Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Güncel Mevzular

Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!

Erkekler Kadınları En Çok S.kmekle Tehdit Ediyor

Güncel Mevzular içerisinde Erkekler Kadınları En Çok S.kmekle Tehdit Ediyor konusu: Erkekler Kadınları En Çok S.kmekle Tehdit Ediyor Filiz Bingölçe'nin "Dil Dayakları" çalışması bize gösteriyor ki kadına şiddet uygulayan erkeklerin en ileri tehdidi şu ya da bu biçimde "s.kmek". Kadını, .mını, ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 24-06-2008, 22:18
Arıza
 
Üyelik Tarihi: 19-06-2008
Mesajlar: 274
Exclamation Erkekler Kadınları En Çok S.kmekle Tehdit Ediyor

Erkekler Kadınları En Çok S.kmekle Tehdit Ediyor

Filiz Bingölçe'nin "Dil Dayakları" çalışması bize gösteriyor ki kadına şiddet uygulayan erkeklerin en ileri tehdidi şu ya da bu biçimde "s.kmek". Kadını, .mını, kanını, yeğenini, bacını, belasını, çocuğunu, cibilliyetini... "S.kemeyeceği ne varsa.

BİA Haber Merkezi - İstanbul

22 Nisan 2008, Salı

Nilüfer ZENGİN

Kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz, cinsel şiddetten ibaret değil. Bir de "dil dayakları" var, yani aie içi şiddette kullanılan küfür, tehdit ve hakaretler...

Filiz Bingölçe'nin hazırladığı "Türkiye'de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Ortak Dili, Dil Dayakları" çalışmasına baktığınızda, erkeklerin tehdit ve küfürlerinin çoğunluğunda, şimdilik "hafifleterek" söyleyecek olursak "cinsel ilişki" teması gözlemleniyor... Öyle görünüyor ki aile içi şiddet uygulayan erkekler "penisleri" olmadan küfür edemeyecek, gözdağı vermeyecekler... Penisi olmak, toplumsal cinsiyet perspektifinden erkek olmanın yeterli koşulu olmadığına göre, penisiyle özdeşleşmiş erkeklerin, kadınları vajinadan ibaret sanmalarında bir sorun var.

Filiz Bingölçe Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu'nun desteklediği çalışmasında Ankara, İstanbul, Konya, Erzurum, Urfa'da şiddet mağduru 65 kadınla yüzyüze görüşmelerinden hazırladığı çalışmasında bize aile içi şiddette kullanılan küfür, tehdit, ve hakaretlerin listesini de sunuyor. Bu küfür ve tehditlerin üzerini örtmek gerekmez, hatta teşhir etmek iyi olur diye düşündük...

"Ağzına verecem"

"Aha kapı aha sapı ananın .mına kadar yolun var"

"Ailende boş delik bırakmam"

"Allah bana s.k vermiş sende var mı, yok, o nereyi işaret ederse oraya giderim"

"Allahını s.kerim"

".mına koduğumun kızı"

".mına korum"

".mını s.keyim"

"mını astarını s.keyim"

"mını boydan boya cart diye yırtarım"

"mını ona buna göstermeye meraklısın"

"mını sat"

"Anan gibi orospusun"

"Ananı da babanı da s.keyim"

"Ananın .mına mı dönmek istiyorsun"

"Ananın .mını öttürürüm"

"Ananın .mını yakacam"

"Anası s.kişmiş"

"Annenin ölmüşünü s.keyim"

"Avradını s.ktiğimin kızı"

"Babanın .mına korum"

"Babanın yolunu s.kerim bacını s.kerim"

Bağırta bağırta s.keceğim"

"Bacını s.kerim"

"Bana vermiyorsun kime veriyorsun"

"Belasını s.ktiğimin

"Beşiktekini s.kerim"

"Beyin orospususun"

"Boğazına y.rak mı kaçtı"

"Büke büke s.keceğim"

"Ceddini s.kerim"

"Cibilliyetini s.kerim"

"Çıktığın deliği s.keyim"

"Çocuğunu s.kerim"

"Dalağını s.kerim"

"Damını s.kerim"

"Dedeni s.kerim"

"Dinini s.ktiğiğimin evladı"

"Doğmamış yeğenlerini s.keyim"

"D.zülmüş"

"Ebeni s.kerim"

"Evladını s.keyim"

"Geçmişini s.kerim"

"Gelmişini s.kerim"

"G.tünü s.kerim"

"İnşallah sizi bir gavur s.ker"

"Kaç kişi d.zdü seni"

"Kanını s.ktiğimin kansızı"

"Kemiklerini mezardan çıkarıp s.kecem"

"Kızın olunca kızını s.kerim"

"Kime veriyorsun kimlerin altına yatıyorsun"

"Kitabını s.kerim"

"Mezardaki ananı şaaparm"

"Neneni s.kerim"

"Oğlunu s.kerim"

"Oğlunu s.ktir"

"Olsa olsa bu işe yararsın önce eşeğe şimdi sana onun bunun altına yatıyorsun"

"Orospu olarak doğdun orospu olarak toprağa verecem seni"

"Sabah kadar çatır çatır s.ktiririrm"

"Sana boşalacağıma gider işerim"

"Seni de ananı da yan yana oturtur ikinizi birden s.kerim"

"Seni kaç kişi d.zdü"

"Seni s.ktirecem"

"S.kişmiş"

"S.kir git"

"S.keyim"

"Sokayım"

"Şu Ankara beni s.ksin bir daha sana kızım dersem"

"Tevellüdünü s.kerim"

"Torununu s.kerim"

"Y.rağa açlıktan öleceksin"

"Yolunu s.ktiğim"

"Yüz s.kim olsa birini vermem" (NZ)

Kaynak: http://www.bianet.org/bianet/kategor...-tehdit-ediyor
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 25-06-2008, 02:47
sanrılayıcı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 20-06-2008
Nerden: Ankara-İzmir
Mesajlar: 35
Aile içinde küfür etmek iğrenç bencede ama dışında seviyorum Hem zannımca bütün dünyada küfürler cinsiyetçidir.
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 25-06-2008, 10:41
Erdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 31-12-2007
Mesajlar: 209
Erkeğe ve kadına cinsellikle alâkalı verilen rol, hiç birisi için ayrıcalık taşımaz. Farklı algılamalar; bir gerçeğin değil, beyin zannedilen hilkat garibesi mekanizmanın içinde oluşan vehimlerin ifâdesidir. Cinsellik, canlıların türünü devam ettirmeleri açısından önemlidir. Kaldı ki sadece zevk ve doyuma ulaşma tarafını ele alarak yapılan bir değerlendirme dahi eksik olacaktır. Akraba evlilikleri ve kan uyuşmazlığı, doğan bebekler de hayati sorunlar ortaya koyarken, hayvanlar arasında dahi birleşme fizik yapı olarak güçlüler arasında cereyan etmektedir.

Aşırı sinirlenme sonucu kişinin kontrolünü kaybederek söylediklerini ayıracak olursak,-ki, bunlar dahi mâzur görülemez- bir kişi sık sık küfür etmeyi alışkanlık haline getirmişse eğitim, sosyo-kültürel yapısı ve psikolojik vaziyeti iel ilgili net doneler ortaya koymaktadır.

Çünki insan da, en iyi yaptığıını zannettiği şeyle övünme/tehdit etme hastalığı vardır.


Ahlaki temeli sağlam olmayan bir toplum, -ruhunda arta kalmış barbarlık duygusunun da tesiriyle- soyguncularına karşı hayranlık duyar.
Andre Maurois

Konu Erdoğan tarafından (25-06-2008 Saat 10:45 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 25-06-2008, 13:28
anarko1000 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 04-01-2008
Mesajlar: 73
Küfür etmenin ya da küfürlü konuşmanın sosyo-ekonomik durumla ya da eğitim, genel kültürle ilgisi olduğunu sanmıyorum, bence toplumsal kültürle alakalı bir kavram ve bütün dünya toplumlarında geçerliliğini sürdüren bir olgu. ( doğrudur ya da yanlıştır da değilim varolanı söylüyorum )

Ve doğal olarak bütün dünya da bilinen nedenlerden ötürü, baskın olan erkek egemen kültür nedeniyle de çoğunlukla erkek cinsel organının, kadın cinsel organından üstün ya da baskın olduğu algılamasından (saçmalığından) türeyen cümleler kullanılmaktadır.

Bu cümleler tüm toplumların küfür literatürüne hep bu algıdan yerleşmiştir.


'' Ben bilimin tanrısına inanırım ''
A. Einstein
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 03-10-2008, 02:30
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 05-08-2008
Mesajlar: 125
Exclamation Aynı Dili Konuşmuyor muyduk?

Aynı Dili Konuşmuyor muyduk?

Tüm toplumlarda kadınların ve erkeklerin konuşmalarinda bir takım farklılıklar gözlenir. Zaman zaman birbirlerinin söylediklerini yanlış anladıkları da...

Ayni toplumda, hatta ayni ev de büyümüş bir kadın ve bir erkek, kendi anadillerini ne kadar farklı konuşabilirler ki diye düşünenlerdenseniz, toplumdilbilim çalışmalarının şaşırtıcı örneklerine bir göz atmaya ne dersiniz?

İnsanların dili toplumsal, siyasal ya da etnik grubuna, eğitim durumuna, içinde bulunduğu iletişim ortamına, yaşına ve cinsiyetine göre değişiklik gösterir. Her iki cins de evde, okulda ya da işte farklı deneyimler yaşar, farklı sorumluluklar yüklenir ve farklı et kinliklere katılır. Ailede kız ve erkek çocuklara nasıl farklı davranılıyorsa, toplumda da kadın ve erkeklere farklı davranılır. Dil kullanımı da, cinse bağlı davranışların bir yönünü oluşturur. Kadınlar ve erkekler kendi cinslerine uygun dil davranışlarını toplumsallaşma sürecinde edinirler.

Bir dilin yapısı, sözcük dağarcığı ve kullanımıyla, bu dili kullananların cinsiyetleri arasında bir bağ olup olmadığı da, toplumdilbilim alanında son otuz yıldır üzerinde çalışılan bir konu. Yapılan ilk çalışmalarda, kadın ve erkeğin konuşmasındaki sesbilimsel, biçimbilimsel, sözdizimsel ya da sözcüksel farklılıklara odaklanılmış. Daha sonraki çalışmalardaysa, bütünüyle söylem çözümlemesine yönelme olmuş. Pek çok çalışmada, kadın ve erkeğin konuşma biçiminde aynı farklılıklar bulunsa da, bu farklılıkların ne den ve nasıl ortaya çıktığıyla ilgili çeşitli yorumlar yapılmış. Bu yorumlar dan ortaya çıkan “egemenlik” ve “ayrılık” yaklaşımları, toplumdilbilimcilerin üzerinde en çok durduğu ve ikisi arasında bir orta yol belirlediği yaklaşımlar. Çünkü her iki yaklaşımın da ışık tuttuğu bazı noktalar var.

Egemenlik Erkeklerde

İlk olarak William O’Barr ve Bowman Atkins’in ortaya attığı egemenlik yaklaşımında, kadınlar toplumda bir azınlık olarak görülüyor ve erkeklerin egemen olduğu düzende, kadınların dışlandığı ve ezildiği düşünülüyor. Buna göre, kadın ve erkeğin dil kullanımındaki farklılıklar da erkeklerin toplumdaki egemenliğini ve kadınların ezilmişliğini yansıtıyor. Genelde feminist toplumdilbilimcilerin savunduğu bu yaklaşımda, kadınların kullandığı dilin tipik özellikleri güçsüz, yetersiz ya da zayıf olarak niteleniyor.

Feministlere göre kadın, erkeği akıllı, toplumda saygınlığı olan, kuvvetli, sözü geçmesi gereken taraf; kendiniyse zayıf, saygınlığı olmayan, bağımlı olan taraf olarak görüyor. Erkekse, kendisinin güçlü, kadınınsa güçsüz olduğuna inandırılıyor. Kadınların dil kullanımı da, toplumdaki bu kendine güvensiz konumlarını yansıtıyor. Bu nedenle de, kadınların kullandığı dilde mantık kurallarının ve akıcılığın olmadığı, tümcelerin sık sık yarım bırakıldığı ve soru biçiminde iletildiği belirtiliyor. Ayrıca, erkeklerin bulunduğu ortamlarda kadınların daha az konuştuğu ve konuştuklarında da karşılarındakileri destekleyici stratejiler kullandıkları ileri sürülüyor.

Feministler bu durumu kadınların, erkeklerin dünyasını yansıtan dille iletişim kurmakta güçlük çekmelerine, konuşurken kendilerine güvenmediklerinden sık sık onaylanmak iste melerine bağlıyorlar. Kadınların, dil kullanımında erkeklerle eşit olanakları paylaşamadıklarından, dilsel bir dışlan ma yaşadıklarını ve değişik durumlar da etkili iletişim kurmakta güçlük çek tiklerini belirtiyorlar. Böylece kadınla rın toplumdaki alt konumu dile yansımış oluyor. Bu durum, kadının toplumdaki konumunun yaratılmasına ve sürdürülmesine de katkıda bulunuyor.

Bu yaklaşım, kadın ve erkeğin dil kullanımındaki farklılıklara belli bir noktaya kadar ışık tutuyor. Ancak, her ne kadar bazı toplumlarda benzer tablolar görülse de, bunu genele yaymak ve farklılıkların tek nedeni olarak göstermek yanlış olur. Ayrıca, dillerin erkeklerin tekelinde olması, kadınların dile yabancı olması ya da dillerin kadınların deneyimlerini aktarmada yetersiz kalması söz konusu olamaz. Burada dilin özellikleri olarak açıklanan bazı noktalar, aslında sözkonusu toplumların özellikleriyle ilgili. Bu gibi toplumlarda, kadın ve erkek eşit olarak ele alınmadıkça, konuşmalarında farklılık oluşması kaçınılmaz.

Kültürler Ayrı

İlk olarak Daniel N. Maltz ve Ruth A. Borker tarafından ileri sürülen ayrılık yaklaşımındaysa, kadınlar ve erkekler toplum içinde iki ayrı alt kültür ola rak değerlendiriliyor ve iki cins arasındaki konuşma biçimi farklılıklarının, bu farklı kültür özelliklerinden kaynaklandığı savunuluyor. Değişik toplumsal gruplardan gelen bireylerin konuşmayı planlama ve yorumlama stratejilerinin değişik olduğu ve bu durumun da yanlış anlamalara neden olduğu daha önceki çalışmalardan biliniyor. Maltz ve Borker, kadın ve erkeklerin birbirinden farklı alt kültürleri olduğunu ve bu durumun kadın ve erkek arasındaki iletişimi önemli ölçüde etkilediğini ileri sürüyorlar. Kadın ve erkeğin konuşurken aynı varsayımlardan yola çıkmadıklarını, bu yüzden de konuşanın niyetiyle karşısındakinin anladığı arasında bir uyum olamayacağını savunuyorlar.

John Gumperz de, konuşmada hikâye etme, açıklama, tartışma, vurgulama, emretme ve yöneltme gibi işlevlerin evrensel olduğunu; ancak, bu işlevlerin toplumsal düzeyde gerçekleşmesinin kültürel etkenlere bağlı olduğunu söylüyor. Bireylerin değişik kültürel varsayımlarla bilgi ya da tartışmayı değişik biçimlerde yapıladıklarını, değişik konuşma biçimleri kullandıklarını belirtiyor. Böylece bireyler konuşmadaki hakları ve konuşmadan beklentileri konusunda ayrılıyor; bu durum da bireyler arasında sık sık yanlış anlamalara neden oluyor.

Kurallar Çakışınca

Maltz ve Borker’a göre kadın ve erkeklerin arkadaşça konuşmalar için edindikleri kurallar, birbirleriyle konuşurken çakışıyor. Bu konuda en bilinen örnek, Amerikan toplumunda konuşma anında dinleyen tarafın verdiği ya da vermediği olumlu kısa yanıt ya da karşılıklarla ilgili. Karşılıklı konuşmanın genel özellikleri olan bu tepkiler, başı öne doğru sallama ya da “evet”, “hmm” gibi yorumları içeriyor. Bu tepkileri hem kadınlar hem de erkekler veriyor.

Ancak Maltz ve Borker’a göre kadınlar ve erkekler için bu kısa yanıtlar farklı anlamlar taşıyor. Bunlar, kadınlar için “Seni dinliyorum, devam et” anlamına gelirken, erkekler için “Seninle aynı görüşteyim”, “Seni anlıyorum” gibi daha kuvvetli anlamlar taşıyor. Kadınlar bu küçük tepkileri daha sık kullanıyor ve kendileri konuşurken de bu yanıtları bekliyorlar. Bu yanıtları alamadıklarında karşılarındakinin kendilerini dinlemediği sonucunu çıkartabiliyorlar.

Erkeklerse, bu tepkileri, daha az ve genelde konuşmanın sonuna doğru kullanıyorlar. Konuşmaları boyunca sürekli bu küçük tepkileri aldıklarında, karşılarındakinin kendileriyle aynı fikirde olduğunu düşünüyorlar. Konuşmaları bittiğin deyse, karşılarındakinin tümüyle farklı bir fikirde olduğunu açıklaması onları şaşırtıyor ve sonuç olarak, kadınların ne düşündüğünün önceden tahmin edilemeyeceği ya da kadınların durma dan fikir değiştirdiği görüşüne varabiliyorlar. Böylece, her iki cinsin iki değişik kurala ya da aynı yanıtlar için farklı yorumlara sahip olması, birbirlerini sık sık yanlış anlamalarına yol açıyor.

Maltz ve Borker’a göre bu gibi durumların nedeni, kadın ve erkeklerin her gün iletişim halinde olsalar bile, farklı alt kültürlere ait olmalarından dolayı farklı konuşma kurallarına sahip olmaları. Aynı biçimde, kadınların soru sormayı konuşmanın devamı için bir gereklilik olarak gördüklerini, erkeklerinse soruları yalnızca bilgi sorma amaçlı kullandıklarını belirtiyorlar. Konuşma anındaki saldırgan tutumları, erkeklerin konuşmayı organize etmenin bir yolu olarak gördüğü nü, kadınlarınsa bu saldırganlığı kişi sel olarak kendilerine yöneltilmiş ve engelleme amacıyla yapılmış bir davranış olarak düşündüklerini ileri sürüyorlar. Maltz ve Borker, kadın ve erkeklerin sorun paylaşma ve öneride bulunmaya karşı da farklı tutumlar içinde olduğunu söylüyorlar. Buna göre, kadınlar sorunları tartışma, deneyimlerini paylaşma ve rahatlama arayışındayken; erkeklerin, bir sorunundan bahseden kişi kendisinden çözüm üretmesini bekliyormuş gibi; karşısındakine önerilerde bulunarak, hatta bir uzman edasıyla, ders verirmiş gibi yanıtlar verdiklerini belirtiyorlar.

Çocuklukta Başlıyor

Kadın ve erkeklerin iki ayrı alt kültürü ne zaman edindikleri sorusunun yanıtı çocuklukta yatıyor. Maltz ve Borker’a göre yetişkin çağa geldiğimizde, farklı zamanlarda öğrendiğimiz ve farklı iletişim durumlarında kullandığımız bir dizi kural edinmiş oluyoruz. Örneğin, çocukken anne babalarımız ve öğretmenlerimizle etkileşimlerimiz sırasında, kendimizden üst ya da alt konumdaki kişilerle hangi kurallara göre iletişim kurmamız gerektiğini öğreniyoruz. Ergenlik çağımıza doğru, karşı cinsle iletişim için bir kurallar dizisi ediniyoruz. Arkadaşça bir konuşmayı devam ettirmek için de kurallarımız olu yor. Ancak, ilginç olan, bu kuralları bü yüklerimizden değil, kendi yaşıtlarımızdan ve hemcinslerimizden 5 - 15 yaş arasında öğreniyor olmamız. Çünkü bu yaş aralığında çocuklar arkadaşlarını genelde kendi cinslerinden seçiyorlar ve kendi cinsleriyle daha fazla zaman geçirdikleri için de birbirlerini etkiliyorlar.

Çocuklukta aynı cinsten arkadaşlarla iletişim kurmak için geliştirilen konuşma biçimlerinin, yetişkinlikte karşı cinsle iletişimde de kullanılmasıysa, yanlış anlamaların temelini oluşturuyor. Araştırmalar okul yaşına henüz gelmiş çocukların dil kullanma modellerinde bile kadın - erkek farklılığının oluşmaya başladığını gösteriyor. Her iki cinsin üyeleri bilinçli olarak birbirlerinden farklı davranmayı ve bu farkları abartmayı seçiyorlar. Kız çocuklar erkekler gibi, erkek çocuklar da kızlar gibi davranmamaya özen gösteriyorlar. Maltz ve Borker bu durumu, kişilerin kendi etnik kökenlerini belli etmek, kendilerinin diğerlerinden ayırt edilmesini sağlamak için özellikle aksanlı konuşmalarına benzetiyorlar.

Düğün Pastası Düğünde Yenir

Tannen, bu iddiasını desteklemek için ilginç bir örnek veriyor. “Evliliklerinin 50. yıldönümünü bir otelde kutlayan Amerikalı çift konuklarının bir bölümünü tüm hafta sonunu geçirmek üzere, bir bölümünüyse kutlama akşamındaki yemeğe davet ederler. Kutlama akşamındaki yemeğin sonuna doğru, garson o akşam çok yemek yenildiğini, kutlama pastasını keserlerse pek yenmeyeceğini söyler ve pastanın ertesi günkü öğle yemeğinde kesilmesini önerir. Kadın, konukların görüşünü alır. Erkeklerin tümü bu öneriyi uygun bulur, kadınların tümüyse karşı çıkar ve parti o akşam olduğuna göre pastanın da o akşam kesilmesi gerektiğini söylerler.” Tannen bu olayda erkeklerin “ileti” üzerinde durduklarını, pastayı yiyecek olarak algıladıklarını belirtiyor. Kadınlarsa “üst ileti” üzerinde durduklarından, kutlama için özel olarak hazırlanan pastanın, o özel günde sunulması gerektiğini düşünürler. Ertesi güne kalırsa pasta bu özelliğini yitirecek, kutlama da pasta olmadığı için bir yönüyle eksik kalacaktır. Ayrıca, konukların bir kısmı o akşamın sonunda otelden ayrılacaklardır. Bu olay, kadın ve erkeklerin aynı iletiyi ne kadar değişik biçimlerde yorumladıklarını göstermiyor mu?

Tannen’a göre, ileti ya da üst iletilere duyarlılıktaki ayrılıklar, kadın ve erkek arasında hemen her konuda görüş ayrılıklarına neden oluyor. Tannen, kadın ve erkeğin kendi düşüncelerinin mantığına, karşısındakininse mantıksız lığına inandıkları için bu gibi yanlış anlamaları düzeltmenin güçlüğüne de değiniyor.

Tannen’a göre, erkekler, tıpkı çocuklukta olduğu gibi, kendilerini hiyerarşik bir toplumsal düzende karşılarındakilere göre üst ya da alt konumda görürler. Konuşmalarına da üst konumda olabilmek, başkalarınca aşağılanmamak üze re yön verirler. Bağımsızlıklarını korumak ve başarılı olmak için yaşam boyu mücadele verirler. Öte yandan kadınlarsa kendilerini toplumsal ilişkiler içinde bir birey olarak görürler. Konuşmaysa onlar için insanların birbirini onayladığı, desteklediği ve anlaşmaya vardığı bir görüşmedir.

Kadınlar için de yaşamda hiyerarşik bir düzen bulunur; ancak, bu hiyerarşi güç ve başarıdan daha çok arkadaşlıkla ilgilidir. Kadınlar da statü ka zanmayı ve başarılı olmayı isteseler de, bunlar kadınların sürekli peşinde olduk ları amaçlar değildir. Statü kazanmaya ve başarılı olmaya çalışırken, bunu iyi ilişkilerle gerçekleştirmeye yönelik dav ranırlar. Erkekler de birlikte olmayı ve yakınlık kurmayı isterler; ancak, bu amaçlar onlar için birinci derecede önemli değildir, yakınlık kurmayı karşı çıkarak gerçekleştirmeye çalışırlar.

Aynı Dil Şart mı?

Pek çok kadın ve erkek, yakın ilişki lerinden memnun değil ve bir şeyleri konuşmaya kalktıklarında daha da faz la hayal kırıklığına uğruyor. Tannen’a göre ilişkilere toplumdilbilimsel bir ba kış açısıyla yaklaşıldığında, bu memnu niyetsizlikleri, kimseyi delilikle ya da hatalı olmakla suçlamadan ya da ilişkiyi suçlayıp bitirmeden açıklamak olası. Eğer aramızdaki farklılıkları fark eder ve anlarsak, birbirimizin tarzından bir şeyler öğrenebilir, bu tarzların açıkla masını yapabilir ve buna uyum sağlayabiliriz. Eşlerin kişisel zayıflığa yorulan konuşma biçimi, farklı bir sistemi yansı tan biçim olarak yeniden ele alınabilir belki. Ya da eşlerimiz tarafindan yıllarca didiklenen kendi konuşma tarzımı zın mantıklı ve uygun olduğunu savunabiliriz.

Eğer konuşma tarzına dayalı farklılıkları anlayabilirsek, gerçek çatışmalara, uyuşmazlıklara göğüs germek ve bunların üstesinden gelmek amacıyla ortak bir dil bulmak için daha iyi bir konumda olabiliriz .

Derleyen

Meltem Yenal Coşkun- Hacettepe Üniversitesi, İngiliz Dilbilimi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Güray König’e katkılarından dolayı teşekkür ederiz.

Kaynaklar:

König, G. Ç., Dil ve Cins: Kadın ve Erkeklerin Dil Kullanımı”, Dilbilim Araştırmaları 1992, Hitit Yayınevi
König, G., “Kadın, Erkek ve Dil”, Kuram, Kitap 10, Ocak 1996
Taanen, D., You Jast Don’t Understand — Women and Men in Conversation, William Marrow and Campany mc., New York, 1990
Gumperz, J.J. (ad), Language and Social Identitly”, Cambridge University Prenn, 1987
Wardhaugh, R, “An Introdaction to Socialinguistics”, Blackwell Oxford UK Cambridge USA, 1992
Bilim ve Teknik Dergisi- Temmuz 2006- TÜBİTAK

Kaynak: SOLPLATFORM - Tekil Mesaj gösterimi - Erkekler Kadınları En Çok S.kmekle Tehdit Ediyor
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 03-10-2008, 19:27
alchemy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kış Armudu
 
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Yaş: 41
Mesajlar: 780
Blog Başlıkları: 23
Konu küfür değil ki, konu hayatta ve bunun bir izdüşümü olan küfürde erkeğin kadını s.kme eylemini bir tehdit, bir "silah" şeklinde kullanması. Erkeğin silah olarak kullanmaya koşullandırıldığı bu eylemi, tam da böyle yaptığı için özgürce yaşayamaması ve kadının da sonuçta bundan her türlü nasibini alması kısır döngüsüyle oluşan ucubik bir durum sözkonusu. Bugün bir sevgili çift arasında hatta eşler arasında bile, kızgınlık anında kolaylıkla söylenebilen şeylerdir bunlar. Ne kadın bilinçli hele ne de erkek... Kadın bunu bir aşağılama olarak aldığı sürece, mevcut toplum baskıları ve tabularından dolayı, erkek bunu hala aslında namlusu kendine doğrultulmuş bir "silah" şeklinde kullanmaya devam edecek... Bu bizim toplumumuzda son derece yaygın bir durum. Avrupayı bilmiyorum ama Amerika'da (ABD) da öyle.

Sayın erkekler... S.kmek eylemi aslında gerçek anlamda sadece bir kadınla yapabileceğiniz ve bu derecede sadece insan cinsine has şekilde, üremenin de dışında zevk verici bir eylemdir. Bunun farkına varıp kavga ve yıkmak kırmak dökmek dürtüsünü size direten noradrenalininizi başka platformlarda boşaltmayı deneyin ve de kadınları saçma sapan şekilde kırıcı bu eyleminize bir son verin. Zira bindiği dalı kesen Nasreddin'e benziyorsunuz... Her ne kadar işin en kolayı o dalı kesmek olsa da, eğer ki kesilecek bir dal var ise ortada , o dal kesiyor olduğunuz değil. Olmamalı...


Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
ediyor, erkekler, kadınları, s.kmekle, sikmekle, tehdit


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Vatanseverlik, özgürlüğe karşı bir tehdit asi Serbest Kürsü 37 18-01-2008 19:33
erkekler ne düşünüyor SaFinAzZ Resimler ve Düşündürdükleri 31 11-01-2008 14:22
Bir kadını tehdit etmek aristo Hayata Dair.. 2 27-11-2007 07:49
kadınları ağlatmak asmara Serbest Kürsü 0 27-10-2007 14:04
erkekler ağlamaz Can Medresetul Lugat 10 21-03-2007 16:49


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:47 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org