Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Geçmişten geleceğe 'KÜLTÜR & SANAT' > Felsefe

Felsefe Felsefe Rusya gibidir. Bataklık çoktur ve sık sık Almanlar tarafından işgal edilir..

Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!

enerji ve düşüngörü

Felsefe içerisinde enerji ve düşüngörü konusu: Elektrik nasıl üretiliyor? Suyun, rüzgârın, güneş enerjisinin gücü kullanılabilir enerjiye nasıl dönüştürülüyor? Türkiye’de özellikle Karadeniz’de ne kadar küçük ırmak var? Rüzgârgülleri ile rüzgâr akıntıları arası ilişki ülkemizin hangi yerlerinde iyi ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 11-10-2008, 11:38
MümtazUlusoy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 18-04-2007
Nerden: ankara
Yaş: 39
Mesajlar: 64
Standart enerji ve düşüngörü

Elektrik nasıl üretiliyor? Suyun, rüzgârın, güneş enerjisinin gücü kullanılabilir enerjiye nasıl dönüştürülüyor? Türkiye’de özellikle Karadeniz’de ne kadar küçük ırmak var? Rüzgârgülleri ile rüzgâr akıntıları arası ilişki ülkemizin hangi yerlerinde iyi kurulur? Para kazanmak isteyenler bu bağlantıları kurup o alanlara neden az yöneliyor? Argeler oluşturulup kendi rüzgârgüllerimizi oluşturamıyor muyuz? Birçok yerde rüzgârla yapılan enerji üretimi üretilen malzemelerle dünya üstünde, eneji üretim aletleri sektöründe markalar oluşturmamızı sağlamaz mı?

Köylerimizde tezek yakılıyor. Hayvan dışkısının bir araya getirilip, ölçekli ayrılarak kurutulmuş haline, tezek deniyor. Kimi köyler ısıtma sistemlerini, uygun borular döşeyip evlere merkezi birimlerinden dağıtarak ısınma ve sıcak su ihtiyaçlarını hayvan dışkısından sağlıyorlar.

Türkiye’de de başlamış olan çalışma kanilazasyon sistemini de çözüyor. Evet, insan dışkısı. Şehir içlerinde ki çay ve küçük ırmakları, onların dışına da çıkarak kirleten. Dünyanın en güzel şehri diye lanse edilip, büyük kentler listesinde, Türkiye’yi temsil ediyorluğuyla medya ve siyasetçiler tarafından ön plana çıkarılan kent İstanbul. Marmara denizine her saniye bolca yeni hediyeler sunuyor. Güzelliğini artısın diye. Kokusu ve görüntüsü de hiç fena değil: Marmara denizine kahverengi ağırlıklı far çekiyorlar, ruj sürüyorlar ve tabi deodorant.

Çalışmaya dönelim kozmetik sektörü kadar basit ve karlı olmasa da ısınma ve ışınmayla ilişkisinde enerji sektörü güç bakımından onunla rahatlıkla zar atar.

Tuvalette işimizi bitirip suyu bıraktıktan sonra başka bir alan başlıyor. Hizmet, çevre temizliği, geri dönüşüm –kullanılan malzemenin yeniden başka bir alan da kullanımı- ve kar. İnsan dışkısından enerji üretimi. Bu alanın içine çöpler de giriyor.
Çöp kutularındaki son atık malzemenin %15 kadarın Avrupa’da gübre yapımında kullanıldığını duyanlarınız vardır. Kimyasal gübreleri doğayı kirleten, naturel besinlere zarar veren olduğu için desteklemiyor olsam da.

Çöpten kalanlar biriktirilerek saklandığında büyük patlamalarla ülkemizde canlar almıştır. Kanalizasyon ve çöplerde kalanların enerjiye dönüşümü. Belediye başkanları, milletvekilleri, başbakanlar, cumhurbaşkanları, medya sahipleri,”aydınları” düşünemedi demek düşünen ve ülkesini seven bilinçlerin gerekçesi olamaz.

Bir de plastik sorunumuz var tabi, doğanın kendi içinde eritemediği, deniz diplerinde tepeler oluşturan ve yayılan. Avrupa’da kimi ülkelerde yasak. Kimilerinde ise para ile satılan. Ülkemizde yasaklanmasını önermiyorum. Plastik poşet başı 2 TL öneriyorum. Poşet parayla nerden alırsan al iki lira ödeyeceksin kuralını neden geçerli kılmayalım?
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 11-10-2008, 14:28
RoNiNeX - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ebedî Arıza...
 
Üyelik Tarihi: 04-10-2008
Nerden: Şehr-i Şirin İstanbul
Yaş: 28
Mesajlar: 60
Blog Başlıkları: 7
Bütün bunları ne diye gerçekleştirmeliyiz?

Daha fazla bu çürümüşlüğü sürdürebilmek için mi; daha fazla ruhu örselemek için dişiler umasızca üresinler diye mi; huzurlu, mutlu yarınlar mavallarıyla genç dimağlar yersiz umutlandırılıp belli bir yaştan sonra travlar yumağı bir hayatı kabüllenerek Thoreu'nun dediği o sessiz çaresizlik içerisindeki insan yığınlarına bir yenisi daha eklensin diye mİ?

Bunların dışındaki her şey yalan ve riyanın harmanlanmasından başka bir şey değil...

Bana yeşil çevreden değil; gezegenden gezegene nasıl zıplayıp daha fazla ışığı yok etmekten bahsedin...
Vejeteryanlıktan değil; kendine özgü bir yaşamı olan canlıları öldürüp yemeden de nasıl hayatta kalınabileceğini anlatın...

En nihayetinde bana yüzbinlerce yıllık insan varlığının sonunda kendini aşmaya başladığını ve sürünceme içerisindeki geçmiş yaşantıların üstünde yükselerek yarı tanrılık işler yaptığından bahsedin...
Bunlara nefesiniz yetmiyorsa da artık düzenin seçeneklerini tekrarlayıp durmaktan vazgeçin...


Schopenhauer, Nietzsche, Cioren, Pavese ve envai çeşit kötümserleri benim gelişime hazırlık yapan müritler olarak görüyorum...
Alıntı ile Cevapla
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:16 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org