Bektaşi Fıkraları
Buyurun cenaze namazına...
İçkinin şiddetle yasaklanmış olduğu bir zamanda, gizli meyhanelerden birinde demlenen Bektaşi, salına salına giderken, birdenbire tanıdık bir çehre ile karşılaşmış. Hemen samimi bir tavırla elini o çehre sahibinin omzuna koyarak, sormaya başlamış:
- İmanım! Seni iyice gözüm ısırıyor. Acaba nerede gördüm? Fener deki Çardaklı meyhanede mi?
- Hayır.
- Öyleyse, Tavukpazarındaki Küplüde.
- Hayır.
- Eh, o halde mutlaka Uzunodalarda.
- Hayır.
- Allah, Allah... bari söyle de meraktan kurtulayım.
- Her halde sen beni selamlık ettiğim zaman görmüş olacaksın.
Bektaşi, karşısındaki adamın Padişah olduğunu anlamış. Artık söyleyecek söz bulamamış. Hemen oraya sırt üstü yatarak:
- Ey ahali... ben kalıbı değiştiriyorum. Buyurun cenaze namazına. Diye bağırmış.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Doğru Söz!
Bektaşi içiyordu. Kendisine:
- Sarhoş olmaktan korkmuyor musun, dediler. O:
- Hayır, benim sarhoşluğumdan kimseye bir zararım dokunmaz ki. Siz asıl içmeden sarhoş olanlardan çekinin.
- Kim onlar?
- Bunlar bir takım sonradan görmelerdir ki, ellerine dünya malı geçtiği için ne oldum delisi olurlar.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Allah, affeder. Fakat...
Bir gün Bektaşiye sormuşlar:
- Baba erenler, niçin oruç tutmazsınız?
- Vallahi tutmak isterim ama halim mecalim yok.
- İftara çağırsalar gider misin?
- Aaa... doğrusu ne yapar eder giderim.
- Canım, bu nasıl olur? Allah’ ın emrini dinlemiyorsun da kulların davetine icabet ediyorsun.
- Bunda şaşılacak ne var? Bilirsiniz ki Cenabı Hak merhametlilerin merhametlisidir. Bir eşref saatine gelirse kulların günahını derhal affedebilir. Fakat insanlar böyle midir ya? Onlar, en küçük bir sebepten güceniverirler. Bunun için davetlere derhal icabet etmek gerekir.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Ben çaktım, O çaktı!
Bektaşinin birine sormuşlar:
- Erenler, dün gece ne iş gördün. Bektaşi:
- Hava açıktı. Tepsiyi alıp bahçeye çıktım, derken gökyüzü bulutlandı. Ben çaktım, şimşek çaktı, ben çaktım. Sonra ben sızmışım. O ne yaptı bilmem!...
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
içki yasağının oldugu dönemde bektaşiyi yakalarlar.
Bektaşi
-Bırakın, beni neden götürmek istiyorsunuz?
-İçki içmişşin seni suç aleti (boş şişe)ile yakaladık.
Bektaşi
-Bende zina aletide var!!!
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
"Raki helal midir, haram mi?" diye sorulunca, Bektasi söyle yanıt vermis:
"Agiza göre degisir!"
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bektasiyi, rica minnet camiye götürmüsler.Hoca baslamis anlatmaya:
-Bir yer vardir ki orada, zengin fakir ayrimi yoktur.Dertli giren neseli olur.Oraya giren herkesin gönlü ferahtir.Bilin bakalim, burasi neresidir?
Bektasi yanit vermis:
-Neresi olacak, meyhane...
|