İrİn ;kİmlİk Yİtİmİ
Toplumumuza ilişkin konuşuyoruz diyebilmek için ,içine dahil olduğumuz topluluğun temel özelliklerini ,olmazsa olmazlarını belirlememiz gerekiyor.
1989’dan ,Doğu Bloku’nun yıkılımından sonra çevrilen filmin adı “son görev”di . Eski KGB ajanları bir araya gelmişlerdi, arabanın içindelerken, filmin temel karakterlerinden biri şu soruyu sormuştu “geçmişte bizi bir arada tutan,varlığımıza anlam olan,her neni kendisi için yaptığımız temel idemiz vardı , komünizm. Yıkıldı ve o değer şimdi yok. Şu an ne için varız?” Yanıt arka koltukta oturan temel karakterden geldi ; “para için”.
Bu karşıt eşleştirme ve gündeki varolum zorunluluğu emperyalizm- benim tabirimle sömürücülüğü aşan YOKEDİCİLİK”- için yerli yerinde. İlginç bir çağdayız eklektik düşünce “her nenin bir ederi vardırla” birleşince çok tehlikeli bir güvensizlik ortamı doğuyor.
Kuşkuyu,güvensizliği,belirsizliği var etmek istemişlerdi. Sonuca ulaştılar mı sorusu yanıt gerektiriyor.
Belirsiz,bir yere bağlı olmayan ,boşta gezen elektronlar çağı değil. –1.........0........1 ölçümlemesi kullanılırsa en yüksek değere ulaştılar. Bu ölçümlemede bire yada eksi bire hiç ulaşılamaz. Neden değil diyorum çünkü öyle bir an yok oluştur ;hiçbir nesnenin varolmadığı andan söz ediyoruz.
Sayın Yalçın Küçük şebeke adlı kitabında nükleer silahtan daha büyük yeni bir silah bulundu ,bulan Amerika, bilinç silahı. Demişti. Devamında ise ne felsefe,ne edebiyat,ne tarih bağlamlarında konuşmadığını yalnızca cephede olduğunu söylemişti.
Tüm adların anlamları yerlerinden oynatıldı,içleri kullananların niyetleriyle dolduruldu,bunlar bilinçlere medya tarafından,sözde eğitimcilerin ağızlarından, yokedici politikacıların sözlerinden din ve Atatürk başlıklarıyla boşaltıldı .
Değerlerin , onu kuranların,kurma nedenleri ve kurdukları bütünlükler kendi anlamlarında kendi yerlerindeler. Onların neliği olgusal temelleri ve kendi başlarına olgu olmalarındadır . Doldurmaca bilgi ancak bilinç boşaltıldığında boşaltılan yada boş bırakılan yere , gerçekliğe hayır diyenlerin tüm olanaklarının toplamı olan atıklarıyla olanaklıdır.
Gerçeğe ve gerçekliğe hayır diyenler kendi varlıklarını reddedenlerdir. Onlarla yaptığımız savaş ancak kendi gerçekliğimizi reddetmeden vereceğimiz yanıtla zaferi getirir.
29 nisan Pazar çok değerli dört dostumla Çağlayandaydık. Cumhuriyetimize sahip çıkmak için. Oradaki pankartlardan birini paylaşmak isterim ,Ankara’daki yürüyüşte de vardı “Tayyip baksana kaç kişiyiz saysana”. Yaralayan şu oldu sözde başbakan dikkate alsın diye söyleniyordu. Dikkate almadı diyelim oradaki amaç anlammı yitecek.? Dikkate alabilecek bir kapasite olsa zaten .....yapmazdı. Asıl nokta sayımızın ne önemi var paranın gücünden bulaştı herhalde ; nicelik niteliği aştı öyle mi.? Bu anlamları görmek gerekiyor.
Türkiye Cumhuriyetinin en büyük makamı vatandaştır. Vatandaş devlet için değil devlet vatandaş için vardır. Ulusun karar verme hakkı en üsttür. Cumhuriyeti yıkmaya çalışan ,Türk ordusunu ve halkını araç yerine koyan her anlayış bir numaralı düşmanımızdır. Atatürk’ün isteklerinden biri Türk askeri başka ülkelerin topraklarında ölmeyecektir. Geçmişte biri öldürdü Mehmetçiği Kore’de başına ne geldiğini biliyorsunuz. Bunların rakamla ilgisi yok olgudur sonuçlarında yargı ve gerekirse idam var.
Hiçbir görev sahibi Ülkemizin vatandaşına zarar verme hakkına sahip değildir. Kör değiliz görürüz.
|