|
|
| Felsefe Felsefe Rusya gibidir. Bataklık çoktur ve sık sık Almanlar tarafından işgal edilir.. |
Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!
Serüvene koşmak...Felsefe içerisinde Serüvene koşmak... konusu: Serüvene koşmak için trenler bekliyorsan,
Güneşi yakalayıp gözlerine yerleştirmek için, beyaz yelkenlerin gelip
seni almalarını bekliyorsan,
Yarına inanmak için günbatımına,
İyi kalpli görünmek için zayıflığa,
Ve güçlü görünmek için öfkeye ...

02-04-2007, 17:23
|
 |
Henüz arızalanmış
|
|
Üyelik Tarihi: 12-03-2007
Nerden: Ankara
Mesajlar: 19
|
|
Serüvene koşmak...
Serüvene koşmak için trenler bekliyorsan,
Güneşi yakalayıp gözlerine yerleştirmek için, beyaz yelkenlerin gelip
seni almalarını bekliyorsan,
Yarına inanmak için günbatımına,
İyi kalpli görünmek için zayıflığa,
Ve güçlü görünmek için öfkeye ihtiyacın varsa;
Demek ki,
Hiçbir şey anlamadın!
Jacques BREL
Jacques Brel'in en sevdiğim sözlerinden biri
Kaçımız ne kadarını anladık ki?
|

03-04-2007, 10:54
|
 |
Kişisel Rütbe
|
|
Üyelik Tarihi: 12-02-2007
Nerden: Oksijenli Bir Ortamda...
Yaş: 25
Mesajlar: 52
|
|
Beklemek
Biz hep bekleriz...
Düdüğün çalmasını bekleriz...
Maçın başlaması için...
Onun bizi sevmesini bekleriz...
O bizden hiçbirşey beklemiyorken...
Haksızlığımızla hakkı bekleriz...
Hiç adil değilken...
"Çevremizdeki acıları bizim de çekmemiz gerekmektedir. Hepimizin ortak bir vücudu yoktur, ama ortak bir büyümesi vardır: bu ise, şu ya da bu biçimde acılar içinden çekip götürür bizi. Nasıl ki çocuk belli bir gelişim sonucu yaşamın tüm evrelerinden geçer(her evrede, istek ve korku bakımından bir önceki için erişilmez görünür aslında), yaşlanır ve sonunda ölürse, biz de bunun gibi(insanlıkla aramızdaki bağ, kendimizle aramızdaki bağdan güçsüz değildir) yaşadığımız dünyanın tüm acılarından geçerek gelişiriz. Bu konuda adalete yer yoktur, acılardan ürkmeye ya da acıları üstünlük diye yorumlamaya yer yoktur."
Franz KAFKA
|

03-04-2007, 19:16
|
|
|
Alıntı:
|
..insanlar anlayabildikleri kadar yaşar, ve anlayamadıkları şeyleri umursamadan ölüp gider...*
|
Anlatmak ve anlatmak konusunda tüm dünya tarihindeki insanlığın belli bir sorunu aşamadığını düşünürüm o zaman yukardaki cümle gelir aklıma kimin umrunda. Ne kadar derine inebilir insan....
*Söz Karakutunun açılış sayfasındadır...
|

04-04-2007, 23:52
|
 |
Henüz arızalanmış
|
|
Üyelik Tarihi: 12-03-2007
Nerden: Ankara
Mesajlar: 19
|
|
Alıntı:
duarden´isimli arızadan alıntı
Anlatmak ve anlatmak konusunda tüm dünya tarihindeki insanlığın belli bir sorunu aşamadığını düşünürüm o zaman yukardaki cümle gelir aklıma kimin umrunda. Ne kadar derine inebilir insan....
*Söz Karakutunun açılış sayfasındadır...
|
belkide akıl ve ruh sağlığı için çok derine inmemeli. bazen bazı şeyleri anlamamak anlamaktan daha mutluluk verici olsa gerek... tabi amaç mutluluksa
Konu *daphne* tarafından (04-04-2007 Saat 23:54 ) değiştirilmiştir..
Sebep: üç nokta olmadan olmaz:)
|

05-04-2007, 00:08
|
|
|
Alıntı:
*daphne*´isimli arızadan alıntı
belkide akıl ve ruh sağlığı için çok derine inmemeli. bazen bazı şeyleri anlamamak anlamaktan daha mutluluk verici olsa gerek... tabi amaç mutluluksa
|
Amaç mutluluksa... Epikürcü felsefe geçmişte hangi temellerde ilerlemişti oysa şimdi günümüz yaşamında mutluluk kavamının karşısına konan temel tez ne? Tüketebilmek!! Bu o kadar hayatın içine işlemeye başlamış durumdaki tüketemeyen insan mutsuz kalıyor peki neyi tüketmek bu konudada doyumsuz bir çağdayız herşeyi... Derine inmek ne mümkün bazen gerçekleri gördüğümüz anda bile bir camın gerisindeki sinek gibidir durumuz der Nietzsche içine giremeyince şaşırırız. Ama daha az bilmek yada farkında olmayıp anlamamanın daha mutlu kanaatine bende inanıyorum.
Neden daldan dala geçiyor beyin bazen buda kendimiz yada başkasını kandırmak için bulduğumuz bir savunma mekanizması mı?
Konu duarden tarafından (06-04-2007 Saat 23:51 ) değiştirilmiştir..
|

06-04-2007, 17:19
|
 |
Henüz arızalanmış
|
|
Üyelik Tarihi: 12-03-2007
Nerden: Ankara
Mesajlar: 19
|
|
Alıntı:
duarden´isimli arızadan alıntı
Amaç mutluluksa... Epikürcü felsefe geçmişte hangi temellerde ilerlemişti oysa şimdi günümüz yaşamında mutluluk kavamının karşısına konan temel tez ne? Tüketebilmek!! Bu o kadar hayatın içine işlemeye başlamış durumdaki tüketemeyen insan mutsuz kalıyor peki neyi tüketmek bu konudada doyumsuz bir çağdayız herşeyi... Derine inmek ne mümkün bazen gerçekleri gördüğümüz anda bile bir camın gerisindeki sinek gibidir durumuz der Nietzsche içine giremeyince şaşırırız. Ama daha az bilmek yada farkında olmayıp anlamamanın daha mutlu kanaatine bende inanıyorum.
Neden dalda dala geçiyor beyin bazen buda kendmzi yada başkasını kandrımak için bulduğumuz bir savunma mekanizması mı?
|
Artık tüketmekte mutluluk kaynağı olmaktan çıktı nerdeyse. tek giyimlik kıyafetler, iki günlük ilişkiler, kapağı açılmamış kitaplar, teknolojinin son ürünü elektronikler...Herseyden biraz biraz bilen ama hiç bir şeyi tam anlamıyla bilmeyen bir yığın insan...
tüketebileceğinin fazlasını tüketse bile insanoğlu mutlu olamıyor çünkü ne istediğini bilmiyor artık.
Daldan dala geçmekle neyi kastettiğinizi anlamadım açıkcası...
|

06-04-2007, 23:56
|
|
|
Alıntı:
*daphne*´isimli arızadan alıntı
.........................
Daldan dala geçmekle neyi kastettiğinizi anlamadım açıkcası...
|
Bir bilge der ki şimdi bu gerçeği söylerken acaba o bizden neyi gizleyecek...
Anlamaktan çıkıp mutluluk varsayımların temeline ordan tüketime neden geçti beyin şimdi? idi sorgu cümlede.
İçten gerçekleri görüyoruzda acaba tüm bu karmaşada bunu kendimizden saklamaya mı çalışıyoruz acaba?! kimbilir.....
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:55 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|