|
|
| Hayata Dair.. Ve hayat herşey yolundayken sus dedi birden.. |
08.12....Hayata Dair.. içerisinde 08.12.... konusu: Artık ben de herkes gibiyim...
Ardında hıçkırıklarla ağlayan çocuğu,
Fırtınayla baş başa bırakıp,
Hayata dönüyorum...
Beni sevdiğini söyleyen herkes için,
Senin için....
Evet!...
Hayata dönüyorum...
Randevularla ve gerçekler(iniz)le yaşamaya...
Senin ...

03-02-2007, 18:22
|
|
|
08.12....

Artık ben de herkes gibiyim...
Ardında hıçkırıklarla ağlayan çocuğu,
Fırtınayla baş başa bırakıp,
Hayata dönüyorum...
Beni sevdiğini söyleyen herkes için,
Senin için....
Evet!...
Hayata dönüyorum...
Randevularla ve gerçekler(iniz)le yaşamaya...
Senin dediğin gibi her şey unutulur?...
Unut(malı)!...
Bir ben görüyorsam bu düşü, benden başka herkes yalan diyorsa, öyle olmalı içimi yakan, boğazımı düğümleyen o şey!...
Güçlü gözükeceğim artık... Herkes bunun böyle olması gerektiğini söylüyor... Hayatı ve sorumluluklarımı önemsemeliyim... Yaşamımda tek değer verdiğim şeyi unutmalıyım... Bundan sonra sadece sever gibi gözükmeliyim... Ve beni sever görünenlere değer vermeliyim...Görünene yani!...
Akşam; yarın için planlar ve gelecek için yapmam gereken yatırımları düşünmeliyim; üzerinde birlikte yürüdüğümüz kurumuş yaprakların sesi yerine.
Dokunduğumda öleceğim zannettiğim tenin yerine, başka tenlere alışmalıyım.
Oturup herkesin ortasında utanmadan ağlamamalıyım artık ; yüzüme değişmeyen anlamsız bir gülümseme bulmam lazım hemen...
Beni seven herkes bunu söylüyor ve sende bunu istiyorsun.
Evet!... Ben terk ettim seni... O tehditlerin hepsini ben sıraladım...
Acıdan çıldıran, sessiz yaşamayan yanım yaptı bunları...
Ne mazereti var, ne açıklaması...
Ve, sen bitirdin... Sorumluluklarımızı önemsemeyelim, ikimiz birbirimize uygun değiliz,
Diyerek...
Ve, sıraladın.... Yukarıda ki gerçekleri... Beni sevdiğini söyleyen diğer kişiler de.... ... Acıyla ne kadar kalınır ki diye!...
Çocuk mu?...
Ne olacak düşünme... Gün ışıltısı sorumlulukların var senin... Daha bir sürü şeyin....
Ben o çocuğa bunu iyilik olsun diye yapıyorum... O yüzden o çocuğa ait herşeyi bırakıyorum.. Kanayan şah damarıma emanet aldığım yere...
Bırakmalıyım ki!...
Ben bile zarar vermeyeyim artık onlara....
Onlar ki!...
Benim sevda sandığım şey değil miydi zaten...
solus et moriturus
Konu duarden tarafından (22-04-2007 Saat 23:28 ) değiştirilmiştir..
|

07-05-2007, 22:09
|
|
|
80's
Alıntı:
Durdu düşündü bi an, en zoru bir yazıya yazı yazmak dedi; çünkü o yazı bir insandan, bir hayattan, bir hayalden daha fazlasıydı yada belkide hepsinden geriye kalan, tek esrik tadı hayatın...
Radyoyu açtım az önce dedi eğilip satırlara Ezginin günlüğü söylüyordu" sigaramın dumanı sarsam saklasam seni" panikledi içimdeki sessiz deli yavaşça uzandım
ve kapadım radyoyu. Sakinleştirdim onu bu bir şarkı sadece belli bir yıla yazılmış. Durdu
yüzüme inanmiş gibi belkide inanmaya ihtiyacı varmış gibi bıraktım onu orda yürüdüm ardıma bakmadan
|
Üstad bu yazı nerden çıktı şimdi hem biz başka bir sayfada başka bir hikyede değilmiydik? Ne bütün hikayeler aynı bütünün parçasımı o zaman kalk gidelim üstad bir defa saygı gösterelim ve susalım.
solus et moriturus
|

09-11-2007, 20:00
|
 |
solus et moriturus ...
|
|
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 31
Mesajlar: 1,677
|
|
Ucuz Hikaye ( basit ve anlamsız )
Ucuz Hikaye ( basit ve anlamsız )
Uzun zamandır yoksun üstad, o yol ayrımında sonra neler oldu anlatacak değilim zaten bıkmışsındır; hayatın her tarafındaki aynılıklardan. Ben protez bacak taktırdım bir sandalyede oturarak seyrediyorum artık dünyayı. Ne, nasıl mı yaptırdım. Zor olmadı üstad hayatımı ucuzlatıp, hikayesini satıyorum artık. ben bile şaşıyorum talep olmasına ama dünya bir hengamenin içinde neyin değerli, neyin ucuz olduğunu kim anlayabilir ki...
Alıntı:
8.12 (repeat)
Ne kaldı geriye, ekrandan takip edebildiğim gülüşünden başka.
Büyümüşsün çocuk benden uzakta ve hak ettiğin mutluluklarla birlikte. Uzun uzadıya anlatmaya pek gerek yok aslında, benden uzakta ve mutlusun. Ve ben bunu biliyorum. Geçen zamanda elimde kalan tek şeyse ufak bir düş kurgusunun hayali ve bu hayali bende yaşatan başkasına ait gülümseler yüzünde.
Aslında hiçbir şey yapmamış biri olarak ağıtım anlamsız gelebilir sana hele ki yaşamak zorunda kaldığın onca acıdan sonra. Evet, büyümüşsün çocuk, kalbin kadar ve kalbini sığdırabildiklerin kadar büyümüşsün.
Ellerinden umutları (ç)alınmış bir çocuğun feryadı ile bırakıp giderken seni. O sesin kulaklarımda hep çınlayacağını düşünmemiştim. Ve senin bir kadın olduğunu görene veya bilene kadar o çığlıkları artık sadece benim duyduğumu bilmiyordum. Oysa sen bakarken sevdiğinin yüzüne mutluydun ve gülümsüyordun artık. Ve ben saniye saniye ekrandan izlerken bunu bilmediğim bir iç çekişin içine düşüyorum.
Sonra aynaya koşup kendime bakıyorum herkese ve sana söz verdiğim o yapay gülümsemelerimde bozulmalar var mı diye. Güçlüyüm yalanları içinde yerime dönüyorum aslında gün be gün o yapay gülümsemeye kimsenin kanmayacağını bilerek. Son mucizeye olan inancımı da yitiriyorum
Ne peki bu şimdi diyorsun belki, inan bilmiyorum. Eskiden her şeye cevabı olan ben artık çoğu şeyi bilmiyorum. Bildiğim mutlu olduğun ve mutlu kalman gerektiği.
8.12 bir saat olabilir ya da bir tarih beni bildiğim ekrandaki başkasına ait gülümsemen dışında hiçbir şeyim olmadığı.
Artık anlamı olmasa da sana söyleyebileceğim tek şeyse saat ya da tarih fark etmez mutlu ol ve mutlu kal “gün ışıltısı” yüzündeki gülümsemelerle…
Solus et moriturus
|
House of Duarden
"İnsan ruhu yaptığı seçimlerle belirlenir." F.Nietzsche
|

08-12-2007, 14:21
|
 |
solus et moriturus ...
|
|
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 31
Mesajlar: 1,677
|
|
İmlası bozuk, silik kelimeler....

Kırk yamalı bohça ve yanık kokusu
Sahipsiz bir mezarın başında duruyorum… İsim yazması gereken yerinde mezar taşının, silik birkaç kelime…
Kendimden bile varlığını sakladığım yerdeyim şimdi, içimin en derininde. Kazıyorum tırnaklarımla ruhumu, ben bile zarar vermeyeyim diye sakladığım sandıkla karşılaşıyorum ilk. Korkuyorum aslında göreceklerimden…
Sandığın içinde keskin bir yanık kokusu ve kırk yamalı bohça…
Tek tek çözüyorum narince bohçayı ve hatırlıyorum içindeki ruhu nasıl yaraladığımı, o zaman hiçte nazik olamadığımı da. İlkin gözlerin karşılıyor beni sonra küçük bir kız çocuğu hayalinin cesedi…
Bakıyorum sadece, ağlayamıyorum bile. Elime bir kibrit geliyor, nasılda yakmıştım dünyayı acıyla, sonra zaferimin dumanıyla boğulurken anlamıştım tüm kaybedenin ben olduğumu… Aradan geçen zamanda daha başka şeylerde… Mesela söylemenin yetmeyeceğini anladım ve ölü bir ruhun başında ettiğim duaların İsa şifacılıyla boy ölçüşemeyeceğini de…
Sana artık haksızlık bile yapamam sadece sana yaptığım haksızlıklardan öte bir mutluluk dileyebilirim… Bu son haksızlığım belki daha ötesi yok…
Kibriti alıyorum ve bana ait ne varsa deyip ruhumu yakıyorum daha önce söz verdiğim gibi (sana ve beni sevenlere)… Yüzümdeki sahte gülümseme maskesinin etime yapışması için …. Ve sandığın altındaki ruhuma bakıyorum mezara koyduğum gerçeğime…
Solus et moriturus...
Alıntı:
|
Buda bir hediye daha öncede veremediğim ´isimli arızadan alıntı
Adını susuyorum, adını.. duyuyor musun?
adını duyuyorum durup dururken!
bir ses bana seni hatırlatıyor sürekli..
İçimden bir ses;
gülmek için,
haykırmak için,
ağlamak için,
durup durup ne var ne yoksa anlatmak için,
paylaşmak için,
seni beklememi söylüyor! ! !
çok bekledim halbuki
çok biriktirdim...
hem gelsen gelirdin
gelmeyeceksin belli ki...
aslında seni unutmayan ben diilim vallahi! !
çok kovdum seni gecelerimden,
çok direndim oysa ki..
sen konuşuyorsun bir asır ötede
sesin kulağıma değiyor,
sen seviyorsun birilerini, öpüyorsun onları
benim ta burda tenim üşüyor,
sen susuyorsun,
yaprak bile kıpırdamıyor..
adını söylüyorlar dönüp bakıyorsun,
ben adını susuyorum, adını... duyuyor musun?
susuyorum, kupkuru boğazım, dilim...
adını söylemeyi bile özlüyorum..
seni unutmayan ben değilim...
tüm kainat birlik olmuş bana seni getiriyor..
rüyalarıma önce
sonra yabancıların yüzlerine, seslerine...
bir ses bana
bekle de bekle diyor..
gelmeyeceksin biliyorum
ama adın içimde duruyor...
Melike Kaplan
|
Şiir anlaşılacağı gibi Melike Kaplana aittir....
"İnsan ruhu yaptığı seçimlerle belirlenir." F.Nietzsche
|

18-12-2007, 20:15
|
 |
vesaire
|
|
Üyelik Tarihi: 24-11-2007
Mesajlar: 6
|
|
|
Herkesten farklı olma düşüncesi ile sevmeyiz ama sevdiğimiz zaman herkesten farklı oluruz.Sadece o iki kişiye ait olan ve belkide bu hayattaki en iyi mülkiyet sayılabilecek o güzelim paylaşım yaşadığımız zamanın ve ortamın dayatmalarıyla karşı karşıya kaldığında bir anlamda sınanır sevgimiz.Her iki tarafın bu ilişkiye verdikleri, ilişkinin geleceğini de belirler.En fazla veren en fazla yıkılır bu durumda ve en fazla hata yapan konumuna düşer,başta en yakınları olmak üzere kınanır da.Bir tarafta garip bir çelişki de vardır.İlişkiyi devam ettirmek için gerekli olan araçlar ki -çoğunlukla dünyaya aittir bunlar- iki insan arasındaki sevgi birbirine taban tabana zıttır.Sevgiyi dönüştürmeyi başaramazsak yıkılması kaçınılmazdır.Ben dönüştürme taraftarı değilim.Yıkılsın,ve o yıkıntının içimizde oluşturduğu derin dehlizlerde hiç durmadan ışık hızından daha büyük hızlarla aşağılara doğru çakılalım ama kimse bilmesin bu durumu.Hakkımız yok kimseleri üzmeye.Kendimiz yeteriz.
|

23-12-2007, 21:07
|
 |
solus et moriturus ...
|
|
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 31
Mesajlar: 1,677
|
|
Alıntı:
vesaire´isimli arızadan alıntı
Herkesten farklı olma düşüncesi ile sevmeyiz ama sevdiğimiz zaman herkesten farklı oluruz.Sadece o iki kişiye ait olan ve belkide bu hayattaki en iyi mülkiyet sayılabilecek o güzelim paylaşım yaşadığımız zamanın ve ortamın dayatmalarıyla karşı karşıya kaldığında bir anlamda sınanır sevgimiz.Her iki tarafın bu ilişkiye verdikleri, ilişkinin geleceğini de belirler.En fazla veren en fazla yıkılır bu durumda ve en fazla hata yapan konumuna düşer,başta en yakınları olmak üzere kınanır da.Bir tarafta garip bir çelişki de vardır.İlişkiyi devam ettirmek için gerekli olan araçlar ki -çoğunlukla dünyaya aittir bunlar- iki insan arasındaki sevgi birbirine taban tabana zıttır.Sevgiyi dönüştürmeyi başaramazsak yıkılması kaçınılmazdır.Ben dönüştürme taraftarı değilim.Yıkılsın,ve o yıkıntının içimizde oluşturduğu derin dehlizlerde hiç durmadan ışık hızından daha büyük hızlarla aşağılara doğru çakılalım ama kimse bilmesin bu durumu.Hakkımız yok kimseleri üzmeye.Kendimiz yeteriz.
|
Sessizlik , içimize kuyu olup orada konuşmak paşam; ah yapabilseydim der kişi yaptığı tüm haksızlık sonrası.. ve sağır olmayı oynar kendine en son..
"İnsan ruhu yaptığı seçimlerle belirlenir." F.Nietzsche
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:06 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|