İsrail'li Kadın Askerler Askerlik Travmalarını Anlattılar
(Filistin, 17 Kasım 2007) Bu kadınlardan bir tanesi 2000 yılında başlayan başkaldırıda Filistin topraklarında acemi askerdi. [8 kadın asker] hangi askeri sertliklere başvurdukları ve tanık oldukları suçlarla ilgili zihinlerinden kaybolmayan deneyimleri filme aktarıyorlar.
[Filmde], kızlardan biri, sağlık görevlisi olarak yaralı bir [Filistinlinin] hayatını kurtarmak isteme çabasının nasıl da İsrail askerleri tarafından tecavüze uğrayan cesetlerdeki izleri silmeye çalışmasıyla sonuçlandığını anlatıyor. Yıllar sonra ölü bir Filistinli cesedinin yanında çektirdiği fotoğrafa bakınca fenalaşan kadın, gözyaşları arasından "Nasıl bu yaşadıklarımı unutabilirim" diye kendine soruyor.
Bu filmi yapmaya, kişisel deneyimlerinin ittiğini söyleyen Yarom, 1980'lerde, askerken kendisine işkenceye uğramış bir Filistinlinin gösterildiğini ve konuşamadığını belirtiyor. Yaklaşık yirmi yıl önce boynu yana yatmış ve yüzü kanla kaplı bu adamı unutamadığını anlatan Yarom, "bu her zaman sizle beraber yaşayan bir resimdir. Askerdeyken [zulüm ve suçtan] kendimi ayırabildim. Fakat yıllar sonra tekrar zihninizi zorladığınızda bu çok acı veriyor" diyor.
İsrail'li Kadın Askerler Askerlik Travmalarını Anlattılar
Bir tanesi, ölen bir Filistinlinin cesedinin yanında poz vermiş, diğeri bir Filistinliyi iç çamaşırlarına kadar soyarak işkence etmiş, başka biri de genç bir erkek çocuğuna tecavüz edilmesinin üzerini kapatmaya çalışmış
"Güldüğümü Görebilmek" adlı belgeselde rol alan altı İsrailli kadının her biri, zorunlu askerlik görevlerindeki anılarını unutmak için geçmişleriyle boğuşuyorlar.
Ama geçmişi unutmak için yıllarca çaba harcayan bu kadınlar, İsrail’in Filistin topraklarına dönük 40 yıllık işgalinin karanlık yönlerini genç nesillere anlatmak üzere bir belgesel filme konuştular.
Filmin yönetmeni Tamar Yarom, "Zorunlu askerliği bitirip, yaşananları zihnin gerisini atmak kolay. Fakat bu kızlar, kendi kişisel hikayelerini anlatıyorlar. Ne var ki insanlara olup bitenleri göstermek bazen fazlasıyla acı olabiliyor."
Bu kadınlardan bir tanesi 2000 yılında başlayan başkaldırıda Filistin topraklarında acemi askerdi. [8 kadın asker] hangi askeri sertliklere başvurdukları ve tanık oldukları suçlarla ilgili zihinlerinden kaybolmayan deneyimleri filme aktarıyorlar.
[Filmde], kızlardan biri, sağlık görevlisi olarak yaralı bir [Filistinlinin] hayatını kurtarmak isteme çabasının nasıl da İsrail askerleri tarafından tecavüze uğrayan cesetlerdeki izleri silmeye çalışmasıyla sonuçlandığını anlatıyor. Yıllar sonra ölü bir Filistinli cesedinin yanında çektirdiği fotoğrafa bakınca fenalaşan kadın, gözyaşları arasından "Nasıl bu yaşadıklarımı unutabilirim" diye kendine soruyor.
Her ne kadar kadınlara cephe gerisinde askerlik yaptıran Ülkerler varsa da, İsrail, kadınları operasyonel olarak kullanan ender ülkelerden. Yarom, kadınların kırılgan yönlerine vurgu yaparak, “Ergenliklirinde oldukça içine kapalı olan bir çok kız, iki yıllık şiddet ortamı içinde o girdaba kapılıyorlar” şeklinde konuştu.
Yarom sözlerine şöyle devam etti. “Kadınların, zulme karşı daha duygusal ve empatik olacağını umarsınız. Oysa ki, bozuk-çarpık bir ortamda insani değerlerden nasıl da uzaklaşıldığı ve kadınlar bu durumdan hiç de muaf olmadığı filmden açıklıkla anlaşılıyor. Bu ülke [ İsrail] komada. Bizler ise tüm bu bombalar ve askeri saldırılar ile duygusuzlaşmış, uyuşmuş durumdayız. İnsanlar [İsrail toplumu] askerlerin bizim hayatlarımızı koruduğunu düşünüp, askerlerin eleştirilmesine karşı çıkıyorlar"
İsrail ordusu ise verdiği demeçte, İsrail askerlerinin çok yüksek ahlaki ilkelere bağlı olduğunu, ancak olağanüstü durumlarda ahlaki normların ihlal edilmiş olabileceğini, bu konuda soruşturma başlatıldığını söyledi. Yarom, işgal askeriyle özdeşim kurma ve askerleri sempatik olarak resmetme gibi gerekçelerle filmin hem İsrail’in sol kesiminden hem de orduyu yıprattığı eleştirileriyle sağ kesiminden eleştiri alacağını düşünüyor.
Bu filmi yapmaya, kişisel deneyimlerinin ittiğini söyleyen Yarom, 1980'lerde, askerken kendisine işkenceye uğramış bir Filistinlinin gösterildiğini ve konuşamadığını belirtiyor. Yaklaşık yirmi yıl önce boynu yana yatmış ve yüzü kanla kaplı bu adamı unutamadığını anlatan Yarom, "bu her zaman sizle beraber yaşayan bir resimdir. Askerdeyken [zulüm ve suçtan] kendimi ayırabildim. Fakat yıllar sonra tekrar zihninizi zorladığınızda bu çok acı veriyor" diyor.
[Kaynak: Reuters
Çev: Solun Doğusu, İngilizce]