|
|
Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!
Namus, "Din, Toprak, Ülke, Kadın" DemekmişGüncel Mevzular içerisinde Namus, "Din, Toprak, Ülke, Kadın" Demekmiş konusu: Namus, "Din, Toprak, Ülke, Kadın" Demekmiş
Bağlar Belediyesi'nin kadın katli ve intiharlarıyla ilgili raporunda konuşanlar namusu din, toprak, ülke, kadın diye tanımlıyor. İntihar sonrasında söylenen söz "kız temizdi, raporu vardır". ...

07-07-2008, 02:50
|
|
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-06-2008
Mesajlar: 275
|
|
Namus, "Din, Toprak, Ülke, Kadın" Demekmiş
Namus, "Din, Toprak, Ülke, Kadın" Demekmiş
Bağlar Belediyesi'nin kadın katli ve intiharlarıyla ilgili raporunda konuşanlar namusu din, toprak, ülke, kadın diye tanımlıyor. İntihar sonrasında söylenen söz "kız temizdi, raporu vardır". Ailedeki iktidar sahipleri: "Devlet sırrı aile sırrıyla aynıdır."
BİA Haber Merkezi
01 Temmuz 2008, Salı
Tolga KORKUT
Diyarbakır'daki Bağlar Belediyesi'nin "Kadın intiharları ve namus/töre cinayetleri araştırması" kadınların öldürüldüğü, öldüğü vakaların yanı sıra, kadına yönelik şiddetin nasıl algılandığını da ele alıyor.
Araştırmada Diyarbakır'da 73 kişiyle yüz yüze görüşme yapılmış durumda. bianet'in görüştüğü araştırma koordinatörü Ayşe Gökkan, "İnsanların şiddeti nasıl algıladıklarını, şiddete uğramış, yaşamını kaybetmiş birini tanıdığında bunu nasıl yorumladıklarını, kendi yaşamlarında şiddeti nasıl tanımladıklarını açığa çıkarmak istedik" diyor.
Namus algısı
Görüşmelerde namus genellikle "din, toprak, ülke, kadın" olarak tanımlanıyor. Farklı yorumlar da var:
"Ailesine malına, mülküne sahip çıkmaktır", "Namusun tek başına bir anlamı yoktur olaydan olaya değişir", "Namus insanların birbirleriyle ilişkisinin olumlu veya olumsuzluğuna göre yorumlanır", "Hem kadına hem de aileye tehdit nedenidir", "Mafya-ağa filmlerine özentidir", "Bazılarına göre belden aşağıdır, haktır, her şeydir, sadece kadının cinselliği değildir", "Namus, namustur. Erkek için de kadın içinde aynıdır", "Sadece kadınlar için değil, erkekler için de yasaklar var", "Kadın erkek fark etmez; haysiyet, gurur şeref her ikisi içinde aynıdır".
İntiharın ardından "kaderinde vardı"
Görüşülenlerden kayıtlara "intihar etti" diye geçen kadınların birinci dereceden akrabaları, genellikle "Kaderinde vardı, hiçbir sorunu yoktu" diyor. Ölen kadınlar için de "sosyal, dışa açık, müzik dinlemeyi seven, hareketli, neşeli" gibi betimlemeler kullandılar.
Araştırmanın takip ettiği, kayıtlara intihar olarak geçen 18 vakadan beşi tehditle intihara sürüklenme, 13'ü farklı şiddet yöntemleri altında intihar olarak sınıflandırılıyor.
"Kız temizdi"
İntihar eden bekar kadın ve kız çocuklarının ailelerinin görüşmelerde paylaştığı ilk bilgi "kız temizdi, kimseyle bir ilişkisi yoktu, raporu var, temizdir' sözleri. Raporun yazarları, bu "temizdir" vurgusunu "namusludur" anlamında kullanıldığını söylüyor.
Görüşülen kişilerin intiharların nedenlerine dair açıklamalarıysa çeşitli: "Zorunlu göç, yoksulluk, şiddetten, dini vaazlardan yararlanmamaları, zorlanmamışsa intihar etmez, zihniyet ve mekanizmanın geç kalması, zorla evlendirme, aile baskısı, iftiradan, sevdiklerine kavuşmadığında yada sevdikleri onları aldattığında, koca, baba, erkeklerin ve adaletsiz olanların derdinden, intihar girişimiyle sevgisini ve kendini ifade etme, bunalımdan, kaderinde var, zayıf kişilerde olur, mücadele yoksa zaten intihar etmiştir."
"Kadın ev içindeki sırları dışarı verirse kınarız"
Raporun yazarları görüşmelerde " aileden okula, okuldan hastanelere, medyaya, adli mercilere kadar kurumların yapılarındaki iktidarlar arasında güç birliği açıkça ortaya çıktığını, bu güç birliğinin kadının üzerindeki şiddeti daha da mutlak hale getirdiğini" söylüyor.
"Bu ilişkiyi aile içindeki iktidar sahipleri iyi biliyorlar: 'Kadın ev içindeki sırları dışarı verirse kınarız. Bugün evliliklerimizin sürmesi buna bağlıdır. Devlet sırrı aile sırrı aynıdır.'" (TK/EZÖ)
Kaynak: http://www.bianet.org/kadin/kategori...kadin-demekmis
|

07-10-2008, 16:32
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 05-08-2008
Mesajlar: 125
|
|
Namusuna Düşkün Yurdum İnsanı !
"İstanbul'da Haftada Bir Kişi 'Namus' Diye Öldürüldü"
İnsan Hakları Başkanlığı'nın raporuna göre geçen yıl İstanbul'da 53 kişi "namus/töre" diyerek öldürüldü. Cinayetler en çok Marmara, Ege ve İç Anadolu'da işlendi. Veri toplanamayan 10 il var.
BİA Haber Merkezi - Ankara
20 Haziran 2008, Cuma
Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı'nın (İHB) illerdeki insan hakları kurullarının gönderdiği verilerden derlediği raporuna göre, son beş yılda binden fazla kişi "namus/töre" denerek öldürüldü.
Raporda öldürülen erkeklerin sayısının kadınlarınkinden daha yüksek olduğu yazılı, ancak İHB bu saptamanın sayısal dökümünü vermiş değil.
İstanbul'da bir yılda 53 kişi
Rapora göre geçen yıl İstanbul'da bu kapsamda 53 kişi öldürüldü. Bu sayı 2006 için 27. İHB bunun ortalama haftada bir kişinin bu nedenle öldürülmesi anlamına geldiğini söylüyor.
İHB'ye göre son beş yılda Marmara'da 294, Ege'de 214, İç Anadolu'da 213, Güneydoğu Anadolu'da 130, Doğu Anadolu'da 89, Karadeniz'de 62 kişinin öldürüldüğü kayıtlara geçmiş durumda.
Rapor, cinayetlerin faillerinin daha çok 19-35 yaş aralığında, çocukların oranınınsa yüzde 9 olduğunu belirtiyor.
Önleyici çözüm önerilerinin arasında, kadın sığınma evlerinin hem sayı hem de nitelik açısından geliştirilmesi yer alıyor.
İHB, Adana, Bitlis, Eskişehir, Hakkâri, Isparta, Kahramanmaraş, Kastamonu, Kütahya, Niğde, Şırnak illerinden henüz rapor alamamış durumda. (TK/EZÖ)
Kadın katliamları hız kesmiyor....
Bağlar Belediyesi, Bağlar Kadın Kooperatifi ve Sigrid Rausing Trust Vakfı tarafından yürütülen 'Namus Cinayetleri ve Kadın İntiharlarını Araştırma Projesi'nin raporu açıklandı. Rapora göre 2007 yılı içerisinde 35 olay meydana geldi. Bunlardan 25'ine ulaşma imkanı oldu. 25 olayın 18'i intihar, 5'i cinayet. 25 olayın 23'ü ölümle sonuçlandı, 2'si ağır teşebbüsle kurtuldu.
Bağlar Belediyesi, Bağlar Kadın Kooperatifi ve Sigrid Rausing Trust Vakfı tarafından yürütülen, 'Namus Cinayetleri ve Kadın İntiharlarını Araştırma Projesi' raporunun sonuçları açıklandı. Projenin raporu, Bağlar Belediyesi Konferans Salonu'nda düzenlenen final toplantısında açıklandı. Toplantıya, DTP Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak, Bağlar Belediye Başkanı Yurdusev Özsökmenler, Kayapınar Belediye Başkanı Zülküf Karatekin, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nükhet Sirman, proje gönüllüleri, kadın kurumu temsilcileri, demokratik kitle örgütü temsilcileri ve çok sayıda kadın katıldı.
2007'de 35 olay yaşandı Proje Koordinatörü Ayşe Gökkan tarafından açıklanan rapora göre, 2007 yılı içerisinde 35 olay yaşandı. Ancak bunlardan 25 olay ile ilgili görüşmeler yapma imkanı oldu. 25 olayın 23'ü kesin ölümle sonuçlandı. 25 olayın 18'i intihar, 5 cinayetle olarak takip edildi ayrıca bir cinayet, bir intihar olayı da teşebbüs olarak takip edildi. Yaşamını yitiren 23 kadından dördü kesin cinayetle (biri kardeşi üçü de eşleri tarafından öldürüldü), ikisi cinayet şüphesi (ancak kayıtlara biri kazara karanlıkta kimin elinde silahın patladığı görülmediğinden, biri de intihar olarak geçti), beşi tehditle intihara sürüklenme, 13'ü farklı şiddet yöntemleri altında intihar olarak yansıdı. Gökkan, 25 olayın, 10'unun Diyarbakır merkezde, 12'sinin köylerde 3'ünün ilçe merkezlerinde meydana geldiğini belirtti. 25 kadından 4'ünün resmi ve sivil kurumlara başvuruda bulunduğunu belirten Gökkan, 'Bunlardan 2'si polis karakoluna başvurduktan sonra eşleri tarafından katledildi. Bir diğer kadın sığınmaevine başvurdu, kalma süresi tamamlanmak üzereyken ilaçla intihar etti. Nişanlısı tarafından silahlı saldırıya uğrayan bir kadın da hem İHD'ye hem de savcılığa suç duyurusunda bulundu. Ancak tutuklanan olmadı. Yaşamını yitiren bir kadının cenazesi kadın kurumlarınca kaldırıldı' dedi.
DİHA
|

07-10-2008, 16:33
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 05-08-2008
Mesajlar: 125
|
|
Bu tip haberlere artık alışmalı, pek şaşmamalı. Bizim ülkemiz değil miydi, Or. Prof Dönmezer'in bizzat ağzından; "Tecavüzcüyle evlenme fuhuşu önler. Irzına geçilen kız, toplum içinde dışlanmakla karşı karşıya kalıyor ve damgalanıyor. Bu büyük şehirlerde de böyle. Ailesi tarafından da evden atılan bu kızların birçoğu fuhuş tacirlerinin eline düşmekte, hayatlarını genelevlerde geçirmektedirler. Bu maddenin korunması, Türk toplumu açısından bu nedenle önemlidir." sözlerini işittiğimiz şahsına münhasır toprak parçası!
Bu konular açıldığı vakit yine Dönmezer'in anlattığı anısı gelir aklıma hep;
Alıntı:
Kıza tecavüz etmişler, gebe kalmış, çocuğu doğurmuş, ama kim bilir neler çekmiş ki, bir gün bebeğini alıp bir köprünün üzerinden nehre atlamış, çocuk boğulmuş, kadın kurtulmuş. Adalet yakasına yapışmış, çocuğunu öldürmekten, ya da ölüme sebebiyet vermekten yargılanıyor, avukatı da rahmetli Prof. Dr. Faruk Erem, hakimler şaşırmışlar, bu kadını nasıl kurtaracaklar? Faruk Erem'e rica etmişler, o da Sulhi Dönmezer'le konuşmuş, kadının akli dengesi yerinde değil denilip, öyle savunacakmış...
Duruşma öncesi Faruk Erem, hakimlerin odasına girmiş, "Kadının akli dengesi yerinde değildir, diye savunma yapacağız!" demiş. Hakimler başlarını sallamış:
"Gerek kalmadı hocam, kadın cezaevinde intihar etti."
***
BUNLAR memleket manzaraları değil, memleket gerçekleri...
Prof. Dr. Füsun Sokullu'nun anlattığı da bir başka facia...
Evli kadını kaçırıp tecavüz ediyorlar, olay duyuluyor, kadının kocası "Ben bu kadınla yaşayamam!" diye dava açıyor, mahkeme boşanmayı kabul ediyor, Yargıtay da onaylıyor, tecavüze uğrayan da kadın, cezalandırılan da kadın
|
KADININ bu kadar ezildiği, horlandığı, aşağılandığı bir toplumda, saldırgana "Al evlen şununla, kurtar paçanı!" diyeceğiz, sonra da zavallı kadına döneceğiz "Hadi uzun etme, evlen de namusun kurtulsun!" diye mükafatlandıracağız. Bunlar yaşandı ve yaşanıyor bu topraklarda!
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:49 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|