Alıntı değildir dialoglar özet şeklinde sadece bir sahneyi sergiliyorum. okurken kenara not almışım paylaşayım dedim.okumanızı şiddetle tavsiye ederim.Okuyun
klise çanı çalar, herkes şapkasını eline alır, haç çıkarır.Bir arabacı haç çıkarmayan ihtiyara nedenini sorar
-yoksa sen vaftiz olmadın mı?
*kime dua edecekmişim?
-kime olacak tanrıya
*hadi göstersene bana onu, bakayım! neredeymiş senin tanrın?
-nerede mi? bunu herkes bilir. cennette tabii...
*sen gittin mi oraya?
-gitmişim gitmemişim ne önemi var, herkes bilirki tanrıya dua etmek gerekir
*tanrıyı hiçbir zaman kimse görmemiştir. babanın bağrındaki tek oğuldur onu tanıyan.
-öyleyse sen hıristiyan degilsin zındıksın.
-(baskası ihtiyara) peki sen hangi dindensin babalık
*hiçbir dinden degilim. çünkü kendimden baska hiç kimseye inanmıyorum ben (kararlı ve tezcanlı olan her zamanki haliyle)
-(bu kez Nehludov prens sorar) insan kendi kendine nasıl inanabilir ki? insan yanılabilir.
*asla! dünyada!
-peki öyleyse neden onca din var?
*çeşitli dinler var, çünkü insanlar kendilerine inanacak yerde başkalarına inanıyorlar da ondan. Ben de insanlara inanmıştım, tıpkı sibirya ormanlarında dolaşır gibi dolaştım. Yolumu öylesine yitirdim ki, artık bir daha çıkıp kurtulamayacağımı sanıyordum, bütün umudumu yitirmiştim. Eski dindarlar, yeni dindarlar,...(rusyada çeşitli tarikatların adı) hepsi de sanki tek dinmiş gibi kendi dinlerini överler. Hepsi de kör köpek yavruları gibi oraya buraya dağıldılar. İnançlar çoktur, ama, Ruh tektir. O bendedir,sendedir, ondadır, hepimizdedir. demek ki herkes içindeki ruha inansın, işte o zaman hepimiz birleşiriz! Herkes kendi benliğine dönsün, hepsi onunla birlik olacaktır.
-(prens) bu inancı uzun zamandan beri mi taşıyorsunuz?
*ben mi? tam 23 yıldır peşimi kovalıyorlar, bana eziyet ediyorlar.
-nasıl yani?
*evet, yakama yapışıp beni mahkemelere, rahiplerin, erdemli geçinenlerin, sahte sofuların karşısına sürüklüyorlar. hatta beni tımarhaneye bile kapattılar. ama bana diş geçiremezler, çünkü özgürüm ben. adın ne senin diyorlar. herhangi bir ad taktığımı sanıyorlar. ama hiçbir adım yok, hepsini bıraktım! admış, evmiş,köymüş, yurtmuş, hiçbir şeyim yok benim.ben benim işte. adın ne? insan. kaç yasındasın? yılları saymam, onların sayımını yapamam ki, çünkü ben hep vardım, her zaman da var olacağım. Peki anan baban kim? tanrı ve yeryüzünden baska anam babam yok benim. peki çarı tanıyor musun? neden tanımayacakmışım? o kendi çarı, ben de kendimin çarıyım. aman yahu seninle de konuşulmaz ki! derler. benimle konusmanızı ben istemedim ya. işte bana böyle eziyet ederler.
-(prens) peki şimdi nereye gidiyorsun?
*tanrı beni nereye götürürse
-(arabacı, prense) onunla konusmak nereden aklınıza esti bayım? kafasız serserinin biridir...
o zamana göre oldukça iyi degil mi?