Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Hayat Güzeldir > Hayata Dair..

Hayata Dair.. Ve hayat herşey yolundayken sus dedi birden..

Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!

aDSIz

Hayata Dair.. içerisinde aDSIz konusu: Önce bir mekan tasviri ve karakter tahlili yapmalıyım. Bunun zorunluluğu başka türlü okuyanın anlağında canlandıramayacağından korktuğumdan olmalı, başkası gereksiz bir zorunluluk içine girdiğim izlenimini verir ve geveze konumuna düşebilirim bu ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 30-07-2008, 23:54
naftalin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
teoride normalim
 
Üyelik Tarihi: 23-11-2007
Nerden: düşünemeyen insanların olmadığı her yerde yaşayabiliyorum
Yaş: 35
Mesajlar: 410
Standart aDSIz

Önce bir mekan tasviri ve karakter tahlili yapmalıyım. Bunun zorunluluğu başka türlü okuyanın anlağında canlandıramayacağından korktuğumdan olmalı, başkası gereksiz bir zorunluluk içine girdiğim izlenimini verir ve geveze konumuna düşebilirim bu mekan ve kişilik tasvirleriyle. (herkes O. gibi giremez ya sözlerine veya başkalarının anlağına)
Bakın benim anlattıklarımı zaten duymuştunuz, şimdi tekrar duyarak daha iyi anımsamanız (birazda tekrar güncelleştirme) için. Bazı doktorar bu hastalığa (yani tedavi edilmesi, yok edilmesi gereken bir kötülüğe) geviş getirme diyor.
Uzatmayalım. İnsan unutamaz.

Kıştan çıkılan günler olsun, bakımlı olan, bakılmış uğraşılmış güzelleşmesi için, bakıldığından insanın bakası gelen bakınca güzel duygular hisseden bir bahçe içinde geçsin tüm olaylar. Yada bizler sadece olayın bahçede geçen kısmını görelim, bilelim, anlatalım yani. Yani bütün olayın bahçede geçmesi için olayı kişileri bahçeye sıkıştırmayalım. Söyleyecek sözü olan ta uzaklardan gelip bahçede söylemesi ve çıkıp gitmesi. (sanırım rolümün adı Ömerdi. Ana rollerdendi. Birinin kardeşiydim. Oynayan kızı hatırlıyorum sadece adını değil. Anlatmak istediğim, anlamanızı istediğim olay bir ilkokul piyesi gibi sıralardan oluşturulmuş tek sahnede geçmesin) olayın bir yada bir kaç parçasını tabiki bahçede geçen, bahçede olacak olan kısımları anlatılmalı. Ben öyle düşünüyorum. Olayın diğer versiyonları yapılabilir mesela. Kenya’ya ihracı düşünüldüğünde oranın şartlarına uygun eklemeler yapılmalı, fazlalıklar alınmalı ve çok iyi örgütlenmiş servis ağıyla birlikte sunulmalı.yedek parçalarda olmalı önemli. Ben böyle düşünüyorum. Bahçede toplam yaşları 62 olan 7 ağaç olsun, daha iyi olmaz mı? Ama ağaçların sınıflandırması 1 armut, 1 kiraz, 2 çam, 1 ceviz(yaşı 23), 2 gene erik olsun.bahçe büyük olmalı mesela 3000 küsür m2 olabilir. İçinde ağaçlar olan başka bir ev olabilir. Ama kesinlikle bunu bilemeyiz. Kesin bir bilgi vermeyelim ev hakkında bakanda görmesin, okuyanda anlamasın,duyanda duymasın, ev durumu böyle olsun. Böylece bu belirsizlik hakkında atıp tutabiliriz, hatta kahramanlarla birlikte atıp tutabiliriz. Konuşmacıların okuyucular ve kahramanlar olduğu ulusal kongre bile düzenleyebiliriz bu ev konusunda varlığını tanıtlamaya uğraşanların zaferle çıktıkları bir tartışma (görüş alış-verişi). Bahçe duvarlarla çevrilmiş olsun. Beyaz taşlardan ve 70 cm yüksekliğinde olsun. Kahramanlar cevizin altında toplanmış olsunlar. Cevizin 24. yaşını kutlamak için toplanmış olsunlar ama. Okuyucu kahramanların cevizin yaşını burcunu yükselen burcunu nasıl böyle kesinlikle bildiklerini öğrenemesin. Bu kahramanlar tarafından ne hareketlerle ne de konuşmalarla açıklanmamalı, bunu biz yazarlarda açıklamayacağız. Cevizin yapraksız kuru dalları altında bir bahçe masası olmalı, demirden olması iyi veya böyle kesin demir olmalı koşulunu koymayalım. Okuyucu herhangi bir metalden ama yaşlıca olduğu belli olan beyaz boyalı bir bahçe masası tasvir etsin kendine hayalden. Kahramanlar bu masanın etrafında kimi oturarak kimi ayakta konuşsunlar. Okuyucu hayallerine koşullar koyarak onları sıkmayalım isterseniz ne kahramanların sayısı, ne cinsiyeti, ne adı belli olsun. Sözlerde hareketlerde birlikler kurarak onu bir kahraman yapabilsinler. Ben tek kahraman bulurken Kazım Karabekir tüm ulusun bu işte rol aldığını söylecek kadar belirsiz olmalı bu durum. Tabi siz isterseniz hemen böyle olsun diye direttiğim yok. Ana karakterler belli olup, yan kişilikleri belirsizleştirebilir, veya tersi olabilir. Benim istediğim okuyucunun hayallerini sınırlamamak isteği sonunda. Yani kabul edilirse böyle yapalım. Amacımız anlattıklarımızla hem unutmaya başladıklarını tekrar güncelleştirecek ve aynı zamanda bu hatırlama sırasında hayal güçlerini çok güçlendirerek serbest bırakarak neyi güncelleştirdiğimizi veya anımsattığımızı anlamamalarını sağlamak değil. Böyle isteseydik buruşturmak yerine yırtardık. Ve okuyucu tüm unuttuklarıyla dolaşırdı dururdu kafasında. Hayallerle neyi anımsayacağını şaşırarak. Burada tanımın gereğinden bir işaret keskinliğine gitmemiz gerektiğini anlamıyorsanız topluma ve onun bireyine ne kadar yaklaşabilirsiniz? acep komşum. Konsensus çağında yaşayan bizler için bölünmek değil bütünleşmektedir ve bu da ortada buluşma olacaktır. Kahramanların belirsizliğine karşı mekan ve olay kesinlikle bizim işaret ettiklerimizi göstermeli. Okumayla yazılan yazılar yazmalıyız bence böyle. Kahramanlar belirsiz olacaksa buradan itibaren okuyucunun kulaklarını tıkamalıyız.
Alınan kararla siz bizleri okuyanlar karakterlerin yaptıkları hareketlerde sadece hareketin tanımlayacağı konuşmalarda sadece konuşmaların yazılacağını bildirmek istiyorum. Tüm bunları bir kronolojik sıralamaya göre yapmaya çalışacağız. Bu iş içinde parantezleri kullanacağız. Ama karakter sayısı cinsiyeti ve isimlerini görememeniz için yaptığımız düzenlemeler sonunda açılan bu parantezler içinde kaybolacak okuyucu sayısı az olmayacak gibi düşünüyorum. Kayboldukları bu metin onlara hiç bir şeyi işaret etmediğinden kaybolacaklarını düşünüyorum. En kötüsü kayboldukları bu labirentte karşılaşmaları olacak galiba çünkü okuyucu kendisi gibi düşünüp aynı yolarda dolaşan birini görünce bir benzeri olduğu için üzülebilir. Ama sevinen de çıkabilir. Hatta birleşerek toplu olarak kurtulmaya çalışan topluluklar bile çıkabilir. Bence parantez yerine bütünlüğü noktalarla sağlayalım. Oya sunuyoruz nokta isteyenler, parantez isteyenler. Toplam az çıkıyor. Ama nokta kazandı. Pis gelenekçi ! ben sadece düz metinden yanayım, büyük harf bile kullanılmamalı. Sadece gözü kesen okuyucu girsin bu kayıp ruhlar ortamına, bunuda oya koyun. Kayıp ruhlar ormanı isteyenleri. Eşitlik var. Asal olmanın faydası vardır: bölünemezsin. Hayır bir ve senin bir benzerin bölebilir seni! Bilmiş cezve. Bu tartışma uzuyor okuyucudan izin isteyip oturumu kapalı yapalım. Şükür kabul. Sonuç : Ne yapacağımız belli olmaz parantez açabiliriz, nokta koyabiliriz, büyük harf bile kullanmayabiliriz. İsteyen istediğini yapar. Olayın mekanını seçtik ve hatta tanımladık ama olayın nasıl bir şey olduğunu kim biliyor? Olayın dayandığı temellerden biriside olayın nesneleridir. Bunların belirsiz olmasına karar verildiğinden olayın bir kısmınında belirsiz olacağını kabul edersiniz umarım. Bu yürütmeye göre kabulü gerekiyor. Zaten baştan kabul etmişsin sen pis kabul edici! Hiç kendin olamıyacakmısın? Sık sık hayır diyerek beynamazsın sen aslında gönülden beynamaz. Yesin seni beynamaz yumuşak çocuk!

....
Okuyucu cevizin gövdesine sarılmış olanı görsün enbaşta sonrada onun bakımlı ellerini ceviz gövdesinin üzerinde görsün. Ayakları çıplak olsun ve çamurlanmış olsun paçaları ve bacaklarının görünen yerlerinde kurumuş çamurlar olsun. Birden çıkan bu yağmur sevdasıda nerden? Seçtiğimiz mevsimden mecbur kalacağız çamur görmeye. Ama çıplak ayakların çamuru paçaların çamuru mevsim ne olursa olsun bahçeninde bakımlı olduğundan bakılınca insanda güzel duygular uyandıracağında anlaşmıştık. Ben çamurun insanda güzel duygular uyandıracağını sanmıyorum. veya insanda güzel duygular uyandıracak çamur düzenlemesi böyle anlatılan gibi olmayacaktır, reel gerçekler vardır, okuyucu bu yolardan geçerek hayallerini bile böyle kurar. Narin konuların kurnaz açıklmacısı diye bir gök gürültüsü duyulsun. Havanın kapalı olduğundan bahsetmemiştik. Yağmurlu bir günde nasıl? cevizin doğum yıldönümünü kutlayabilirler çamurlar içindeki bir bahçede. Çoğul ekler kullanarak bir ipucumu? veriyorsun yoksa yanlış yerlere mi? işaret ediyorsun. Tamam kutlanabilir. Hem kapalı olan bu havayı karakter yerine koyup hemde onu göstermek teşhir etmek başlangıçtaki kabullerimize uymuyor.peki gök yüzünün o gürültü çıkararak konuşan gök yüzünün cinsiyeti nedir? gözleri mavi midir? Bence ayrıntılara sonra girilmeli başlangıç olarak olayın kemiklerini ortaya koymalı onları okuyucunun hatırlayacağı biçimde birleştirmeliyiz. Daha sonra ayrıntılarla bu kemikleri etlerle kapatmalıyız. Yoksa okuyucu bu ayrıntıların altında kesinlikle bir anlam olduğunu bilemez. Haklısın olay anlam demektir, öyle demiş atalarımız.olay bekaret, saflık, aldatılma üzerine olmalı. Eh artık okuyucu bu kavramlarla ilgili anılarını araştırmaya başlamıştır.bizde gereksiz yere birşeyler yapmak için uğraşmayalım. Aramızda bir boşboğaz olmasından kuşkulanılmalı, hepimizin varlığını gerçekleştirmek için uğraşan bir hain....
Ağacın toprakla birleştiği yerde çamura girmiş batmış ayakların izleri olsun masanın ağaç tarafındaki sandalyede sırtı cevize sarılmış olan ve cevize dönük birisi otursun. Çok aciz kaldığımızın farkındamısınız tarif etmek, tasvir etmek için sabit nesnelere ihtiyacımız var. Bazı görünmece.k diye bazı görünecek. Bazı şeylere anlam kazandırırken birşeylerin içini boşaltıyoruz. Yaşamamız için gereken budur yavrum. Herşeyin toprakla yakınlığı hiç garip gelmez babalara, babalar hiç tasvir edilemez zamanla bildiğimiz halde tekrar bakarak onları tekrar tanırız. Ama mutlaka önceleri gördüğümüz bir babaya benzer ama tanıdıktan sonra o zaman tanıma zamanı o tanıdığımız babayı farklı yapar önceleri tanıdığımız babalardan. Cevize sarılmış olan kollarını çözüp ona ve cevize sırıtnı dönmüş olanın sandalyesinin yanında siyah kumaş pantolonuyla diz çöksün bakımlı elleri beyaz sandalyenin bacakına tutunsun sol el altta toprağa doğru daha yakın sağ el onun üstünde kafasını sandalyede oturanın bacaklarına doğru eğerek uzatsın. Gök tekrar gürültüyle narin konuların kurnaz açıklamacısı desin. Konuşmalar olsun bahçe içinde kimin ağzından çıktığı belli olmayan. Okuyucu sandalyede oturanın sağ bacağını, sandalyenin bacağını, dizleri ve sandalye bacağındaki bakımlı elleri görsün konuşmalar olurken. Başka hiçbir kıpırtı olmayacakmı? Ya konuşmalar çok uzun sürerse, okuyucu uzun bir süre bir fotoğrafa bakamaz ya. Gözünü kapatıp sesini dinlesin o zaman. Hem doğal olarak bakılması zorunlu kılınan Yerdede hareketler olacaktır, en tekdüze seste bile (titremeler) değişmeler olur. Hayır makinelerin seslerinde olmaz. Soytarıların komiklikleri doğal sayılır. Kıpırtıların olduğu ses ve kıpırtıların olmadığı görüntüden sonra olmuş bitmişler tasarlanmışlar olmuşlar açıklanmalı. Tabi olarak bahçe içinde kenara atılmış olanlara bakmak yeterli değildir. Anımsatmak olduğuna göre görevimiz burnumuzu kahramanlarımızın tasarladığımız bu bahçe içinde yaşayıp unuttuklarına sokarak hatırlatmalıyız. Olaylar görünüşte mekanı tasarlamazlar ama mekan üzerindeki her kırıntı bir olay getirisi olarak duruyor bizim mekanımızda bile. Ama mekanın her olaya açıklığı göz önüne alındığında ne kadar kolay değişebileceğini de düşünmeliyiz aniden bizim tarif etmek içiin yeniden canlandırma için aldığımız sabit noktların yeri değişirse veya bunlar mekanımızı sınırlarını çizdiğimiz mekanımızı bırakmak zorunda kalırsalar ne yaparız. Yapanlar olarak bu olasılıkları yaratmakta elimizde. Ama dostlar dediği gibi ritmin bize getirisini bu tartışma getirmez. Yazıdaki kahramanların kaderi bizim uzlaşmamız değildir.
92-93 skşhr
Alıntı ile Cevapla
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:00 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org