Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Geçmişten geleceğe 'KÜLTÜR & SANAT' > Edebi Mevzular

Edebi Mevzular Özgürlüktür edebiyat..


Chuck Palahniuk: Görünmez Canavarlar 'dan

Edebi Mevzular içerisinde Chuck Palahniuk: Görünmez Canavarlar 'dan konusu: Trafik kazası geçirmeden önceki son Noel'e; hediye paketle­rini açmak için ailemin evine gittiğim güne dönelim. Benim­kiler her yıl aynı, yapma ağacı çıkarırlar. Kırçıllı yeşil ve üzerinde­ki ışıklar çok uzun süre ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 23-06-2008, 22:12
non serviam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
M€M€ÑTØ MØRÍ
 
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 26
Mesajlar: 1,620
Blog Başlıkları: 1
Standart Chuck Palahniuk: Görünmez Canavarlar 'dan

Trafik kazası geçirmeden önceki son Noel'e; hediye paketle­rini açmak için ailemin evine gittiğim güne dönelim. Benim­kiler her yıl aynı, yapma ağacı çıkarırlar. Kırçıllı yeşil ve üzerinde­ki ışıklar çok uzun süre açık kaldığında, çıkan polyester-plastik ko­kunun insanda baş dönmesiyle karışık bir baş ağrısı yaptığı cinsten. Ağaç kırmızı ve simli camdan süsler ve insanların buz saçağı ola­rak adlandırdığı, statik elektrik yüklü gümüş renkli, plastik tellerle pırıl pırıl ve büyülüymüş gibi görünüyor. Ağacın tepesinde yine ay­nı plastik oyuncak bebek yüzlü, kılıksız melek duruyor. Şömine ra­fının üzerindeyse, insanın tenine yapışan ve dokunur dokunmaz bu­laşıcı bir kaşıntı başlatan cam elyafından yapılma aynı melek saçı duruyor. Müzik setinde Perry Como'nun her zamanki Noel albümü çalıyor. O zamanlar hâlâ bir yüzüm vardı, o yüzden Noel ilahileri söylemekte o kadar zorlanmıyordum.
Ağabeyim Shane hâlâ ölü olduğundan, fazla ilgi görmeyi um­muyorum, sadece sessiz bir Noel o kadar. O sıralarda erkek arkada­şım Manus polislikten kovulacak diye çıldırmış vaziyetteydi ve be­nim de ihtiyaç duyduğum şey, spotlardan uzak birkaç gündü. An­nem, babam ve ben aramızda konuşup bu yıl birbirimize büyük he­diyeler almamaya karar vermiştik. Ancak işte ufak tefek hediyeler, diyorlar benimkiler, Noel çoraplarının içini dolduracak türden.
Perry Como "It's Beginning to Look a Lot Like Christmas" şar­kısını söylüyor.
Annemin ikimiz için, yani Shane'le benim için kırmızı keçeden ördüğü çoraplar şömineye asılmış, üzerlerinde yukandan aşağıya doğru süslü harflerle beyaz keçeden isimlerimiz yazıyor. Her ikisi de içindeki hediyelerden dolayı şişkin duruyor. Noel sabahındayız ve ağacın etrafında oturuyoruz, babam düğümlenen kurdeleleri kesmek için çakısıyla bekliyor. Annemin elinde kahverengi kese kâğıdından alışveriş poşeti var ve "İş çığırından çıkmadan önce söyleyeyim; hediye paketlerini bunun içine atıyorsunuz, etrafa de­ğil," diyor.
Annemle babam sallanan sandalyelerine oturuyorlar. Ben de ço­raplarla birlikte şöminenin önünde yerde oturuyorum. Bu görüntü hiç değişmiyor. Onlar kahveleriyle bana doğru eğilmiş, tepkimi iz­liyorlar. Ben yere bağdaş kurmuş vaziyetteyim. Bornoz ve pijama­larımız hâlâ üzerimizde.
Perry Como "Fil Be Home for Christmas"ı söylüyor.
Çorabımın içinden ilk olarak içi doldurulmuş küçük bir koala çıkıyor, yaylı elleri ve ayaklarıyla kaleminizi kavrayabilen türden. Benimkiler benim böyle biri olduğumu sanıyorlar. Annem üzerin­de minyatür şekerlemelerin yüzdüğü bir fincan sıcak çikolata geti­riyor. "Teşekkürler," diyorum. Küçük koalanın altındaki kutuyu çı­karıyorum.
Benimkiler dikkat kesilip kahvelerinin üzerine eğiliyorlar ve beni izliyorlar.
Perry Como "Oh, Come, Ali Ye Faithfur'u söylüyor.
Küçük kutunun içinde prezervatifler var.
Parıldayan, büyülü Noel ağacımızın yanında oturan babam, "Her yıl kaç tane partnerin oluyor, bilmiyoruz ama güvende olma­nı istiyoruz," diyor.
Prezervatifleri bornozumun cebine tıkıştırıp eriyen minyatür şe­kerlemelere bakıyorum. "Teşekkürler," diyorum.
Annem "Bunlar lateks," diyor. "Sadece su bazlı seks kremi kul­lanman gerekiyor. Tabii eğer bu yaşta kreme ihtiyacın varsa. Petrol bazlı jel veya yağ ya da her türlü losyondan uzak durmalısın," di­yor. "Koyun bağırsağından yapılanlardan almadık çünkü onlann üzerinde çok küçük gözenekler var ve HlV'ın bulaşmasına setap olabiliyorlar."
Çorabımın içinden bir küçük kutu daha çıkıyor. Bunun içinde de prezervatif var. Kutunun üzerinde ten rengi yazıyor. Bu gereğinden fazla görünüyor. Ondan sonraki kutunun üzerindeyse kokusuz ve tatsız etiketi var.
Tatsızın ne olduğunu bana sorun siz.
Babam "Bir anket" diyor, "HrV bulaşma oranının yüksek oldu­ğu şehirlerde yaşayan heteroseksüellerle yapılan bir telefon anketi çalışması, insanların kendi prezervatiflerini satın alırken rahatsız olduklarını ortaya koymuş."
Ne yani, Noel Baha'dan almak daha mı iyiymiş? "Anladım," di­yorum.
"Sadece AİDS olsa iyi," diyor annem. "Bel soğukluğu var. Frengi var. Papilloma virüsü var. Yani genital siğiller," diyor. "Pe­nis kalkar kalkmaz, prezervatifi takman gerektiğini biliyorsun, de­ğil mi?"
Annem "Pratik yapman gerekebilir diye şu sera muzlarına dün­yanın parasını ödedim," diyor.
Bu bir tuzak. Ah, evet, ben kuru ereksiyonlara prezervatif geçir­mekte ustayım desem, babam kaltaklık dersi vermeye kalkışacak. Hayır desem, bu sefer de bütün Noel'i beni muzdan korumak için pratik yaparak geçirmek zorunda kalacağız.
Babam "Daha başka tonlarca hastalık var," diyor. "Semptomlarından biri genital bölgede ortaya çıkan ağrılı kabarcıklar olan her-pes simplex II virüsü var," diyor ve anneme bakıyor.
"Bedensel ağrılar," diyor annem.
"Evet, vücudun ağrır," diyor babam. "Ve ateş. Akıntı. İşerken sı­zı," diyor ve anneme bakıyor.
Perry Como "Santa Claus Is Corning to Town"u söylüyor.
Bu prezervatif kutusunun altından bir kutu prezervatif daha çı­kıyor. Tanrım, üç kutu bana menopoz olana dek yeter.
Noelimi mahvettiği için kardeşimi öldürebileyim diye onun şu an hayatta olmasını ne kadar çok istediğime dönelim. Perry Como "Up on the Housetop"ı söylüyor.
Annem "Hepatit B var," diyor. Babama "Diğerleri neydi?" diye soruyor.
"Chlamydia var," diyor babam. "Ve lymphogranuloma."
"Evet," diyor annem, "ve mucal purulent cervitis ve idrar yolu iltihabı."
Babam anneme bakarak, "Ama o genellikle lateks prezervatif veya spermlere karşı alerjiyle ortaya çıkıyor," diyor.
Annem kahvesinden bir yudum alıyor. Önce fincanı saran elle­rine, sonra da oturduğum yerde bana bakıyor. "Babanın söylemeye çalıştığı şey şu," diyor, "kardeşinle ilgili bazı hatalar yaptığımızın farkına vardık. Ama seni korumaya çalışıyoruz," diyor.
Çorabımdan dördüncü prezervatif kutusu çıkıyor. Perry Como "it Came Upon a Midnight Clear"ı söylüyor. Kutunun üzerinde uzun süreli anal ilişkide bile güvenli ve güçlüdür etiketi var.
Babam anneme "Granuloma inguinale ve dölyolu iltihabı var," diyor. Parmaklarını açarak sayıyor, sonra tekrar sayıyor ve "Mol-luscum contagiosum var," diyor.
Prezervatiflerin bazıları beyaz. Bazıları rengarenk. Bazıları diş­li ekmek bıçağı gibi tırtıklı sanırım. Bazıları ekstra büyük. Bazıları gece parlayan cinsten. Bu durum tuhaf bir şekilde gurur verici as­lında. Benimkiler benim acayip popüler olduğumu sanıyorlar gali­ba.
Perry Como "Oh Come, Oh Come Emmanuel"i söylüyor.
"Seni korkutmak istemiyoruz," diyor annem, "ama gençsin. Geceleri öylece evde oturmanı isteyemeyiz senden."
"Ve eğer uyku problemin olursa," diyor babam, "bunun sebebi bağırsak kurdu olabilir."
Annem "Bari senin sonun ağabeyininki gibi olmasın istiyoruz," diyor.
Ağabeyim öldü ama hâlâ ona bir çorap dolusu hediye alınıyor; üstelik bunların prezervatif olmadığına bahse girerim. O öldü, ama şu anda midesine kramplar girene dek güldüğüne emin olabilirsi­niz.
"Dişi bağırsak kurtlan," diyor babam, "geceleri yumurtlamak için kolondan aşağıya, perianal bölgeye inerler. Bağırsak kurdu ol­duğundan şüphelenirsen, rektuma şeffaf bant yapıştır, sonra da bir büyüteçle banda bak. Kurtların altı milim uzunluğunda olması ge­rekiyor."
Annem "Bob, sus," diyor.
Babam bana doğru eğilip "Bu ülkedeki erkeklerin yüzde onun­dan bu tür kurtlar kapabilirsin," diyor. "Bunu her zaman hatırla."
Çorabımdan çıkan hediyelerin hemen hepsi prezervatif; kutula­rın içinden, yaldızlı kâğıtlardan, kolayca yırtılabilsin diye delikli, uzun şeritli poşetlerden prezervatif çıkıyor. Diğer hediyelerim ise bir adet tecavüz düdüğü ve bir adet göz yaşartıcı cep spreyi. En kö­tü duruma bile hazırlıklıymışım gibi görünüyor ama yine de gerisi var mı diye sormaya korkuyorum. Her gece evde oturmam ve be­kâr kalmam için bir vibratör olabilir. Vajinanın dille uyarılmasına karşı dişleri salyadan koruyan plastik kâğıt olabilir. Streç film. Las­tik eldiven.
Perry Como "Nuttin' for Christmas"ı söylüyor.
Shane'in hediye dolu çorabına bakarak, "Shane'e hediye mi al­dınız?" diye soruyorum.
Eğer prezervatif almışlarsa, biraz geç kaldılar.
Annemle babam birbirlerine bakıyorlar. Babam anneme "Sen söyle," diyor.
"Bu hediyeyi ağabeyine sen aldın," diyor annem. "Haydi, git de bak."
Kafası çorba gibi karışmış olan bana dönelim.
Bana açıklık ver. Bana sebep göster. Bana cevap ver.
Flaş.
Şömine rafına uzanıp Shane'in çorabını alıyorum. İçi buruştu­rulmuş kâğıt mendille dolu.
"Karıştırmaya devam et," diyor babam.
Mendillerin arasından kapalı bir zarf çıkıyor.
"Zarfı aç," diyor annem.
Zarfın içinden daktilo edilmiş bir mektup çıkıyor, mektubun en üstünde "Teşekkür Ederiz" yazıyor.
"Bu, gerçekten iki çocuğumuza da verdiğimiz bir hediyedir," diyor babam.
Okuduğum şeye inanamıyorum.
"Sana büyük bir hediye almaktansa," diyor annem, "senin adı­na Dünya AİDS Araştırma Vakfı'na bir bağış yaptık."
Çorabın içinden ikinci zarfı çıkarıyorum.
"Bu da," diyor babam, "Shane'in sana armağanı."
Bu kadarı gerçekten çok fazla.
Perry Como "I Saw Mommy Kissing Santa Claus"u söylüyor.
"Benim şu hilekâr, ölü ağabeyim ne kadar da düşünceliymiş," diyorum. "Bunu yapmamalıydı. Gerçekten, ama gerçekten bu ka­dar zahmet etmesine hiç gerek yoktu. Belki de reddetmekten veya savaşmaktan vazgeçmeli ve ölü olduğunu kabullenmeli. Belki de tekrar doğmalı," diyorum. "Hâlâ hayattaymış gibi davranması, pek de sağlıklı değil."
İçimden atıp tutuyorum. Bu yıl aslında tek istediğim yeni bir Prada çantaydı. Saç spreyinin Shane'in suratında patlaması benim suçum değildi. Sprey bom diye patladı ve o alnı morarmış şekilde sendeleyerek eve geldi. Hastaneye giden uzun yolda tek gözü şişip kapanan, yüzünün geri kalanı da şiştikçe şişen ve teninin altındaki bütün damarları kanayan S hane tek kelime bile etmedi.
Hastanedeki sosyal hizmet görevlilerinin Shane'in yüzüne bir kez baktıktan sonra babamın üzerine gitmeleri de benim suçum de­ğildi. Çocuk suiistimalinden şüpheli. İhmal veya dikkatsizlik sonu­cu başkasının yaralanmasına sebebiyet verme suçu. Aileye müda­hale. Bunların hiçbiri benim hatam değildi. Polis zabıtları tutuldu.
Bir sosyal asistan gelerek komşularımızla, okul arkadaşlarımızla ve öğretmenlerimizle görüştü, ta ki tanıdığımız herkes bana "zavallı cesur çocuk" diyene dek.
Bir Noel sabahı, ancak bir penisle işe yarayabilecek bu hediye­lerle otururken, bir Allah'ın kulu olanların yansını bile bilmiyor.
Polis soruşturması bittikten ve hiçbir şey ispatlanamadıktan sonra bile ailem hâlâ darmadağındı. Ve herkes hâlâ o saç spreyini benim attığımı sanıyor. Bunu başlattığım için de her şeyden ben so­rumluydum. Patlamadan. Polisten. Shane'in kaçmasından. Ölü­münden.
Ama benim suçum değildi.
"Gerçekten," diyorum, "eğer Shane bana gerçekten hediye al­mak isteseydi, dirilir, bana borçlu olduğu yeni gardırobu alırdı. O zaman güzel bir Noel geçirmiş olurdum. O zaman gerçekten teşek­kür ederdim."
Sessizlik.
İkinci zarfı çıkarırken annem "Seni resmi olarak 'dış dünyaya açıyoruz'," diyor.
Babam "Ağabeyinin adına," diyor, "seni L.E.V.E.A.V.A. üyesi yaptık."
"Leveava mı?" diye soruyorum.
"Lezbiyen ve Eşcinsellerin Aileleri ve Arkadaşları, " diyor annem.
Perry Como "There's No Place Like Home for the Holidays"i söylüyor.
Sessizlik.
Annem sandalyesinden kalkıyor ve "Ben bir koşu şu muzları getireyim," diyor. "İşi sağlama almak adına, hediyelerinden bazıla­rını denediğini görmek için baban da, ben de sabırsızlanıyoruz."

Görünmez Canavarlar
Ayrıntı Yayınları
12.Bölüm Sf.89-90-91-92-93-94-95


Not: Muhalif yazarımız Chuck Palahniuk'un diğer kitapları gibi yine kurgu harikası, yine sarsıcı ve yine dumura uğratıcı romanlarındandır Görünmez Canavarlar. Diğer romanlarını olduğu gibi bunu da kesinlikle tavsiye etmiyoruz.


"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 24-06-2008, 10:15
Lilith - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gözüm apla...
 
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 30
Mesajlar: 3,305
bende Tıkanma'ya başladım dün akşam. Yazar bana ısrarla okuma dedi. İnada bindirdim işi
Giriş oldukça etkileyici...bakalım daha ne kadar etkileneceğim. Bu yazarla tanıştığım ilk kitap olacak..


Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 24-06-2008, 22:34
duarden - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
solus et moriturus ...
 
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 31
Mesajlar: 1,679
Blog Başlıkları: 1
Ben mesela kesin okumayacağım, şu an göz hizamda olsa bile..

bknz:
Alıntı:
ESHQUIA´isimli arızadan alıntı
Not: Muhalif yazarımız Chuck Palahniuk'un diğer kitapları gibi yine kurgu harikası, yine sarsıcı ve yine dumura uğratıcı romanlarındandır Görünmez Canavarlar. Diğer romanlarını olduğu gibi bunu da kesinlikle tavsiye etmiyoruz.


"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 25-06-2008, 09:43
Lilith - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gözüm apla...
 
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 30
Mesajlar: 3,305
Bende saçımı topuz yapmayacağım duarden hocam....


Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 25-06-2008, 21:06
non serviam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
M€M€ÑTØ MØRÍ
 
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 26
Mesajlar: 1,620
Blog Başlıkları: 1
Arkanıza bile bakmadan kaçın derim duarden hocam.
Bana merakımı yenme kudreti ver.
Flaş.
Bana cesaret ver.
Flaş.
Bana topuz yapacak saç ver.
Flaş.



Ayrıca Bkz:

- İnsanlara nasıl olduklarını sormamızın sebebi, kendi hakkımızda konuşmak istememizdir.


- Seth’in bir insanın doğumunun ailesini tanrılaştırdığını söylediği güne dönelim. Hayatınızı onlara borçlusunuzdur, onlar da sizi kontrol ederlerler.
“Sırf daha iyisini istediğin için,” diyor Seth, “rüştünü ispat ettiğin anda Şeytan ilan edilirsin.”


-Artık hiç kimsenin sır saklayamadığı dünyamızda iyi bir peçe şöyle der:
PAYLAŞMADIĞIN için teşekkürler.


- Orijinal olan her şeyden soyutlanmış yüzlerce nesil; doğruya doğru, hepimiz öyle değil miyiz?


- Bu durum muhtemelen dünyadaki herkes için geçerli.
Tamamen ayna, ayna söyle bana durumu çünkü aynen paranın iktidar unsuru olması gibi, aynen silahın iktidar unsuru olması gibi, güzellik de bir iktidar unsurudur.


- “Şimdi,” diyor Kurşuni dudaklar, “az önce yaptığın gibi bana bütün hikayeni anlatacaksın. Hepsini yazacaksın. Bana bütün hikâyeni tekrar tekrar anlatacaksın. Bana bütün yürek parçalayıcı boktan hikâyeni anlat.” Bu kraliçe Brandy kemikli uzun parmağını bana doğru uzatıyor.
“Anlattığın şeyin” diyor Brandy, “sadece bir hikâye olduğunu anlayacaksın. Ve aynı şeyleri bir daha yaşamayacağını. Anlattığın hikâyenin sadece kelimelerden ibaret olduğunun farkına vardığında, geçmişini bir kâğıt gibi buruşturup çöpe atabildiğinde,” diyor Brandy, “işte o zaman senin kim olacağına karar vereceğiz.”


- Kimse size bakmıyorken, insanları delip geçene dek süzebilirsiniz. Bakışınızı yakalayacağı için asla o kadar uzun bakamayacağınızdan normalde göremeyeceğiniz detayları yakalarsınız, bu, bu da sizin intikamınız olur.


- Kötü kalpli kraliçe, Pamuk Prenses’in oyununu oynadığı için salağın tekiydi. Belli bir yaştan sonra kadınların farklı iktidar alanlarına kaymaları gerekir. Örneğin para. Ya da silah.


- Üstelik kimileri için anında, kimileri için yavaş yavaş olsun, ister kazayla, ister temkinli davranarak olsun, eninde sonunda hepimiz kötürüm kalıyoruz.


- Rahibe Katherine alyans takan rahibelerdendi. Ve evli insanlar hep cevabın aşk olduğunu sanırlar.


- Evie güzel insanların asla birlikte olmamaları gerektiğini söyler. Çünkü birlikte olduklarında yeterince ilgi çekemezlermiş. Evie’ye göre iki güzel insan bir araya gelince, güzellik standartı tamamen değişir. Evie, bunu hissedebilirsin der. İkiniz de güzelseniz, ikiniz birden güzel değilsinizdir. Birlikte, bir çift olunca, parçalarınızın toplamından daha değersiz olursunuz.


- İzleyici olmadan histeri krizi geçirmek imkansızdır. İnsanın kendi başına paniğe kapılması, boş bir odada kendi kendine gülme krizine tutulmasıyla aynıdır. İnsan kendini gerçekten aptal hisseder.


- Ve bazen sakat kalmak insanın lehine olabilir. Vücutlarına halkalar takan, dövme yaptıran, tenini dağlayan, derisini kazıyan bütün o insanları düşünün..sonuçta o ya da bu şekilde dikkat çekiyorlar.


- “Gündüz yayınlanan dramaları izlersen,” diyor bana Seth, “herkesi kısa süreliğine ziyaret etmiş gibi olursun. Her kanalda ayrı bir hayat var ve neredeyse saat başı hayatlar değişiyor. Aynen internetteki canlı videolar gibi. Onlar farkında olmasa da, sen bütün dünyayı gözetleyebilirsin.”


- Yarışmalar, eğitimimizden geriye kalan rasgele ve değersiz gerçekler hakkında kendimizi daha iyi hissetmemiz için düzenlenirler.


- Gelecek ne zaman vaat olmaktan çıkıp bir tehdit unsuru haline geldi?


- Ancak ve ancak bu gezegeni yiyip bitirdikten sonra Tanrı bize yenisini verecek. Yarattıklarımızdan çok yok ettiklerimizle hatırlanacağız.


- Hepimiz kendimizin gübresiyiz.


- Kimden nefret edeceğimizi bilemediğimiz zaman kendimizden nefret ediyoruz.


- Kendinizi sürekli olarak dönüştürüp kullanışlı hale getirmelisiniz.


- Sevdiğiniz ve sizi seven kişi asla ve asla aynı kişi değildir.


- Dış dünyayla başa çıkmak istiyorsan, Bayan St. Patience, insanların yüzünü görmesine izin vermeyeceksin.


- İyi bir peçe evde oturmak kadar iyidir, diyor Brandy. Dünyadan soyutlanmış. Mahrem. Sarı bir şifon atıyor havaya. Kırmızı desenli bir naylonu üzerimde düzeltiyor. Dip dibe yaşayan insanların bir bakışta sizinle ilgili her şeyi bildiği dünyamızda, iyi bir peçe sizin için film çekilmiş limuzin camı görevi görebilir. Yüzünüz için listede olmayan bir numara olabilir. İyi bir peçenin arkasına saklandığınızda herhangi biri olabilirsiniz. Bir film yıldızı. Bir aziz. İyi bir peçe şöyle der:
Henüz Adamakıllı Tanıştırılmadık.
Üç numaralı kutudan çıkan ödül gibisinizdir.
Hanımefendi veya kaplansınızdır.


- Oh, zavallı kalbimi parçalayabilmeyi isterdim.


- İnsanlar bir şeyleri bilmemeye de dayanamazlar diyor Brandy. Özellikle de erkekler her dağa tırmanmak, her yerin haritasını çıkarmak isterler. Her şeyi etiketlemek. Her ağaca işerler ve sonra da bir daha asla aramazlar.


- Moda olan ürünler çirkinleştikçe, onları daha güzel gösterebilmek için daha beter yerlerde poz vermek zorunda kalıyoruz. Araba mezarlıkları. Mezbahalar. Lağım arıtma tesisleri. Kıyaslandığında daha iyi görünmek için kendine çirkin nedime seçme taktiğinin aynısı. Industry blucinleri için çekim yapsaydık, ölüleri öperken poz vermemiz gerekeceğinden eminim.


- Hemen her seferinde kendinize birini sevdiğinizi söylersiniz ama aslında onu sadece kullanıyorsunuzdur.
Bu sadece aşk gibi görünür.


- Yalnızca bebek maması yiyebiliyorum. En yakın arkadaşım nişanlımı ayarttı.
Nişanlım az kalsın beni bıçaklayarak öldürecekti.
Bir evi ateşe verdim ve bütün gece masum insanlara silah doğrulttum.
Nefret ettiğim ağabeyim rolümü çalmak için öldüğü yerden dirildi.
Ben görünmez canavarım ve kimseyi sevemiyorum. Hangisi kötü siz karar verin.


- “Normal değilim ama gay de değilim” diyor. “Biseksüel değilim. Etiketlerin dışında bir şey istiyorum. Tüm hayatımın tek bir kelimeyle anlatılabilmesini istemiyorum. Bir hikayeden ibaret olmasını. Bilinmeyen bir şey bulmak istiyorum, haritada olmayan bir yer gibi. Gerçek bir macera istiyorum.”


- Manus üzerine eğilmiş olan Brandy’ye ve çamurun içine diz çökmüş olan bana bakıyor. “Önce,” diyor, “aileniz size hayat verir, ama sonra onların hayatını yaşamanızı ister.”


- Ailelerimiz bir çeşit tanrıdır. Onları seviyoruz ve hayatta olduklarını bilmek hoşumuza gidiyor. Ama bizden bir şey istemedikleri sürece onları kesinlikle görmüyoruz.


- Artık Tanrının sözünü dinleme vakti geldi.

“Bizim dilimizin ürünüsün,” diyor Brandy, “Kanunlarımızın ve taptığımız Tanrının istediği gibi bir ürünsün. Senin her bir molekülün senden önce milyonlarca insan tarafından düşünüldü,” diyor.
“Yaptığın her şey sıkıcı ve modası geçmiş olabilir ama yine de kesinlikle kabul edilebilir. Güvendesin çünkü kendi kültürüne sıkışıp kalmışsın. Tasarladığın her şey iyidir çünkü onu sen tasarladın. Herhangi bir kaçış yolu yok,” diyor Brandy.
“Dünya,” diyor Brandy “senin hem beşiğin, hem de kapanın.”


- İstediğim şeyler gün geçtikçe hep istemeye eğitilmiş olduğum şeylermiş gibi görünmeye başladı. Herkesin istediği şeylerdi bunlar.


- Doğumunuz, hayatınız boyunca düzeltmeye çalıştığınız bir hatadır.


-Konuşma terapistinin odasında Brandy “Nasıl bir arabanın görünüşünden sorumlu değilsen, kendi görünüşünden de sorumlu olmadığını bilmen yardımcı olur,” diyor. “Sen de en az araba kadar ürünsün. “Bir ürünün, ürününün ürünü. Arabaları dizayn eden adamlar da birer ürün. Senin ailen bir ürün. Onların ailesi de birer üründü. Öğretmenlerin, ürün. Kilisedeki papaz, başka bir ürün,” diyor Brandy.


-Bazen bastığın boku temizlemenin en iyi yolu, diyor Brandy, kendini kıymetli, küçük bir ödül gibi görmemektir.

“Söylemeye çalıştığım şey şu,” diyor Brandy, “dünyadan kaçamazsın ve nasıl göründüğünden de sorumlu değilsin; ister çok güzel görün, ister bok gibi. Hislerinden, sözlerinden, davranışlarından veya yaptığın herhangi bir şeyden sorumlu değilsin. Bunların hiçbiri senin elinde değil,” diyor Brandy.
Nasıl bir CD kendi üzerine kaydedilmiş olandan sorumlu değilse, biz de değiliz. Programlı bir bilgisayar kadar özgür davranabilirsin. Bir dolar banknotu kadar biriciksin.
Senin içinde gerçek bir sen yok,” diyor Brandy. “Fiziksel bedenin, hatta bütün hücrelerin sekiz yıl içerisinde yenilenecek.”
İnsandan insana ten, kemik, kan ve organ transplantasyonu. Şu anda içinde bulunan ve senin adına yemeklerini yiyen mikrop ve böcek kolonileri olmasaydı ölürdün. Sana ait hiçbir şey, tamamen senin değil aslında. Sen tamamen kalıtsalsın.
“Sakin ol,” diyor Brandy, “her ne düşünüyorsan, onları milyonlarca başka insan da düşünüyor. Her ne yapıyorsan, onlar da yapıyor ve hiçbiriniz sorumlu değilsiniz. Çünkü hepiniz ortaklaşa bir çabadan ibaretsiniz.


- Güzel olamıyorsam ben de görünmez olurum.


- Bir insanı ne kadar severseniz sevin, kanı size doğru akmaya başladığında geri çekilirsiniz.


"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 26-06-2008, 11:31
Lilith - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gözüm apla...
 
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 30
Mesajlar: 3,305
Hocam biz ne okuyacağız şimdi


Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 26-06-2008, 13:05
non serviam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
M€M€ÑTØ MØRÍ
 
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 26
Mesajlar: 1,620
Blog Başlıkları: 1
Bana sabır ver.
Flaş.

Altı çizilenlerden oluşan naçizane satırlar sunmaya çalıştım ama kitap 206 sayfa hocam.
Ve okuyacak çok şey var


"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 26-06-2008, 13:08
Lilith - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gözüm apla...
 
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 30
Mesajlar: 3,305
sana sabır falan yok...
sıradaki


Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink)  
Alt 11-07-2008, 02:55
gulfiros - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 28-03-2008
Mesajlar: 32
sevdiğim bir yazar ve sevdiğim bir kitap. yeraltı edebiyatının en önemli yapıtlarından biridir.


katiller bile uyurken güzeldir
Alıntı ile Cevapla
  #10 (permalink)  
Alt 23-07-2008, 11:46
Lilith - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gözüm apla...
 
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 30
Mesajlar: 3,305
oldukça didaktik, çarpıcı ve inanılmaz eleştirel..Estetiğin bizi ne kadar esir ettiğine işaret eden,ve kurgusuyla, olaylar arasında geçişlerin çarpıcılığıyla beni bir kez daha mest etti..

"Bütün hayatımızı tanrı olmak için harcayıp, sonra da ölürsünüz"

"Kendi sorunlarınızı paylaşamadığınız zaman, başkalarınınkini dinlemeye dayanamazsınız"

bazen okurken bay ukala dedim...herşey oldukça net, bu böyle olur ya da olabilir....diye devam eden cümleleri yok..
budur ve böyledir...
ukalaca değil mi?
ama düşününce içinizde ki canavarla buluşuyorsunuz...tam da yazarın randevusunu belirlediği yerde...

chuck;
öperim seni


Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
canavarlar, chuck, chuck palahniuk, görünmez, görünmez canavarlar, palahniuk


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Gösteri Peygamberi - Chuck Palahniuk loverman Edebi Mevzular 1 26-03-2008 18:40
Chuck Palahniuk non serviam Biyografiler 2 21-09-2007 00:45


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:52 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org