|
|
Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!
Çarpıcı başörtüsü ANKETİGüncel Mevzular içerisinde Çarpıcı başörtüsü ANKETİ konusu: Alıntı:
maria ´isimli arızadan alıntı
Şu boyut unutuluyor mu nedir; geçen televizyonun birinde bir genç kız konuşuyordu, 'dinsiz bir adamla evlenmektense, dindar bir adamın dördüncü karısı olmayı yeğlerim' diyordu, afaki ...

11-03-2008, 20:13
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 31-12-2007
Mesajlar: 209
|
|
Alıntı:
|
maria´isimli arızadan alıntı
Şu boyut unutuluyor mu nedir; geçen televizyonun birinde bir genç kız konuşuyordu, 'dinsiz bir adamla evlenmektense, dindar bir adamın dördüncü karısı olmayı yeğlerim' diyordu, afaki geliyor duyunca ama söyleyen samimi; bir kimlik kazanmak onun silik yaşamında önemli. Köyde üretime katılan genç kızlar, evlenince kente göçüp tüketen kesim oluyorlar lakin yine bir kimlik kazanmış olmanın ihtiyacından...
Akp'nin yahut da ılımlı islam modelinin kadına biçtiği rôl eğitimli ama üretmeyen kadın, kocası ve çocuklarına daha birikimli bir eş/anne, özel alanda itibarlı lakin kamudan dışlanmış...
|
Yıllarca önce idi. Sosyoloji dersinde bir öğretmenimin söylediği şu sözü hiç unutmadım.
"Teknolojik değişimler daha hızlı, kültürel değişimler yavaş gerçekleşir."
Eskilerin hoş bir tabiri vardır. "Boyacı küpü değil ki sokup çıkarasın" derler. Yüzlerce yıldır, "Din" kılıfı içerisene konulup insanlara dayatılan kimi örflerin, bir an da terk edilmesi mümkün değildir. Evvelce "Mürteci/Yobaz" olarak vasıflandırılan çevrenin kız çocuklarını okutmadıklarından yakınılırdı. Nitekim bu yakınmalar haksız da değildi. Ancak şimdi " Okuyorlar ama üretimin içinde yoklar" deniyor. O da olacak ama zamanla.
Bu gün bir çok insanın aklında bir "İslâmi devlet" modeli şekillenmiş olabilir. Fakat bu bir hayaldir. Kişilerin gönlünde yaşamayan İslâm, devlet denilen siyasi otoritede kenidisini gösterirse, kimi çevrelerin menfaatlerine paravan bir baskı aracı haline gelir. O zaman da insanlara hidayet kaynağı olmaktan çıkıp, bir zulüm aracına dönüştürülmüş olur. Bazı müslümanlar şöyle düşünebilir. "İslâm devlette uygulansın. Biz de daha kolay bir İslâmi hayat yaşayalım." Bu düşünce, 200 katlı bir gökdelenin yapımına tavanından başlanmasından daha abuk bir şeydir.Çünki arzuladıkları "İslâmi devlet"i uygulayacak olan da yine kendileri gibi insandır. Nasıl ki tıp tahsili almamış ve kendisni yetiştirmemiş kişilerin eline insan sağlığı emanet edilemezse, İslâmı çenesinden aklına ve gönlüne aktaramamış, bizzat kendisi hayatını İslâma göre düzenleyememiş insanların da, başkalarına yine İslam adına verebilecekleri bir şey olamaz.
Bu sebeple her inanç sahibinin ya da ateistin, başkasının dışlama ve tepkisinden çekinmeden rahatça yaşayabildiği bir ortam/devlet modeli, içinde bulunduğumuz koşullarda herkes için en iyisidir. Yani Lâiklik siyasilerin ağızlarına pelesenk olmaktan kurtulup gerçek anlamda uygulanabildiği ve hiç kimsenin "Öteki" nin inanç ve yaşama biçimini kendisi için "Tehdit" olarak algılamamayı becerebildiği zaman, sıkıntılarımızın çoğunu da aşmış olacağız.

Ahlaki temeli sağlam olmayan bir toplum, -ruhunda arta kalmış barbarlık duygusunun da tesiriyle- soyguncularına karşı hayranlık duyar.
Andre Maurois
Konu Erdoğan tarafından (11-03-2008 Saat 20:19 ) değiştirilmiştir..
|

11-03-2008, 20:36
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
|
Ben tarihsel evrime inananlardanım, birkaç kez de ifade ettim bunu (böylesi bir evrimde de dinlerin rafa kaldırılacağına dair düşüncelerim var); velakin Erdoğan bahsettiğiniz üzre görece iyiye doğru bir yönsemeden çok, görece kötüye doğru bir eğilim söz konusu kadının özel sektör ve kamu hayatındaki yeri adına. Ha derseniz ki bir nevi duraklamadan sonra ivme kazanacaktır, müneccimlik olarak adlederim, lakin öylesi veriler henüz yok.
İslam devletinin eski şerî düzende bir yapılanmayla günümüzde geçerliliği olmadığını/olamayacağını ortalama bir ussallıkla biliyoruz zaten velakin modernize edilmiş modelin de ilmek ilmek işlendiğini düşünmemek safdillilik olacaktır.
Burada İslamîyet'in gönülden inanılınca ne "yüce" bir din olduğunu konuşmuyoruz, inançla ilgili mevzulardır bunlar ve anlamlandırmalara tekabül eder, lakin İslamın kadına biçtiği rôlün görünürde çağdaş, üretken, katılımcı bir kadın modeli olmadığından bahsediyoruz.
|

11-03-2008, 20:56
|
 |
teoride normalim
|
|
Üyelik Tarihi: 23-11-2007
Nerden: düşünemeyen insanların olmadığı her yerde yaşayabiliyorum
Yaş: 35
Mesajlar: 410
|
|
|
bu anketin neresi çarpıcı meeeee e eee eee rak ettim. meeee rak mı ettim cık cık çok sakıncalı bir durum elektriklendim heralde gidip toprağa çimenlerin arasına yayılayım
|

11-03-2008, 21:05
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 31-12-2007
Mesajlar: 209
|
|
|
"Burada İslamîyet'in gönülden inanılınca ne "yüce" bir din olduğunu konuşmuyoruz, inançla ilgili mevzulardır bunlar ve anlamlandırmalara tekabül eder, lakin İslamın kadına biçtiği rôlün görünürde çağdaş, üretken, katılımcı bir kadın modeli olmadığından bahsediyoruz."
Benim de kastım sadece "İslâmi devlet" anlayışı içinde olanlara karşı idi. İslâm, kişilerin özgür tecihleri neticesinde kabul ya da reddedilir. Benim veya bir başkasının dahli İslâmi olmaz, kişisel tasarruf olur, baskı olur.
Ancak, kişinin özümsemediği ve dürüstçe yaşayamadığı şey din değildir. Dindarın dinini anlayabilmesi/öğrenebilmesi ve yaşayabilmesi inanmayan için de iyidir.
Hani meşhur sözdür.
"Yarım hekim candan, yarım hoca imandan eder" derler. İnancını olgunlaştıramamış fakat kendisini "Dindar" olarak lanse eden insanın ne kendisine ne de (inasın veya inanmasın) diğer insanlara faydası olamaz.
Kısaca sorun tamamen eğitim sorunudur. Ortaçağ da veba salgınının faturasını yahudilere kesen, akıl hastalarını "İçinde şeytan var" diye diri diri yakan, İşine geleni "Adam" gelmeyeni de "Şeytan" olarak gören kilisenin dayattığı din, bu gün batı medeniyeti içerisinde bir yaşam alanı bulabilmişse, Hz Yunus'un dediği gibi "72 millete bir göz ile bakan" İslâmın bu noktada pek sıkıntı yaşayacağını sanmam.
Sıkıntı İslâmda değil, onun anlaşılması ve algılanmasındadır.

Ahlaki temeli sağlam olmayan bir toplum, -ruhunda arta kalmış barbarlık duygusunun da tesiriyle- soyguncularına karşı hayranlık duyar.
Andre Maurois
|

12-03-2008, 15:21
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
|
İnananlar için bu dediklerinizin geçerliliği olabilir Erdoğan, ama nedense bu kez birbirimizin dediklerini anlayamadık; ben İslam'ın ya da herhangi bir dinin ne yüce olduğunu yahut olmadığını inananlarla konuşmam, o inançla zaten ilkten normlaştırmışlardır, ötesine atlamak mümkün değildir. Sizin de bunu sitede -defaatle- konuşmayacağınızı okumuştum. Kimse dinsizliğin yahut dindarlığın misyonik görevini üzerinde hissetmemeli.
Lakin İslam -yahut da tüm dünyada dalga dalga yayılan din- tacirlerinin, yine bizzat din üzerinden kadına biçtiği rôl modeli konuşuyoruz burada. Husûsiyetle de ülkemizde olanını.
Doğal olarak inandığınız dini yüceltiyorsunuz; ve daha evvel de fikirlerinizden istifade ettiğim üzre erklerin elinde araçlaşmış dinden değil gönülden yaşanan dinden tarafsınız; görece ideal dindar gibi.
Yine de İslam modelinde kadının rôlüyle ilintili yaklaşımım sizden yanıt bulamadı. Tüik'in işsizlik oranlarına göz atınız, rakamlar (her ne kadar resmî de olsa, özellikle ekonomiyle ilgilenenler gizli işsizliği de göz önünde bulundururlar okurken tabloları) kadının son 10 yılda iş hayatından uzaklaştırıldığını ifade ediyor. Bunu yalnızca "türban"a bağlamak elbette hakkaniyetsiz olur, türban yalnızca görünen kısmı. Cumhuriyet'in başlangıcında kadına iş hayatına dahil olması adına kimi "pozitif" ayrıcalıklar tanındı; mevcut hükümetin başbakanı ise kadına böylesi bir ayrımcılığı kelime oyunlarıyla geçiştirme kurnazlığını benimsiyor. Bilinçsiz kadınlar bir "kimlik" bulmanın kaygısıyla, eğitim alıyorlar ama bilinçlenemiyorlar; bu genelleme değildir, istisnalar da elbette çıkıyor aralarından. Lakin "çalışan kadın aldatır" çıkışıyla müftünün benimsediği fikir bu "ılımlı islam" modelinin benimsediği modelin dillendirilmiş halidir olsa olsa. Büyük Engizisyoncu metninde İsa'ya bir yaklaşımı vardı Zosima'nın "Binlerce, on binlerce kişi göğün ekmeği uğruna senin ardından gitse bile, ölümlü dünyanın nimetlerinden geçemeyen milyonlarca insan ne olacak?" diyordu. Ben de size uyarlayayım haydi dini gönülden inanan bir küçük grup için çok muteber kıldık, faidelerini yücelttik, ya diğerleri? Çalışma hayatından ötelenen kadının birikimli lakin bilinçsiz, yetenekli lakin bunu kullanacağı alan ev içi olan düzen olması; kadını ikinci sınıflıktan kurtarabilmeye yetecek mi?
Türbansa büyük aysbergin yalnızca görünen tepesi.
|

14-03-2008, 14:45
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 31-12-2007
Mesajlar: 209
|
|
|
Sn. maria,
Yazdıklarımda "İslamın ne kadar yüce bir din" olduğunu izaha çalışmadım. Belki cehlimden merâmımı tam arz edemedim. "Eski köye yeni adet" peşinde değilim. İslâm, islâmdır. "Ilımlı" veya "Siyasal" olarak tavsif edilmesini kabul edemem.
Diğer taraftan Allah'ın Kur'an da buyurduğu hükümlerin tümü beni bağlar. Fakat din de insanlar için o zamanın şartlartında ortaya konmuş kimi ruhsatların, sanki temel emir hükmünde algılanmasına karşıyım. Bir ayette "Dörde kadar" evlenmeye ruhsat verilirlken diğerinde "Adaletle hükmetme" emredilir. Adil olmak emir/şart, diğeri ruhsattır. Ama birileri uçkuruna hakim olamayıp İslâm'da ki "Dörde kadar" ruhsatını kendi sıkıntısına maske yapıyorsa bu onun suçudur.Başka bir deyişle Müslümanların yaşadığı coğrafya da Dinin temeli, insanlığın olmazsa olmazı adâlet bir taraf itilmiş ve İslâmın erkelere kaç adet kadınla evlenebilecekleri konusunda ki Ruhsatı ön plâna çıkmışsa, orada zaten dinin özü gitmiş, şekli kalmıştır. Eğer bu şekli "İslâm" olarak algılarsak, ben bir çok insandan daha da fazla eleştiri malzemesi üretebilirim.
Denir se ki, "Bir erkeğe dört kadını mahkum etmek adalet midir ?"
Konuya dışarıdan bakıldığında bu soruya verilecek tatmin edici bir cevap bulamazsınız. Ama ben size şunu diyebilirim. Dünyanın en güzel yazılmış şiirinden işimize gelen bir cümleyi çıkarırsak, o cümlede şiirin bütünüyle birlikte oluşan anlam kayboluverir. Şiirin içinde iken sahip olduğu değeri tek başına koruyamayabilir. İslâmı da tek tek emirleri ele alıp, onu islâmın diğer hükümlerinden ayrık biçimde değerlendidirsek, istediğimiz gibi sonuçlara ulaşabilmemiz mümkündür. İslâmı bir bütün olarak ele alıp da muhatabına anlatabilmek ise,her babayiğidin harcı değildir. Ben de bu sebeple başka bir sayın üyeye "İnancımı tartışmam" demiştim. Ama takdir edersiniz ki, ihtiyaç hasıl oldukça düşüncelerime açıklık getirmem için inancımı referans almam veya kısmen değinmem ile onu tartışmaya açmam farklı hususlardır.
Tabi bütün bunları yazarken belirttiğiniz şekilde dinimi "övme- ululama" gayreti içinde değilim. Sadece önceki mesajlarımdan birinde arz etmeye çalıştığım gibi meselenin bu gün kendilerini müslüman olark tanımlayanlar açısından anlama/algılama noktasına değinmeye çalışıyorum. Size bir şeyler ispat etme peşinde olamam. Hatta bir ihtiyaç durumu yoksa böyle bir "İspat" davranışının muhatabıma saygısızlık olacağını düşünmekteyim. Çünki mevzu subjektiftir.

Ahlaki temeli sağlam olmayan bir toplum, -ruhunda arta kalmış barbarlık duygusunun da tesiriyle- soyguncularına karşı hayranlık duyar.
Andre Maurois
Konu Erdoğan tarafından (14-03-2008 Saat 16:28 ) değiştirilmiştir..
|

14-03-2008, 17:43
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
|
Teşbihte hata olmasın lakin şiirde çürük dizeler olmaz, olursa zaten o şiir olmaz...
Saygılar...
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:44 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|