saat..
SAAT
yelkovan kımıldadıkça hayatımdan o hareket kadar zaman ileri sarıyordu belki de.. tık.. tık.. tık..
bense birşeyler yapamıyordum beklemekten başka.. hayat önüme kırmızı halısını sermişken ben yelkovanın haraketini izliyor, zamanı katlediyordum. zaman katiliydim ben..
akrep yelkovanın periyodik haraketlerine, o kadar hızlı bir hayata sahip olmasına imreniyordu. yelkovan ise akrepin yavaşlığına, hayatının onun haraketlerine bağlı olmasına seviniyordu. yelkovan ilerlemezse akrep de ilerlemeyecekti çünkü.. ona bağlı bir hayat onu mutlu ediyordu.
akrepe baktım.. yelkovan onun yanından hışımla geçiyor gidiyor zamanın ilerlemesinde en büyük etken gibi görünüyordu. akrep ise kızıyordu buna.. yelkovan olmasa da akrep saati gösterebilirdi, evet yapabilirdi bunu niye yapamasındı ki?
yelkovan akrepin derin düşüncelere daldığını gördü bir an için yanından geçerken. neydi acaba onu bu kadar derin düşüncelere iteleyen? toplasan onlarca yıl yapacak kadar çok saat aynıı saatin içindelerdi ama birbirleri hakkında hiçbirşey bilmiyorlardı. akrep içine kapanıktı, yelkovan işse bir o kadar haraketli ve enerjik.. ama ikisi de insanlar için ne kadar önemli bir şey ifade ettiklerini bilmiyordu. ikisi de o yaşlı saatçinin elinden hayata böyle gelmişlerdi ve böyle gideceklerinin bilincindeydiler.
bi an tüm realistliğimi takınıp saate baktım. akrep 10'un yelkovan ise 11'in üzerindeydi.. yine hayatımdan bir bölüm ileri sarmıştı yelkovan... neler kaçırmıştım ki??
07.09.06 10.55
p.s:yazı bana aittir,,
|