Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Güncel Mevzular

Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!

ABD, Türkiye'yi "uranyum zenginleştirme merkezi" yapmaya hazırlanıyor

Güncel Mevzular içerisinde ABD, Türkiye'yi "uranyum zenginleştirme merkezi" yapmaya hazırlanıyor konusu: Bir yanda iklim felaketi diğer yanda nükleer tehlike Friday, 21 July 2006 Hükümetin enerji politikası: Kırk katır mı, kırk satır mı? Rusya Ukrayna doğal gaz krizi, petrol fiyatlarının artışı, Türkiye’nin ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #11 (permalink)  
Alt 27-01-2008, 03:19
AMA-Gİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 10-11-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 247
Bir yanda iklim felaketi diğer yanda nükleer tehlike
Friday, 21 July 2006
Hükümetin enerji politikası: Kırk katır mı, kırk satır mı?

Rusya Ukrayna doğal gaz krizi, petrol fiyatlarının artışı, Türkiye’nin 2007 itibariyle enerji açığı olacağı haberleriyle birlikte, kamuoyunda Türkiye’nin enerji politikalarının düzeltilmesi için çeşitli yorumlar yapıldı. Bu tartışmalar daha en başından, genel olarak geçen yüzyılda tercih edilmiş, tükenmekte olan ve maliyet rejimleri siyasi/ ekonomik şartlara bağlı olarak istikrarsızlık gösteren nükleer, kömür ve petrol/doğal gaz eksenlerinde kilitlendi.

Enerji, endüstriyel üretimden günlük ihtiyaçlarımıza, ulaşımdan ısınmamıza kadar hayatımızda önemli bir yer kaplıyor. Yine de enerji ihtiyacımızı karşılamak için insanlığı ve üzerinde yaşadığı gezegeni felakete götüren enerji kaynaklarından birini seçmek zorunda değiliz. Böyle bir seçime bizi zorlamak ancak Türkiye’de sıkça yapıldığı üzere, kamuoyunu yanlış bilgilendirme, doğru bilgiyi saklama gibi yollardan geçiyor. 60’lardan bu yana üç tane başarısız uluslararasi nükleer santral ihalesinden sonra toplumun belleği yokmuş gibi davranan ve kamuoyunun tepkisinden çekinen AKP hükümeti, nükleer santrallerin yerlerini saptamak için yaklaşık iki yıldır yürüttüğü araştırmaları bile açıklamaktan çekiniyor.

2000 yılında bakanlar kuruluyla iptal edilen nükleer santral projesine karşı, TMMOB ile birlikte çalışan, geniş katılımlı nükleer karşıtı platformun kuruluşunda etkin bir çalışma sergileyen Greenpeace, tüm dünyada, uzun yıllardan beri bu eski tip enerji kaynaklarından vazgeçilmesi ve yerine yeryüzünde sınırsız olarak bulunan, çevresel maliyetleri en düşük seçenekler olan rüzgar, güneş, biyokütle, jeotermal, küçük hidro gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş yapılması için kampanyalar yürütüyor. Daha son doğal gaz krizi baş göstermeden aylar önce Türkiye’nin fosil yakıt bağımlılığını protesto etmek amacıyla Greenpeace sadece eylem yapmakla kalmamış, internet üzerinden bir dilekçe kampanyası başlatarak, Enerji Bakanlığı’nı Türkiye’nin enerji ihtiyaçlarını fazlasıyla karşılayacak yenilenebilir enerjilere yönelmesi konusunda uyarmıştı. Ancak Enerji Bakanlığı’nın cevabı, en başta Türk insanının güvenliğini hiçe sayarak enerji güvenliği iddiasıyla nükleer enerji dayatmasını sürdürmek biçiminde oldu.

İster ABD’de, ister Hindistan’da, ister Türkiye’de nerede üretilirse üretilsin nükleer enerjinin açıklanmayan sakıncaları ise şöyle sıralanabilir:



<!--[if !supportLists]-->1. <!--[endif]-->Nükleer enerjinin maliyeti çok yüksektir. Şüphesiz nükleer elektriğin gerçek maliyeti tesis söküm ve radyoaktif atık maliyetleri hariç tutulsa dahi, rüzgar gücünden de, biyogazdan da, bazı güneş enerji teknolojilerinden ve jeotermal enerjiden de daha pahalıdır (FoE Avustralya, Nuclear Power [Nükleer Güç], Ekim 2005). Dünyadaki enerji piyasalarının özelleştirilmesi eğiliminden dolayı, yatırımcılar nükleer enerjiye sırtlarını döndüler. Çernobil ve Three Mile Adası kazalarından sonra alınması zorunlu hale gelen güvenlik önlemleri zaten yüksek olan ilk yatırım maliyetlerini fazlasıyla arttırmıştı. Avrupa ve ABD’de bundan 15 yıl önce tavan yapan reaktör sayısı o tarihten itibaren düştü. Reaktör satışları 1950’lerdeki düşük satış rakamlarına geri döndü. Buna karşılık rüzgar ve güneş enerjileri pazarı her yıl % 20 ile %30 seviyelerinde büyüme gösteriyor. Amerikan Bütçe Ofisi’nin hazırladığı bir rapor buna iyi bir örnektir. Raporda hükümetin bir nükleer santralin yapımı için % 50 hazine kredisi verme önerisini değerlendiren Ofis’e göre “Böyle bir kredi taahütünün, geri ödenememe riski çok yüksektir -%50’den daha fazla-. Bu risk, ekonomik olmayan santralin diğer enerji kaynaklarına göre daha yüksek ilk yatırım maliyetleri hesaba alınarak ölçülmektedir.” (Congressional Budget Office Cost Estimate, S. 14 Energy Policy Act of 2003, May 7, 2003 [Kongresel Bütçe Ofisi Maliyet Tahmini, 2003 S. 14 Enerji Yasası, 7 Mayıs 2003]). Görüldüğü gibi bugüne dek yüz milyarlarca dolar sübvansiyonlarla ayakta tutulmaya çalışılan nükleer enerjinin piyasada rekabet yeteneği yoktur.

<!--[if !supportLists]-->2. <!--[endif]-->Nükleer enerji fazlasıyla tehlikelidir. En yeni teknolojiye sahip oldugu iddia edilen tesislerde bile, felaketlere neden olabilecek kaza riski vardır. Tehlike sadece Çernobil’de yaşandığı gibi kaza risklerinden değil, giderek artan nükleer silah üretiminden ve terörizmden de kaynaklanmaktadır. Bugünün dünyasında bir nükleer tesis bir ülkeyi kendi evinde vurmak için açık bir hedeftir. Kaldı ki radyoaktif gazların ve sıvıların rutin olarak nükleer santrallerden salımı da ciddi bir halk sağlığı riski oluşturmaktadır.

<!--[if !supportLists]-->3. <!--[endif]-->Nükleer enerji ve nükleer silah bir madalyonun iki yüzü olduğu için “Nükleer gücün barışçıl kullanmı” gerçekte söz konusu değildir. Nükleer enerjinin dünya çapında yayılması, daha çok devletin nükleer silah sahibi olmaya çalışmasından başka bir etki yaratmayacaktır, çünkü nükleer santral atıkları nükleer bomba hammaddesidir ve yine nükleer santraller vasıtasıyla uranyum zenginleştirilmesi yapılır. Siyasi istikrarı bir türlü yakalayamayan Türkiye’de geçmişte pek çok lider nükleer silah sahibi olma heveslerini dile getirmiştir. Nükleer silah çılgınlığına katılmak Türkiye’nin çıkarına değildir. İncirlik’te bulunan ABD’ye ait 90 adet atom bombası Türkiye’yi zaten yeterince büyük bir tehlikeye sokmaktadır.

<!--[if !supportLists]-->4. <!--[endif]-->Nükleer enerji ömrü yüz binlerce yıl olan çözümsüz ve ölümcül radyoaktif atık üretir. 50 yıllık nükleer enerji deneyi bu soruna çözüm getirememiştir. Bu tehlikeli atıklarla başetmeye çalışmak yerine Türkiye sürdürülebilir çözümler üretmelidir. Oysa 30 yıl elektrik üretecek diye bir nükleer santralden bu kadar uzun ömürlü ve çözümsüz atıklar üretmek akıl ve ahlak dışıdır.

<!--[if !supportLists]-->5. <!--[endif]-->Nükleer santral yapımı çok uzundur ve getirisi çok sınırlıdır. Bütün yasal onaylardan geçmiş bile olsa, bir nükleer santralin yapımı ilk elektriği üretene kadar en az 10 yıl sürer. Bugün nükleer enerjinin dünya birincil enerji üretimi içindeki payı sadece %5’tir (Toplam elektrik üretimindeki payı ise % 16). Oysa yenilenebilir enerji kaynakları çok daha kısa zamanda üretime geçebilmektedir. Türkiye’de yenilenebilir enerji için Mayıs 2005’de çıkarılan yasanin oldukca zayıf olmasina rağmen, altı ay içerisinde yenilenebilir enerji üretimi için Türkiye’nin toplam elektrik kurulu gücünün dörtte biri kadar (11.000 MW) yenilenebilir enerji yatırımı başvurusu olmuştur. Enerji Bakanlığı’nın, Türkiye’yi nükleer enerji çıkmazına sürüklemek yerine, yasal çerçeveler içinde bu başvuruları en kısa zamanda değerlendirmesi gerekmektedir. Oysa halkın enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji talebine karşın bakanlığın tutumu, bunları ve gelecekteki potansiyel yatırımları engeller niteliktedir.

<!--[if !supportLists]-->6. <!--[endif]-->Nükleer ve fosil yakıt santralleri, enerji kayıplarına yol açan bir enerji anlayışına dayanmaktadır. Bu tarzda üretilen elektriğin önemli bir kısmı iletim ve dağıtım esnasında kaybedilir. Bu kayıpları önlemenin tek yolu enerjide ademi merkeziyetçilik anlayışıyla tüketim merkezlerine yakın yenilenebilir enerji üretimini güçlendirmek, tek tek bireylerin ve kurumların enerji üretebilmesini ve şebekeye bağlanabilmelerini sağlamaktır. Bu yolla, kendi kendine yeten yerleşimler kurabiliriz. Enerji güvenliğimizin sağlanması için yenilenebilir enerjiler kadar gerekli olan diğer yol ise enerji verimliliğidir. Enerji verimliliği için yol haritamız ise ulusal bir enerji politikası değişikliğiyle, Türkiye’de % 25’lere varan elektrik enerjisi kayıplarının bir an önce azaltılması ve ülke çapında enerji israfını azaltacak teknoloji ve uygulamalara yönelmemizdir. Yeni Yatağanlar, yeni Çernobiller ancak böyle engellenebilir.

<!--[if !supportLists]-->7. <!--[endif]-->Nükleer enerji iklim değişikliğine çözüm değildir. Gerek yapım süresi gerekse toplam enerji içerisindeki payının elli yılda anlamlı bir noktaya gelememiş olması gösteriyor ki, nükleer enerji tercih edilirse iklim değişikliğine karşı mücadelede çok geç kalınacaktır. Ayrıca, nükleer enerji kullanımı uranyum madenciliği ve santral inşaatı yüzünden önemli ölçüde seragazı salımı söz konusu olmaktadır. Zaten hiçkimse bizi, bir felakete karşılık başka bir felaketi seçmeye zorlamamalıdır.



Nükleer enerjinin bu derece verimsiz ve tehlikeli olmasına rağmen, üç başarısız ihale denemesinden sonra hala Türkiye’nin gündeminde olması sadece Türkiye’yi tehlikeli bir eşikte tutmakla kalmamakta aynı zamanda bugün dünyanın en hızlı gelişme gösteren yenilenebilir enerji imkanlarının değerlendirilmesini geciktirmektedir. Yenilenebilir trenini kaçırmak ve enerjide verimlilik seferberliğine geçememek hem istihdam yönünden, hem de ekonomik ve çevresel açıdan ülkemizin zararına olacaktır. Türkiye Midyat’a pirinç almaya giderken evdeki bulgurdan olmamalıdır. Hükümet ve Enerji Bakanlığı da artık nükleer ve fosil yakıt lobilerini dinlemek yerine, temiz bir çevrede felaketler beklemeden yaşamayı tercih eden halka olan sorumluluklarını yerine getirmek zorundadır.



Hilal Atıcı

Greenpeace Akdeniz

Enerji ve İklim Kampanyası Sorumlusu


Japonya'nın en yeni nükleer santraline kapatma kararı
Friday, 21 July 2006
Mahkeme, daha 9 gün önce işletmeye alınan reaktörün, bir depremde halkı radyoaktiviteye maruz bırakacağına hükmetti. Hükümetimizin bilgilerine...

Dünkü Radikal'in 2. sayfasında BBC - Tokyo mahreçli haberi aynen aktarıyorum:

"Japonya'da bir mahkeme, ülkenin 2. büyük nükleer reaktörünün kapatılmasına karar verdi. Nükleer reaktör en son inşa edilenlerden biriydi.

Karar, reaktörün şiddetli bir depremde yıkılmasından endişe eden yerel halkın açtığı bir davada alındı. Davanın yargıcı, reaktörün depremlere dayanıklı olmasını gerektirecek standartta inşa edilmediğine ve bir deprem olduğunda, yerel halkı radyoaktiviteye maruz bırakacağına hükmetti. Ülkede, halen faaliyet gösteren yaklaşık 54 reaktörün de depreme dayanıklı olmadığı gerekçesiyle çeşitli kampanyalar yürütülüyor. Dünyanın jeolojik olarak en hareketli yerlerinden biri olan Japonya'da, deprem bölgesi olmayan bir noktada nükleer reaktör yapımının çok zor olduğu belirtiliyor."

İmrendiğimiz ülke

Bizim hükümetin tam da 5 reaktörlük kapsamlı nükleer programı açıklamaya hazırlandığı şu günlerde gerek Enerji Bakanı Hilmi Güler, gerekse Başbakan Erdoğan'ın dikkatlerine, şu hatırlatmaların eşliğinde sunarım:

1) Türkiye gibi Japonya da deprem ülkesi

2) Japonya, Körfez Depremi sonrasında bizimkiyle aynı şiddetteki depremleri çok cüzi kayıplarla atlattı diye örnek gösterip imrendiğimiz ülke.

3) Halkın her türlü güvenliğinin sağlanması açısından Japonya, dünyanın önde gelen ülkelerinden. Daha 1 ay önce, Balıkesir'de belediyenin üstünü açık bıraktığı kanalizasyon çukuruna 2 çocuğun düşerek öldüğü Türkiye ile hiç benzerliği yok!

Konu ülkemizde de güncel olduğu için, Radikal'in kaynak gösterdiği BBC World'den, bu önemli haberle ilgili şu ek bilgilere ulaştık:

Reaktör, Tokyo'nun kuzeybatısında. Adı Shika 2. Henüz 9 gün önce işletmeye alınmış. Ancak yöre halkı 6.5 yıl önce, daha reaktörün temeli bile atılmadan mahkemeye başvurmuş.

Nükleer kazalar
Daha 3 gün önce de Japonya'da bir başka nükleer santralin atık ünitesinde yangın çıkmış ve 2 kişi yaralanmıştı. Yöre halkı radyoaktivite sızıntısından endişe ederken, santrali işleten şirket, küller çelik depolarda saklandığı için radyoaktif sızıntıya ihtimal vermediklerini ifade etmişlerdi.

Japonya'da 2004'te de Mihama adlı reaktörde paslanan bir borunun parçalanarak, içindeki buharlı kaynar suyun işçilerin üzerine fışkırması sonucu, reaktörde çalışan 5 işçi ölmüştü.

ABD ve Fransa'dan sonra

Japonya, Amerika ve Fransa'nın ardından en fazla nükleer santrale sahip ülke. Dünyadaki 442 nükleer santralden 104'ü ABD, 59'u Fransa, 55'i Japonya'da. Ne var ki ABD, elektriğinin ancak % 20'sini bu 104 santralden elde ederken, doğal kaynak fakiri Japonya, elektrik enerjisinin % 33'ünü nükleer enerjiden sağlıyor.

Shika'nın işletici firması, kapatma kararına itiraz ederken, hakimlere

4 koldan yoğun baskı yapılması da bekleniyor. Zira bu yepyeni santralde kapılara kilit vurulması, söküm masrafıyla birlikte 7 - 8 milyar doların sokağa atılmasıyla kalmayıp, bir deprem ülkesi olan Japonya'da faaliyette bulunan diğer 54 nükleere santralin geleceği açısından da soru işareti yaratabilir.

Meral Tamer


Sizi tanımıyorum! Sizin yasalarınızı, nizamınızı, kuvvete dayanan yetkinizi tanımıyorum! Bu yüzden asın beni!


Louis Lingg
Alıntı ile Cevapla
  #12 (permalink)  
Alt 27-01-2008, 03:23
.........
 
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 41
Mesajlar: 4,006
Blog Başlıkları: 1
Kopyala yapıştır yaparken bari biraz dikkatli olalım, bu işi bu kadar ucuza getirmeyin. sn. amagi kopyalayıp yapıştırdığınız bu metni bir okuyun lütfen, kopyaladığınız sitenin nesi varsa burda, olmazki bu kadar dikkatsizlik yada saygısızlık.

Alıntı:
<!--[if !supportLists]-->7. <!--[endif]-->
yapıştırmadan bari biraz düzeltin.
Alıntı ile Cevapla
  #13 (permalink)  
Alt 27-01-2008, 03:25
AMA-Gİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 10-11-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 247
baksanıza ne kadar saygılıyım sn. fenasi nasılsa özüne uygun bir şekilde buraya aktarıyorum..yazan nasıl eklemişse siteye aynı şekilde buraya koyuyorum...


Sizi tanımıyorum! Sizin yasalarınızı, nizamınızı, kuvvete dayanan yetkinizi tanımıyorum! Bu yüzden asın beni!


Louis Lingg
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
abd, turkiyeyi, quoturanyum, zenginlestirme, merkeziquot, yapmaya, hazirlaniyor


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
"o" lar "1" soluna mı sağına mı? napolyon Hayata Dair.. 2 21-01-2008 23:31
Gala gösterimleri "Mülteci" ve "Yumurta" ile sürdü HattoriHanzO Ödüller ve Festivaller 0 27-10-2007 01:02
Önce "ol", sonra "değildim" de. Kıvırma no.1 High Hopes Geyik Mevzular 0 15-09-2007 18:38
Bedelini "" Yüreğimle "" Ödediğim En Masum Günahındım duarden Hayata Dair.. 0 04-02-2007 11:19


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:47 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org