|
|
| Felsefe Felsefe Rusya gibidir. Bataklık çoktur ve sık sık Almanlar tarafından işgal edilir.. |
Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!
Hangi Evrensellik?Felsefe içerisinde Hangi Evrensellik? konusu: Evrensellik: Mutlak bir gerçeklikten söz eden; bilgi, sanat ve siyasi anlamalarda genel geçer "tek" bir ilkeyi savunan anlayış türüdür.
Etik alanda evrensellik, her yerde her koşulda insanı bir sayar.
Stoacıların ...

22-09-2007, 06:35
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
Hangi Evrensellik?
Evrensellik: Mutlak bir gerçeklikten söz eden; bilgi, sanat ve siyasi anlamalarda genel geçer "tek" bir ilkeyi savunan anlayış türüdür.
Etik alanda evrensellik, her yerde her koşulda insanı bir sayar.
Stoacıların dediği gibi "ben şuralı buralı değilim, insanım" der.
Kant'ın normları da, her yerde her insana aynı uygulama, bilgi felsefesi açısında nesnel ve doğru bilginin herkes için aynı olduğunu savunmaya yöneliktir.
Ortaçağ düşünürleri evrenselliğin ahlak ve din felsefesi açısından tek bir din ve tanrı olarak kabul ederek aslında evrensel düşüncenin kaynaklarından olmuşlardır (Her ne kadar epistomolojik açıdan eleştirilseler de unutmamalıyız ki: "Devlerin omuzlarına oturmuş cüceler gibiyiz"/Aziz Bernard)
Günümüz evrensellik anlayışında yanıldığımız bir nokta vardır:
Ulusallıkla, evrensellik kavramlarının karşıt anlamlar içerdiğini düşünmek aymazlıktır. Ulusal edebiyatımız bize dair eserler verirken, evrensel sanat bizim de içinde bulunduğumuz daha geniş kapsamlı bir daireden söz eder. Bu bağlamda birbirine zıt görünen bu iki kavramın aslında bir diğerinin alt kümesi olduğu gerçeği unutulmamalıdır. Evrensellik ulusallıktan beslenir, ulusallık da evrensellikten...
Küresel olanla yerel olanın savaşı değildir evrensellik düşüncesi yani...
Yerel kültürlerin korunması (bir Nasrettin Hoca'nın, Mevlana'nın , Yunus Emre'nin, Şeyh Bedrettin'in, Karagöz-Hacivat, Köröğlu'nın, Halk Türkülerinin, Divan Şiiri'nin vs) kültürlerin birikmesi ve evrensel sanat ve düşünce hayatına katkıdır.
Çünkü dünyadan gözlerini ayırmayan durduğu yerin bilincinde olan ozan ve düşünürler, tek bir ortak birliğin farkındalardır: irade...
Evrensellik felsefi ve ahlaksal anlamda da bir "reçete" sunar aslında.Ulusların uyuşmazlığına yönelik savaşlarına; "insanların tüm parçaları arasında işbirlik"(dante)in çözüm yolu olduğuna işaret eder.
Evrenselliği "coğrafi yayılımcılık" olarak görmek de hatalı, kışkırtıcı hususlardandır.
Evresensel izlekler; hem sanat, hem bilim hem de siyasi-dini konularda birlik sunar. Örneğin bir ozanın ülkeler arası "dolaşıma" çıkan şiiri, artık o ülkelerdekilerin neden o şiiri seçtikleri ve ülkelerine ne anlatmak istediklerine paralel olarak şiirin ikinci öznesini/ikinci ozanını belirler.
Ozan kendi ulusal kültürünü iyi bilen ve içinde yaşadığı dünyanın tüm bağlamlarda bilincinde olandır, şiirin de sınırları yoktur, ozan bunu hesaplayan değil, bunu bilendir...
Sizin evrensellik hakkında görüşleriniz nelerdir?
|

22-09-2007, 19:15
|
 |
über-arıza-mensch
|
|
Üyelik Tarihi: 20-09-2007
Nerden: Atomlarımın buluştuğu yerde . :)
Yaş: 25
Mesajlar: 314
|
|
|
Ben evrenselliği büyük bir şablon olarak algılıyorum . Açıkçası 20 yy. ile birlikte bırakalım kütür ve sanatsal değerler alanını , evrenin kendi kanunlarının bile evrensel olmadığını yani farklı katmanlara bölünmüş olduğunu görüyoruz . Evrenin "çok küçük" katmanlarındaki yasaları, "çok hızlı" ya da "çok büyük" katmanlarındaki yasaları birbirlerinden ciddi oranda ayrışmış fizik kanunları ile iş görü-yormuş !
Matematiğin evrenselliği ve kesinliği bile 100 yıldan beridir sorgulanan birşeydir. Matematik felsefesini merak edenler bilirler ; matematiğin 20 yy. başı ile pek çok mitinin sarsılması sonucu matematiği sağlamlaştırmak adına "matematiğin temelleri"ni belirleme çalışmalarının nasıl hüsranla bittiğini ; artık hakim görüşün evrensel - tek bir "meşru" belit ve usavurum yönteminin olamayacağını savunduğunu ! ( "Hakim görüş" "evrensel" anlamında değil. )
Bunun yanı sıra "evrensel" bir müzik , evrensel bir resim (!?) , evrensel sanat, evrensel edebiyat , evrensel ahlaktan sözedilebilinir belki...ama bunların hepsi lafta evrensel şeyler bence. Ve laftan öteye gitmek için de hamle yapmamalı . Çünkü bu tek-tipleştirme çabasının daha makro bir denemesi olurdu diye düşünüyorum .
|

23-09-2007, 01:06
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
|
Evrensellik bir sindirme politikası da değil aslında. Evrenselliği de "mutlaklığı"ndan ötürü eleştirmişsiniz ki; konuya çok doğru bakabildiğinizi görüyorum...Ama haklısınız kavramın içi boşaltıldı, bizde yerel ve ulusal deyince bile ayrım varken, evrensel hayli itici geliyor insanlara...Herkes hassaslaşmış aidiyet duygusuyla hareket eder oldu, küçücük aileden başlıyor holiganlık, mahalle, ilçe, kent, bölge sonra ulusa kadar gidiyor...
Oysa beraber yaşamak zorunda olan bireyler, farkında olmadan kendi alanları dışındaki pek çok şeyden etkileniyor; besleniyor ya da bozuluyor...
Bir Yunus ya da Nazım olmasaydı nasıl ki eksik kalacaksak, Neruda ya da Rilke olmasaydı da eksiktik...
Geçende okudum, silahlanmaya harcanan mebla, açlık ve eğitime harcansaydı -hem de üçte biri- dünyada böyle bir sorun kalmayacak-mış...Oysa sınırlarlar muhafaza edilse dahi (ki anarşizmin en ütopik yaklaşımlarından biri de komünler (anarşist komünizm) ve nihayetinde bireylerin kendilerini yönetme şekilleridir) insanların birbirileriyle bir arada barış içinde yaşaması, yapısı itibarıyla hayali görünüyor...Biz de en azından evrenselliğe sanat, felsefe ve edebiyat alanlarında ulaşmakla yetinmeye çalışıyoruz...Herkes köyünü kahvesini, en başta da içini-özünü yansıtırsa, Afyondaki resim çizerle, Kübadaki şiir yazarın aslında aynı ortaklıktan, birlikten bahsettiğini, ortak birliğin, iradenin farklı yorumlarının da zaten "tek-tipleşmenin" önünü baştan tıkadığını görürüz...
Teşekkürler katılımınız için Berk...
|

23-09-2007, 01:56
|
 |
über-arıza-mensch
|
|
Üyelik Tarihi: 20-09-2007
Nerden: Atomlarımın buluştuğu yerde . :)
Yaş: 25
Mesajlar: 314
|
|
|
Bahsettiğiniz evrenselliğin ne olduğunu anladığımı sanıyorum. Asıl ben size sadece bu konu için değil diğer konulardaki yazılarınız için de teşekkür ediyorum . Uslubunuz harika .
Ben Kübalı şair ya da Ayfonlu ressamın birbirlerini anlayabilme ihtimaline şaşırmıyorum. Benzer koşullardaki , benzer duygu ve düşüncelerdeki insanların dilleri ve üretileri biçmen farklı olsa da içerikteki benzerlik kadar doğal birşey olamaz. Ama benzerlik kadar farklılıklar, farklılıklar arasında da "uzlaşmaz farklılıklar" var .
Evrensel değerleri "en evrensel" ya da "daha az evrensel" olarak sınıflandırdığımızı düşünün . Ölçümüz ne olurdu ? "En milli" ne ?" , "Hangi kelimemiz daha Türkçe ? ", " Hangi yemek en fazla bize ait ? " diye düşünmüyor muyuz ? Evrenselliğin çeşitlemeleri nasıl olurdu ya da oluyor merak ediyorum .
|

23-09-2007, 02:16
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
|
Aslında herkes kendi doğrusuna inanıyor; içselleştirebildiğimiz ölçüde, en'ler de ardılını bulacaktır...Mutlakiyet hiçbir koşulda durağan bir kavram değil bence zaten, her çağın, her coğrafyanın kendine has sabit değişkenleri var...Her edebi eserin her sanat yapıtının da...Örneğin sizin eklediğiniz öykünüzde, bu tip metinlerin modasının geçtiğini yazmıştım; aslında "moda" kelimesini kullanmış olmamın yanlışlığını farkettim hemen sonra...Şöyle ki; Kafka okuyamıyorum mesela ben, Kafka bir asır evvelinin diliyle yazmış, uzun betimlemeler, imgesel tarifler, süslü tasvirler ve nihayet ağır bir şiirsel dil...Oysa yüz yıl geçti ve bazı değişkenler yaşamımızda; kültür-sanat etkinlikleri internet-yayın organları sayesinde daha çok takip altına alınabilir oldu. Şimdilerdeki öyküler -ki öykü yerlerde sürünen bir türdür yazın dünyasında- çok yalın dille kurgulanıyor...Bu bir zorunluluk olmaya başladı...Yani dinamikler değişse de, kendi içinde tutarlı bir bütün devam ediyor...Dünya edebiyatı da bu şekilde bir seyir de aslında...
Yerel olanı çok ala kavrayıp, evrensel olana penceremizi açık bırakmak doğrusu olacaktır...Yoksa bir "en"ler listesi oluşturmak zaten mümkün değil bu ışık hızıyla değişim çağında...
|

23-09-2007, 02:39
|
 |
über-arıza-mensch
|
|
Üyelik Tarihi: 20-09-2007
Nerden: Atomlarımın buluştuğu yerde . :)
Yaş: 25
Mesajlar: 314
|
|
|
Yerel olanı çok alâ kavramak gibi bir yükümlülük içinde olduğumu şahsen hissetmiyorum . "Emperyalist yoz kültür"den dolayı olsa gerek sabahları "Türk" kahvesi değil halis Nescafe içiyorum . Hatta kendi bireysel laboratuarım içinde yaptığım beyin fırtınası , Rum ve Arnavut kökenim ve altında bulunduğum Türk-İslam kültürü göz önünde bulundurulduğunda , "milli"min ne olması gerektiği ya da gerekebileceğine dair bir ipucu oluşturmuyor. Yaptığım bir davranışın, yediğim yemeğin, okuduğum kitabın değerinin evrenselliği hakkında kesin bir bilgi içerisinde de değilim. "Dünya Klasiği" denilen kitapların Eski-Mo'lar ya da Tibetliler için ne anlam taşıdığı hakkında bir bilgim yok. Belki evrensel değerlerin evrenin ne kadarında değer taşıdığı tartışmasına bile girilebilir ki bu kavramın kendisini mizah içine alırdı kuşkusuz . Hadi en azından mizaha teyet geçsin . Bu nedenle milli ya da evrensel gibi değerleri fazla ciddiye almıyorum .
Öyküme gelince... Belki uslup olarak gündemden düşmüş ama "evrensel" bir özelliği var : sayıklama !
Konu Berk Taçyıldız tarafından (23-09-2007 Saat 16:25 ) değiştirilmiştir..
|

23-09-2007, 03:14
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
|
Bir okuma pratiği oluşturan insanların "yazarları-ozanları" bir süre sonra belirginleşir...Birden çok dil biliyorsanız, sizin yereliniz bildiğiniz dillercedir. Yok Türkçe'den başka hakim olduğunuz dil yoksa (ki ben Shakespeare okuyamıyorum mesela İngilizce biliyorum desem de, lakin edebi anlamda metinleri kavramak çok başka bir muvaffakiyet) önce kendi dilinizdeki eserlerin temellerini sıkı sıkı atmalısınız derim; divan edebiyatı, halk edebiyatı, çağdaş şiir bilmeden, bunları kendi dilinden okumadan; Yunan şiirini ya da Amerikan edebiyatını algılamak güçtür; tabii bunlar işi ehil anlamda ciddiye alanların işi, has okurun ve yazıcının...Diğer okuyucu çevresi karma model izlerler, ama asla temelleri sağlam bir okur olamazlar...
Nescafe içmemek, cola tüketmemek, İslamî ya da Milli değerlere sahip çıkmamaksa işin çok başka boyutu, kapitalizme karşı duruş...Ben daha çok Edebiyattan bahsetmeye çalışmıştım...
Dünya Klasiği vs türü etiketlendirmeler, satış taktiği olabilir, kişi kendi klasiklerini kendi oluşturur, antolojistlerin ve seçkicilerin isimleri burada çok mühimdir...Ama şu da muhakkak ki, hakiki okur-yazar'ın oluşturduğu seçki evrensel seçkiye paraleldir...(Örneğin bakınız: Borges'in "Babil Kitaplığı" dizisi...)
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Benzer Konular
|
| Konu |
Konuyu Başlatan |
Forum |
Cevap |
Son Mesaj |
|
Hangi Kola?
|
patis |
Anketler |
21 |
30-09-2007 21:37 |
|
Hangi Yemeksiniz?
|
patis |
Komik Çizgiler |
12 |
24-05-2007 17:35 |
|
Hangi Ayrılık?!
|
patis |
Hayata Dair.. |
0 |
05-03-2007 18:43 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:44 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|