Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Geçmişten geleceğe 'KÜLTÜR & SANAT' > Edebi Mevzular

Edebi Mevzular Özgürlüktür edebiyat..


tebessüm yok....

Edebi Mevzular içerisinde tebessüm yok.... konusu: -adı ne bunun,bir adı ve anlamı olmalı --bırak başkası yapsın bunu,hem anlam için ad gerekmez -yaşayanın yapması daha doğru değilmi? --bize düşen yaşamak,yaşatacak olan başkaları olmalı... -yaşatılırmı peki? --ne kadar ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #31 (permalink)  
Alt 06-06-2008, 01:57
Sosyopat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
kızıl arıza Багэр
 
Üyelik Tarihi: 05-12-2007
Nerden: stenbol
Yaş: 34
Mesajlar: 756
-adı ne bunun,bir adı ve anlamı olmalı
--bırak başkası yapsın bunu,hem anlam için ad gerekmez
-yaşayanın yapması daha doğru değilmi?
--bize düşen yaşamak,yaşatacak olan başkaları olmalı...
-yaşatılırmı peki?
--ne kadar anlamlı yaşarsak o kadar...


...zaman geldi aklına hiç nedensiz,merak etti zamanı...kendi yaşamını astı zamanın bir yerine,küçücük bir leke gördü sadece...kendini,küçük balığın peşinde koşarken ensesinde büyük balığın nefesini duyan belirsiz bir yaratığın çabası olarak gördü...o yaşamı kovalıyordu zaman onu...yaşamı boyunca arada kalmıştı,şimdi bile aynı şeyi yaşıyordu...dibe doğru değildi çünkü bedeninin sürüklendiği yön,çekiliyordu yukarı doğru...yine iradem dışında gelişiyor herşey,ölüm bile kendim dışında bir eylem ya da kurtuluş diye düşündü...gülümsemek istedi,alay etmek istedi,küçümsemek istedi...tepki vermeliydi fakat direnç göstermedi,salıvermişti kendisini...duyumsamamak olarak verdi tepkisini...ilk dudaklarından başladı umarsızlık,aralandı...boşluk bulan su hızla dolmaya başladı içeriye,suyla beraber aynı anda anlam yüklü bir huzur dolduğunu hissediyordu,acı yoktu...en yorgun anında,yaslandığı göğsü düşledi...gözlerini yumdu,hiç açılmamasının dileğiyle...ne tatlı bir şekilde geliyordu ölüm....en baştan bilse daha önce tanışmak isterdi son anla...fakat yine araya girilmişti,sevmek ya da sevilmek kadar ölmek te zordu onun için...kolunun daha sert bir şekilde sıkılıp daha hızlı çekildiğini fark etti son bir çabayla terk etmeye çalışırken yaşamı...


imza dediğin nedir ki?...solumayı bilmiyosak yaşamı,iz bırakmaya değermi?....Кызыл Багэр
Alıntı ile Cevapla
  #32 (permalink)  
Alt 06-06-2008, 21:02
GOrkem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 26-03-2008
Nerden: Fransa,akdenize yakin minik bir kentte
Yaş: 18
Mesajlar: 202
Ölümle burun buruna gelinen bir an bu kadar ustalikla betimlenebilir..Kolay geliyor gözlerime uzaktan ama ku$ baki$i her $eyi silip süpürüyor..
Alıntı ile Cevapla
  #33 (permalink)  
Alt 22-06-2008, 21:30
Sosyopat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
kızıl arıza Багэр
 
Üyelik Tarihi: 05-12-2007
Nerden: stenbol
Yaş: 34
Mesajlar: 756
-sana çizdim,görüyormusun...
--görmedim gülüm,kendi derinliğimden başka bir şey görmedim...
-iyimisin
--iyi,başkası söylemeli bunu..ben değil...bir melodi...yitik zamanlara ait...alıp vermeyen...bir düş,ölüme yakın...
-benim dışımda konuşuyorsun şimdi...
--kendime ulaşmadan önce kendimi dinlemem gerek,sana gelmeden önce tamamlanmak gibi al...ben,ben değilken geliğimde sana gördüğün ben değil,sadece sendir sana dair olan...




...müzik duydu kulakları derinliğin ağır sessizliğinden sonra,müzik...derindi ve aslında bilnmezdi melodi,yitik bir ezgi gibiydi...hatırlamadı tınıyı fakat ruhunun gökyüzüne süzüldüğünü hissetti...etrafı beyaz parçacıklarla kaplıydı açtığında gözünü...baktığında yuvarlak sarısından kopmuş papatya yaprakları olduğunu gördü ve her bir yaprağın kendi yüzü vardı...gülümserdiler...melodinin nerden geldiğini anladı şimdi,papatya yapraklarıydı şen sesleriyle söyleyen...olağan olması gerekirdi şaşkınlığının,ama şaşmaktan ziyade duyumsadığı huzur etkisindeydi şuan...rüzgar,ne kadar da serindi,ne kadar okşayıcı bir şefkatle vuruyordu yüzüne...dingin bir süzülüşte gördü bulutumsu gölgeleri,onlar da beyazdılar...kollarını açtı açabildiği kadar,heryanı beyazlık doldu...kokularını da aşırmıştı yapraklar sarılarından gelirken...yüzlerce serçe aynı anda uçuyordu kendisine doğru,ne çok severdi onları ve şimdi onlarla aynı düzlemde uçuyordu...konuşmak gelmedi içinden,içinden ses çıksın istemedi,sesin kuracağı her cümle düşünce ürünü olacaktı ki düşünümekten tiksiniyordu...bıraktı kendini,herşeye bıraktı...tam bir teslimiyet vardı ruhunda,derinliklerinde...bir düş olamayacak gerçeklikteydi...yanında,etrafında uçuşan onca beyaz yaprak kendisiyle bütünleşiyordu,saf ve temiz bir havaydı soluduğu...ciğerleri bile şaşkındı,en az beyni kadar...gözyaşları süzülmeye başladı gözünden,hiç acıtmıyordu damlacıklar,hiç yakmıyordu canını,öylece akıyordular kendi kendilerine...süzülen her damla kendisinden uzaklaştıkça buharlaşıp sonra yeniden doğar gibi serçecik oluyordu...bütün serçeler...benim gözyaşlarım dedi sesli olarak...tanrım,ne çok ağlamışım ben...


imza dediğin nedir ki?...solumayı bilmiyosak yaşamı,iz bırakmaya değermi?....Кызыл Багэр
Alıntı ile Cevapla
  #34 (permalink)  
Alt 27-06-2008, 03:20
Sosyopat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
kızıl arıza Багэр
 
Üyelik Tarihi: 05-12-2007
Nerden: stenbol
Yaş: 34
Mesajlar: 756
-rüzgarla çok samimiyiz bakıyorum!
--tuhaf çünkü,yanımdasın ama bana getirdiği,sen...
-yanındaki ben,getirilen bana dair olanlar
--her ikisi de güzel...



...başı dönüyordu,bilinçle daha aşağısı arasında geziniyordu...duvarları düşündü,duvarlarını...hayatı...bütün bir hayat yürümekle koşmak arası mesafedeydi...yürümeyi üşengeçlik yada korku,koşmayı sabırsızlık yada tutku bilirdi...arada giderdi her zaman....arada...herkesi ya da herşeyi görebilmek adına...ilişmemek adına...şimdi en mutlu yapraktı ki,o daldan kopup kendini nehre salan,umarsız...güç gerektirmeyen bir yolculukla izliyordu tüm çevreyi...farkında değildi tüm yaşamsallar...sadece yüzüyordu...acıyan yanı yoktu acımasının olmadığı kadar...bu kadar yoğun hüzün içinde bir şeyleri tetikledi sonra...bir bulut yükselmeye başladı ilk en derininden göz bebeklerine doğru...bir bulut ki yakıcılığı soğuk yüreğine değen yavaş yavaş...öfkenin damarlarında yerini belli etmesi kendiliğinden güç vermişti...korkmak,hayatı boyunca en çok hissettiği duyguydu ve aslında cesurdu...bildiği,gördüğü ve hisettiği tüm yangınlara girmiş,çıkmıştı...ama korkaktı işte...her sonuca giden sonuç kadar korkak...parmakları öfkeye karşılık birbirine kenetlenmiş ve yumruk halini almıştı...hepsi bir aradaydı...güç olmuştular,çapları kadar...içinde beliren her neyse kendisi kadar olmuştu şimdi ve büyümeye devam ediyordu bu belirsizlik...bir şeyleri itiraf etmek geliyordu içinden,uyanmanın verdiği kararsızlık...düşlerinde kalan uyanmak çok uzaktı şuan ona...bütün beyazlıklar gölgeye yenik düşerken,serçelerin cama dönüşüp parçalandığını gördüğü an hissetti sarsılmayı...göz kapakları kendisinden bağımsız direniyordu uyanmaya ve yanakları sızlıyordu...darbe vardı yüzünde,acıtan ama zararsız bir darbe...şimdi seslerde oluşmaya başlamıştı boşlukta...ses parçacıkları henüz anlam ifade etmiyordu bilincine fakat dahada belirginleşiyordu...





imza dediğin nedir ki?...solumayı bilmiyosak yaşamı,iz bırakmaya değermi?....Кызыл Багэр
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
tebessum, yok


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Sahte Tebessüm Rehberi titania Hayata Dair.. 0 08-03-2007 01:23


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:11 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org