Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Geçmişten geleceğe 'KÜLTÜR & SANAT' > Felsefe

Felsefe Felsefe Rusya gibidir. Bataklık çoktur ve sık sık Almanlar tarafından işgal edilir..

Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!

Neyi büyüteceğinize siz karar verirsiniz !

Felsefe içerisinde Neyi büyüteceğinize siz karar verirsiniz ! konusu: Cherokee kabilesinin yaslilarindan biri torunlarina egitim veriyordu. Onlara dedi ki: "Icimde bir savas var. Korkunc bir savas. Iki kurt arasinda: Bu kurtlardan birisi; korkuyu, ofkeyi, kiskancligi, uzuntuyu, pismanligi, acgozlulugu, kibri, ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 05-04-2007, 22:23
titania
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart Neyi büyüteceğinize siz karar verirsiniz !


Cherokee kabilesinin yaslilarindan biri torunlarina egitim veriyordu.

Onlara dedi ki:

"Icimde bir savas var. Korkunc bir savas. Iki kurt arasinda: Bu
kurtlardan birisi; korkuyu, ofkeyi, kiskancligi, uzuntuyu, pismanligi,
acgozlulugu, kibri, kendine acimayi, suclulugu, kuskunlugu, asagilik
duygusunu, yalanlari, yapmacik gururu, ustunluk taslamayi ve egoyu temsil
ediyor.

Digeri ise; zevki, huzuru, sevgiyi, umudu paylasmayi, comertligi,
dinginligi, alcakgonullulugu, nezaketi, yardimseverliligi, dostlugu,
anlayisi, merhameti ve inanci temsil ediyor.

Ayni savas sizin icinizde de suruyor ve diger tum insanlarin icinde
de." Cocuklar anlatilanlari anlamak icin bir dakika dusunduler ve
iclerinden biri buyukbabasina, "Hangi kurt kazanacak" diye sordu.

Yasli Cherokee kisaca cevapladi:

"Beslediginiz" ......... .
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 28-04-2007, 21:37
melusina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dum spiro spero
 
Üyelik Tarihi: 01-02-2007
Nerden: dogunun en güzel çöplüğü
Yaş: 26
Mesajlar: 462
bi ´kissadan hisse uzerine bi alman atasozu soyle der:

endise etmek demek.yarinin bulutlarinigunes uzerine bugunden cekmek demektir


"biz televizyon izleyerek, milyonerler, sinema tanrıları, rock yıldızları olacağımıza inanarak büyüdük ama olamayacağız... hepimiz heba oluyoruz... bütün bir nesil benzin pompalıyor, garsonluk yapıyor ya da beyaz yakalı köle olmuş... reklamlar yüzünden araba ve kıyafet peşindeyiz... nefret ettiğimiz işlerde çalışıyor, gereksiz şeyler alıyoruz... bizler tarihin ortanca çocuklarıyız... bir amacımız yok; ne büyük savaş ne de büyük bir buhran yaşadık... bizim savaşımız ruhani savaş... ve bunalımımız kendi hayatlarımız..." Chuck abi
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 25-11-2007, 05:03
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
İyilik ve kötülük felsefenin de uğraş alanlarından olmuştur yüzyıllardır. Okuduğum hemen hemen tüm didaktik metinlerde "huzur, sevgi, umut, paylaşma, cömertlik, alçakgönüllülük, nezaket, yardımseverlik, dostluk, hoşgörü, affedicilik, anlayış ve inanç"lar ve ne nice güzel ahlaklı dogmatik metinler zerk edilmeye çalışılıyor insan ruhuna kutsayarak.
Ama burada gözden kaçan çok mühim bir nokta da vardır –ki bunun yönetenlerce dayatılmış bir sunî ahlak olarak görmemdeki nedendir- kişi “iyilik ve kötülüğü” sanki –yalnızca- özgür iradesi ve seçimiyle gerçekleştiriyormuş gibi tüm kabahatin de kişinin “beslediği” kötülük kurduna yüklenme iki yüzlülüğü...

Mutlak özgür bireyler olamadığımızı zaten söylemem bile yersiz. Düşüncelerimiz oluşurken sanki tüm bu ehilleşme ve farkındalık süreçlerimizi tastamam yerine getirebilecek hürlüğümüzü sadece ve sadece "özgür" istencimizle tesis edebiliyormuşuz gibi, “yasakların” ve “yasakların ihlalinin” beşerin mizacındaki çekiciliği göz ardı ediliyor. Harici hiçbir etki ve tesir olmaksızın özgürleşmiş usların varlığı ne denli ütopikse, bu dayatma ve yönetilme eyleşinde bulunanların tezlerine dayanak bulmaları da o denli sahtekar ve şiirsel "tavsiyelerdir”.
İyi/güzel ahlaklı olmayı kişiye ve gruplara dayarken yönetenler, yalnızca erklerini kuvvetlendirmek için kuldaş ve pasifize olmuş beşeri de tektipleştirmeye çalışıyorlar. Bu tür metinler de, öğretici dogmatik görünümdeki “sorumluluğu” tek tarafa yükleyen kıssadan hisseler de, amaca hizmet eden kuzu görünümlü kurt metinlerdir olsa olsa.
Russel’in deyimiyle “iktidar arzularını etik giysisi altında saklayan kuramlar icat etme” alışkanlığıdır.
Oysa “insan merkezli” eğilimler iyiliği yücelendirmezler ve kötülüğün nedenselliğini araştırırlar. Her ikisine de eşit mesafeden ve yargısız yaklaşırlar. Kimi metinlerdeki gibi bunu salt insanın yalnız başına işlediği-işleyebileceği bir “günah/yasak/fenalık” olarak görmezler. İnsanı tek başına anlamsız/manasız gören bakış açısı, onu ancak toplumsal bütünlükte anlamlı bir “hücre” olarak görüp "iyi" olmaya zorlamaktadır adeta; bu görüşe göre insan vucüdunu topluma benzeten, pek az hücrenin vücuttan ayrıldıktan sonra yaşama şansının olduğunu ve zaten bu tür bir yaşamın çok güç olacağını imlerler. Bu bireyi korkutarak, sindirerek, yok saymakla eştir; onlar için birey manasız, toplum her şeydir, o yüzden de beşer ehilleşmeli ve uyumkâr olmalıdır.
Bu yapılırken elbette ki insanın dünyevi/seküler ihtiyaçları göz ardı edilerek, mistik/dogmatik gereksinimleri kozlanır, hiçbir iktidar yoktur ki temelinde dinî öğretilerle pompalanmadan ayakta kalabilsin. Düşünme gücü törpülenmeye çalışılan, ussal tüm faaliyetleri ketlenen beşerin “varoluşsal” kaygıları da bir kenara itilerek çok daha önemli sorunlarını çözmesi engellenme yoluna gidilmiştir; kısıtlayamadığı usları da erkler tarih boyunca imha etme yoluyla ya işkencelere tabî tutmuş ya da horlamış, ötekileştirmişlerdir.
Oysa bu itelemenin başarılı olma şansı olmuş mudur, düşünen insanın düşünme/sorgulama/analiz etme hali sonlandırılabilmiş midir, gerçeklerden kaçan ve kullaşan yığınları yönetme düşü iktidarlar adına muvaffak olabilmiş midir tarihte: Çok küçük bir azınlık adına Hayır…!

Ama bu herkes için geçerli midir; buna da Hayır…! Kuşku duymayı “günah", güven duymayı da dini bir onay olarak gören kimi yığınlar, mistik/dogmatik salık vermeleri kabullenmiş görünüyor. Keyfiyetle iyiliğin tanımı yapılmış ve beşerin bundan kuşku duymaması sağlanmıştır. Merhamet'i yerle bir eden Dogville'den daha kaç tane çekmelidir Trier de uslarımızda kutsadığımız "iyilik sıfatları" bozguna uğrasın.

Gerçekleşmesi imkansız tasarımlarla topluluklar yaratmakla, yine gerçek olması imkansız bireyler olmamız özendirilen öğretilerin uslarımıza zerk edilmesinden daha tehlikeli ne olabilir ki…? Varamadığı ve asla varamayacağı ütopik gerçekliğe uzanamayan birey'in vicdanı daha nasıl ezilmelidir ki azabı üstüne pis ve kokuşmuş niyetler çöreklensin...?
Bu tür metinlerin totaliter düzenlerin hizmetinde robotize bireyler “üretme” adına narkozlanmış vucütlar yarattıklarını düşünmek çok mu aşırı kaçacaktır…?
Karanlık Çağa -yine- giriş yapıyoruz adeta, bu bir nevi sürekli işleyen bir sistemin/düzeneğin belli bir zaman sonra yıpranma ve aşınma payıyla işlevini yerine getirememesi ve yenisi kurulana kadarki zamanda “bozuk” sistemin son avı, erklerin iktidarları adına son çığlıkları, postmodern felsefeler adı altında hortlaklığın son çırpınışları, yeni/yine Nuh'un gemisi ve tufanın habercisi...

Huxley, Cesur Yeni Dünya'sında tüm “değerlerin” minimize edildiği, hedonist bir anlayışın hakim olduğu robatize edilmiş insanı işlerken, tüm “iyilik güzellik …bla bla bla” salık veren zihniyetler gibi tek tipleşmiş insanlığı ironik bir dille dile getirmiştir. Ütopyanın yıkılması ve distopyanın kurulması yolundaki kimi elzem hatalar tokatlanmıştır yüzümüzün ortasına.
"Island" filmini izleyenler de anımsayacaklardır ki, önceden modellenmiş rollerle yetiştirilen “klon” bir dünya topluluğu olmaya adayız. Ya adadan kaçıp, utopik bir gerçekliğin yapaylığını anlayacak ve bir çölün ortasındaki şatafatlı düşten uyanacağız, ya da okulların, insanların, toplumun, devletlerin dayattığı sahte “adaya gitme vaadiyle” kör bir sanallığın içinde yaşayarak kandırılacağız.

Uslarımızda büyüteceğimiz "seçim" işte tam da budur...
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 25-11-2007, 10:25
Normale dönmüş
 
Üyelik Tarihi: 10-11-2007
Nerden: Westanbull
Yaş: 18
Mesajlar: 435
Blog Başlıkları: 2
Umarım doğru kurdu besliyorumdur..
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 27-11-2007, 08:09
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
ölüleri bol kentin, kaygan yağmurlarıyla aydınlanan kaldırımlarına bakıyorum şimdi,
iki karpuz ışığı taşıyan iri memeli sokak lambalarına...kunduz gecelerdeyim / kurumsal sorumluklarımı unutup, disiplinsiz çocukça sevinçlerle hırpalanıyorum...yapıtlarım dediğim enkazımda gömüt sızılarla çürüyor,o çok bilindik sualle dışlıyorum içselliğimi ;
'varoluşumuzu manalı kılan nedir'...
soru işaretleri kıvrılırken usuma
'sen ve şiirlerin' dedi kaktüslü teras
'iki gelecek korkutmasın seni
her ikisi de insanî
ya çocuklarını, ya da şiirlerini büyüteceksin
seçim sensin'...


Seçim kurtlar değil bizzat da benim...
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 27-11-2007, 11:03
Lilith - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gözüm apla...
 
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 30
Mesajlar: 3,592
her ikisinde eşit beslediğimiz doğru
önemli olan nerde ve nasıl kullanacağımız galiba..


Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 27-11-2007, 11:13
.........
 
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 41
Mesajlar: 4,006
Blog Başlıkları: 1
her ağacın kurdu özünde olur demiş ozan...
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 27-11-2007, 11:52
katre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
bla bla
 
Üyelik Tarihi: 28-08-2007
Yaş: 21
Mesajlar: 1,267
güzelmiş
tabikide ikiside büyüyor..hiçkimse diyemezki sadece biri bence tabi..
ama ağır basıyordur elbet biri..


İnsanın inanç perdesi ne kadar kalınsa
akıl güneşi o kadar geç doğarmış..

.
.

.
.
Alıntı ile Cevapla
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:00 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org