Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Geçmişten geleceğe 'KÜLTÜR & SANAT' > Edebi Mevzular

Edebi Mevzular Özgürlüktür edebiyat..

Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!

Yağma ve İradî Damga

Edebi Mevzular içerisinde Yağma ve İradî Damga konusu: Yağma ve İradî Damga "İçinde ışığı olmayan insanlar kalabalıklara karışıp ışık edinmeye çalışırlar"/*Schopenhauer Sürüler geçer dışkılarını bırakarak gölgelerde Cüsselerini cilalamakla ışıldarlar mı güneşin istemsizliğinde Sen ey adil, ey aciz, ey ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 05-04-2008, 19:17
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
Standart Yağma ve İradî Damga


Yağma ve İradî Damga

"İçinde ışığı olmayan insanlar kalabalıklara karışıp ışık edinmeye çalışırlar"/*Schopenhauer

Sürüler geçer dışkılarını bırakarak gölgelerde
Cüsselerini cilalamakla ışıldarlar mı güneşin istemsizliğinde

Sen ey adil, ey aciz, ey güzel us!
Ortalama olan hiçbir şeye inanma yine de
Ne vasatın konforlu korunmacılığına
Ne de kösnül olmanın aldırmazlığına

Çekmesin seni payandalarına sisten periler şarap kaseleriyle...

Bilinçle örülmemiş her duvar çökmeye meyillidir çünkü
Yağmadır çünkü kendi havasını, suyunu, toprağını lekeyenin tarihe emaneti...

Yalnız bir ağaç olabilmek koskaca ormanda
Yalnız kuşların dalımıza konacağı günü bekleyerek

İşte sen yalnız bu şiara inanarak yürü çileli serüveninde...
"Cennet de cehennem de içinde"/* Maalouf



Kıllı atalarımızdan yadigâr kimi ilkelliklerimizi «el»in muhteşem gelişimiyle bertaraf edebilen insan soyu, bu düşünen hayvanlığından zaman zaman uzaklaşıp iptidai yazgısında kuyruğuna taktığı/takıldığı sürüsüyle mutlu mesut yaşar görünmekte...

Bu edinilmiş sahtekârlığın soyumuzdan geçtiği, doğaya hem muhtaç hem hâkim «ben»in «biz» olma kaygusuyla değil, sürü olma ihtirasıyla yanıp alazlandığı çağlarda "birey" duruşu da itibârını kaybediyor görünmekte.

Varlığını sürdürmekte olan üç yüzden fazla köpek balığı türünün -bu vahşi hayvanların- altında/gölgesinde yaşayan binlerce küçük balık türü de -aciz ve işgüzar- faşist liderlerinin, tutkulu önderlerin korunmacılığı altında mezbaha günlerini beklemekte: Nietzsche'nin «çobanbaş»ıyla bu «gölgedekiler» arasında "değer üretme"ye değil "değere konma"ya yönelik davranış ortaklıları iç sızlatan türden.
Geçici ve tahrip gücü yüksek bu muhtaciyet-birliğine baş kaldıran muhalif bireyin, çığlığını/fısıltısını da gürültü yutuyor çoğunca. Bu menfî birliğin/ortaklığın özel bir jargonu/ezberi de son dönem dikkatimi çekiyor; kösnül ve politik ikinci sınıf beyinlerin ezberleri.

Bir papağana ne öğretirseniz onu dilenir; dileyin bir denizcinin küfürleri, dileyin şekerleme yalakalığı.
Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmuyor (Uğur Mumcu'yu saygıyla anıyoruz) önermesine tamamlayıcı/döngüsel bir önerme beliriyor kafamda; bir fikir, bakış, değer sahibi olunmadan bilgi bataklığında gömülme rizikosu...! Bet sesli papağanların ya da değerleri kemiren farelerin oyduğu ezberci bir medeniyetin enkazı altında kalma talihsizliğimiz göz kırpmakta...

Yunanistadaki keçilerin orman tabakasını nasıl çoraklaştırdığını ve ardından gelen denizcilerin aktarımıyla çeşit bitkiler için hazırladığını duymuşsunuzdur; hayvanların iradesi yoktur, tesadüfî olarak hayatta kalmak ve beslenmek için yaşarlar; oysa insanın doğaya iradî bir tesiri vardır...

Biz hem doğaya egemen hem de doğanın egemenliği altındayız. Bir başına insanı da kusursuz addetmek kusurlu bir bakış olurdu; patetes yumrularının yüzyıllık bir salgına neden olmasıyla, yüzlerce yıl önce İspanyol ve Portekizli denizcilerin Küba'da kahve gübresi için ormanları yakması, günümüz Ege dağlarınının altın için delik deşik edilmesi aynı paralel mantıkta «anlık menfaat» kurnazlığının bedelini hesaplayamama körlüğüdür. Gün için geleceğini düşünmeyen bir soy...

Anlık çıkarı için toprağını, suyunu, havasını yağmalayan beşerin geçmiş yüzyıllardan yüklendiği ancak gelecek yüzyıllara ödeyebileceği borç bilincinin farkına varması şimdilik -küçük bir azınlık dışında- olası görünmüyor.

Yağma tam da burada tüm ikiyüzlülüğüyle, küstahlığıyla, bencilliğiyle içimizde salınıyor.
Öfke yağmanın haklı bahanesi oluyor, her türlü bön refleks mübah görülüyor.

Gönül terbiyesi ve ussal çaba hiçbir erdemli kavrama sığınma gereği duymaksızın filizlenemiyorsa, hegomanya ve kaostan sebeplenecekler kokuşmuş niyetlerini "özgürlük çığırtkanlığı" altında postmodern dönemlere evriltmeye devam edeceklerdir.

Ağızlarında organları, ellerinde ülke bayrakları, kıçlarına giren molozdan bihaber; vatan, millet, din, porno fanatizmiyle tapınç merkezleri yaratıp, birey olmanın zahmetinden sıyrılıyorlar.

Alfa erkekler/kadınlar -cinselliğini sakil bir ûslupla dillendirerek küçülmenin hiçbir sakıncasını duyumsamayan organsılar-; bunu en çok da "muhalif" kılığında yapmaya yeltenmekte. Bu kösnül budalalık her daim organlarını/libidolarını öven sakil tavırlarla "hürriyet ve özgürlük" çığırtkanlığı altına saklanmaya, kaba/yoz dilin ifade özgürlüğü tabletinde yutturulmaya çalışılmasından başka hiçbir şey değil. Ne marjinallik, ne muhaliflik ne de bir başkaldırı iddiası yok bu dağınık dilin; yalnızca edep dışılığı özgürlükle kardeş kılma beceriksizliği...

Bir öteki yaratmak siyasî, dinî, etnik, cinsî farklılıklarından da ötede daha içte, kendi içinde bir öteki yaratmakla başlıyor öncelikle; ah yarattığı bir "düşman"la savaşarak eyleşte bulunan ahmaklar, ne zaman açılır ki gözleri...!

Bir saniyelik keyfine eşdeğer milyonlarca yılın ödevini üzerinde hissedemeyenlerin, farazi kurtçuklarla ağaç köklerine saldırmaları ne bugün için yenidir, ne de yarın için şaşırtıcı olacaktır.

"ağaçlar ayakta ölürler"/*Kazancakis
bilirim ki tekke fareleri sürüce lekelerler tarihi


Ey sürü, tarihe borcunu öde; insan olmayı dene...!

05/04/2008-Ö.N.A
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 05-04-2008, 23:57
samathana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
edilgen
 
Üyelik Tarihi: 31-10-2007
Nerden: İstanbul (?)
Mesajlar: 306
borç üzerine konştu atalarım
ve onların ataları
ödenmesi gerekeç borçlar üzerine
çatallaşınca diller
bildiler
iadeler yetersiz dediler
kadim ölü toprakları savruladurdu üzerimizden
zaman geçemedi kendi içinden


"senin yolculuğuna katılamam
ben sadece bir konuğum"
T. Angelopoulos
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 07-04-2008, 00:32
Sosyopat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
kızıl arıza Багэр
 
Üyelik Tarihi: 05-12-2007
Nerden: stenbol
Yaş: 34
Mesajlar: 853
Alıntı:
Ey sürü, tarihe borcunu öde; insan olmayı dene...!
ben buna fazlada katılıyorum demesem sevgili maria...açıklamasını yapmaya çalışırım da anlatabilirmiyim onu bilmem...nietscheden beridir sürü ye olan düşmanlık ta,hedef gerçekten sürünün kendisimidir,sürüdeki niteliksizlikmidir onu ayırt etmeliyiz...ayrıldık hadi ben,sen,o biz,yada nietsche...sürüden.Ya sonra anlatmak zorunda kalışımız,anlaşılmaya çalışmamız,birer sürü oluşturma çabası değilmidir,bilinçsiz...bak farklıyız biz diyerek bir fark oluşturmak ve o tüm farklı olanlar tarafından anlaşılmak(istemek) yeni (ama nitelkikli)bir sürüye giden yol değilmidir...sürüden ayrılmak tek başınalık değilmidir ki...onca elde edilmiş nitelik bir işe yaramadıktan sonra (satmak değil amaç,paylaşmak)...herşeye uzaktan bakmak/bakabilmek ama paylaşamamak...neye yarar ki..yada benim söylemim fazlaca mı bencillik içeriyor...sürüden ayrılmak duvarlarla yada tavanla muhattap olmakmıdır acaba...nasılsa gökyüzü sürüye ait bir düş olmuş otlanırken...hadi,ayrılalım sürüden diyerek değil bir fark oluşturarak çıktık ordan...sürüden ayrılanlar öyle dağınık öyle amaçsız kalmazmı...ve bir araya gelmek yeni ama nitelikli bir sürü oluşturmazmı...yani,yalnız olabilecek kadar güçlü olunabilirmi,insanimidir bu...hak vermiyor değilim fakat anlayamıyorum bazen...


imza dediğin nedir ki?...solumayı bilmiyosak yaşamı,iz bırakmaya değermi?....Кызыл Багэр
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 07-04-2008, 17:04
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
"Sürünün kendisi", "sürüdeki niteliksizlik"
Farkı ne?
Farkı şu; seçikinciler, elitler, jakobenler gibi "sürüyü" 'nefes alamayacağı bir zirveye dek yükseltmek isteyenlerin' tutkulu ve kibirli dayatması mıydı Nietzsche'nin yığınlardan 'tiksinmesi'nin özünde yatan saik, yoksa yığınların hakim güçleriyle azınlıkları sindirmesi miydi? Hiçbir kötülük yapma sebebi olmaksızın kötülük yapmak hakiki kötülüklerdendir, hiçbir iyilik yapmak için sebebi olmamak da hakiki iyiliklerden; sürü akil tavır almaz, duygularından beslenir, telkine müsaittir, kolay hırçınlaşır, tahriğe son derece açıktır, hakim güç bilinç değil histir, taklitçi ve tarihsel sorumluluk bilincinden uzaktır...Oysa birey, kolektivizmle "bireysel toplumsallaşma"yı önceler...
Sürü nefes aldığı mekanı bile yok etme güdüsü taşır, öfkesi haklılığı olur, birey öfkesi ise içe kıvrıktır, sorgular; irade ve vicdan burada anahtar kelime değerinde.

Alıntı:
Sosyopat´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
bak farklıyız biz diyerek bir fark oluşturmak ve o tüm farklı olanlar tarafından anlaşılmak(istemek) yeni (ama nitelkikli)bir sürüye giden yol değilmidir
Bu kadar kibirli bir çehre mi koyuyorsunuz; sürü kavramının karşısına koya koya?
Kendini ifade etme gayretkeşliği toplumsallaşma gereğidir, sürüleşme gereği değil.

Canetti'nin "seçkinci sürüler" kavramını dillendirmeye çalışmısşınız, aynı dille yanıt vermek isterim; 'düşünmek ısrar etmektir' ve Ece Ayhan'ın "haklılığın ısrarı" arasında gidip geliyorum bu sürü meselesini size izah etmeye çalışırken Sosyopat.

Ve küçük bir serzeniş; metnin tamamını okuduğunuzu düşündürtmedi yanıtınız, son cümleyi cımbızlayıp Duarden'in 'Sürüye Sahip Olma' forumunu devam niteliğinde ileti girmişsiniz, sanki. Metnin derdi bu değildi, tekrar okuyun, göreceksiniz...
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 07-04-2008, 18:59
duarden - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
solus et moriturus ...
 
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 31
Mesajlar: 1,713
Blog Başlıkları: 1
Büyük ihtimalle ayn değil diyeceksiniz.

Benim sorguladığım konuda birey sürü algısıyla hareket etmeye başlar nedenler ve öncüller sürü beyninden çıkar hatta oluşan kanı ve yargılar. Bir sürüyü otlaktan kovalım diyelim ne olur peki benim sorgum burdadır.

Hoşgeldin yeni sürü demek zorundayızdır. Düşünce üzerine oluşmaz sürü , yanlızlıktan kaçmak ve kendini eleştirmekten kaçmakla başlar. Kişi başkalarına saldırarak kendini unutur çünkü.

Nedir bir arada tutan sürüleri ; amaç yüçeltmekse binlerce şey sayabiliriz ama "meee" demek birlikte "meee" li zamanlar yaratarak kendini unutmak içindir.

"Birey" "fikir" bu kavramlara olan inancımı kaybettim kendim dahil tüm insanoğlu adına. Sizi bile değerleri pazarlamak uğruna sakız yapıp çiğneyip atar amaç tüketmekse. Başka bir yere deyazmıştım. Sizin heykelinizi bile dikerler yada tam tersi sadece bir arada olup leş yiyiciği içindir bu leş ya siz olursunuz ya öteki olan herşey.

İster kan içmek için, ister geviş getirmek için iki hayvan bir arada bulunmaya başlarsa başkalaşır sonra akıl sadece sürünün aklıdır. (doğru yada yanlış yada gerçek nedir önemlimi).

Siz ben değilim mi dediniz ; daha derine bakın...


House of Duarden
Alıntı:
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 07-04-2008, 19:23
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
Alıntı:
duarden´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Siz ben değilim mi dediniz ; daha derine bakın...
Daha derine bakmak düşünce işçiliğidir, sürü daha derine bakmak için farkıdalık duvarlarını zorlayan değil hisleriyle hareket edendir; hislerinin coşkun ısrarcılığıyla. Vicdanını zorlayan hiçbir bozucu terimle karşılaşmaz, yaptıklarına kutsal bir amaç biçer, öznel bir haklılık bulur.

Ne gördünüz "derinler"de Duarden, paylaşın bizimle?
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 07-04-2008, 19:33
duarden - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
solus et moriturus ...
 
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 31
Mesajlar: 1,713
Blog Başlıkları: 1
Herkes kendi derinine bakmalı önce Maria.

Şükrü Erbaş demiyor mu?

"Kim kimin derinliğini görebilir, hem hangi gözle?"

Neyse Hacı Bektaş Velinin, Yunusun ikinci ziyaretindeki söze sığınacağım; şimdi istediğin artık bende değil. (sana ben veremem)...


House of Duarden
Alıntı:
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 07-04-2008, 19:41
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
Ben benim derinimden bahsetmedim ki

""Birey" "fikir" bu kavramlara olan inancımı kaybettim kendim dahil tüm insanoğlu adına." diyen birinin kendi derininden bahis açmasını istedim. Niye burdayız "istediğimiz artık bir diğerinde" yok ise?

Koca bir hiçlik, bir hiçin küllerinden doğurmaya çalışmamalı o vakit "değer"i. Fazlaca nihilist bir sızlanış olurdu bu, bilirsiniz umudun zehridir bir arada tutan bizi, bu bir aradalığı kocaman ve her renkten/cinsten kumaşın büyük bir kıyafeti tamamlaması olarak düşünün; adacıklar ve kıyıcıkların birbirine köprülenmesi, yok yalnız bir ada olup kendi sularımda salınayımsa dert, yıkalım o zaman tüm köprüleri...
Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink)  
Alt 07-04-2008, 19:57
duarden - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
solus et moriturus ...
 
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 31
Mesajlar: 1,713
Blog Başlıkları: 1
İşte bireyselleştirilince(kişiye indirgenince) kavram cevap yazmak durumu doğuyor. Oysa bir o kadar kavramın ötesine taşınıyor sorular. Aradığın gerçek ne? Bir kadın rahmini bırakıp gidermi leş yiyicilerin arasındaysa. Yada sadece kendine yazılı replikleri sahnede olmadan izlemeyi başarmış yok mudur...

Ama bir ipucu o zaman kendi derinine bakmadan bilemeyeceksin..

Nietzscheden bir cümle aktarayım genelde ondan alıntılarım bilirsiniz bitirirken.

Yada bu sefer okuyana biraz ödev yükleyelim.

Cümle "Karıştırmayın" başlığı ile verildi..

Bu yazın(sizin yazınız anlamında değil direk yazıya itaf) için katabileceğimden fazlasını veremem zaten


House of Duarden
Alıntı:
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche

Konu duarden tarafından (07-04-2008 Saat 19:59 ) değiştirilmiştir.. Sebep: ....
Alıntı ile Cevapla
  #10 (permalink)  
Alt 07-04-2008, 20:20
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
Kişi olarak hiçkimse kendim kadar ilgimi çekmez benim, birini damıtmaya çalışıyorsam bu ancak kendim içindir kendimden ötesi için değil; velakin derinlere daldığını çıktığını (derine bak salık verilmesi bu intibâ bırakıyor) iddia eden birey'in konumuzla da alakası var-dı; nerede görüyor kendini, nerelerde, ötekini nereye koyuyor, nerelere? Yabancılaşmanın sürü psikolojisi, yağma/talan ve hissi tahribatla geçişkenliği nereye kadardır? Vicdan supap olur mu kötülüğü yapma olanağı varken beşere? Olmazsa hissi midir? Hissiliğin önüne bilenmiş bir bilinç koyamazsak; yaptıklarımızın ardılında ne aramalıyız, sorular ancak köprülerde yanıt bulur, yoksa bir köprü kurma niyeti, beyhude bir çaba olur ötesi...

Düşüncenin ısrarını severim, özgürlük için çiledir;
Ve evet monologları ben de sevmem...
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
yagma, irad, damga


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
2006 yılına damga vuran kitaplar gordion Edebi Mevzular 0 28-02-2007 01:15


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:58 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org