Anarşi - Anarşizm
Kökeni Yunanca olan kavram “yönetimi olmayan”,”yönetimsiz” anlamına gelen anarkhos sözcüğünden türetilmiştir.
“iktidar,erk tanımazlık”
tüm anarşist yaklaşımlarda ortak olan ilkeler
1-) “İnsanların devletin yönlendirmelerine ,sınırlandırmalarına uymaları için hiçbir zorunluluk yoktur. Bu savın temelindeki akıl yürütme ,olgu böylesi kuralları,yasaları kabul eden bireyin kendi yargı yeteneğini kullanamayacak ,yapıp ettiklerinin doğruluğunu değerlendiremeyecek duruma gelecek olmasıdır(1).
2-) Devlet ve iktidar ortadan kaldırılmalıdır.
3-)İktidarsız(erksiz) ,devletsiz(hükümetsiz) bir toplumsal düzen olanaklıdır ve bu düzene ulaşmak – insanın” gerçek doğası “düşünüldüğünde istenmelidir.(2)
4-) iktidar,devlet,özel mülkiyet insanın özgürlüğünün önündeki en önemli engellerdir.
Proudhon(1809-1865) “anarşi bir efendi ya da bir hükümdarın olmadığı geleceğin toplumsal düzenidir.”der
Bütün yeniden yapılandırma çalışmalarında yaptıkları keskin eleştirilere rağmen ,anarşistlerde yıkıcılık kurucu tek öğe olarak görülmemiş,her zaman yeni bir düzenin kurulması ya da kurulacağı öngörülmüştür(3).
(yoksayıcılık,yıkıcılık)
“insanın özgürleşmesinin yolunu tıkayan her türden kurumun kökünün kurutulması gerektiğini savunan toplum ve siyaset felsefesi
Özdenetime vurgu yapan törecilik(ahlaksal görüş).
Mülkiyet ortadan kaldırıldığında üretim nasıl paylaşılacak sorunu.
Günümüzde sermayenin vatansızlaşması,küreselleşme olguları ve problemleri var..
Godvin’e göre ,mükemmel bir kişiliğe evrilebilecek olan insan doğası devletin(4) engelleyici ve ket vurucu niteliği nedeniyle kendini gerçekleştirememektedir.Bakunin ve Kropotkinde biricik olan insan doğasının ilerletilmesi ve kendini gerçekleştirmesine izin verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Devletsiz düzenin olanaklı ve istenebilir olduğunun temellendirilmesi.. Kropotkin karşılıklı dayanışma ve yardımlaşma,Stirner insanların davranışlarının sınırlarını kişisel güçleri belirlemeli ile belirler.
İktidar nasıl paylaşılacak?
Üretilenlerin paylaşımı nasıl düzenlenecek? Kropotkin ortaya attığı gereksinime göre paylaşım olarak anarşist kominist yaklaşımdır.. Prodhon’da üretim sürecinde nasıl ve ne oranda pay aldığı gereksinimin çok önündedir.
Önceden var olan “düzenleyici” ve “bir arada tutucu “ güç olarak devletin asli işlevlerinin –devlet yıkıldığında-nasıl yerine getirileceği sorunsalı yanıt bekleyen önemli sorudur. Özel mülkiyetin olmadığı toplumda suç oranının da doğrudan düşeceği..Doğal dayanışma dürtüsünün işlevselleştirilmesi ile bilimlerden yararlanılarak ortaya çıkacak ekinsel sınırlamaların iyice anlaşılmasının yaygınlaştırılması.(5)
Anarşist devrim iktidar odağına dönüşebilecek herhangi bir önderliği barındırmayan aşağıdan yukarı doğru bir eylem olarak oluşturulması gerektiğinde birleşmişlerdir.
xx.yüzyıl II. Dünya savaşı sonrası kuramsal ve eylemsel olarak 1960-1970 lere dek suskun kaldı anarşizm. Yeni bir anarşizm savunusu geliştirdiler. Dönemin gözde felsefe akımı varoluşçuluğun(6) etkisi altında olmaları ya da yeni solun vazgeçilmezlerinden olan “durumcu etik” in devrimci gizilgücünü öne çıkarmalarıdır.
XX. yüzyılın son çeyreğinde üç ana düşünce çizgisi, anarşizm ile yakın bağlar kurup,anarşizmin temel savlarını kendi düşüncelerine başlangıç noktası yaptılar ; feminizm(feminist anarşizm),ekoloji(ekolojik anarşizm),postmodernizm(post- yapısalcı anarşizm)
Öncülüğünü Emma Goldman’ın (1869-1940) yaptığı feminist anarşizm,devletin her yönüyle ataerkilliğin tipik bir kurumu,erkek-egemen dünyanın belirgin bir dışavurumu olduğunu savunur. Kadınların kendilerine özgü doğalarıyla ,kadınlık içgüdüleriyle dünyada hüküm süren adaletsizliği sonlandırabileceğini ; her türlü yetkeye başkaldırabilecek anarşist gizil gücün kadınlarda doğuştan bulunduğunu öne sürer..
Ekolojik anarşizm Bookchin , anarşizmin ülküleriyle çevrecilerin amaçlarını birbirleriyle örtüştürmeye çalışarak alternatif bir teknolojiyi savunur. Bookchin kıtlık sonrası anarşizm,ekolojik topluma doğru ile özgürlüğün ekolojisi adlı yapıtlarında devletin ürettiği politikalarla doğayı denetim altına alınması gereken bir güç olarak gören anlayışı kışkırttığını ; doğal dünyayı insanlar tarafından fethedilmeyi bekleyen bir nesneye dönüştürdüğünü ileri sürer. Bookchin’e göre ,çevrenin ,doğal yaşamın yıkılmasıyla sonuçlanan bu süreci durduracak tek toplum modeli ,aynı zamanda anarşist bir toplumda olabilecek ,”ekolojik toplumdur.
Postmodernist ya da post-yapısalcı anarşizm ise Foucault,Deleuze ve Lyotard gibi düşünürlerin metinlerindeki örtük ,bütünlüklü siyaset kuramından yola çıkarak anarşizm ile postmodernizmin yakınlıklarına odaklanmaktadırlar.Tod May post-yapısalcı anarşizmin siyaset felsefesinde (1994),özellikle Foucault’un bir kazıbilimci gibi “iktidar”,”devlet”,”yetke”türünden kavramları çözüştürmek adına egemen değer dizgelerinin altını oyduğu soy kütükçü yaklaşımını temel alarak post-yapısalcı bir anarşizm kuramı geliştirmiştir.
1)" Değerlerin yeniden değerlendirilmesi","varoluş özden önce gelir" . Her iki yaklaşım da üst evrim noktasındaki bakışlara dayalı varoluş ilkeleridir. İçinde yaşadığımız dönemde kontrol ve sınırlandırma çok daha güçlenmiştir.Bilginin ,bilimin,uzmanlık alanlarının,hukuğun,yasaların... yerlerinin belirlenmişliği. Ancak o alanlarda olanlarca doğru kullanıldığına genel bilincin evet demişliği. Oluşturulmuş olan düzlem neye ne oranda hakkı olduğunu bilmeyen,isteme gücü zayıflatılmış,hayalleri pazar yerlerinde ipeğe çevrilerek yakılmış kendine yabancı insandır.
2-) Yabancılaşma. Kaos teoremi ve ona getirilecek çözümle ortadan kalkması olanaklı. yeni bir insan tasarımını gerektiriyor.
3-) Yeniden kuruculuk olanağını içermesi ,zorunsaması anlamında pi'nin yeniden biçim alam-verme denemesi olarak yorduyorum. Çöldeki aslanın çocuğa geçiş dönemi.
4-) "devlet" Alen Minch'in yeni ortaçağ kitabında işaret ettiği 1989 sonrası doğu blokunun yıkılmasından sonra ,ortaya çıkan gri (kontrolsüz) alanlar sonucu kendini yeniden doğurdu. Yasama,yürütme,yargıya medya ve mafya eklendi. Medya ve mafya da büyük ekonomik ve siyasal güçler,uluslararası anlaşmalar oldu. Demokrasi halkın seçiyorluğu gösterimi,önceden kimin yönetime geleceğini belirlemiş olmalarının kılıfı oldu.
Devletin neliği kendi başına iyi bir sorgulama sorunsalı.
5-) Aborjinler,Kızıldeililer . Kominist ülküyle ,anarşizmin devlet sonrası insanı ve yaşama biçimi ortak görünüyor.Dünya ve üstünde yaşayan güçler buna izin verir mi,verdi mi?
|