izin vermemesi', yüzde 18.1 ile de 'is bulamamak' takip ediyor. Katilimcilarin yüzde 93.6'si 'çalisan evli kadinlarin eslerinin de ev isleri ve çocuk bakimini paylasmalari gerektigine' inanirken, bu oran kadinlarda yüzde 97.7. 'Ev hanimlarinin eslerinden maas almalari gerektigi' fikrine kadinlarin yüzde 21.4'ü, erkeklerin ise yüzde 9.8'i katilirken, devletin kres ve çocuk yuvalari açmasini destekleyenlerin orani yüzde 95.6 oldu.
Katilimcilarin yüzde 97.1'i 'eslerinin kötü muamele ettigi kadinlar ve çocuklari için siginma evleri açilmasini' destekledi. 'Isyerinde cinsel taciz' konusunun da ele alindigi arastirmada, katilimcilarin yüzde 14'ü 'bu tür bir davranisa muhatap olmus kadin tanidiklari oldugunu' belirtirken, isyerinde cinsel tacizin kadinlarin islerinde ilerlemelerini engelleyen bir unsur olarak görüldügü kaydedildi.
KADINA YÖNELIK SIDDET DÜNYANIN HER ÜLKESINDE VAR
Uluslararasi Af Örgütü, kadina yönelik siddetin yasamin her alaninda dehset verici oranda arttigini açikladi.
Arastirmalar, cinsiyet ayrimciligi ve siddetin tüm dünyada hizla sürdügünü gösteriyor. Türkiye'deyse kadinlarin büyük bir kismi siddetle, daha evliliklerinin ilk yillarinda tanisiyor.
Kadinin Sosyal Hayatini Arastirma ve Inceleme Dernegi'nin dünyada ve Türkiye'de çesitli arastirmalara dayanarak açikladigi verilere göre, kadinlarin en büyük sorunu dayak. Türkiye'de evliliklerin ilk 3 yilinda üniversiteli kadinlarin yüzde 73'ü, gecekondu ve kirsal kesimde yasayan kadinlarin ise yüzde 90'i siddete maruz kaliyor.
Erkeklerin yüzde 45'i kadinin kendisine itaat etmemesi durumunda dövme ve tecavüzü hak görüyor. Erkeklerin yüzde 23'ü esine tecavüz ediyor. Ekonomik yasamda da kadinlarin sorunlari açisindan geçen yillara göre gözle görülür bir iyilesme yok. Çalisabilir kadinlardan ancak üçte biri istahdam edilebiliyor. Toplam 5 milyon sigortalinin yüzde 12'sini yani 600 binini kadinlar olusturuyor.
Diger ülkelerin durumu da Türkiye'den pek farkli degil. Uluslararasi Af Örgütü'nün hazirladigi raporda, dünyada her üç kadindan birine tekabül eden bir milyara yakin kadinin dövüldügü, seks yapmaya zorlandigi veya taciz ve siddetin bir baska seklini yasamak zorunda birakildigi belirtilen raporda, bu siddeti yaratanlarin da genellikle kadinin yakinindaki erkekler ya da aile bireyleri oldugu kaydedildi.
POLISIN GÖZÜ ÖNÜNDE 52 BIÇAK DARBESI
Adana'da nikahsiz esi Aydin Kara tarafindan 52 kez biçaklanirken polisin izlemekle yetindigi Aysegül Porsuk o kötü günlerin izini ömrü boyunca yüzünde, vücudunda ve ruhunda hissedecek...
2 çocuk annesi Aysegül Porsuk'un, hastane odasinda kendine geldiginde il sözü; ''Ölümden döndüm. Ama en çok da yüzümde yara izi kalmasindan korkuyorum'' olmustu..
AILESI TARAFINDAN TASLANARAK ÖLDÜRÜLEN KADIN
Semse Allak, gayri mesru iliski sonucu hamile kaldigi gerekçesiyle ailesi tarafindan taslanarak agir yaralanmis ve kisa bir süre sonra yasamini yitirmisti.
Semse'nin yasadigi, Mardin'in Yalimli beldesi sakinleri ise Allak'in ölmesinin iyi oldugunu belirtmislerdi...
Çünkü eger Semse ölmeseydi, onu hamile biraktigi öne sürülen ve Allak'in yakinlarinca öldürülen kisinin akrabalarinin, Allak'in kardesini öldürmek zorunda kalacaklarini, böylece kan davasi baslayacagini öne sürmüslerdi....
ÖLDÜRÜLDÜ VE YAKILDI
Kahramanmaras'in Pazarcik ilçesinde 6 çocuk annesi 34 yasindaki Naciye Atmaca, aile meclisinin verdigi ölüm emri üzerine üç erkek kardesi tarafindan kursunlandiktan sonra yakildi.
Yasak ask iddiasi nedeniyle katledilen kadinin katil zanlilarini, yarisi yanmis bir asiret esarbi ele vermisti...
KARDESI KARDESE ÖLDÜRTEN "TÖRE CINAYETI"
22 yasinda hayata gözlerini yumdu Güldünya Tören..
Bir akrabasi tarafindan tecavüze ugramis, hamile kalmis, dünyaya getirdigi bebegini bir akrabasina vermis, ailesi tarafindan Istanbul'a gönderilmisti...
2 erkek kardesi, onu Istanbul'da sokak ortasinda kursun yagmuruna tutmustu...
Yarali olarak hastaneye kaldirilan Güldünya, yine kardesleri tarafindan kafasina sikilan tek kursunla öldürülmüstü...
BERLIN'DE TÖRE CINAYETI
Almanya'nin baskenti Berlin'de 7 Subat'ta Hatun Sürücü (23) isimli Türk bayan, 3 kardesi tarafindan töre cinayetine kurban gitti.
Henüz 16 yasinda iken Türkiye'de bir akrabasiyla evlendirilen Hatun Sürücü, esiyle geçinemeyip bir yil sonra hamile olarak Berlin'e geri döndü.
Genç kadin, 7 Subat Pazartesi aksami Berlin-Tempelhof'taki Oberlandgarten caddesinde otobüs beklerken, oglu Can'in gözleri önünde basina kursun sikilarak öldürüldü.
Olayla ilgili, kurbanin 3 kardesi Mutlu (25), Alpaslan (23) ve Ayhan (18) hakkinda tutuklama karari alindi.
Bu en son duydugumuz 'namus adi altinda islenmis' bir töre cinayetiydi...
CINAYETLERI 15-18 YAS ALTI ÇOCUKLAR ISLIYOR
Yapilan arastirmalara göre, töre cinayetine kurban gidenler 12-20 yas arasinda, ailenin karsi çiktigi bir iliskiye giren genç kizlar ile aile zoruyla veya akrabadan kisilerle imam nikâhiyla evlendirilmis kadinlar oluyor.
''Ölüm kararini'' 18 veya 15 yasin altindaki erkek çocuklar yerine getiriyor. Bu tür cinayetler genellikle iyi planlaniyor, kaza süsü veriliyor ve suçu isleyenler cezadan tümüyle kurtulmaya çalisiyor.
Töre cinayetlerinde ceza indirimi uygulamasindan vazgeçilmesi yönünde 9 Ocak'ta önemli bir adim atildi.
TCK Alt Komisyonu, ''haksiz tahrik'' maddesini, ''haksiz fiil'' olarak degistirdi.
Böylece ''tahrik'' sonucu suç isledigine karar verilenler ceza indiriminden yararlanamayacaklar. Buna göre; 'Haksiz bir fiilin meydana getirdigi hiddet ve siddetli elemin etkisi altinda suç isleyen kimseye agirlastirilmis müebbet hapis cezasi yerine 18 yildan 24 yila, müebbet hapis cezasi yerine 12 yildan 18 yila kadar hapis cezasi' verilecek.
TÖRE CINAYETINI DIN ONAYLAMIYOR
Diyanet Isleri Baskani Ali Bardakoglu, cinayetlerin artik islenmemesi gerektigini belirterek, ''Insanlarin dini bilgisi az oldugu için, toplumdaki gelenekleri dinin onayladigini saniyorlar'' dedi.
Toplumda kadina, çocuklara karsi bir ayrimcilik söz konusu oldugunu ancak bu ayrimciligi Islam'in kesinlikle onaylamadigini belirten Bardakoglu, ''Insanlarin dini bilgileri yeterli olmadigi için, toplumdaki gelenekleri dinin onayladigini saniyorlar. Oysa bu yanlis'' diye konustu.
Törenin din gibi algilanmasinin çok yanlis oldugunu ve töre cinayetlerinin artik islenmemesi gerektigini kaydeden Bardakoglu, insanlarin, kendi yanlislarinin din tarafindan onaylanmasini istediklerini ve bunu böyle sunduklarini ifade etti. Bardakoglu, ''Bütün bu olumsuzluklar, dinin özünden kaynaklanmaz'' dedi.
ABD'DE KADIN HER 15 SANIYEDE BIR DAYAK YIYOR
Dünyanin her ülkesinde kadinin dayak yemesi önemli sorun teskil ediyor..
Uluslararasi Af Örgütü'nün hazirladigi raporda kadina yönelik siddetin dehset verici oranda arttigi ve her 15 saniyede bir kadinin esi ya da sevgilisi tarafindan dövüldügü belirtildi.
Örgütün raporunda, siddetin kadini sokakta, yatak odasinda ve hatta savas
alanlarinda buldugu ve kadinlarin siddete acimasiz bir siddete hedef olduklari belirtildi.
Dünyada her üç kadindan birine tekabül eden bir milyara yakin kadinin dövüldügü, seks yapmaya zorlandigi veya taciz ve siddetin bir baska seklini yasamak zorunda birakildigi belirtilen raporda, bu siddeti yaratanlarin da genellikle kadinin yakinindaki erkekler ya da aile bireyleri oldugu kaydedildi.
Raporda, Zambiya'da her hafta 5 kadinin esi, sevgilisi ya da aile bireyleri tarafindan öldürüldügü, dünya genelinde her bes kadindan birinin yasaminda tecavüze ugradigi ya da sekse zorlandigi vurgulandi.Tecavüzün bir savas silahi haline bile getirildigine dikkat çekilen raporda, ''Savaslarin da kadinlari çökerten ve onlari çaresizlige iten bir etkisi var. Bu bazen savasin gerçek dehsetini bile geride birakabilecek kadar acimasizlasabiliyor'' denildi.
Her yil yaslari 5 ile 15 arasinda degisen 2 milyona yakin kiz çocugunun fahiselige zonlandigi ve kadinlarin fuhusa zorlanmasiyla ortaya çikan ticaretin boyutunun yilda 7 milyar dolara kadar yükseldigi kaydedilen raporda, dünyanin en ileri ülkesi sayilan ABD'de bile her 15 saniyede bir kadinin esi ya da sevgilisi tarafindan dövüldügü, her 90 saniyede bir kadinin tecavüze ugradigi bildirildi.
Fransa'da her yil 2500 kadinin tecavüze ugradigina da isaret edilen raporda, dünyada tecavüze ugrayan kadinlarin büyük bölümünün de ailelerinin ''namuslarini temizleme'' kaygilari yüzünden kendi yakinlari tarafindan öldürüldükleri ifade edildi.
Uluslararasi Af Örgütü Genel Sekreteri Irene Khan, kadina yönelik siddet karsiti yeni bir kampanya baslattiklarini açiklarken, ''Bu, sadece baskalarina degil, size, sizin en yakininizdaki kadinlara yönelebilen bir siddet ve biz hepimiz buna karsi ayaga kalkip hayir demezsek, bu hep olacak, asla bitmeyecek'' dedi.
Afrika'da AIDS hastaligina yakalananlarin yüzde 60'inin kadin olmasinin anlamli olduguna dikkati çeken Khan, bazi Afrika ülkelerindebir bakireye tecavüz etmenin hastaligi iyilestirecegine dair yanlis bir inanis bulunmasinin bu yayilmada etkili oldugunu bildirdi. Khan, bütün dünyada 135 milyon kadinin sünnet edildigini ve bu sayinin her yil iki milyon arttigini belirtti.
"PENCEREDEN BAKMAK" DAYAK SEBEBI
Güneydogu'da siddete maruz kalan kadinlarin dayak yeme nedenleri arasinda ilginç gerekçeler yer aliyor. Kadinlarin siddete ugrama nedenleri arasinda en çok ''pencereden uzun süre disariyi izleme'', ''yolda karsilastigi erkek arkadasina selam verme'', ''eve gelen sessiz telefonlar'', ''pazarlamaciyla yapilan uzun sohbet'' ve ''giydigi elbise'' gibi gerekçeler bulunuyor.
TÜRKIYE'DE KADIN
Basbakanlik Kadinin Statüsü ve Sorunlari Genel Müdürlügü'nce yapilan bir arastirmaya göre;
Aile içi suçlarin yüzde 87'si, kadinlara karsi isleniyor.
Varos olarak nitelenen gecekondu semtlerindeki kadinlar arasinda yapilan arastirmada, kadinlarin yüzde 97'sinin aile içi siddete maruz kaliyor.
Ailelerin yüzde 34'ünde fiziksel, yüzde 53'ünde ise sözlü siddet görülüyor.
Lise ve daha üstü egitimli 15-24 yas grubunda bulunan kadinlarin yüzde 39.6'si issiz, kentli kadinlarda bu oran yüzde 37.4 iken kirsal alandaki kadinlar için bu oran yüzde 45.3'e ulasiyor.
Kadinlari yüzde 20'si okuma yazma bilmiyor.
Üniversite ve diger yüksek egitim kurumlarinda görev yapan toplam 53 bin 805 ögretim elemaninin 17 bin 828'i kadin. Yani kadin ögretim elemanlarinin tüm ögretim elemanlarina orani yüzde 33.1 oraninda.
Türkiye'de kadinlarin yüzde 40'i görücü usulüyle evleniyor, yüzde 20'si ise nikahsiz yasiyor.
Egitim gören 100 kadindan sadece 2 tanesi yüksek ögrenim görüyor.
Kadinlarin yüzde 55'i dogum kontrolü uygularken, yüzde 64'ü hamilelik döneminde doktora gitmiyor.
Yilda 2 bin 500 kadin anne olmak isterken yasamini yitiriyor.
Ve kadin hayatin her devresinde birçok sorun yasamaya devam ediyor...
21. yüzyili gelisme, teknoloji, bilim çagi olarak yasadigimiz dünyada;
kadinlar için "medeniyet ve insanlik" adina çok seyin olumlu anlamda degismesi, çocuk yastaki genç kizlara tecavüz edildigi, genç insanlarin hayatinin baharinda öldürüldügü, cinsel olarak sömürülen, siddete maruz kalan, is alanlarinda ayrim gören kadinlar oldukça daha çok adimlarin atilmasi ve bu konuda toplumun gerçekten bilgilendirilmesi gerekiyor..
kaynak:ulusalokul.com
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Benzer Konular
|
| Konu |
Konuyu Başlatan |
Forum |
Cevap |
Son Mesaj |
|
Dünya Dışı Yaşam...
|
detays |
Tartışmak İstiyorum |
26 |
08-03-2008 15:01 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:37 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|