Emniyetten o köşe yazısına cevap
İstanbul Emniyet Müdürlüğünden, Avcılar'da Feyzullah Ete'nin ölümüyle ilgili bir köşe yazısına ilişkin yapılan açıklamada, ''Gazetecilik bir kamu görevi olduğundan, kamu adına yazarken ön yargılardan uzak, objektif olma zorunluluğu olduğu unutulmamalıdır'' denildi.
Emniyetin yazılı açıklamasında, bugünkü bir gazetede, ''Avcılar'da meydana gelen olayla ilgili sübjektif değerlendirmelerle dolu bir köşe yazısına yer verildiği'' ifade edildi.
Söz konusu yazıda, ''Polisin kendisini açık alanda alkol alanlara ceza kesmekle görevli olduğunu sandığı'' şeklinde bir ifade bulunduğu kaydedildi.
Açıklamada, 31 Mart 2005 tarih ve 25772 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren ve toplum düzenini, genel ahlakı, genel sağlığı, çevreyi ve ekonomik düzeni korumak amacıyla yapılan 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 35. maddesinde, ''sarhoş olarak başkalarının huzur ve sükununu bozacak şekilde davranışlarda bulunan kişiye kolluk görevlileri tarafından 50 YTL idari para cezası verilir'' denildiği hatırlatıldı.
Söz konusu maddede, ''kişi ayrıca sarhoşluğunun etkisi geçinceye kadar kontrol altında tutulur'' denildiğine de dikkat çekilerek, 36. maddede ise ''başkalarının huzur ve sükununu bozacak şekilde gürültüye neden olacak kişiye 50 YTL idari para cezası verilir'' hükmü bulunduğuna işaret edildi.
Açıklamada, söz konusu olayla ilgili 22 Kasım 2007 günü İstanbul Emniyet Müdürlüğünce yapılan basın açıklamasında da konunun ana hatlarıyla anlatıldığı ifade edilerek, ''Avcılar'da meydana gelen üzücü olayın, bir yerleşim alanı içerisinde bulunan parkta 'iki şahsın alkol alarak, nara atmak suretiyle çevreyi rahatsız ettikleri şekilde şikayetler alınması' üzerine, görevli memurların yukarıdaki kanun maddelerini uygulamak istemeleriyle çıktığı belirtilmiştir'' denildi.
Burada verilecek cezanın kanunda belirtildiği kaydedilen açıklamada, söz konusu olayda şahısların, polisin yasal yetkisine dayanarak kanunu uygulamaya çalışmasına mukavemet ettikleri ve TCK'nın 265. maddesinde düzenlenen ''görevi yaptırmamak için direnme'' fiilini de işledikleri görüşüne yer verildi. Açıklamada, şöyle denildi: ''Bu durumda polis, PVSK'nın 16. ve 17. maddelerinde verilen zor kullanma yetkisini kullanmıştır. Tamamen yasal yetki ve göreve dayanarak yapılan işlem neticesinde ise kastı aşan bir olay meydana gelmiş ve bir vatandaşımız maalesef hayatını kaybetmiştir. Bu ölüm olayı yargıya intikal ettirilmiş olup, ilgili polis memuru mahkemece tutuklanmıştır. Ayrıca Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından iki polis başmüfettişi de konuyu idari yönden soruşturmakla görevlendirilmişlerdir. Gazetecilik bir kamu görevi olduğundan, kamu adına yazarken ön yargılardan uzak objektif olma zorunluluğu olduğu unutulmamalıdır.''
AA (haber7 sitesi)
Geçtiğimiz hafta sonu da, bir gazeteciyi elleri kelepçeli iken darp eden polis, geri aldığı neredeyse sınırsız yetkilerini suçluları ve teröristleri yakalamak yerine vatandaşı öldürmek ve keyfi suç işlemek için kullanıyor. Bunu zaten geçmiş senelerde de bir çok defa tekrarlamış olan ve neredeyse sınırsız bir yetki ile donatılmış olan polis teşkilatı, sahip olduğu bu gücü bilinçli bir şekilde topluma karşı kullanmaya başlamıştır. Bu sene içerisinde bu kaçıncı ölümlü vaka sorarım size, avukatım vasıtası ile yakınen takip edebildiğim manisalı gençler davasından da bildiğim üzere ve şahsımın da başına daha önce polisin keyfi uygulamasından doğan darp gelmiş olduğu üzere polisin bu keyfi uygulamalarının bir siyasi baskı ve susturma aracına dönüşmeden durdurulmasını istiyorum vatandaş olarak. Polisin işi biz vatandaşları öldürmek değil, suçluları yakalamaktır.