Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Güncel Mevzular


MİT’in ‘irtica’ raporu AKSİYON'u telaşlandırmış

Güncel Mevzular içerisinde MİT’in ‘irtica’ raporu AKSİYON'u telaşlandırmış konusu: MİT’in ‘irtica’ raporu Bu sayımızda Milli İstihbarat Teşkilatı'nın bir kanadı tarafindan hazırlanan, son irtica raporunu sunuyoruz. Çok partili demokratik ortamdan rahatsızlığın vurgulandığı,raporu okuyan devlet ricalini "İslamcı" kesime karşı tahrik edici ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 07-02-2008, 17:58
Normale dönmüş
 
Üyelik Tarihi: 20-06-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 28
Mesajlar: 898
Cool MİT’in ‘irtica’ raporu AKSİYON'u telaşlandırmış

MİT’in ‘irtica’ raporu

Bu sayımızda Milli İstihbarat Teşkilatı'nın bir kanadı tarafindan hazırlanan, son irtica raporunu sunuyoruz. Çok partili demokratik ortamdan rahatsızlığın vurgulandığı,raporu okuyan devlet ricalini "İslamcı" kesime karşı tahrik edici ifadelerin yer aldığı bu rapor iki sayı önceki MİT dosyamızın tamamen doğrultin yansıttığını ortaya koymakta. MİT’in "hal-i pür melali"ni ve seviyesini müşabede etmek istiyorsanız aynen yayınladığımız bu raporu mutlaka okuyun


“MİT’in geçmişi yok. Her şey gibi bunu da Amerikalılar'dan öğrendik. Amerika, Güney Amerika'da ve Vietnam'da ne yapıyorsa Türkiye'de de onun yapılmasını istemiştir. Amerika'nın Vietnam'da uyguladığınısen kendi halkına karşı uyguluyorsun. Bu rezilliktir, komikliktir. MİTin işleyişi yanlıştır. Devlet siyasi analizler yapıp MİTten bu yönde veriler toplamasını istemek yerine, MİTin getirdiği raporlardan hareketle karar veriyor. Yanlıştır. İstihbarattaki yanılma devletteki yanılmayı getirir. Türkiye'yi bir yöne sevketmek isteyenler provoke eylemler tezgahlayıp, buna.uygun belgeler düzenleyip MİT mensuplarına verebilirler. Onlar da bunları kendi üstlerine ve dolayısıyla devlet yetkililerine ulaştırabilirler. Ben burada iddia ediyorum 1980 öncesi Türkiye'de komünizm tehlikesi yoktu. O zamanlar Rusya'nın politikalarını değerlendiren başbakan da devlet de olmaz demeliydi. Şu anki hali de kullanılmaya müsait bir yapı arzeden MiTten gelen araştırmalar o zaman ciddiye alındı, hata yapıldı."
4-10 Şubat tarihli Aksiyon'da MİT eski Daire Başkanı Mahir Kaynak bunları söylüyordu.

AKSİYON'A GELEN MEKTUP

İki hafta önce dergimize kalın bir zarf geldi. Zarf ta bir rapor ve aşağıdaki ifadelerin bulunduğu bir mektup yer alıyordu:
"Değerli Aksiyon yetkilileri, MiT KİTlendi başlıklı haberinizi okudum. Gerçekten doğrulara temas etmişsiniz. Devletin en ciddi birimlerinden biri olması gereken. MiT şu anda bir komedi tiyatrosuna dönüşmüş durumda.
Size gönderdiğim ve teşkilat içinde CIA ve MOSSAD'la, Mahir Kaynak'ın işaret ettiği türden irtibatlı kişiler tarafindan hazırlanan bu MİT raporu, MİT Müsteşarı Sönmez Köksal tarafindan MGK'ya sunulmuştur.
Güneydoğu ajan kaynarken, Batılı ülkeler bu ajanlar vasıtasıyla Kürt yetkililerini kendi saflarına çekmeye çalışırken ve Türkiye üzerinde çok elim hesaplar yapılırken, hem MİTin, hem de asker ve devlet ricalinin dikkatleri, dindarlar uzerine çekilerek yine "rejim tehlikede" mesajları verilmeye çalışılmaktadır. Dışa açılmaya çalışan Türkiye'yi yeniden içe döndürüp bir kaos ortamı oluşturmayı hedefleyen bu tür raporlarla hedef saptırılmakta, asıl tehlike gözlerden uzak tutulmaya çalışılmaktadır.
Ben şahsen MİT Müsteşarı olsaydım bu raporu MGK'ya sunmaktan utanırdım. Toplanan verilerin basitliğine karşılık yapılan yorumların dehşet vericiliği, MİTin malum kanadının devleti yönlendirmeye çalıştıgı gerçeğini bir kez daha ortaya koyuyor.

Raporu yayınlama cesaretini göstereceğiniz ümidiyle çalışmalarınızda başarılar diliyorum."
Raporu okuyunca mektup sahibine hak vermemek elde değiL.
çoğu satırında tahrikle beraber bir akıl verme havası sezdiğimiz ve doğru olmamasını gönülden istediğimiz rapor gerçekten de bir MİT mensubu tarafından hazırlanmış ve içlerinde cumhurbaşkanının da bulunduğu Milli Güvenlik Kurulu'na sunulmuş ise söylenecek fazla bir şey yok.
Fakat şu sorular da cevapsız kalmamalı: Aynı tarih ve kültürü paylaşan milyonlarca insanı kendi devletine karşı potansiyel tehlike gibi gösteren bu raporu hazırlayanlar acaba başka bir ülkenin istihbarat elemanları mı? Değilseler bile kendi milletlerine ve geleneklerine karşi nasıl bu kadar yabancı olabiliyor ve Türkiye'nin en önemli kurumlarından olan MGK'yı nasıl böylesine yönlendirebiliyorlar?

RAPOR KiMLE iLGili ?

Raporda dikkatler dini grup ve cemaatlerin üzerine çekiliyor. Bunlardan baziları; Milli Görüş, RP, merhum Süleyman Efendi'nin talebeleri, merh.um Raşid Hocaefendi'nin mürideri, Mahmut, FethtıHah ve Esat Hocaefendiler.
Bu şahıs ve gruplar öne sürülerek çekilen dikkat burada kalmıyor ve Müslümanların "dernek, vakıf, sendika, şirket vs. adı altında örgütlendikleri" öne surülerek milyonlarca kişi hedef gösteriliyor.
Rapor kimle veya kimlerle ilgili sorusu burada çok daha geniş bir çerçeve kazanıyor. ,Belki kapı ko~umiz, arkadaşınız, aile dostunuzla, ya da sokakta karşılaşıp selamlaştığınız, otobüSe beraber bindiğiniz, alış veriş yaptığınız insanlarla, belki, hiç tanımasanız bile aynı tarihe, aynı inanç ve geleneğe bağlı, dedelerinizin kimbilir hangi cephede omuz omuza kurtuluş Savaşı verdiği, aynı ülkenin mensubu olmakla gurur duyduğunuz Türkiye'deki milyonlarca insandan herhangi biri ve hatta bİzzat sizi yakından ilgilendiriyor.
Rapora, ''Atatürk rozetlerine karşı, Osmanlı amblemleri taşımak, Anıtkabir ziyaretlerine alternatif, İstanbul'iıiıFethi kutlamaları tertipetmek" gibi çok tehlikelicı) eylemlerden hareketle giren rapor yazarı öne sürülen olayların basitliğini gözlerden uzak tutmak ve meseleye kendi "gerçek boyutunu" kazandırmak için şu yorum u yapıyor:
"Bahse konu olaylar sembolik mahiyette olup, özünde mevcut rejimimizi tartışma platformuna çekmeye matuf, yıpratıcı ve yıkıcı tutumlardır."

iSLAMCı MI, iRTiCAİ Mi?

Siz farkında olmasanız bile, yakanıza taktığınız bir Osmanlı rozeti veya katıldığınız bir fetih programıyla, neleri yıpratıp neleri yıkmaya çalıştığınız bu raporla açık-seçik ortaya konmuş bulunuyor. Rapor yazan artık işin kolay tarafına girmiş bulunmaktadır ve "yorum hürdür".
"Bu anlamda olay daha geniş kapsamlı olup, Türkiye'nin şeriat düzenine göre yöneıilmesini isteyen kadroların yönetimi ele geçirme gayretleridir. Bu nedenle konunun salt laiklik ve Atatürk aleyhtarlığı yerine İslamcı (irticai) faaliyetler olarak ele alınmasında yarar görülmektedir" yorumuyla iş son noktasına vardırılıyor. İslamcı kelimesinin önüne parantez içinde devletin mühim bir kesimin çok rahatsız olduğu (irticai) ibaresini yerleştiren ve şirket kurmak da dahilolmak üzere Müslümanlar'ın bütün faaliyetlerini irticai faaliyet olarak göstermeye çalışan MİT mensubu yazar, hedef kitlesinin büyüklüğünü açıkça ortaya koyuyor. Bu kadar büyük bir kitleyle sizce hangi kurum başa çıkabilir?

Elde edilmesi çok güç olan (i) "verileri" yorumlayan MİT mensupları, Mahir Kaynak'ın da vurguladığı gibi' başta Sönmez Köksalolmak üzere yönlendirmesini yapmış bulunuyor. Geriye kalan, devlet ricalinin -kaba tabirle- bu "gaza" gelip gelmemesi.
Rejimin büyük tehlike altında olduğunun vurgulandığı ve İslamcı tavrın çok partili dönemdeki demokratik rekabet ortamında filizlenip boyattığı tesbitinin de yapıldığı bu rapora göre hareket edilmesi halinde nelerin olabileceği herkesin malumu.
"Türkiye'deki anti-laik eylem ve Atatürk aleyhtarı faaliyetler" başlıklı raporu bize gelmeyen ekleri haricinde noktasına, virgülüne dokunmadan aynen yayınlıyoruz:

MİT RAPORU

Sayın Cumhurbaşkanım, Ülkemizde özellikle 1990 yılından itibaren ivme kazanan, anti-laik ve Atatürk aleyhtarı yoğun bir faaliyet gözlenmektedir. Nitekim, yansıda örnekleri görülen sayısız temalarla ve çeşitli platformlarda bu iki unsura yapılan saldırılar, son dönemde sıklaşmış ve yaygınlaşmıştır.
Anılan unsurlarca, öteden beri, mevcut rejimimiz ve laik sistem dinsizlikle özdeşleştirilmekte, Atatürk de bu sistemin teorisyeni konumunga hedef alınarak çeşitli eylemleri gerçekleştirilmektedir.
Daha geniş bir yaklaşımda ise, İslami bir yaşam tarzı ile ilgili istekler gündeme getirilmekte, türban, cami tatili ve okullara mescit talebi gibi konular sıklıkla istismar edilerek kitleler ajite edilmeye çalışılmaktadır.

Bu çerçevede gerçekleştirilen tüm eylem ve çatışmalar, medyada geniş bir şekilde işlenmekte ve kamuoyunda doğan tepkiler ile kamplaşma temayülü yaşatılmaktadır. Kısır bir döngü içinde, bu kamplaşmaların da, karşılıklı olarak eylemleri artırdığını söylemek mümkündür. Zira, Atatürk rozetlerine karşı, Osmanlı amblemieri taşımakta, Anıtkabir ziyaretleri ve Atatürk'ü anma törenlerine alternatif, İSTANBUL'un Fethi kutlamaları, Osmanlı Padişahları'nı sahiplenme gibi uygulamalar ile resmi bayram ve yılbaşı protesto gösterileri süreklilik arzetmektedir.
Bahse konu olaylar sembolik mahiyette olup, özünde mevcut rejimimizi tartışma platformuna çekmeye matuf, yaratıcı ve yıkıcı tutumlardır.
Bu anlamda olay daha geniş kapsamlı olup, Türkiye'nin şeriat düzenine göre yönetilmesini isteyen kadroların yönetimi ele geçirme gayretleridir. Bu nedenle konunun salt laiklik ve Atatürk aleyhtarlığıyerine İslamcı (irticai) faaliyetler olarak ele alınmasında yarar görülmektedir.

1. ANTi-LAiK EYLEM VE ATATÜRK ALEYHTARı FAALiYETLERDEKi ARTıŞ VE iSLAMCı FAAliYETLERiN TIRMANMASı

1.1 Laik ve Atatürk aleyhtarı faaliyetler, büst kırma, bayrak yakma, slogan atma gibi sınırlı spesifik gösterilerin yanısıra, büyük ölçüde fikirsel düzeyde gelişmektedir. Bu itibarla sayısal verilerden hareketle, yıldan yıla bir tırmanma oranı vermek mümkün değildir. Ancak bugün gelinen noktada, bu kabil faaliyetlerin, açıkça, yaygın bir biçimde, cesurca yapılması ve hitap edilen kitle potansiyeli açısından önem arzetmektedir.

1.2 Atatürk İnkılapları nedeniyle geleneksel İslamcı tavrın, Atatürk'e karşıolması tabii bir olgudur.
Ancak sözkonusu tavrın, belirgin hale gelmesi, çok partili dönemde, TÜRKİYE'nin siyasi ve sosyal sorunları paralelinde, demokratik rekabet ortamında İslamcı. unsurların bir etkinlik aracı olarak görülmesi nedeniyledir. Bu meyanda vakıf, dernek, kurs, pansiyon, okul gibi legal oluşumlarla taraftar kitlenin artırılması fırsatını yakalayan anılan unsurların geliştiği söylenebilir. (EK-I)
Islamcı unsurların giderek hissedilir bir güç kazanması mensuplarını cesaretlendirmiş, aşama aşama mevcut rejime karşı gerçek tavırlarını münferit eylemlerle ortaya koyabilecek bir psikolojik ortam meydana getirmiştir.
İslamcı faaliyetlerin, reaksiyoner bir tavır olarak ortaya çıkmasında, konunun inanç boyutu bağlamında toplum için hassasiyetini bilen, yıkıcı bölücü odakların, kışkırtıcı yaklaşımlarının da rolü önemlidir. Nitekim, "Şeytan Ayetleri" adlı eserin tüm İslam dünyasında yarattığı tepki bilinmesine rağmen, ülkemizde de kamuoyunun gündemine getirilmesi, ayrıca benzer şekilde SİVAS olaylarına sebep olan yaklaşımlarla mütedeyyin kitle ile yönetimi karşı karşıya getirerek, devlet otoritesinin zaafa uğratılması gibi örnekler çoğaltılabilir.
Bu tür ajitasyonların özellikle medyada sansasyonel amaçlarla Hz. Muhammed'in aile yaşantısına kadar uzanarak devam etmesi, mütedeyyin kitlenin, İslamcı şiddet eylemlerine en azından pasif bir onay vermesine neden olmuştur. Konunun İslamcı propaganda teması olarak kullanılması ise, Laik-İslamcı kutuplaşmalarına zemin hazırlamıştır.
Diğer taraftan, yurtiçinde Kürt sorununa Islami esaslarla çözüm arama gayretleri, dışta ise; BOSNA, AZERBAYCAN ve IRAK'ta cereyan eden olayları Müslümanlar'a zulüm olarak değerlendirerek batı toplumuna karşı oluşan tepkiler, İslamcı f:taliyetleri tırmandıran etkenlerdir.

Ana hatları ile sıralanan bu hususlar nedeniyle, daha önce tekke, zaviye ve pansiyonlarda, kapalı bir sistem içinde eğitim ve propaganda yapan Islamcı unsurlar, artık sokağa dökülmüşler özelliklı; son 5 yılın içinde, siyasi, sosyal ve dini olaylara duyarlı bir şekilde geniş kapsamlıorganize eylemler gerçekleştirmeye yönelmişlerdir. (EK-2)
Ayrıca, anılan unsurların aktivitelerinde l1itelik ve nicelik açısından bir değişim sözkonusu olup, zaman zaman başkaldırı denemeleri yaptıkları da izlenmektedir. Nisan 1994 ayında GORAZDE katliamını kınamak üzere büyük şehirlerimizde özellikle ANKARA'da Islamcı unsurlarca yapılan gösterilerdeki tavır bunun tipik bir örneğidir.
Diğer taraftan, önemli bir kısmı, Hizbullah, PKK çatışmaları nedeniyle gerçekleşmekle birlikte 1994 yılında meydana gelen toplam 419 İslamcı eylem içindeki, 269 silahlı çatışma ve çoğunluğu büyük şehirlerimizde gerçekleşen 58 bombalama rakamı da dikkat çeker boyuttadır.
Bu veriler İslamcı unsurların çeşitli alıınlarda geniş kapsamlı ve yaygın bir etkinlik gayreti içinde olduğunu göstermekte olup, laiklik ve Atatürk aleyhtarıfaaliyetler bunların sadece bir bölümünü oluşturmaktadır

2. LAIK CUMHURIYET VE ATATÜRK ILKELERINE KARŞI TUTUMUN IÇ GÜVENLIĞlMIZE YÖNELiK TEHDIDI

Bir cephesi Laik Cumhuriyet'e ve Atatürk'e karşıtlık olan Islamcı (irticai) faaliyetlerin tehdidi son dönemde boyutlanmıştır. Bu tehdidin belirtileri ise, genel anlamda şunlardır.
Halihazırda modern ve yaygın teşkilat yapıları ile faaliyet gösteren, eğitim ve taban genişletme çalışmalarında çağdaş yöntem ve araçları, zaman zaman devletten daha ileri ölçülerde kullanan İslamcı unsurlar, amaçlarına ulaşmada belirli mesafeler katetmişle~ ve karakter değiştirmişlerdir. Nitekim, Islamcı kitle içinde, alışılmış, mistik mütedeyyin insan tipinin dışında, teknolojik yeniliklere açık, kariyer sahibi kişiler mevcut olup, yönetime geldikleri zaman uygulanacak, ekonomik ve siyasi bir model de hazırlanmıştır.
Diğer taraftan, taban genişletmeye dayalı uzun vadeli geleneksel stratejiler dışında, İslamcı çevrelerde, silahlı mücadeleye dayalı devrim fikrinin gündeme getirilmesi ve evrensel boyutta Panislamizm çalışmaları, anılan unsurlardaki değişikliklerdir.
Bu bağlamda; İslamcı faaliyetlerin halihazırda ulaştığı güç çeşitli alanlarda sağladığı etkinliğe göre şöyledir.

2.1 Tüm İslamcı unsurlar yurt genelinde dernek, vakıf, .sendika, okul, gençlik ve kadın kolları, şirket gibi modern bir örgütlenmeye sahiptir. Örneğin, 74 ilimizde anılan unsurların bu tür kuruluşları mevcuttur.

2.2. Gençlik kesiminin yanısıra sendikalaşma ve meslek örgütlenmeleri de hızlanınıştır. (EK-)

2.3. İslamcı kesim, yoğun bir eğitim ve propaganda çalışması içindedir. Son derece pahalı bir faaliyet olmasına rağmen, yayın piyasasında dini içerikli kitap, gazete ve dergilerin sayısı her geçen gün artmaktadır. (EK--4) Ayrıca, radikal grupların aktivitesine paralelolarak, cihad çağrısı yapan, abone usulü dağıtıma tabi, militan düzeydeki dergilerin çokluğu da dikkati çekmektedir.Eğitim ve propaganda konusunda çağdaş araç ve yöntemleri etkin bir şekilde kullanan anılan unsurların, videolu propagandayı köylere kadar indirdikleri çok sayıda özel radyo ve TV istasyonu kurdaklarıbilinmektedir. (EK-5)

2.4. İslama hizmet anlayışı çerçevesinde planlı bir şekilde fitre, zekat ve kurban derisi toplayarak büyük gelirler elde eden anılan unsurlar, büyük bir finans potansiyeline ulaşmışlardır. Yandaş işadamlarından önemli meblağlarda bağış toplanmakta, özellikle tarikat gruplarının gerçekleştirilecek projeler karşılığında,liderin talimatışeklinde işadamlarına belli miktarlarda ödeme yükümlülüğü getirdiği bilinmektedir. Örneğin, Nisan 1994 ayında Samanyolu TV'nin 46 milyar TL'lık borcunun kapatılması için liderin, taraftarlarına şahıs başına ıolar gram altın vermeleri talimatını verdiği, kısa sürede toplanan altınlarla borcun kapatıldığı duyumu alınmıştır.

2.5. Yönetimde söz sahibi olmaya matuf, kamu kurum ve kuruluşlarındaki kadrolaşma son zamanlarda hızlanmıştır. İş temini ve meslek sahibi olma yönünde, imtihan komisyonlarına nüfuz, toplu tavassut yöntemlerinin kullanılmasının yanısıra, kamu yönetimi için özelolarak adam yetiştirme gibi uygulamalar gündeme gelmiş olup, güvenlik güçleri ve öğretmen kesiminin ele geçirilmesi öncelikli hedeflerdendır.
Aldıkları eğitim ölçüsünde, konuya yatkınlıkları nedeniyle İHL'ler, kadrolaşma yönünde İslamcı unsurların en önemli vasatı durumundadır. Nitekim, İsİamcı fa~liyetlerin yaygınlaştırılması için bu öğrencilerden istifade yönünde İslamcı unsurların arayış içinde olduğu intikal eden bilgilerdendir.

2.6. Ayrıca İslami bir yaşam tarzı benimseme, çağdaş olmayan bir kılık kıya_t anlayışı etrafında birleşme ve özel İsla~i yerleşim birimleri oluşturma gibi radikal uygulamalarla da karşılaşılmaktadır.

2.7. İslamcı unsurlar ülke tabanında sayısalolarak bir oy potansiyeline sahip olduklarının bilinci içinde, bu güçlerini politik hayatta etkili bir biçimde kullanma arayışına yönelmişler ve oy potansiyellerini pazarlık unsuru olarak kullanma temayülü içinde, cesaretlenmişlerdir. .

2.8. Yurtdışında, uzantı tarzında örgütlenmeler gerçekleştirilmiş, bazı İslam ülkeleri ile
kurulan sıkı bağlarla dış destek sağlanmıştır. Ortamın müsaitliği ölçüsünde AVRUPA ülkelerinde, yurt içindekinden daha kapsamlı organize yapılar oluşturmuşlardır. (EK-{j)

2.9. İslamcı odaklar her türlü fırsatta kitlesel eylemler yapabileceklerini kanıt
lamışlar, silahlı eyleme yönelik bir tavır içinde tehlike sinyalleri vermeye başlamışl~rdır.
Bu meyanda, İslamcı unsurların, sürekli ve etkin faaliyetlerle tehditlerinin boyutlandığı açıkça görülmektedir. Daha açık bir ifade ile TURKIYE'de Islamcılığın Kürtçülük konusundaki gelişmelere paralel olarak, önemli bir sorun olabilecek her türlü özelliği taşıdığını söylemek mümkündür. Ancak, halihazırda Islamcı kesimde farklı stratejiler nedeni ile gruplaşmalar mevcut olup, bu bölünmüşlük ülkemizdeki toplam Islamcı potansiyelin biraraya gelmesini engelleyen ve tehdidi bir ölçüde erteleyen bir durumdur. Bu nedenle farklı grupların kısaca incelenmesinde yarar görülmektedir.

ISLAMCı GRUPLAR

İslamcı unsurlar; nihai amaçları şeriat devleti kurulması olmasına rağmen, siyasi ve ekonomik menfaatleri ile stratejilerindeki farklılık nedeniyle,
- Milli Görüşçü kesim,
- Radikal İslamcılar,
- Tarikatlar,
olmak üzere 3 isim altında gruplanmışlardır. (EK-7)
Bu gruplardan MİLLİ GÖRÜŞÇÜ UNSURLAR, sürekli ve sağlam bir dış destek ile daha ziyade legal ve siyasi platformlarda etkinlik göstermekte, iyi kamufle edilen ilegal faaliyet ve dış bağlantılarını tesbit etmede kamuoyuna yansıyan bazı örneklerine rağmen güçlüklerle karşılaşılmaktadır. Hazihazırda parlamentoda temsil ve yerel yönetimlerde ağırlık kazanan grubun bu yolla ve sürekli olarak güncel gelişmeleri İslami açıdan gündeme getirme ve propaganda avantajı sağlaması önemli bir gelişmedir.
Ayrıca siyasi organizasyon, gençlik örgütlenmesi, meslek teşekkülleri, şirketler ve AMGT gibi güçlü bir dış organizasyon ile anılan unsur, yapılanmasını tamamlamış durumdadır. Kitleselleştiği ölçüde, İslamcı kesim dışında da itibar görebilmek amacıyla, hareketini bir ideoloji şeklinde takdime yönelen anılan grubun, son dönemde toplumun diğer kesimlerini de saflarına katma imkanları araması dikkati çekmektedir.
İRAN Devrimi'ni örnek alarak benzer bir strateji ile TÜRKİYE'de şeriat devleti kurmak isteyen RADİKAL İSLAMCı grupların faaliyetleri son yıllarda İslamcı çevre içinde ön plana çıkmışdurumdadır. Halihazırda çok parçalıdağınık bir yapı içinde 30 kadar grup etrafında toplanan anılan unsurlar Kürtçülük konusu başta olmak üzere, TÜRKİYE'nin ve dünyanın gündemindeki sosyal ve siyasal içerikli her türlü olaya militanca T.C. aleyhtarlığı
bazında yaklaşmaktadırlar. .
Propagandaların, "Irk ve mezhep farklılığı gözetmeden İslami mücadelede ortak savaş verilmesi gerektiği" fikrini işleyen ve yayınlarında silahlı mücadefe metodları öğreten anılan unsurlar İslami konularda düzenlenen korsan gösteri, protesto, miting, yürüyüş gibi geniş katılımlıetkinlikleri organize etmektedirler. Demokratik yöntemlerle şeriata ulaşmada sürenin uzunluğu, Radikal İslamcılara pirim sağlamakta ve demokratik yollarla sürdürülen İslamcı faaliyetlerdeki başarısızlıkların radikalizme temayülü artırma ihtimali, önemli bir husus olarak değerlendirilmektedir.
TARİKATLAR ise, tasavvufi yapılanmalarını koruyarak, kamu kurum ve kuruluşlarında ve Türk siyasi hayatında etkin olma faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu grupların yasal çerçeve içinde köklü bir dini eğitim vermek suretiyle faaliyet yürütmeleri, taban genişletme açısından avantajlarını oluşturmaktadır.
Oluşturulan kitlenin büyüklüğü ve grupların evrensel boyutta Islami birlik ve dayanışma yönündeki gayretleri gelecek için endişe verici bir gelişme seyri göstermektedir. Bunun yanısıra,. verilen dini eğitimin ağırlığı nedeniyle grubun karşı propagandalara duyarsız, bilinçli mutlak bağımlı bir özellik taşıması tehditlerini artırıcı pir nitelik taşımaktadır.

SONUÇ

Ülkemizde muhtelif gruplar halinde örgütlenmiş İslamcı kadrolar, halihazırda kurumlaşmış yapılarından da istifade ile geniş bir mütedeyyin kitleyi kendi emelleri yönünde kanalize edebilecek konuma gelmişlerdir.
Anılan kadroların, iç ve dış sorunlar paralelinde etki altına alabildikleri kitle genişliği oranında, rejim ve Atatürk aleyhtarı gerçek tavırlarını daha rahat sergileyebildikleri izlenmektedir. Bu çerçevede etnik ve ideolojik kaynaklı yıkıcı bölücü akımların öncelikli durumunu koruduğu günümüzde, tedbir arayışları sırasında mütedeyyin vatandaşlarımızın devlet karşıtı bir konuma getirilmemesi ve laik-İslamcı kutuplaşmasının engellenmesi, öncelikle gözönünde bulundurulması gerekli bir husus olarak görülmektedir.
Bu itibarla yukarıda bahsekonu hususlar paralelinde alınacak muhtemel önlemlerin, İslamcı gelişmenin etkili olduğu;
- Propaganda,
- Kadrolaşma,
- Yasa dışı maddi güç temini,
- Dış ilişkiler,
- Teşkilatlanma,
- Hukuk,
alanlarında araştırılmasında yarar görülmekte olup, başlangıçta belirtildiği üzere, kurul üyelerine takdim edilen ek metinde alınabilecek çerçeve tedbirlere ilişkin bilgilere yer verilmiştir.
Arz ederim.


AKSİYON DERGİSİ | www.aksiyon.com.tr | HAFTALIK HABER DERGİSİ

Konu High Hopes tarafından (07-02-2008 Saat 18:01 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
mit8217in, 8216irtica8217, raporu, aksiyonu, telaslandirmis


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Apocalyptica’nın Yeni Albümü ’’Worlds Collide’’ 23xx Müzikal Enfeksiyon 0 11-09-2007 22:28
73’lük malul dedeye ’çalış’ emri KemalistGNC Güncel Mevzular 1 19-02-2007 17:27


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:19 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org