|
|
Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!
Bir Kadın Galata Köprüsü'nde Balık Tutunca...Güncel Mevzular içerisinde Bir Kadın Galata Köprüsü'nde Balık Tutunca... konusu: 28 yaşında bir kadın Galata Kö pr üsü'nde kendi başına balık tutabilir mi? Tabii ki tutamaz. Haliç kenarında ve Galata Kö pr üsü üzerinde balık tutanlar arasında pek az kadın ...

28-06-2008, 09:16
|
 |
Gulyabani
|
|
Üyelik Tarihi: 12-04-2008
Nerden: istanbul
Yaş: 18
Mesajlar: 165
|
|
Bir Kadın Galata Köprüsü'nde Balık Tutunca...
28 yaşında bir kadın Galata Kö prüsü'nde kendi başına balık tutabilir mi? Tabii ki tutamaz. Haliç kenarında ve Galata Kö prüsü üzerinde balık tutanlar arasında pek az kadın gördüm.
Galata Kö prüsü'ndeki güvenlik görevlisi Gökhan Gülbahar da daha önce bölgede balık tutan kadına rastlamadığı için olacak ki balık tutan kadını görünce heyecanlanmış. Onu süzmeye başlamış. Bu arada onun giyim kuşamını da erkek balıkçılarla birlikte denetlemiş. Bu 'denetim' sonucunda iki çocuk annesi Gülcan Köse'nin üzerindeki tişörtün şeffaf olduğunu saptamış. Çevreye karşı hareketlerini de 'hayasızca' bulmuş.
Olaydan haberdar edilen polisler Köse'yi savcılığa sevk etmişler. Hakkında kamu davası açılmış. Böylece Galata Kö prüsü gibi her milletten turistin gelip geçtiği bir mekanda, bir Türk kadınının "müstehcen giysiler"le hepimizi utandıran bir görüntü vermesinin önüne geçmişler. Türk Ahlak Tarihi, onları saygıyla anacaktır.
***
Gülcan Köse'nin giysisinin şeffaf olduğu iddia ediliyor. Şeffafsa da onlara ne?.. Kaldı ki fotoğraflarda da görüldüğü gibi üzerinde tayt ve penye bir elbise bulunuyor. Gülcan Köse'nin asıl aykırı eyleminin "kadın başına" Galata Kö prüsü'nde balık tutmaya kalkışmak olduğu ortada. Erkek balıkçılarla erkek güvenlik güçlerinin bu durumu kaldıramadığı anlaşılıyor.
Mahkeme kararına göre olay şöyle gerçekleşmiş: Tanık Gökhan Gülbahar, Gülcan Köse'yi balık tutma malzemeleriyle kö prüye geldiğinde görmüş. Köse'nin üstünde vücudunu teşhir eden gecelik şeklinde bir elbise varmış. Yurttaşların şikayeti üzerine Köse'yi uyardığını ifade eden tanık, kadının kendisine karşı gelmesi üzerine polisleri çağırmış. Hakim de Gülcan Köse'yi "hayasızca hareketlerde" bulunduğu gerekçesiyle altı ay hapse mahkum etmiş.
***
Gülcan Köse, Galata Kö prüsü'ndeki olayın 12 Haziran 2007 tarihinde iki güvenlik görevlisinin laf atmasıyla başladığını söylüyor. Kendisine karakolda tacizde bulunulduğuna dair şikayetçi olmuş, başına gelenleri gazetecilere de anlatmış ve yaşadıklarını şöyle özetlemişti:
Polisler onu önce Küçükpazar Karakolu'na götürüyorlar. Orada iki saat tuttuktan sonra ifadesini almadan Sirkeci'ye götürüyoruz diyerek Sarayburnu'na götürüyorlar. Orada bir otoparkta tutuyorlar. Dört-beş saat sonra Eminönü'nde bırakıyorlar. Bu arada "Hiçbir karakola gitme, kimliğin bizde. Sabah çok kötü şeyler yaparız" diyerek tehditlerini sürdürüyorlar. Buna rağmen Gülcan Köse hakkını aramaya karar veriyor. Sirkeci Polis Merkezi'ne gidip şikayette bulunuyor. Köse'yi bırakan polisler bu kez Sirkeci'ye gelip onu dövüyorlar, içlerinden biri de karakolun içinde ona tabanca çekiyor. Köse, yediği dayaktan bayılıyor, hastaneye kaldırılıyor. Darp ve işkenceye uğradığını belirten "boynunda iz, dudakta patlak" yazan hastane raporunu da mahkemeye sunuyor.
Bu ifadelere rağmen Gülcan Köse "hayasızlık"tan mahkum ediliyor.
Yargının, güvenlik kuvvetlerinin bizi "şeriat", "gericilik", "dini bağnazlık" gibi tehlikelere karşı koruduğu yönünde her gün sayfalar dolusu yorumlar yazılıyor...
***
Toplumsal Tarih Dergisi'nin en çok ilgimi çeken bölümlerinden birisi "Osmanlı Basınında Yüzyıl Önce Bu Ay"dır. Orada, erkek egemen söylemin, "kadınlara toplumsal hayata karışmasının yarattığı kötülükler"in öykülerini bulurum. Bazen de bu haberlere yansıyan ilkel anlayışları köşeme taşır ve okuyucularımla paylaşırım.
İki gün önce, önde gelen gazetelerimizde yer alan "Galata Kö prüsü'ndeki müstehcen kılıklı kadın mahkum oldu" haberini okurken kendimi yüz yıl öncesinde sandım.
Savcılığın iddianamesini de, mahkemenin kararını da bugün içinde bulunduğumuz tabloyu çok net bir şekilde anlatan birer belge olarak bir yerlere kaydetmekte yarar bulunuyor. (OÇ/TK)
Oral Çalışlar'ın yazısı 27 Haziran 2008'de Radikal'de yayınlandı.
Ben bir yalancıyım ama sadece gerçekleri anlatıyorum...
|

28-06-2008, 18:04
|
|
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-06-2008
Mesajlar: 274
|
|
Normaldir! Yurdum insanı namusunu korumaya pek meraklıdır!
Alıntı:
"İstanbul'da Haftada Bir Kişi 'Namus' Diye Öldürüldü"
İnsan Hakları Başkanlığı'nın raporuna göre geçen yıl İstanbul'da 53 kişi "namus/töre" diyerek öldürüldü. Cinayetler en çok Marmara, Ege ve İç Anadolu'da işlendi. Veri toplanamayan 10 il var.
BİA Haber Merkezi - Ankara
20 Haziran 2008, Cuma
Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı'nın (İHB) illerdeki insan hakları kurullarının gönderdiği verilerden derlediği raporuna göre, son beş yılda binden fazla kişi "namus/töre" denerek öldürüldü.
Raporda öldürülen erkeklerin sayısının kadınlarınkinden daha yüksek olduğu yazılı, ancak İHB bu saptamanın sayısal dökümünü vermiş değil.
İstanbul'da bir yılda 53 kişi
Rapora göre geçen yıl İstanbul'da bu kapsamda 53 kişi öldürüldü. Bu sayı 2006 için 27. İHB bunun ortalama haftada bir kişinin bu nedenle öldürülmesi anlamına geldiğini söylüyor.
İHB'ye göre son beş yılda Marmara'da 294, Ege'de 214, İç Anadolu'da 213, Güneydoğu Anadolu'da 130, Doğu Anadolu'da 89, Karadeniz'de 62 kişinin öldürüldüğü kayıtlara geçmiş durumda.
Rapor, cinayetlerin faillerinin daha çok 19-35 yaş aralığında, çocukların oranınınsa yüzde 9 olduğunu belirtiyor.
Önleyici çözüm önerilerinin arasında, kadın sığınma evlerinin hem sayı hem de nitelik açısından geliştirilmesi yer alıyor.
İHB, Adana, Bitlis, Eskişehir, Hakkâri, Isparta, Kahramanmaraş, Kastamonu, Kütahya, Niğde, Şırnak illerinden henüz rapor alamamış durumda. (TK/EZÖ)
|
|

29-06-2008, 12:16
|
 |
Gulyabani
|
|
Üyelik Tarihi: 12-04-2008
Nerden: istanbul
Yaş: 18
Mesajlar: 165
|
|
|
türkiye ye şeriat gelmez diyenlerin dikkatine
Ben bir yalancıyım ama sadece gerçekleri anlatıyorum...
|

29-06-2008, 16:46
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 09-06-2008
Yaş: 32
Mesajlar: 41
|
|
|
şu erkekler marstan gelmişler ya: marsta hayat yok; bodruma inelim "asıl hayat orada var",derken birde bakmışlar ki boruma gitmek için para ve zaman lazım. ne yapalım biz de istanbul daki hatunların kafasını karıştıralım!
bence o kadının söyledikleri tamamen olmasada doğru; güvenlik görevlisi hemen müdahale etmemiş; bodruma inecek parası da zamanı da yok, "durumu değerlendireyim", demiş. kadın yüz vermeyince de gurur yapmış anlaşılan.
"kadının da o kıyafetle o kadar serserinin arasında ne işi varmış", diye düşünenler adamların kadına yaptıklarını okuyunca anlarlar sanırım.
umuma açık yer deyince hepsi aynı olmuyor
ama özet le yaraları olmasa gözünü korkutur, kolundan büker evine gönderirlerdi?
|

03-07-2008, 23:20
|
|
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-06-2008
Mesajlar: 274
|
|
Demiştim ya bu tip haberlere artık alışmalı, pek şaşmamalı diye. Bizim ülkemiz değil miydi, Or. Prof Dönmezer'in bizzat ağzından; "Tecavüzcüyle evlenme fuhuşu önler. Irzına geçilen kız, toplum içinde dışlanmakla karşı karşıya kalıyor ve damgalanıyor. Bu büyük şehirlerde de böyle. Ailesi tarafından da evden atılan bu kızların birçoğu fuhuş tacirlerinin eline düşmekte, hayatlarını genelevlerde geçirmektedirler. Bu maddenin korunması, Türk toplumu açısından bu nedenle önemlidir." sözlerini işittiğimiz şahsına münhasır toprak parçası!
Bu konular açıldığı vakit yine Dönmezer'in anlattığı anısı gelir aklıma hep;
Alıntı:
Kıza tecavüz etmişler, gebe kalmış, çocuğu doğurmuş, ama kim bilir neler çekmiş ki, bir gün bebeğini alıp bir köprünün üzerinden nehre atlamış, çocuk boğulmuş, kadın kurtulmuş. Adalet yakasına yapışmış, çocuğunu öldürmekten, ya da ölüme sebebiyet vermekten yargılanıyor, avukatı da rahmetli Prof. Dr. Faruk Erem, hakimler şaşırmışlar, bu kadını nasıl kurtaracaklar? Faruk Erem'e rica etmişler, o da Sulhi Dönmezer'le konuşmuş, kadının akli dengesi yerinde değil denilip, öyle savunacakmış...
Duruşma öncesi Faruk Erem, hakimlerin odasına girmiş, "Kadının akli dengesi yerinde değildir, diye savunma yapacağız!" demiş. Hakimler başlarını sallamış:
"Gerek kalmadı hocam, kadın cezaevinde intihar etti."
***
BUNLAR memleket manzaraları değil, memleket gerçekleri...
Prof. Dr. Füsun Sokullu'nun anlattığı da bir başka facia...
Evli kadını kaçırıp tecavüz ediyorlar, olay duyuluyor, kadının kocası "Ben bu kadınla yaşayamam!" diye dava açıyor, mahkeme boşanmayı kabul ediyor, Yargıtay da onaylıyor, tecavüze uğrayan da kadın, cezalandırılan da kadın...
|
***
KADININ bu kadar ezildiği, horlandığı, aşağılandığı bir toplumda, saldırgana "Al evlen şununla, kurtar paçanı!" diyeceğiz, sonra da zavallı kadına döneceğiz "Hadi uzun etme, evlen de namusun kurtulsun!" diye mükafatlandıracağız. Bunlar yaşandı ve yaşanıyor bu topraklarda!
|

04-07-2008, 00:03
|
 |
kızıl arıza Багэр
|
|
Üyelik Tarihi: 05-12-2007
Nerden: stenbol
Yaş: 34
Mesajlar: 853
|
|
|
nolmuş...diyoruz ya işte,yurdum insanı...ya insanı demeyin o zaman ya yurdum...seçmeliyiz birini...
imza dediğin nedir ki?...solumayı bilmiyosak yaşamı,iz bırakmaya değermi?....Кызыл Багэр
|

04-07-2008, 21:50
|
|
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-06-2008
Mesajlar: 274
|
|
Galata Eylemi Basin Aciklamasi
BASINA VE KAMUOYUNA
Biz kadınlar 5 Temmuz Cumartesi günü Galata Kö prüsü’ne gidiyoruz. “Hayasızca” sallayacak oltalarımız var.
-Kadınlar balık tutabilir mi?
-Kadınlar Galata Kö prüsü’nde istedikleri kıyafetle gezebilir mi?
-Kadınların hareket özgürlüğü var mıdır?
Biz kadınlar bu soruların cevabının evet olduğunu biliyoruz. Oysa, ülkemizde her gün yeni bir şey öğreniyoruz. Son dersimizi Galata Kö prüsü’nde aldık. Öğrendik ki bir kadın, tek başına, taytı ve tshirtüyle balık tutuyorsa, “hayasızlık suçu”ndan 6 ay hapse mahkum edilebiliyormuş. Çünkü bu kadın kö prüdeki bazı erkeklere göre “genel ahlakı” rencide etmiş.
Biz kadınlar ve kadın örgütleri bu kararı protesto ediyoruz ve TCK’nın kadınlara karşı ayrımcılık yapan 225. maddesi “Hayasızca Hareketler”in derhal iptal edilmesini talep ediyoruz!
Yeni TCK amacını kişilerin hak ve özgürlüklerini korumak olarak tanımlıyor. Oysa geçen hafta şahit olduğumuz gibi TCK’daki “hayasızca hareketler” maddesi biz kadınların hak ve özgürlüklerini ihlal ediyor. TCK Kadın Platformu 2002-2004 yılları arasında sürdürdüğü başarılı kampanya ile kadınların bedenlerinin ve cinselliklerinin sadece kendilerine ait olduğu gerçeğinin yasalar tarafından kabul edilmesini sağladı. Kabul edilmeyen taleplerimiz için mücadelemiz devam ediyor.
2002 yılından beri talep ettiğimiz gibi TCK’dan “Hayasızca Hareketler” maddesi çıkartılmalıdır. Çünkü, “genel ahlak kuralları,” “edep töreleri,” “hayasızca hareket” gibi kavramlar zamana ve topluma göre değişkenlik gösterir ve görecelidir. Hukuk sisteminde bu kavramların yer alması kadınlara karşı ayrımcılığı ve eşitsizliği meşrulaştırmaktadır. Tüm uğraşlarımıza rağmen bu madde yasadan çıkartılmadı. Ve bugün, bir kadın Galata Kö prüsü’nde balık tuttuğu için hayasızca davrandığı gerekçesiyle beş ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkemenin ceza gerekçesi ve erkek egemen zihniyeti gündelik yaşamda da kadınları vurmaya devam ediyor. Tayt giydiği, “cilveli” saat sorduğu için kocaları tarafından öldürülen kadınların katilleri, aynı mahkemelerde aklanıp “haksız tahrik” indirimi ile ödüllendiriliyor. Yılbaşında Taksim’de binlerce erkek tarafından gerçekleştirilen cinsel saldırı suçunun karşılığı 57 Lira oluyor!
Bizler, kadınların bedenleri üzerinde erkeklerin, ailenin ve devletin denetimine karşı çıkıyoruz. Bugün bedenlerimizin denetim altında tutulmasını sağlayan, kadına yönelik suçlar hala meşru. Bu meşruiyet yüzünden hala şiddet görüyoruz. Kadınların bedenleri üzerinde erkek egemen sistemin denetimi “genel ahlak” adı altında meşrulaştırılıp yasalaştırılıyor.
Biz kadınlar uzun mücadelemiz sonunda değişen yasal düzenlemelere rağmen, kazanımlarımızın yok sayılmasına izin vermeyeceğiz! “Genel ahlak” bahanesiyle en temel insan haklarımızın ihlal edilmesine ve bedenlerimizin erkek egemen sistemin denetimine bırakılmasına izin vermeyeceğiz!
Bedenimiz Bizimdir!
Kaynak: Lilith Kolektifi: Galata Eylemi Basin Aciklamasi
|

04-07-2008, 22:00
|
 |
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 16-05-2008
Nerden: izmirin kavakları
Yaş: 18
Mesajlar: 365
|
|
|
resmen artık nefret edeceğim bu toplumdan ve bu insanlardan!ne insan sevgisi kalıyor ne başkalarının görüşlerine karşı saygı denen o zımbırtı kalıyor aklımda..kala kala nefret nefret ve nefret kalıyor!dünya üzerinde kadını kadın! olduğu için he rinsana lanet olsun başka da bişey demiyorum!
|

07-07-2008, 02:37
|
|
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-06-2008
Mesajlar: 274
|
|
Kadınlar Galata Köprüsü'nü Terk Etmedi
Kadınlar Galata Köprüsü'nü Terk Etmedi
Feministlerden ve kadın örgütlerinin temsilcilerinden oluşan 50'den fazla aktivist, Gülcan Köse'ye hapis cezasını protesto etmek ve özgürlüklerini savunmak için Galata Kö prüsü'nde buluştu. Ceza Yasası'nın "hayasızca hareketler" maddesinin kalkmasını istedi.
BİA Haber Merkezi
05 Temmuz 2008, Cumartesi
Tolga KORKUT
 50'den fazla kadın aktivist bugün (5 Temmuz) Galata Kö prüsü'ndeki eylemleriyle, kö prüde balık tutan Gülcan Köse'ye mahkemenin "hayasızca hareketler" suçlamasıyla verdiği hapis cezasını protesto etti.
"Kadına karşı ayrımcı maddeyi kaldırın"
Feministlerin ve kadın örgütlerinin oluşturduğu " Bedenimiz Bizimdir" İnisiyatifi, saa 11:00 sularında Galata Kö prüsü'nde yürüdü; basın açıklaması yaptı. Kadınlar Ceza Yasası'nın (TCK) "hayasızca hareketler" suçunu içeren 225. maddesinin kadınlara karşı ayrımcılık olduğunu belirtti ve kaldırılmasını istedi.
"Genel ahlak" bahanesi kadına karşı suçları meşrulaştırıyor
 Açıklamada "Bizler erkeklerin, ailenin ve devletin bedenlerimiz üzerindeki denetimine karşı çıkıyoruz" diyen kadınlar yeni TCK'nin yazıldığı sırada "hayasızca hareketler" maddesinin yasadan çıkarılması için çabaladıklarını ama bunun gerçekleşmediğini anımsatan Bedenimiz Bizimdir İnisiyatifi, "genel ahlak" adı altında erkek egemen sistemin meşrulaştırıldığını, bu meşrulaştırma nedeniyle kadınların hâlâ şiddet gördüğünü, öldürüldüğünü vurguladı.
"Genel ahlak kuralları", "edep töreleri", hayasızca hareket" gibi kavramların göreceli olduğunu anımsatan kadınlar, "Nerede ne giyeceğimizin yargı kararlarıyla belirlenmesine, kıyafetlerimiz üzerindeki sözlü ve yazılı her türlü kural ve denetime itirazımız var" dedi.
Kadınlar yılbaşında Taksim'deki kutlamalarda cinsel saldırı suçunu işleyen erkeklerin yalnızca 50 YTL'lik para cezası aldığının da altını çizdi; "genel ahlak" bahanesiyle en temel insan haklarının ihlal edilmesine ve bedenlerinin erkek egemen sistemin denetimine bırakılmasına izin vermeyeceklerini söyledi.
Yaşın: Bedenlerimiz üzerinden politika yaptırmayacağız
bianet'in görüştüğü eylemin katılımcılarından şair Neşe Yaşın "Bedenlerimiz üzerinden politika yapılmasına karşıyız. Buna karşı ses çıkarmaya kararlıyız. Kadın özgürlüğü en önemli özgürlük. Bugün burada bedenlerimiz üzerinde devlet denetimini istemediğimizi haykırdık" dedi.
Koç: Mesele "erkek alanları"nın korunması
Esra Koç da yılbaşındaki cinsel saldırıların faili erkeklere verilen para cezalarını anımsattıktan sonra "Bu çifte standardı göstermek istiyoruz. Asıl mesele, 'erkek alanları'nın erkekler tarafından korunması" diye konuştu.
Polis müdahale etmeye çalıştı
 İnisiyatif basın açıklamasını okurken kö prüde bulunan bazıları sivil, bazıları üniformalı polisler müdahale etmeye çalıştı, ancak kadınlarla görüştükten ve notlar aldıktan sonra geri çekildi. Basın açıklamasının hemen ardından kadınların basınla kaldırım üzerinde röportaj yaptığı sırada "kö prü trafiğinin engellendiği" iddiasıyla "dağılın" anonsu yapan polisler, kö prünün üzerinde arkalarında park etmiş duran kamyonla ilgilenmediler.
"Patriyarkanın bir çiftliği var"
 Kadınlar eylemde sık sık "Teşhir değil, erkek tacizi", "Sokakları, geceleri, kö prüleri terk etmeyeceğiz" sloganları attı; ellerinde "Teşhirci değiliz, kadınız", "Ne giyeceğimize biz karar veririz", "Kılık kıyafetime karışma", "TCK 225 kalksın", "Cinselliğim benimdir", "Geceler de bizim, sokaklar da", "Kadınlarınız değiliz, kadınlarız, nesneniz değiliz, özneyiz" yazan dövizler taşıdı. Ali Baba'nın çiftliği şarkısının sözlerini değiştirdikleri "Patriyarkanın bir çiftliği var" şarkısını ve feminist hareketin ünlü şarkısı "Kadınlar vardır"ı söyledi. Açıklamayı izleyen gazetecilerin de çoğunluğu kadındı.
Köse'ye hapis cezası
İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi, Kö prü'deki erkeklerin ve güvenlik görevlisinin tanıklıklarıyla, balık tutan Gülcan Köse'ye 5 ay hapis cezası vermiş, cezayı ertelemişti. Köse'nin taciz edildiğine ve polislerin kendisine işkence yaptığına dair sözleri üzerine başlatılan sorulturmanın ne olduğuysa bilinmiyor. Feminist avukatlar, geçen hafta boyunca Köse'nin mahkum edildiği dava dosyasını görmek ve notlar almak istemişler, ancak mahkeme kalemi bunu engellemişti. (TK)
Kaynak: http://www.bianet.org/kadin/kategori...nu-terk-etmedi
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Benzer Konular
|
| Konu |
Konuyu Başlatan |
Forum |
Cevap |
Son Mesaj |
|
Balık
|
fenasi |
Medresetul Lugat |
21 |
10-09-2008 01:34 |
|
o kadın
|
Lilith |
Film Arşivi |
13 |
20-08-2008 22:19 |
|
Kadın..
|
CiNYoRiTa |
Medresetul Lugat |
30 |
08-01-2008 18:35 |
|
balık kavağa çıkarsa.
|
asmara |
Bilimsel Mevzular |
2 |
28-10-2007 18:01 |
|
Balık - İnsan kurgusu fotograflar
|
High Hopes |
Resimler ve Düşündürdükleri |
3 |
01-10-2007 18:41 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:06 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|