|
|
| Edebi Mevzular Özgürlüktür edebiyat.. |
Post-modernist Şiir(!)'deki Sefaletin ÇözümlenmesiEdebi Mevzular içerisinde Post-modernist Şiir(!)'deki Sefaletin Çözümlenmesi konusu: Post-modernist Şiir(!)’deki Sefaletin Çözümlenmesi
Günümüzde yazılan şiirin en büyük sorunsalı, anlam’la olan ilişkisinde gizlidir. Şiir’in, daha doğrusu şairin, anlam karşısında aldığı tavır, bunda etkili olmaktadır. Şiir ile anlam ilişkisini çözümleyebilmek ...

14-05-2008, 12:34
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 11-05-2008
Yaş: 32
Mesajlar: 26
|
|
Post-modernist Şiir(!)'deki Sefaletin Çözümlenmesi
Post-modernist Şiir(!)’deki Sefaletin Çözümlenmesi
Günümüzde yazılan şiirin en büyük sorunsalı, anlam’la olan ilişkisinde gizlidir. Şiir’in, daha doğrusu şairin, anlam karşısında aldığı tavır, bunda etkili olmaktadır. Şiir ile anlam ilişkisini çözümleyebilmek için önce Şiir’i tanımlamakla işe başlamamız gerekir.
Şiir, imgelerin, bir ya da daha çok izlek etrafında, metinsel bütünlük oluşturacak şekilde örgütlenmesidir. Bu tanımdan da çıkarsanabileceği gibi, Şiir’in temel birimi imge’dir. Çünkü Şiir, doğal dil içinde gelişen ve/ama özerk bir üst-dildir. Bu da imgeler aracılığıyla, doğal dilin söz diziminin bilinçli olarak bozulup özgün bir dizgeyle yeniden kurulmasıyla oluşturulur. İmge, doğal dili dönüştürerek sınırlarını genişletir ve yeni anlatım olanakları sağlar. Sözcüğün, sabit sözlük anlamının ötesine geçmesine yol açar.
Sözcük, tek başına, alımlayan her bireyde, kalıplaşmış, donuk, sabit bir yansıma bulur. Bu yüzden hiçbir sözcük tek başına, imge’nin oluşturduğu çarpıcı çağrışım özelliğine sahip değildir. Sözcüğün çift anlam yüklenmesi amacıyla harflere bölünmesi ( b/aşka…gibi) yeni bir çağrışım oluşturmadığı için imge’yi oluşturamaz, ancak teknik bir oyun düzeyinde kalır.
İmge, iki ya da daha çok sözcüğün, somut-soyut, soyut-somut, somut-somut, soyut-soyut, ya da bunların kombinasyonlarına dayalı bir ilintiyle, örnekseme (analoji) yapılmasıyla oluşturulur. İmge’nin işlevi, anlam’ı etkin bir şekilde iletebilmek için çağrışım yoluyla çarpıcı bir duyumsatma olanağı sağlamasıdır.
Şiir, imgelerle yazıldığı;sözcük tek başına imge olamayacağı ve her imge en az iki sözcükten oluştuğu için Şiir’in temel birimi sözcük değil imge’dir. Yani, “Şiir sözcüklerle değil imgelerle yazılır”. İmge’yi bir atoma benzetirsek, sözcükler, atomu oluşturan çekirdek, proton, nötron ve elektronlardır. Atomun bileşenleri, doğada, birbirlerinden bağımsız olarak bulunamazlar ve ancak bütünsel olarak atomu oluşturarak işlevsel bir varlığa sahip olurlar. Sözcükler de ancak, imge’yi oluşturmak üzere örgütlendiklerinde Şiir’de işlevsellik kazanırlar.
Bu arada belirtmek gerekir ki içinde imge bulunmayan şiirler(!) için, bütün olarak bir imge oluşturdukları savını öne sürenler, imge oluşturmayı beceremeyenlerin ekmeğine yağ sürmekten öte bir şey yapmazlar…Söz açılmışken, dize’nin tanımı üzerinde durmakta da yarar var. Dize, imge ya da imgelerin, şiirin metinsel bütünlüğüm içerisinde, anlam ortak paydasında oluşturdukları ara toplamdır. Yani ,imge ya da imgeler dize’yi, dizelerde şiiri oluşturur.
Şiir’de imge, nesnel gerçekliğin insan bilincinde, estetiksel olarak öznel yansımasıdır. Bu yansıtma, aynadaki gibi birebir olmayıp, nesnel gerçekliğin şairin bilincinde alımlanıp dönüştürülerek dışsallaştırılmasıdır.
Şiir, doğal dilin içinde kendi dizgesini geliştiren özerk yapılı bir üst-dil olduğuna göre, dilin temel işlevi olan bildirişim, Şiir’in de ayrılmaz bir parçasıdır. Bu da Şiir’in anlam’dan soyutlanamayacağı gerçeğini ortaya koyar. Dolayısıyla, Şiir’in temel birimi olan imge, anlamsız olamaz.
Şiir’de anlam rastlantısal değil içkindir. Şair, nesnel gerçekliği öznel olarak estetiksel düzlemde dönüştürerek imgelerle yansıttığına göre, kaynağını nesnel gerçeklerden alan imge, içkin olarak anlam taşır.
Aslında yanlış imge yoktur: Anlamlı olan imge ve anlamsız olan saçma vardır. İmge ya da saçma üretimini belirleyen, şairin bilinçsel yapısındaki ideolojik tutumdur.
İmge, şair tarafından dışsallaştırıldığı andan itibaren, nesnel gerçekliğe artı değer olarak eklemlenir. Buradan çıkarsanabileceği gibi Şiir, nesnel gerçekliğe bir müdahaledir. Bu dönüştürücü müdahale, ancak devrimci bir bilinç tarafından gerçekleştirilebilir. Dışsallaştırılan imge, nesnel gerçekliğin bir parçası olarak okura ulaşır ve okurun bilincinde, her okurun bilinç ve estetik algı düzeyine göre yankılanır. Yani, şiiri okuyan bireyin bilincinde yeniden üretilerek içselleştirilir. Buna yansımanın yansıması diyebiliriz. Bu da okurun bilinç ve estetik algı düzeyine artı değer katar. Daha ötesi, her okumada yeni çağrışımlar sağlayarak okurun bireysel dönüşümüne sürekli katkıda bulunur.
Şair, yazarak kendini gerçekleştirir ve ontolojik bir anlam kazanır, çünkü varoluşu anlamı kılan, bireyin somut ya da imgesel düzlemde, üretimle, nesnel gerçekliğe artı değer katmasıdır. Şair yazdıkça nesnel gerçeklikle beraber kendini ve okuru dönüştürür; bu da toplumsal dönüşüme katkı yapar. Nesnel ve öznel gerçeklik, diyalektik bir bütün olarak karşılık etkileşim içindedir. Toplumsal gerçeklik, her ne kadar bireyin bilincini sınırlasa da, şair birey, bu ablukayı yarabilen ve toplumdaki tüm bireyler için yıkmaya çalışan kişidir. Aksi takdirde, kapitalist üretim ilişkilerinin olduğu bir toplumda, sosyalist şairin varlığından söz edilemezdi zaten…
Gelelim saçma’ya…Doğada saçma yoktur. Her şey, diyalektik bir bütün olarak, sürekli bir değişim-dönüşüm içindedir. Saçma ise kendine ve doğaya yabancılaşmış bireyin hastalıklı zihinsel tasarımıdır. Nesnel gerçekliği dönüştürerek yansıtmadığı, nesnel karşılığı bulunmadığı, doğaya aykırı olduğu için yapaydır. Dışsallaştırıldığında, nesnel gerçeğe artı değer olarak eklemlenemez. Okura ulaştığında ise daha ilk okumada tükenir. Seken bir mermi gibi, alımlanamadan okurun bilincinden geri döner ve yazınsal çöplüğü boylar. Anlam taşımadığı için bildirişim işlevinden yoksun olan saçma, dilsel değildir. Dolayısıyla saçma’yla yazılan metin de şiir değildir.
Emperyalist kapitalizmin Şiir’deki izdüşümü olan post-modernist şiir(!), anlam’ı hiçleyen yapısıyla, imge’lerle değil saçma’larla yazılmaktadır. Anlam içermediği için bildirişim yetisi yoktur; bildirişim içermediği için dilsel değildir; dilsel olmadığı için de aslında şiir değildir!!!
Post-modernist şiir(!), kendine ve doğaya yabancılaşmış bireyin narsist mırıltılarıdır. Şairin kendisini ve okuru dönüştürme yetisinden yoksundur. Yığma saçma’ların, metinsel bütünlükten yoksun olarak yazılmasıyla oluşan post-modernist şiir(!), yabancılaşmayı oluşturan kapitalizme karşıt tavır geliştirmeyen edilgen bireyin yazdığı şiir(!)dir.
Kapitalizm, varlığını korumak ve sürdürmek için her türlü muhalif tavrı sindirmek ister. Dizgeye muhalif olan Şiir’i anlamsızlığa boğup edilginleştirerek, Şiir’in bireyi ve toplumu dönüştürme yetisini silebilmek için post-modernizm denilen, saçmalığın daniskasına işlerlik kazandırmaya çalışmaktadır. Böylece, dizgeyle uyuşan ve sömürü şartlarını kolaylaştıran, örgütsüz ve edilgen bireyler oluşturmayı amaçlamaktadır…
Bu noktada, İlhan Berk’in Yazko Edebiyat’ın 33’üncü sayısındaki söyleşisinden bir alıntı yapalım. İlhan Berk, Şiir’de anlam’a ilişkin şunları söylemektedir: “ Anlama gelince.Doğrusu asıl savaşım onun üzerinde toplanmıştır benim. Nedendir bilmiyorum, ben anlamı şiire pek yatkın bulmam. Kimi kitaplarımda onu düşman bile bilmişimdir. Anlam, sanki benim üvey evladımdır. Ama şunu da söyleyeyim; sonuçta şiir şiir ise, anlamlıdır.”Kendi içinde çelişkili bu ifadenin sahibi olan İlhan Berk ve benzerleri, anlam’ı hiçleyen tavırlarıyla, post-modernizmin gölgesinde, bilerek ya da bilmeyerek emperyalist kapitalizmin uşaklığını yapmaktadırlar. Şiir’in post’u deliktir.
SERKAN ENGİN
Ekin Sanat Aralık 2005
Berfin Bahar Ocak 2006
YKY 2006 Şiir Yıllığı
Kıyı Yaz 2007
Karalama Sayı 2 2007
|

14-05-2008, 13:19
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 26-03-2008
Nerden: Fransa,akdenize yakin minik bir kentte
Yaş: 18
Mesajlar: 194
|
|
|
Oxymorun tavan yaptigi anticumleler agizimda ek$i bir tat olusturmaya basladi..Kendisini siire adamis hic bir gönül adami kapitalist duzene destek verme bilinciyle yola cikmaz!!Post modern bir hayatta gozlerini açmayan kisi zaten meydana getirdigi dizelerde bir sekilde kendini ele verir..Dusuncelerini kalemine aktarmakta zorlanir kanaatimce.
Son olarak ,$iirlerin kapitalis sistemin agina takilmadigini bir kez daha soyluyor ve altini kalin bir sekilde çizdigimi belirtmekten yorulmuyorum..
|

26-05-2008, 22:50
|
 |
house of duarden...
|
|
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 31
Mesajlar: 1,536
|
|
|
Nerde bir değerden bahseden gördüysem; orda değer pazarlamak (yada kendini) için kurulmuş derme çatma bir sergiye rastlar oldum. Kişi kendini pazarlamaya kadar götürdüyse işi bahsettikleri değerini yitiriyor. Doğru şeyleri söylemek için kişi aynada önce kendine konuşacak.
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
|

26-05-2008, 23:00
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 11-05-2008
Yaş: 32
Mesajlar: 26
|
|
|
Sen beni ananı pazarlayan babanla karıştırdın sanırım. Ananla münasebetim senin doğumunla bitti. Sonrasını godoş babana sor .
|

26-05-2008, 23:04
|
 |
house of duarden...
|
|
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 31
Mesajlar: 1,536
|
|
|
Küfür jargonunuzda baya gelişmiş. Ama bayağı bi uslubunuz var. Aptal olanlar sadece gerçekler karşısında kabalaşır. Reklam yapmak istiyorsanız başka yazım alanları keşfediniz.
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
|

26-05-2008, 23:07
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 11-05-2008
Yaş: 32
Mesajlar: 26
|
|
|
"Kğfür işçi sınıfının ağzındaki çiçektir" Can Yücel
Sen bu poetik yazıya nesnel hiçbir eleştiri getirmeyip ucuz çamur atma yoluyla "reklam" deme gafletine düşecek kadar kıskanç ve karaktersizsen - ki öyle olduğunu belli ettin- sana küfretmek boynumun borcudur. Şimdi siktir git de ulaşamadığın ciğere mundar diyeceğine en az benim bu yazım kadar hayata artı değer kat. Hadi siktirrrr.
|

26-05-2008, 23:09
|
 |
house of duarden...
|
|
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 31
Mesajlar: 1,536
|
|
|
Hayata artı değer katmak. Ne yazık ki kullandığınız isimlerle aynı seviyede yer almıyorsunuz. Ama neyseki bunu anlamayacak kadar aptalsınız, başka bi yerde demiştim bu sizin gibilerin mutlu yaşamanızı sağlar efendim.
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
|

26-05-2008, 23:33
|
 |
M€M€ÑTØ MØRI
|
|
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 26
Mesajlar: 1,431
|
|
|
Narsizmin doruklarında gezerken işçi sınıfının arkasına sığınıp saldırmak nasıl bir acizliktir böyle!
Kadına hitaben savrulan bu alçakça sözler mi işçi sınıfının ağzındaki çiçek?
Aynı şeyleri onlarca siteye atıp mal benim diye ismini pazarlıyorsan pazarlamacısındır ama burası pazaryeri değil ki buna tepki gelmesin.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|

27-05-2008, 01:53
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 04-01-2008
Mesajlar: 63
|
|
Yazmayayım, yazmayayım dedim. Ama iç bunalımından olsa gerek, deliye dönmüş Serkan Engin' i okuyunca dayanamadım
Bu ne cürret, ne celal kardeş; burasını porno forumu mu sandın ki forumdaşlarımızın ebeveynleriyle yatıyosun, kalkıyosun
Hadi ilerle be kardeş, germe bizleri ! Böyle fütursuzca küfür edebileceğin 1.000.000 adet site var.
Böyle davranacaksan ayrıl bu limandan... 
'' Ben bilimin tanrısına inanırım ''
A. Einstein
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:27 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|