Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Güncel Mevzular

Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!

işte 21.yüzyılın ergenekonu

Güncel Mevzular içerisinde işte 21.yüzyılın ergenekonu konusu: ergenekonun temel belgesi - 1 Ergenekon’un sivil ayağı Lobi’den sonra, sıra çetenin kuruluş belgesinde. İşte Bir Numara ve altındaki altı komutan ve sivil başkanın dehşet verici programı... Ergenekon’un “Analiz” başlıklı ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 17-07-2008, 19:53
sakin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
site sakin'i
 
Üyelik Tarihi: 01-05-2008
Nerden: adana
Yaş: 19
Mesajlar: 270
Standart işte 21.yüzyılın ergenekonu

ergenekonun temel belgesi - 1

Ergenekon’un sivil ayağı Lobi’den sonra, sıra çetenin kuruluş belgesinde. İşte Bir
Numara ve altındaki altı komutan ve sivil başkanın dehşet verici programı... Ergenekon’un “Analiz” başlıklı temel belgesi 29 Ekim 1999 tarihli. Belge TSK bünyesindeki Ergenekon’un sivil seçkinleri kapsayıp üniversite öğrencilerini ajanlaştırılarak yeniden yapılanmasını öngörüyor. Belge karşı kamptaki politikacıları tasfiye etmenin iki yolu olduğunun altını çiziyor: Dezenformasyon ve suikast. Sonra birinci seçeneği “Etkisi kalmadı” diyerek dışarıda bırakıyor: Geriye tek yol kalıyor, suikast...


ERGENEKON’UN ASKERİ YÜZÜ • “ERGENEKON ANALİZ YENİ YAPILANMA VE GELİŞTİRME PROJESİ” başlıklı 29 Ekim 1999 tarihli belge Ergenekon örgütünün askeri yapılanmasını tüm ayrıntılarıyla gözler önüne seriyor. Belgenin tamamını dikkatinize sunuyoruz:

Ergenekon askeri planında “Merkez Yönetim” yedi daireden oluşuyor. Bunlardan “Kontrol Dairesi”, örgütün emir merkezi konumunda. “Analiz-Yeniden Yapılanma, Yönetim ve Geliştirme Projesi”nde “Merkez Yönetim” şöyle anlatılıyor: “Ergenekon, örgütün Başkanına doğrudan bağlı olan 4 daire Komutanlığı ile iki sivil Başkanlıktan oluşmalıdır. Toplam 6 ünitenin komutan ve başkanlarının bir asistanı ile bir de bölüm uzmanından oluşan iki yardımcısı olmalıdır. Ünitelerin komutan ve başkanlarının yanında görev alacak bölüm uzmanı, illegal faaliyetlerin yurtiçi ve yurtdışı hukuk platformunda legal gibi gösterilebilmesi düzenlemelerinden sorumlu olacaklardır. Şöyle ki:


1 • Ergenekon Başkanlığı

2 • İstihbarat Dairesi Komutanlığı

3 • İstihbarat Analiz ve Değerlendirme Dairesi Komutanlığı

4 • Operasyon Dairesi Komutanlığı

5 • Finansman Daire Başkanlığı (Sivil)

6 • Örgüt içi Araştırma Dairesi Komutanlığı

7 • Teori Tasarım ve Planlama Dairesi Başkanlığı (Sivil)”

SİVİL AJANLARA YÖNELİNDİ •

EĞİTİM ŞART • “Ergenekon örgütü bünyesinde yer alacak personel mutlaka ve sürekli olarak eğitim programlarında tutulmalıdır. Kullanılacak her ajan eğitimden geçirilmelidir. Ve eğitime olabildiğince özen gösterilmelidir. Eğitim veren eğitmenlerin raporları titizlikle incelenmelidir. Eğitim sonrasında eğitim alanlar sınanmalıdırlar. Böylece, gelişim ve etkinlik düzeyi arttırılırken, personel kontrol altında tutularak güvenlik sağlanacağı gibi, personel sıkça motive edilmiş olacaktır.”

JİTEM ERGENEKON’UN İÇİNDE • Ergenekon’un “yeniden yapılandırma” planında “İstihbarat örgütleri ve politikaları” başlığıyla yer alan bölümde, örgütün personel politikaları anlatılıyor. JİTEM ve MİT’ten de söz edilen bölümde dikkat çekici noktalar şöyle:



BUNLARI ARAMIZA ALMAYALIM • “Türlü özverilerle yurtdışında eğitim görmeleri sağlanan yetişkin insan kaynakları ne acıdır ki; ülke çıkarları için “negatif” veriler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle devletin en önemli yapı taşları çökmüş ve işlemez hale getirilebilmiştir. Bu nedenle Ergenekon bünyesinde yurtdışında eğitim görmüş personel bulundurulmaması zorunluluğu vardır.”



HEDEF ÜNİVERSİTELİLER • “Ordu birlikleri içinde yer alan askerler ile üniversitenin birinci ve ikinci sınıflarında öğrenim gören gençler yararlanabilecek pozitif bir kaynaktır.”



MİT VE JİTEM’DEN DERS ALALIM • “Ergenekon gibi çok, özel bir yapılanmanın içinde yer alması uygun görülecek sivil personelin seçimi olabildiğince dikkat titizlik ve özen istemektedir. Aksi halde Türkiye Cumhuriyeti Resmi istihbaratı MİT’in bugün içinde bulunduğu sorun ve çelişkilerin benzer versiyonları Ergenekon bünyesine taşınmış olur.

Ergenekon, benzer bir örneği kendi içinde JİTEM gerçeği ile yaşayarak yeterli deneyim elde etmiştir. Bu deney kazanımı bugün düzenlenecek olan yeni yapılanma için çok önemli ve pozitif bir kazanımdır. Gerek ülke içinde gerek ülke dışında istihbarat birimlerinin mevcut olumsuz imajını da kendiliğinden ortadan kaldıracaktır.”



JİTEM DENEYİMİ • “Bu noktada bir saptama yapılmasını yararlı görmekteyiz şöyle ki: Ergenekon içinde sivil personelden yararlanılması düşüncesinin doğuracağı ‘önyargılı endişeler karşısında sağlıklı bir analiz yapılacak olduğunda: JITEM deneyimi ve bugün Ergenekon içinde mevcut sorunlar dikkate alındığında, endişeler önyargılar kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Çünkü; insan yapısındaki yapı taşları özellikleri dikkate alındığında asker-sivil ayrımı yapılamayacağı ortaya çıkar.”



HER ŞEYİ GÖRECEK VE DUYACAK • “Ergenekon’un gözleri her şeyi görmeli, kulakları her şeyi duymalıdır. İstihbarat toplamak için pek çok yol vardır. Örgüt elemanlarından sağlanan bilgiler, yabancı örgütlerden elde edilen bilgiler, yabancı örgütlere sızdırılan ajanlar aracılığı ile elde edilen istihbaratlar. Yabancı örgütler ve içlerine sızdırılan ajanlar aracılığı ile elde edilen istihbarat çok önemlidir. Ancak, bunlar kontrol dışına kalan kanallardır. Bu nedenle sürekli kontrol edilmeli, denetlenmeli ve sıkça motive edilmelidirler.”

AJANLARI DOKTORLARDAN SEÇİN, FAHİŞELERE DE BAŞVURUN • Ergenekon’un temel belgesinde istihbarat için öngörülen ajanların, doktor, avukat ve psikolog gibi mesleklerden seçilmesi isteniyor:

İDELOJİK YAKINLIK • “Bir istihbarat örgütünün organizasyon ve elemanlarının yapıları çok büyük önem ifade eder. Ergenekon merkez yönetiminde yer alacak eleman sayısı olabildiğince az olmalıdır. İllegal çevrelerden seçilecek elemanlar, etnik ve siyasal ideoloji açısından örgüt ideolojisi ve amaçlarına en yakın uygunluk gösterenler tercih edilmelidir.”

LEGAL İŞTE ÇALIŞSIN • “Genç, yetenekli eğitimli ve donanımlı personel arasından seçilecek 3 kişi Ergenekon içinde (üniteler arası) ve örgüt dışında örgütü temsilen hareket edebilmeli ve teması sağlamalıdır. Bu kişiler örgüt içinde görev almamalı, örgüt dışında legal bir işte istihdam edilmelidir. Böylece güvenlik sağlanmış olacaktır. Zaman içinde bu personel arasından Ergenekon bünyesinde gerekli olacak çok başarılı yöneticiler yetişecektir.”

AVUKATLARI SEÇİN • “Gençlerden seçilmiş yeteneklerin eğitilerek kazanımı dışında, profesyonellerden yararlanılması pozitif bir yoldur. Doktorlar, avukatlar, psikologlar, vb gibi.. Çünkü, bu gruba girenlerin, toplumun her kesiminden insanla temasta oldukları görülecektir.

Bu noktada önemli bir saptama yapmakta büyük yarar vardır. Başarılı istihbarat örgütleri elemanlarının anestezi altında bilgilerini açığa vurabilecekleri olasılığından ötürü, doktor ve psikologlar tarafından tedavi edilmelerine izin vermezler. Gerekli hallerde kendi bünyeleri içindeki doktor ve psikologlardan yararlanırlar.”

FAHİŞELERE BAŞVURUN • “İstihbarat sanatında en çok yarar sağlanan fahişeler olmuştur. Çünkü insanlar çoğu kez ruhsal problemlerin etkisiyle ve bilinçsiz bir karşı konulmazlıkla, sırlarını fahişelerle paylaşırlar. Bu bilimsel bir tespittir ve 2000 yıldır yararlanılan bir metottur.”

SİYASİLERE SUİKAST DÜZENLENECEK • Ergenekon terör örgütünün kanlı yüzünü “Politikalar” başlıklı bölüm gözler önüne seriyor. Plana göre hedefe varılması için suikastlerin düzenlenmesi isteniyor. “21. yüzyılda, kaçınılmaz bir biçimde dünya politikalarını ve siyasetçilerini istihbarat örgütleri biçimlendirecektir. Bu öylesine bir etkinlik olacaktır ki; 100 hatta 200 yıl sürecektir. Neden 100 ya da 200 yıl? 20. yüzyıl dünyasında kültürel etkinliklerle toplumlar çökertilmiş ve yapı taşları değiştirilmiştir. Ve bu politikanın adına “globalleşme süreci” denilmiştir. Ancak, Çin ve Japonya’da başarısız kalınmıştır. Çin ve Japon toplumlarının da kültür emperyalizmi ile çökertilmesi, yapı ve inançlarının değiştirilmesi gereklidir. Bu nedenle emperyalist tuzağı globalleşme sürecinin amacına erişerek “Dünya Hükümeti” kurabilmelerinin önünde 100 ila 200 yıllık bir zaman engeli oluşmuştur.

İKİ YOL VAR AMA... • “Dünyada var olabilmiş tüm sistemler, ülke çıkarları ve mevcut rejim ilkelerine aykırı ideolojilere sahip siyasileri engellemiştir. Bunun ise iki yolu vardır:

1 • Suikast

2 • Dezenformasyondur

TEK YOL SUİKAST YAPMAK • Kaçınılmaz olarak 21. Yüzyıla adım atmakta olan Türk insanı, kültürel anlamda dünya görüşü gelişmediği, okumadığı, matbaa makinesi ile icat edilmesinin üzerinden 900 yıl geçtikten sonra tanışabildiği için; kolayca yanıltılabilmekte ve her an kandırılmaya açık beklemektedir. Bu nedenle dezenformasyon ya da bir başka anlatımla ‘kara propaganda’ sonuçları bakımından negatiftir. Kişisel çıkarlar adına siyasete yönelmiş ve hedefe ulaşabilmek adına her şeyi mubah sayabilen siyasilerin engellenebilmesi için; geriye kalan tek yol suikasttır.”

İLLEGAL ÖRGÜTLERLE İŞBİRLİĞİ • “Suikast operasyonlarına gerek duyulmaması için, siyasi portreler çok ciddi biçimde analiz edilmeli, ortak ideallere uygun siyasilerin seçim kampanyaları organize edilerek parlamentoda etkin ve güçlü bir biçimde yer alabilmeleri sağlanmalıdır. İçte ve dışta ortak ve benzer idealler doğrultusunda faaliyet gösteren ulusal ve uluslararası legal ve illegal örgütler ile işbirliğine yönelmek kaçınılmaz ve zorunluluktur.”

ergenekonun temel belgesi 2

Belge terör örgütlerinin mutlaka kontrol altında tutulmasını ve gereğinde “naylon terör grupları” oluşturularak terör dünyasına yön verilmesini öngörüyor. “Ulusal ve uluslararası illegal örgütlerle işbirliğine yönelmek kaçınılmaz bir zorunluluktur” saptaması yapıyor


NAYLON TERÖR ÖRGÜTLERİ • 21. yüzyılda en önemli sorunlardan birisi de “terör” olacaktır. Terör uluslararası jeo/ekonomik politikanın karıştırılmasında ve temel rol oynayacaktır. Türkiye için terör yalnızca toprak bütünlüğünün ortadan kaldırılabilmesi ve bölgesel istikrarsızlaştırma amaçlı değildir. Türkiye’nin ticaret ortaklarına yönelik terör; destabilizasyon yaratacak, böylece Türkiye’nin dış ticaretine büyük darbe vurularak, ticari platformda ticaret hacminin önünün kesilmesi sağlanmaya çalışılacaktır. Bu nedenle terör grupları kontrol altında tutulmalı, gereğinde ‘Naylon terör grupları” oluşturularak, terör dünyasına yön verilmeli ve güçlü istihbarat örgütlerinin kurguladığı oyunun içinde mutlaka yer alınmalıdır.”

ergenekonun temel belgesi -3

Almanya’nın uyuşturucu üretiminin olmazsa olmaz maddesi olan asit anhidrit tekeli kurduğu iddiasını gıptayla aktaran örgüt belgesi uyuşturucudan para kazanma yolunu tavsiye ediyor

UYUŞTURUCU TİCARETİ DENETİM ALTINA ALINMALI • “Türkiye silah üreten bir ülke durumunda olmadığından, jeo/stratejik açıdan kaçınılmaz olarak ve iradesi dışında zorunlu olarak uyuşturucu satışında köprü durumundadır. Uyuşturucu ticaretini denetim altına olmalıdır.

KİMYASAL SİLAH ÜRETELİM • Türkiye’nin bir başka şansı da kimyasal silah üretimi olabilir. Çünkü, bu alanda başarılı sonuçlar elde edebilecek insan kaynaklarına sahiptir.

İllegal işlerin en önemli sorunu, faaliyetlerinin gizliliğidir. Bu alandaki faaliyetleri bilenlerin sayısı mümkün olabildiğince az olmalıdır

ergenekonun temel belgesi -4

Örgüt belgesinde en yüksek kâr elde etme ve para aklama yolu olması nedeniyle kimya ve ilaç sanayiine, hava kargo taşımacılığına girilmesi hedefleniyor. İllegal yollardan elde edilecek paranın özkaynak olarak örgütün legal şirketlerinde aklanması öneriliyor


ERGENEKON‘UN KARA PARA TİCARETİ • Ergenekon’un temel belgesinde, yasa dışı yollarla elde edilen paranın nasıl aklanması gerektiği anlatılıyor.

BANKA VE HOLDİNG • “Ergenekon, doğrudan kendi örgütüne bağlı holdingler ve bankaları süratle kurup ideolojiye uygun ekonomi/politik denge sağlayabilmelidir. Gerçek anlamda bir bağımsızlığa ulaşılması ve devamının sağlanabilmesi için, bu hedeflerin yaşama geçirilmesi şarttır. Özetle; Ergenekon’un üretim tesislerine, ticari holdinglere ve bankalara ihtiyacı vardır. Hem de doğrudan ve mutlak sahibi olarak. İşte bu kaçınılmaz zorunluluk noktaları olan: Medya, Uluslararası Ticaret, Bankacılık alanlarında deneyimli, Kemalist ideolojiye uygun sivil personele ihtiyaç vardır. Yine aynı şekilde legal ve illegal oluşumlardan yararlanma zorunluluğu vardır.”

KARGODA AKLAYALIM • “Çok yüksek kar sağlayan legal ticari faaliyet alanları arasında ilaç ve kimya sanayi en baş sıralarda yer alan sektörlerdir. Yine aynı şekilde hava kargo taşımacılığı çok önemli bir yer işgal eder. Bu alandaki ticari faaliyetler, para aklanması için çok uygun alanlardır. Özellikle uyuşturucu üretiminde olmazsa olmaz asitanhidrit üretiminde dünyanın tek üreticisi oluşu, sentetik uyuşturucuların yapımında kullanılan kimyasal maddelerin üretim ve satışından (legal ve illegal) elde edilen karlar, günümüz Federal Almanya Cumhuriyeti ile tüm dünyada serbest dolaşımda olan Alman Mark’ını yaratmıştır.”

ergenekonun temel belgesi - 5

Ergenekon’un medya kuruluşlarını mutlak bir biçimde kontrol etmesi gereğinin altını çizen belge, örgütün kendi medya kuruluşlarını oluşturarak ulusal ve uluslararası medya üzerindeki denetimi pekiştirmesininin zorunlu olduğunu belirtiyor


ÇATLAK SESLER SUSTURULACAK • Medya, en iyi ve en yararlı reklamcıdır. 20. yüzyılda istihbarat örgütleri medyadan çok yararlandılar. 20. Yüzyılın son yıllarında ise; kendi medya kuruluşlarını devreye sokarak bunları uluslararası platformda giderek güçlendirdiler. Böylece ulusal yayın organlarından elde edilen yararlar, uluslararası platformda dünya kamuoyunun kendi çıkarları ve amaçları doğrultusunda yönlendirilmesini sağladılar. 21. yüzyılda ise; uluslararası medya kuruluşları ile ülkelerin yerel medya kuruluşları arasında ortaklıklar oluşturma yoluna gidilecek, tüm istenmeyen çatlak sesler örtülü bir biçimde bastırılarak susturulmuş olacaktır.

GEREKİRSE HÜKÜMET DEVRİLECEK • Ergenekon’un temel belgesinde “güçlü bir istihbarat örgütü” için neler yapılması gerektiği sıralanıyor. Belgede istihbaratın gerekirse hükümetleri devirecek senaryoları üretebileceği vurgulanıyor.

“21. yüzyılda güçlü bir istihbarat örgütünün anahtarı, uluslararası finansal organizasyonları engellemek olacaktır. Dünya para hareketinin dikkatle izlenişi, gerek uluslararası platformda gerekse ülke içinde siyasi ve toplumsal oluşumları çok önceden görerek, karşı önlemler alınmasını sağlayabilmenin en etkin çözüm yoludur. 21. yüzyılda en etkin istihbarat enstrümanı uluslararası ekonominin kullanımı olacaktır. İstihbarat örgütleri para/politikalarının türlü senaryoları ile ülkelerdeki hükümetleri çok büyük bir rahatlıkla devirebilecek ya da çıkar ve amaçları doğrultusunda yönetimler uygulamaya mecbur bırakacaklardır. Ergenekon, kaçınılmaz bir biçimde, çağın ve koşulların gereği olarak ekonomi alanında çok etkin faaliyetler uygulamaya koymak ve para akışını kontrol altına alma zorunluluğu ile karşı karşıyadır.”

ergenekonun temel belgesi -6

Belgenin en ürkütücü bölümü, varlığından sadece başkanın haberdar olacağı “Kontrol Dairesi” ile ilgili. Bu dairenin personeli tercihen “merhametsiz” özel kuvvetler görevlilerinden oluşacak. Dairenin ilk görevi operasyon sırasında temizleme ve ortadan kaldırma işlemlerinden doğacak sorunları çözmek. İkinci görevi ise davaya ihanet eden ve yarar sağlamayan ajanları öldürmek


YÖNETİCİ VE AJANLAR MESAFELİ OLACAK • “Bu ünitelerin komutan ve başkanları, birbirlerini tanımalarında hiç bir sakınca olmamakla birlikte, birbirlerinin görev ve sorumluluk alanlarını bilmemeleri esası, Ergenekon’a istihbarat örgütleri içinde ayrıcalıklı bir özellik ve güvenlik kazandıracaktır. Bu 6 ünitede görev alacak ajanlar, kendi bölümlerinin komutan ve başkan asistanları dışında diğer üniteler ve personel ile hiç bir şekilde irtibat kuramamalıdır. Örgütün üst düzey yöneticileri ile personel ve ajanlar arasında mutlak mesafe olmalıdır. Aksi halde başarısız bir operasyon sonucunda üst düzey yöneticilerinin korunması sağlanamayacağı gibi, örgütün kendisi riske atılmış olur ve örgütün imajı korunamaz.

Üniteler arasında enformasyon değerlendirmesinde ayrıcalık tanınabilecek tek bölüm, ‘Operasyon Dairesi Komutanlığı’dır. Çünkü elde edilecek enformasyon analiz ve değerlendirilmesinde gerektiği hallerde katkısı olabilir.”

YAKALANAN AJANLAR ÖLDÜRÜLECEK • “Bu dairenin varlığından Ergenekon Örgütü Başkanı/Komutanından başkaca hiç kimsenin bilgisi olmaması kesin bir gerekliliktir. Operasyonlarda yer alması zorunlu olan dairede yer alan ajanların ilk görevi; operasyon alanı içinde bulunmak, operasyon esnasında temizleme ve ortadan kaldırma gibi işlemlerde doğabilecek sorunları çözümlemektir.

ÖRGÜTÜN TEMİZLİKÇİLERİ • İkinci bir görevleri, karşı istihbarat örgütlerine geçen, yakalanan veya operasyon amacına aykırı hareket eden herhangi bir ajanı öldürmektir. Bir ajanın sonu başlangıcında olduğunun ilk işareti, örgüte ve ajanlarına karşı sorumluluk alanında yarar sağlamaya başladığı süreçtir.”

AJANLAR TSK BÜNYESİNDEN SEÇİLECEK • “Kontrol Dairesinde görevlendirilecek ajanlar, mutlaka Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinden ve özel operasyon ünitelerinden çok dürüst, güvenilir kişilerden seçilmelidir. Bu ajanlar merhametsiz olmalı ve bağımsız görev yapabilmelidir. Emirleri doğrudan Ergenekon Komutanı’ndan almalıdırlar, üst yöneticiler ve örgüt personeli ile ajanları tarafından bilinmemelidirler

ergenekonun temel belgesi - 7

Belge örgütün üretim tesislerine, ticari holdinglere ve bankalara doğrudan ve mutlak sahip olması gerektiğini söylüyor. Başka şirketlere sızıp hacker’lar eliyle bunların banka hesaplarının içeride ve dışarıda boşaltılmasını, naylon şirket kurup işleri bittiğinde personelin ortadan kaldırılmasını öneriyor


BANKALARA SIZMAK LAZIM • Ergenekon’un “yeniden yapılandırma” planında örgüte finansal kaynak sağlanması için yapılması gerekenler sıralanıyor. Planda, banka hesaplarıyla oynama, naylon şirketler kurma ve Hazine arazilerinden yararlanmaya kadar çok sayıda madde sıralanıyor:



BANKA HESAPLARIYLA OYNANACAK • “Daha önce söz ettiğimiz nedenlerden ötürü hükümetler istihbarat örgütlerine finansal kaynak sağlamaktan hiç hoşlanmazlar. Bu nedenle istihbarat örgütleri finansal kaynaklar, yaratmak zorundadırlar.

Güçlü bir istihbarat örgütlenmesi, enformasyon toplanması, değerlendirilmesi, operasyonlar düzenlenebilmesi için istihbarat örgütlerinin çok güçlü finansal desteğe ihtiyacı olduğu gibi ekonomi/politiği kontrol edebilmesi için de finans dünyasını kontrol altında tutabilmesi zorunludur.

Finansal kaynaklar yaratılabilmesi için, orta ve büyük ölçekli A.Ş. yapılanmasındaki şirketlerden yararlanılması, onların içine sızılması, elde edilecek banka işlemleri hesap ve şifre kodları ile yine uluslar arası bankalar ile yurtdışındaki çeşitli ülke bankalarına sızdırılmış ajanlar aracılığı ile hesaplardan para aktarımları yapılmalıdır. Bu operasyonlar 2/3 gün içinde tamamlanmalıdır. Böylece hesaplarla kimin oynadığı anlaşılamaz. Bu işlemleri başarıyla ve çok basitçe çözümlemek mümkündür ve bu işlemler için “Hackers” tanımlamasıyla anılan pek çok bilgisayar hırsızı vardır. Bunlardan yararlanılmalıdır.”

ergenekonun temel belgesi - 8

Örgüt yurtdışı faaliyetlerde elçiliklerde görevli askerî personele özel bir misyon yüklüyor: “Çeşitli ülkelerde ticari şirket kurup finansal güç kazanımı yoluna gidilmeli, askeri ataşelerden mutlaka gerektiği biçimde yararlanılmalıdır”


ASKERİ ATAŞELERDEN YARARLANMA • Ergenekon’un yeniden yapılanması hedefinde Askeri Ateşeler’den gereği biçiminde yararlanılacaktır.

YURT DIŞI TİCARİ FAALİYETLER • “Çeşitli ülkelerde kurulacak ticari şirketler, kullanılarak finansal güç kazanımı yoluna gidilmelidir. Çeşitli, ülkelerde görev yapmakta olan Askeri Ateşeler’den bu alanlarda da mutlaka gereği biçimde yararlanılmalıdır.”

HAZİNE ARAZİLERİ KULLANILACAK • “Hazine arazileri kentleşme yörelerinde “gecekondu MAFIA’sı”na yıllardır kaynak sağlamaktadır. Oysa ki, bu kaynaktan siyasi otoritelerin “oy” çıkarına dayalı, MAFIA’nın rant sağlaması önlenebilmeliydi. Ancak, olmadı! Ergenekon, hazine arazilerinden bu anlamda değil ama, spekülatif kazanç anlamında yararlanarak kaynak yaratmalıdır. Sanayi bölgeleri, toplu konut yapımları için hazine arazilerinden yararlanılarak, imar alanları yaratılmaktadır ve bu alanlardan spekülatif kaynaklar yaratılarak, art niyetli kişiler yararlandırılmaktadır. Ergenekon hazine arazileri üzerinde yeni organize sanayi alanları ile yeni toplu konut alanlarının oluşturulmasından spekülatif kaynaklar yaratmalıdır. Bu yollardan sağlanacak olan kaynaklar, konut ihtiyacı alanında kurulacak inşaat şirketi ile değerlendirilerek, sürekliliği olan kaynaklar yaratılabilecektir.”

ergenekonun temel belgesi - 9

Belgede yeni sivil toplum kuruluşları oluşturma hedefiyle de yetinilmiyor: “Ergenekon Türkiye’deki tüm STK’ları kontrol altına almalıdır”


STK’LARI KULLANALIM • “Ergenekon’un kendi kuracağı sivil toplum örgütlerine ihtiyacı vardır. Çünkü sivil toplum kuruluşları içte ve dışta kamuoyunda kutsal bir insanlık görevi yerine getiren örgütler olarak değerlendirilirler. Bu örgütlerin girebildiği ve etki altına alabildiği öyle noktalar vardır ki; bunu diplomasi sağlayamaz. Sivil toplum örgütlerinin imajı, saygın, kutsal ve masumdur. Bu özelliklerinden ötürü dünyanın her ülkesinde geniş halk kitleleri sivil toplum örgütlerinin arkasındadır. Sivil toplum örgütleri aracılığı ile dünya kamuoyu kolayca etki altına alınarak yönlendirilebilir.

Ergenekon, Türkiye’de faaliyet gösteren tüm sivil toplum örgütlerini kontrol altına almalıdır. Bu bir zorunluluktur. Çünkü, bu örgütlenmelerin finans kaynakları dış ülkelerdir.”



SİVİLLERLE BULUŞMA PLANI • Ergenekon belgesinin “Kapsam” başlıklı bölümünde, Ergenekon içinde yer alan TSK mensupları ile sivillerin organizasyonunun geç kalınmış bir girişim olduğu belirtiliyor:




İŞBİRLİĞİ ZORUNLU • “Yukarıda özetle ifade edilmeye çalışıldığı gibi, bu analiz, yönetim, geliştirme ve yeni yapılanma raporu, haddimizi aşarak Ergenekon’un büyüteç altına alınmasından daha ziyade, pek çok sistemin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı ve bağımsızlığı üzerinde oynanan sinsi/çok emelli oyunların analizinden yola çıkılarak, 21. yüzyılda yepyeni bir yapılanma ile değerli TSK mensuplarının yanı sıra, sivillerden de sonuna değin yararlanılması gereği ve zorunluluğuna yer verilmiştir.”




HER MESLEKTEN SİVİL • “Ergenekon içinde yer alan değerli TSK mensupları ile Kemalizm’e ve ülkesine bağlı, insanlık onurunu ve kimliğini yitirmemiş, her meslekten sivillerin organizasyonu ile ortaya çıkacak olan yeni yapılanma gerçekte geç kalınmış bir girişim olarak görülmelidir. Her meslekten seçkinlerin yer alacağı sivil personel kadrosu ile Ergenekon, iç ve dış faaliyetlerinde çok daha etkin bir güce erişecek; her alanda hareketlilik, duyarlılık ve yaptırım gücü yüksek olanaklar kazanmış olacaktır.”


İŞTE 21. YÜZYILIN ERGENEKON’U • Plana göre 1914’lerde olduğu gibi bugün de İstanbul, dış ülkelerin istihbarat ajanlarının cirit attığı, pek çok yandaşlarının olduğu, dileklerini gerçekleştirebildikleri bir dünya kentine dönüşmüş durumda. Çünkü savaş sürüyor. Savaşın tek amacı Türkiye Cumhuriyeti’ni bölerek yıkmak.

Ergenekon’un “yeniden yapılandırma” belgesinde çalışmanın amacı; “Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde faaliyet gösteren ‘Ergenekon’un re-organizasyona katkıda bulanabilmek” olarak anlatılıyor. Dış ülke istihbarat örgütlerinin devletin her kademesine sızdığı belirtilen belgede, “Ergenekon’un her zaman olduğundan çok daha fazla önem ifade eder duruma geldiği” dile getiriliyor. Belgede Ergenekon’un amaçları şöyle anlatılıyor:

ERGENEKON TSK BÜNYESİNDE • “Bu çalışmanın amacı, Atatürk ilkeleri doğrultusunda biçimlendirilmiş, Kemalizm’in tek, gerçek ve içtenlikli koruyucusu Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde faaliyet gösteren ‘Ergenekon’un reorganizasyonuna katkıda bulunabilmektedir.”

SAVAŞLAR BATI’NIN HEDİYESİ • “1. Dünya Savaşı’nın ardından, sözde savaşa son veren gerçekte ise; barışa son veren barış antlaşmaları imzalanmıştır. Bu barış anlaşmaları ise; Mısır’dan, Afganistan’a, İran’dan, Umman Denizi’ne değin birbirine rakip dinlerin, ideolojilerin, milliyetçilik akımlarının ve hanedanların savaştığı bir savaş alanı yaratmıştır. Rus-Afgan, Iran-Irak ve Lübnan savaşları, Kürt hareketleri ve sonu gelmeyen Arap-İsrail sürtüşmeleri; Batı’nın bölgeye hediyesidir.”


YIKICI FAALİYETLER TIRMANIŞTA • “Kurulduğu günden başlamak üzere sürüp giden, emperyalist sisteme dayalı bölücü/yıkıcı/çok uluslu/çok emelli sinsi faaliyetler; Arnavutluk’un çözülmesi, İran’da Şah rejiminin yıkılması ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin dağılması ile birlikte sabırsızlıkla iştahların artmasına yol açmıştır. Çünkü, bu rejimIerin kuruluş dönemleri ile Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş dönemleri hemen hemen aynı dönemlere rastlar. İşte bu nedenlerden ötürüdür ki; Türkiye Cumhuriyeti’nin 75. yılını idrak ettiği 20. Yüzyılın son yılında, bölücü/yıkıcı faaliyetler çok tehlikeli bir tırmanışa geçmiştir.”


YERLİ İŞBİRLİKÇİLER DEVREDE • “1914 yıllarında İstanbul, dış ülkelerin istihbarat ajanlarının cirit attığı, pek çok yandaşlarının olduğu, dileklerini gerçekleştirebildikleri bir dünya kentine dönüşmüştü. Bugün de böyledir. Çünkü savaş sürdürülmektedir. Ve bu savaşın tek amacı vardır. Bölerek/parçalayarak Türkiye Cumhuriyeti’ni Yıkmak!”


BÖLÜCÜLER HER YERDE • “Kaynağını dış ülke istihbarat örgütlerinin sinsi ve çok yönlü emellere dayalı; finans/organize/yönlendirme çabalarından alan ve ülke içinde konuşlandırılan bu güç odaklarının yerli işbirlikçi uzantıları, devletin her kademesine sızarak, TBMM’ne girebilmiş ve hatta siyasi platformda iktidar dönemleri yaşamışlardır. Bunun içindir ki; Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde faaliyet gösteren Ergenekon, Türkiye Cumhuriyeti için, her zaman olduğundan çok daha fazla yaşamsal önem ifade eder duruma gelmiştir.”


YENİDEN YAPILANDIRILMA ÇABASI • “Bu çalışmada Atatürk ilkeleri ve hedefleri doğrultusunda TSK bünyesi içinde faaliyet gösteren Ergenekon ‘un sorunlarının belirlenmesi ve giderilmesine yönelik gözlem, tespit, karşılaştırma ve önerilere yer verilmekle yetinilmeyip, yepyeni bir yapılanma örneği önerilmektedir. Böylelikle, Ergenekon’un 21. yüzyıl koşullarına uygun re-organizasyonu doğrultusunda analiz yapılarak, bir araştırma, geliştirme ve yeni yapılanma raporu hazırlanmıştır. Ergenekon’un gerçek ve çağdaş anlamda re-organizasyonun sağlanabilmesi için talep edilmesi halinde daha birçok ayrıntılı etüt hazırlanması mümkündür.”


KRAL TUTMOİS DE CENGİZ HAN DA VAR • Ergenekon’un “yeniden yapılanma” planında istihbaratın tarihi anlatılırken, son derece ilginç isimlerden alıntılara başvuruluyor. İşte o bölümler:



İSTİHBARAT VE ÖRGÜTLENME • “İstihbarat -haber alma- oyunu, insanlık tarihinin en eski ikinci mesleğidir. Bu oyunun kendine özgü kuralları ise; doğası gereği, çok büyük bir hızla kendisini yenileme özelliğine sahip olmasıdır.”




MISIR’DAN ÖRNEK • “Günümüzden tam 5.000 yıl önce; Mısır’da Kral III Tutmois, kuşatma altında tuttuğu Yafa kenti hakkında ‘istihbarat’ toplayabilme amacıyla un çuvallarının içine gizlediği adamlarını kente yollamış olması tarih sayfalarındaki ilk örnektir. Kral III. Tutmosis, farkında olmaksızın ilk yasal istihbarat teşkilatını kurmuştu. İnsanlık onun bu alandaki başarılarını Mısır hiyeroglif tabletlerinden öğrendi. Ve istihbarat, toplayan elemanlar literatürlerde ‘casus’ ve ‘ajan’ tanımlamasıyla anılır oldular.”




HZ. MUSA’DAN ALINTI • “Hz. Musa, ‘Gidin ve ülkede gerekli araştırmayı yapın’ der. İnsanlık tarihi açık ve net bir biçimde ortaya koymaktadır ki; ulusların “gelişim” sağlayıp “güç” elde edebilmesi istihbaratla, yani “bilgi” ile sağlanabilmiştir.

Tarihin ilk atlı göçer toplulukları arasında önemli bir yer edinmiş olan Tatarlar, uzun yıllar bozkırların tek hakimi olmayı başarmışlardı. Kuzey Avrupa’da kiliseleri dolduran Hıristiyanlar, “Tatarlar’ın gazabından kurtar bizi Tanrım” diye, dua eder olmuşlardı. Yerleşik düzene geçememiş bu atlı göçer topluluk, kendilerini asla yerleşik toplumlardan aşağı görmemişti. Ne var ki; okur/yazar değillerdi (!)”




CENGİZ HAN’IN GÜCÜ • “Cengiz Han’ın büyük bir general olarak ün kazanmasının temelinde hiç kuşkusuz ki; düşmanlarına oranla daha fazla risk almış olması, gücünü 10’arlı grup sistemine bağlaması ve tüccarlardan oluşan bir istihbarat örgütü kurmuş olması yatar. İstihbarat sanatına bunca önem veren Cengiz Han, aleyhte casusluk aaliyetleri için de kaçınılmaz olarak ölüm cezası getirmiştir.”




ERGENEKON’UN İSTİHBARATI • “21. Yüzyılda Ergenekon’un resmi istihbarat kuruluşlarının yanı sıra, legal ve illegal örgütlenmelere karşı mücadele etme zorunluluğu ile karşı karşıya kalacağının bilinmesinin yeterli olamayacağı açıktır. 20. yüzyıl istihbarat faaliyetleri “klasikleşmekle” kalmayıp “köhneleşmiş” olacaktır. Ve bugün; bu köhneleşme sürecinin sonuna varıldığından, önümüzde çok az bir zaman kalmıştır. Ergenekon, faaliyetlerini yeni ve gelişmiş yöntemlerle sürdürmek zorunda olduğu gibi, kaçınılmaz olarak faaliyet alanlarını da geliştirmek zorunluluğu ile karşı karşıyadır.”




GİZLİLİK ÖN KOŞULDUR • “Sağlıklı ve güçlü bir istihbarat örgütü, ülkesinin bağımsızlığına yönelik iç ve dış tehditleri önceden tahmin edebilir ve önleyebilir. Ülkenin ekonomik ve sosyal kararlılığının istikrarını sağlar. Bunları başarabilmesi için ise; gizlilik ön koşuldur. Enformasyon gizliliğinin çok kritik olduğunun bilincine varılabilmesi çok büyük önem taşır.”




İLETİŞİM GÜVENLİ DEĞİL • “İletişim ağları ulusal olmaktan çıkıp çok uluslu ticari kuruluşların kontrolüne geçtiğinden ötürü, istihbarat örgütleri için güvenli olmaktan çıkmıştır. Uydular aracılığı ile yerkürenin herhangi bir yerinde, sokaktaki bir insanın yüzünün belirlenebildiği, izlenebildiği bir dünyada gizlilik prensipleri çok daha büyük önem kazanmıştır.”




MOSSAD’IN BAŞARISI SIRRI • “Uluslararası ticaret, bankacılık, Web TV (Internet) ve uydu sistemleri dünyayı giderek daha çok küçültmeyi sürdürürken, “güvenlik” sorunu büyümüştür. 20. yüzyılın en başarılı istihbarat örgütleri arasında yer alan MOSSAD, başarısının sırını elde ettiği enformasyonu paylaşmamasına borçlu olduğunu çok geç fark edebilmiştir. MOSSAD, diğer istihbarat örgütleri ile dayanışmaya yönelip’ enformasyon’ paylaşımına yönelince, ajanları yakalanmaya başlamış ve başarısız operasyonlara imza atmak zorunda kalmıştır. Buna benzer örnekler incelendiğinde, enformasyon paylaşımının çok zorunlu hallerde dahi olabildiğince azıyla geçiştirilmesinin önemi kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.”




ENFORMASYON SATIN ALINMALI • “İstihbarat örgütleri serbest ve açık bir işbirliği politikasına sahip olsalar bile, temel amaçları gereği düzenli bir biçimde aleyhte faaliyet gösterecekleri unutulmamalıdır. Bu noktada: “satılık enformasyon”ların, ne denli tehlikeli sonuçlar yarattığının tarih sayfalarında pek çok örnek ortaya koyduğuna dikkat çekmek isteriz. Çok gerekli ve zorunlu hallerde enformasyon satın almanın yararlı ve kaçınılmaz olacağı da bilinmektedir. Ancak, enformasyon satıcısı ile ideolojik prensiplerde uyum aranması zorunluluğu vardır. “

HEDEFTE ENTELEKTÜELLER DE VAR • Ergenekon belgesinde, “21. Yüzyıla girerken dünyada istihbarat ve örgütsel yapılanma ile faaliyet alanlarının önemi” başlıklı bölümde, “Ergenekon, TSK’nın değerli personeli dışında entelektüel ve her meslekten seçkinlerin de içinde yer alacağı ‘sivil’ personelden yararlanacağı” vurgulanıyor. İşte “Genel” ve “Örnekler” başlığıyla verilen belgedeki çarpıcı bölümler:


BİZ ENTELEKTÜELLERDEN YARARLANAMADIK • “Türkiye Cumhuriyeti Resmi istihbarat Kurumları; bilim, düşünce kültür, sanat ve eğitim alanlarında yetişkin insan kaynaklarından yararlanmamıştır. Yararlanmayı da gereksiz görmüştür! Oysa ki; 2. Dünya Savaşı sonrası 1940’lı yıllarda, Abdül Nasır’ın istihbarat Şefi Salah Nasır, bir gazeteciden yararlanarak kurduğu ‘Siyasi Kalem’ adlı gizli bir örgüt sayesinde tam 412 sanatçı ve aydından karşı casusluk faaliyetlerinde yararlandığı bilinmektedir.”


YABANCILAR YARARLANDI • “Resmi istihbarat kuruluşlarımızın entelektüel çevrelere bakış açısını bilen yabancı istihbarat örgütleri ise; bu kontra bakış açısından yararlanmayı bilmiş, rejim tarafından dışlanıp horlanan entelektüel çevrelerin etkin portrelerinden çok olumlu bir biçimde yararlar sağlamıştır. Bu gerçek günümüzde de sürüp gitmektedir. Bu nedenledir ki, ülke insanımızın benimsemediği pek çok aydın, dış ülkelerce en büyük ödüllerle onurlandırılarak, bir anlamda Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı örtülü bir biçimde dokunulmazlık zırhına büründürülerek, muhalif unsura dönüştürülmektedirler.”


ERGENEKON DA YARARLANSIN • “Son derece yararlı, etkin ve düşsel yaratıcılık anlamında bitimsiz, eldeki mevcut pozitif avantaj; dış istihbarat unsurlarının sonuna değin yararlanabildikleri, -hatta ölümlerinden sonra bile- dezavantaj sonsuzluğuna terk edilmektedir. Türkiye’nin 21. yüzyılda entelektüel birikimli, yaratıcı, güvenilir insan kaynaklarından istihbarat çalışmalarında yararlanması gereği kaçınılmazdır.”




BİR KİŞİ ALMANLARI BOZDU • “Örneğin: 1964 yılında ölen İngiliz Deniz Kuvvetleri’nin 17/F kod adlı haber alma ajanı Ian Fleming, gerçek bir entelektüel idi. Savaş yıllarında Londra’nın göbeğinden yaptığı radyo yayınlarıyla, unutulmaz ‘Kara Propaganda’ örnekleri sergileyerek Alman ordularının moral değerlerini çökertmeyi başarmış ve bu yolla 2. Dünya Savaşı’nın sınırlarını zorlamıştır. “




SSCB SPORCULARI AJAN OLARAK KULLANDI • “Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, Doğu Bloku ülkeleri ile pek çok Batı ülkesi, entelektüelleri ile sporcularından istihbarat alanında sonuna değin yararlanmayı bilmiştir. İstihbarat sanatı, akıl gerektirir. Bu nedenle de yalnızca sağduyu ve mantık kuralları içinde işleyemez.”




ENTELEKTÜELLER PAMUK GİBİDİR • “Entelektüel insan yapısı derinlerde kök salmış akıldışı, duygusal ve yaratıcı bir çekirdeğe sahiptir. İnsan aklının özellikleri olan bilinç, bellek, yüksek duygu ve düşsel yaratıcılık; yaradılışında var olan değil, sonradan öğrenilerek elde edilen becerilerdir. Entelektüeller, bu nedenle her an patlayacak bir yanardağ gibi görünseler de içten içe yanarak küle dönüşen yumuşak bir pamuk gibidirler.

Ergenekon, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin değerli personeli dışında entelektüel ve her meslekten seçkinlerin de içinde yer alacağı “sivil” personelden yararlanmakla karşılaştığı ve bundan sonra karşılaşacağı en önemli sorunların üstesinden gelmekte güçlük çekmeyecektir.”




EN TEHLİKELİ GRUP ONLAR • “Güçlü istihbarat örgütleri için en tehlikeli görünen grup entelektüel kesimdir. Bağımsız ve liberal eğilimli olan bu “düşsel yaratıcı” kişilikler, çok boyutlu düşünebilme yeteneklerinden ötürü enformasyon bulmacasının en küçük bir mozaik parçacığından rahatlıkla tablonun bütününü görüp saptayabilirler. Kamuoyunu en çok ve kolaylıkla etkileme becerisine sahip oldukları için, istihbarat örgütleri tarafından ciddi biçimde kontrolde tutulmak istenirler. Bunun yanı sıra bu çevre, istihbarat toplama açısından da çok zengindir. Entelektüel kesimden kazanılacak olan elemanlar, kazanışların yanı sıra, diğer istihbarat örgütlerinin çalışma sahasını büyük ölçüde daraltacak bir girişimdir.”



ERGENEKON KARA PROPAGANDADA DOYUM NOKTASINA ULAŞMIŞTIR • Planın “Değerlendirme” bölümünde dış istihbarat birimlerine karyı kontra operasyonların düzenlenmesi ve Ergenekon’un “imajı”na yönelik ifadeler yer alıyor.

KONTRA OPERASYONLAR • “Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde faaliyet göstermekte olan “Ergenekon”un yeni bir yapılanmaya yönelme zorunluluğu ve gereksinimi vardır. 21. Yüzyılda çok daha aktif çalışmalar içinde olacak olan dış istihbarat birimlerinin operasyonlarına karşı kontra operasyonlar düzenleyebilmek, faaliyetlerini engelleyebilmek ve bağımsızlığın korunabilmesini sağlayabilmek için istihbarat faaliyetlerini sürdürebilmek için yeni yapılanma ve yeni personel ihtiyacı olduğu gerçeği kaçınılmazdır. Bunların yanı sıra yeni çalışma yöntemleri geliştirilmesi esastır.”

‘KARA PROPAGANDA’ • “Ayrıca Ergenekon ‘un kamuoyundaki imaj ve düşünce değişiminin sağlanması zorunluluğu vardır. Kamuoyu kafasının karıştığı, içinden çıkamadığı, mantıklı ve tatmin edici açıklamalar alamadığı zamanlarda gelişen her olay karşısında Ergenekon sözcüğünü anımsayıp, dehşete kapılarak içten içe Ergenekon sözcüğünü yinelemektedir. Bu durum kamuoyunda moral çöküntüsüne neden olmakta, toplumda gelecek endişeleri belirmektedir. Bu gerçeği gören kötü niyetli çevreler ise; Medya kuruluşları içindeki yandaşlarından yararlanarak Ergenekon aleyhinde ‘Kara Propaganda’ yürütebilmektedirler. Bu noktada, ‘Kara Propaganda’nın yararlarını görmezden gelemeyiz. Ancak, Ergenekon, ‘Kara Propaganda’nın sağlayacağı yararlılıkta doyum noktasına ulaşmıştır. Bundan sonrası negatiftir.”


"kendi kimliğini ötekinin varlığına göre konumlandırmak hastalıktır. kimliğini yaşatman için sana bir düşman gerekiyorsa, senin kimliğin hastalıklıdır"
hrant dink
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 17-07-2008, 20:03
sakin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
site sakin'i
 
Üyelik Tarihi: 01-05-2008
Nerden: adana
Yaş: 19
Mesajlar: 270
tarafta yayınlanan bu elgelerden sonra ergenekonu hayali bir örgüt olarak görmek zorlaşıyor akp ile ilgili olması ihtimalide suya düşüyor

ergenekonun akpyle derdi olan atatürkü seven birkaç vatanaseverin oluşturduğu basit bir topluluk olduğuna kim inannır artık gerçii inananlar vardır yine
ülkeyi şeriattan akpden kurtamaya çalışan özverili yurtttaşların kavgası olduğunu yutturmaya çalışacaklar onlar yine ama işleri hakkaten çok zor gittikçede zorlaşıyor


asıl sorunsa bu kadar geniş çaplı bir örgütlenmenin olması gerektiği gibi yargılanabileceğinden şüphe duyuyorum bu aşama bile önemlidir ama sanırım burdan ileriye de pek fazla gidilemeyecek yada yine bir 30 yıl ve cesur savcıları bekleyeceğiz

zor yıllar geçecek yine ve ben o zor yıllar melodisini duyar gibiyim


"kendi kimliğini ötekinin varlığına göre konumlandırmak hastalıktır. kimliğini yaşatman için sana bir düşman gerekiyorsa, senin kimliğin hastalıklıdır"
hrant dink
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 18-07-2008, 00:30
körmös - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 15-07-2008
Mesajlar: 66
her şeye şüpheyle yaklaştığım gibi bu duruma da hafiten kıllanmaya başlamıştım...çok da masum gelmiyordu açıkçası ve şu yazı tamamen aydınlatmış durumda beni şu an..bunun için teşekkürler.affına sığınarak sormak istiyorum, kaynak gösterebilir misin acaba?
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 18-07-2008, 16:29
sakin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
site sakin'i
 
Üyelik Tarihi: 01-05-2008
Nerden: adana
Yaş: 19
Mesajlar: 270
şüpheyle yaklaşmanız doğru ve normal bende ilk başta tarafa şüpeyle yaklaşmıştım

gazetede bu belgenin kapağının fotoğrafı var sitede de belgeye ait fotoğraflar şemalar var

hatta içinde bulunduğu "ergenekon yeni yapılanma yönetim ve geliştirme projesi istanbul 29 ekim 1999 " adlı belgenin kapak resminde mustafa kemal ve yaverlerinin fotoğrafı var kaynak görme arzunuza cevap olabilmiştir umarım o günkü gazeteyi bulabilseydiniz keşke siteye de bakabilirsiniz


"kendi kimliğini ötekinin varlığına göre konumlandırmak hastalıktır. kimliğini yaşatman için sana bir düşman gerekiyorsa, senin kimliğin hastalıklıdır"
hrant dink
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 18-07-2008, 17:22
körmös - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 15-07-2008
Mesajlar: 66
gösterdiğiniz kaynak tatmin etti teşekkürler.bulmaya çalışacağım.
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 18-07-2008, 18:36
anarko1000 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 04-01-2008
Mesajlar: 73
TARAF mı ????? en derin '' ERGENEKON '' olurlar kendileri yerel ERGENEKON la uğraşan küresel ERGENEKON' culardır o ultra-mega liberaller.

Güce taparlar, paraya secde ederler, güçsüzler için ellerini bile kımıldatmazlar yeter ki sermaye küresel egemenliğini mutlaklaştırsın.

O yüzden yazdıkları bir anlam ifade etmiyor (benim için en azından) kim için, ne için, kime hizmet için ???
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 18-07-2008, 19:16
sakin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
site sakin'i
 
Üyelik Tarihi: 01-05-2008
Nerden: adana
Yaş: 19
Mesajlar: 270
derin ergenekon derin ergenekona karşı ha komik geldi doğrusu
sizin görüşlerinizdir asla katılmam ama size bir önerim var ahmet altanın yazılarını ve tarafı bir süre okuyun hatta size zahmet olmasın ben bugünkü yazısını taşıyayım buraya anarko1000 tam da sizin ve sizin gibi düşünenlere cevabıdır bu yazı ve daha niceleri


"kendi kimliğini ötekinin varlığına göre konumlandırmak hastalıktır. kimliğini yaşatman için sana bir düşman gerekiyorsa, senin kimliğin hastalıklıdır"
hrant dink
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 18-07-2008, 19:18
sakin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
site sakin'i
 
Üyelik Tarihi: 01-05-2008
Nerden: adana
Yaş: 19
Mesajlar: 270
Yalanlar, gerçekler, sorular...
Ahmet Altan - 18.07.2008


İnsanın doğru bir yolda ilerleyip ilerlemediğini arada sırada kontrol etmesi gerekir.



Başkalarını bilmiyorum ama benim bu konuda bir ölçüm vardır.



Eğer tartıştığınız kişiler, yalandan başka bir şey söyleyemiyorlarsa, doğru yoldasınız demektir.



Ben size bir iki örnek vereyim.



Biz Ergenekon çetesiyle ilgili çeşitli belgeler yayınlıyoruz ve bu çetenin bütün bağlantılarının ortaya çıkmasını istiyoruz ya...



Bizim bu yaklaşımımıza gelen cevaplar ne?



Psikolojik savaş elemanı gibi çalışan gazetecilerin hakkımızda söyledikleri.



Bir tanesi, bizim gazetenin Zaman Gazetesi’nin matbaasında basıldığını söyledi.



Basılabilir de, neticede bir yerde bastıracağız bu gazeteyi.



Ama söylediği yalandı.



Sadece bizim gazetenin künyesine bakması yeterdi gerçeği görmesi için.



Orada yazıyor gazetenin hangi matbaada basıldığı.



Ama o yalan söylemek istiyordu ve utanmıyordu.



Bir tanesi, bu gazetenin sahibinin “çocuğunu” parasızlık yüzünden kolejden alıp devlet okuluna verdiğini yazdı... Hâlbuki gazetenin sahibi iki kardeşin de çocuğu yok.



Bir başkası, genç kuşağın en ilgi çekici edebiyatçılarından biri olan, bizim gazetenin yazarlarından Leyla İpekçi’nin “Amerika’ya Fethullah Gülen’in bursuyla” gittiğini yazdı.



İpekçi açıklama yaptı.



“Hayatımda Amerika’ya gitmedim.”



Yalanı söyleyen utandı mı?



Yoo... Zaten bu çocukların “görevli” olduklarından kuşkulanmamın nedeni bu inanılmaz arsızlıkları... Bu kadar utanmazca davranabilmek için “görevli” olmak gerekiyor bence... Ancak özel bir eğitimle insan bütün vicdanını ve utanç duygusunu böylesine kaybedebilir çünkü.



Bizim gazetenin “Fethullahçılar’dan” para aldığını da ileri sürdüler.



Böyle bir para aldığımıza dair “belge” değil, en küçük bir kuşku yaratacak “bağlantı” göstersinler gazeteyi kapatacağız... Bunu söyledik.



Bizim bu söylediğimize bir cevap verebildiler mi?..



Hayır.



Yalan söylemeye devam ediyorlar mı?



Evet.



Niye peki?



Yalandan başka sığınacakları bir yer yok çünkü.



Geçen gün de ayda 30 milyar maaş aldığımı okudum.



Yılda 360 milyar lira ediyor.



Bu parayı bir yerde harcıyor ya da biriktiriyor olmalıyım.



Benim ayda bu kadar para aldığımı kanıtlayan herkese bu parayı da, bundan sonra kazanacağım bütün paraları da bağışlayacağım.



İşte zengin olma fırsatı.



Böyle biri çıkacak mı?



Hayır.



Niye yalan söylüyorlar?



Yalan söylemekten başka ne yapabilirler ki?



Sadece bu adamlar değil, “sureti haktan” görünen bazı eski dostlar da bizim için “para kaynaklarını açıklasınlar” diyorlar.



“Para kaynağı,” bu gazetenin sahipleri... Epeyce zorlanıyorlar... Bu zor durumda sadece Mehmet Betil yardım etti, gerekirse de ortak olacak...



Başka bir kaynak olduğunu gösterin, gazeteyi kapatalım.



Benim söylediklerimin doğru olmadığını gösteren tek bir belge ya da tek bir “işaret” bulun, bir daha gazetecilik yapmayayım.



Bu yazdıklarımdan sonra yalanlarından vazgeçecekler mi?



Sanmam...



Çünkü görevleri yalan söylemek...



Ve utanmamak.



Şimdi bizi böyle yalanlarla geriletmeyi aklından geçirenlere söyleyeyim.



Biz, böyle yalanlarla gerilemeyiz.



Bütün hesaplarımız açık.



Siz, cesaretiniz yetiyorsa kendi gazetelerinizin ve patronlarınızın hesapları hakkında aynı açıkyüreklilikle yazsanıza...



Batırılan bankaların, kendi bankasından kendi şirketine aktarılan paraların, devlet eliyle zenginleşmenin hesabını versenize.



Kendi patronlarınızın paraları nerelerden bulduğunu açıklasanıza.



Birinizin bile böyle bir yazı yazmaya yüreği yetmez.



Patronlarınıza “parayı nerden buldun” diye soramazsınız.



Onlar da zaten açıklayamaz.



Hadi, bütün gazete patronları hesaplarını açıklasın... Biz varız... Siz var mısınız?



Yetiyor mu cesaretiniz?



O yazıları basan patronlarınızın cesareti yetiyor mu?



Cesaretleri yetiyorsa, hodri meydan.



Siz yalancısınız...



Dürüst tek kelime yazma yeteneğiniz ve gücünüz yok.



Şimdi bizimle ilgili yalanlara açıklık getirdiğimize göre...



Üç günden beri sorduğum ve bir türlü kimseden cevabını alamadığım soruyu bir daha sorayım.



Zamanında Susurluk’a karşı çıkan gazetelerle yazarlar şimdi neden Ergenekon’u savunuyorlar?



Susurluk’un varlığı konusunda onları ikna eden kanıt neydi ki o kanıtı Ergenekon için bulamıyorlar?



İşte bu soruya cevap veremiyorlar.



Bütün bu yalanlar da bu soruya verilemeyen cevabı saklamak için zaten.

umarım sizi tatmin etmiştir kimbilir belki diğerlerinin veremediği cevabı siz veririsiniz ahmet altana


"kendi kimliğini ötekinin varlığına göre konumlandırmak hastalıktır. kimliğini yaşatman için sana bir düşman gerekiyorsa, senin kimliğin hastalıklıdır"
hrant dink
Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink)  
Alt 18-07-2008, 22:45
körmös - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 15-07-2008
Mesajlar: 66
Alıntı ile Cevapla
  #10 (permalink)  
Alt 19-07-2008, 04:52
anarko1000 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 04-01-2008
Mesajlar: 73
SAKİN ''TARAF''tar güldürdün beni ALLAH' ta seni güldürsün

''numaralı'' tribüne çıkmış çoktan TARAF'tar olmuşsun,

forumu Altan kardeşlerle, süslemeye devam et birde Cihangir solcusu Murat abimizden de mahrum bırakma bizleri ne olursun
Alıntı ile Cevapla
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:27 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org