Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Geçmişten geleceğe 'KÜLTÜR & SANAT' > Edebi Mevzular

Edebi Mevzular Özgürlüktür edebiyat..


Çeviri Şiir

Edebi Mevzular içerisinde Çeviri Şiir konusu: "Şiirde, çok güç de olsa, doruğa erişilebilir. Bu yolda her dize, her deyiş çetin sınavlardan geçirilmeli, her aşamada yapılacak seçimler üstünde dikkatle durulmalı. Ancak böylelikle kusursuz bir üsluba, doruğa ulaşılabilir; ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 17-09-2007, 06:21
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,074
Standart Çeviri Şiir

"Şiirde, çok güç de olsa, doruğa erişilebilir. Bu yolda her dize, her deyiş çetin sınavlardan geçirilmeli, her aşamada yapılacak seçimler üstünde dikkatle durulmalı. Ancak böylelikle kusursuz bir üsluba, doruğa ulaşılabilir; sonucun şaşmaz sağlamasını yapmanın ise tek bir yolu var :Şiir, eğer aynı dilin sözcükleriyle, anlamı zedelemeksizin, çevrilemiyorsa, başarıya ulaşılmış demektir ..."
(In poetry, in every line, every phrase, may pass the ordeal of deliberation and deliberate choice, it is possible, and barely possible, to attain that ultimatum which I have ventured toto propose as the infallible test of a blameless style; its untranslatableness in words of the same language without injury to the meaning)/

Samuel Taylor Coleridge

Şarkı sözleri, kahramanlık şiirleri, marş ve balladlara konu olan şiirsel metinlerin çevrilebileceği fakat has şiirin bu çeviride muhakkak özgünlüğünü yitireceği fikrine katılıyorum...Örneğin divan şiirini bütünüyle çevirebilmek olası mı?
Elbette ki, özgün şiir kadar çeviri şiirin aynı tadı bırakmayacağı aşikar, "aslı"ndaki sarsıntıyı anlam olarak yapabilse de ses olarak yaklaşması olası değil gibi...Fakat başka dilleri bilen okuyucu sayısı azınlıkta olduğu için, diğer ülkelerdeki şairlerin poetikalarından, şiirsel söylemlerinden mahrum kalmak talihsizlik olurdu fikrindeyim.Rimbaud, Dante, Neruda'nın şiirlerini tanımamak eksik kılacaktı bizi...

Bir dostla sohbetimizde geçen bir konu kafama takıldı sonrasında, bazı şairlerin özgün şiirleri (henüz dilimize çevrilmemiş) intihalleyerek kendi şiiri gibi basabileceği ihtimalini düşündüm...
Bir de şiir çevirisi orjinal dilden olmalı, çevrilen şiirlerin tekrar çevrilmesi hususu oldukça tehlikeli, bazı şiirlerin sözde çevirenine, şöhret ve para sağlaması için Türkçe'den tekrar çevrildiğini düşünüyorum okurken, çeviri demek yerine "çoğaltma" olarak görebileceğim çeviri şiirlere rastlıyorum...Kimi çevirilerin de asıllarından daha iyi olduklarını düşünenler var...

Çeviri şiirin has şiirden başkalaştığı, çevirence yeni bir şiir haline getirildiğini düşünmek olası, bazı yaklaşımlara göre; "çevirmen" ifadesi yerine şiirde "Türkçe söyleyen" kavramını haklı buluyorum bu yüzden de...

Çevirmen şaire mi, okuyucuya mı sadık kalmalı sorusu da beliriyor bu kez aklımda...Çevirdiği kültürün özelliklerine mi sadık kalmalı, yoksa şairin asıl metnine mi?

Çeviri şiir hakkındaki fikirleriniz nelerdir?
Başarılı çeviri uygulamalarını paylaşalım...
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 17-09-2007, 06:23
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,074
İlki benden...Bakalım bu sitede çeviri şiire ilgi ne kadar?

Tanrı'nın Antonius'u Bırakması

Gece yarısı ansızın duyarsan
eşsiz ezgilerle, naralarla
görünmeyen bir alayın geçtiğini
boş yere ağlama talihin döndü,
hiçbir iş başaramadın, her düşün
boş çıktı diye.
Nicedir hazırmış gibi, bir yiğit gibi,
Hele kendini aldatmaya kalkma, deme ki
bir düştü bu, belki yanlış duydum;
böyle boş umutlara kapılacak kadar alçalma,
Nicedir hazırmış gibi, bir yiğit gibi,
böyle bir şehre layık olan sana yaraşırcasına,
kararlı adımlarla yaklaş pencereye;
duygulanarak dinle, ama korkakların
yanıp yakılmalarıyla değil,
son bir kez doya doya dinle o sesleri,
o gizli alayın eşsiz çalgılarını,
sonra veda et ona, yitirdiğin İskenderiye'ye.

Konstantin Kavafıs
Çeviren: Cevat Çapan

"Kavafis'ten Kırk Şiir" adlı kitabından...



Tanrının Antonius'u Bırakmasıdır

Birdenbire duyarsan geceyarısı
görünmeyen bir alayın geçtiğini
eşsiz ezgilerle, seslerle-
artık boyun eğen yazgına başarısız
yapıtlarına, tasarladığın işlere
hepsi aldanışlarla biten-
ağlamayasın boş yere.
Çoktan hazırmış gibi bir yiğit gibi
hoşçakal de ona, giden İskenderiye'ye.
Hele kendini aldatmayasın demeyesin:
bu bir düştü, kulaklarım iyi duymadı;
böyle boş umutlara eğilmeyesin.
Çoktan hazırmış gibi bir yiğit gibi
böyle bir kente erişmiş sana yaraşırcasına,
kesin adımlarla yaklaş pencereye,
dinle duygulanarak, ama
yanıp yıkılmalarıyla değil korkakların-
son bir kez, dinle doya doya ezgileri,
o gizli alayın eşsiz çalgılarını,
hoşçakal de ona, yitirdiğin İskenderiye'ye.

Konstantin Kavafıs
Çevirenler : Ionna KUÇURADİ ve A.Turan OFLAZOĞLU




Tanrı Antonius’u Bırakıyor

Birdenbire, gecenin yarısında
canalıcı müziklerle, seslerle geçen
görünmez çalgıcıları duyup da
artık talihin bitti diye, yaptıkların
çöküverdi; kanıtlandı diye
hayatının sahteliği, sakın ağlama.
Çok önceden hazır gibi, bir yiğit gibi,
Vedalaş, uzaklaşan İskenderiye ile.
Hele, hiç aldatma kendini
bu bir düştü, yanlış işittim deme
aşağılanma böyle boş umutlar içinde.
Çok önceden hazır gibi, bir yiğit gibi
böyle bir kente yaraştığını belli edercesine,
güvenli adımlarla yaklaş pencereye
ve coşkuyla dinle, ama korkakların
yakınmaları, yakarmalarıyla değil,
yüreğinin derinlerini açarak bu gizemli çalgılara
dinle canalıcı sesleri
Ve yitirdiğin İskenderiye’ye, elveda.

Konstantin Kavafıs
Çeviren: İsmet Özel
/ Halkın Dostları/ Sayı: 4 / Haziran, 1970



Tanrı Antonius'a Sırt Çeviriyor

Eğer,gece yarısı,duyulursa ansızın
geçişi görünmeyen bir alayın
eşsiz müziklerle ve seslerle-
boyun eğen yazgına,başarısız girişimlerine
ve hep hayalde kalan tasarılarına hayatının
ağlama sakın boş yere.
Çoktandır bekleyen biri gibi,bir yiğit olarak,
veda et ona,bu giden İskenderiye'ye.
Aldanmayasın sakın,demeyesin hele:
"Bir düştü bu,kulaklarım yanlış duydu."
Böylesine boş umutlara tenezzül etme.
Çoktandır bekleyen biri gibi,bir yiğit olarak,
yaraşırcasına böyle bir kentte yaşamak kısmet olmuş birine
yaklaş sarsılmaz bir kararla pencereye
ve duygulanarak dinle, ama
yakarmaları ve sitemleriyle değil korkuların,
son bir haz olarak dinle onları,
o gizemli ordunun benzersiz çalgılarını
ve veda et ona,yürümekte olduğun İskenderiye'ye.

Konstantin Kavafıs
Çevirenler :Herkül Milas-Özdemir İnce
,Varlık Yayınları (1911)


Şiirin duyumsattıkları:

Şiir, sevdiğimiz coğrafyayı; iç hesaplaşmalarımızın, başarısızlıklarımızın, yalnızlıklarımızın artçılında, "bir yiğit" gibi terki-diyar ettiğimizde hepimizin yaşayabileceği duygulara dokunuyor...Bir kentten ayrılışımda aynı hisleri, hem de aynı pencerede yaşamıştım belki de...Evrensel dil bu olsa gerek, yüzyıllarca sonraya kalabilcek nitelikte...

Gelelim şiirdeki ANTONİUS'a...Bundan iki bin yıl evvel, Roma ve Mısır tarihinde şöhret olmuş karekterlere; Antonius Romalı bir komutan, Cesar bilindiği üzere son Mısır Kralı, Cleopatra Cesar'ın zevcezi, Octavius Antonius'un kayınbiraderi, ve Cesar'ın düşmanlarından...Yer M.Ö.30'da Roma egemenliğine geçen İskenderiye, Mısır eyaletinin merkezi...

Cesar'ın ölümünden sonra Kilikia yöresi Antonius'un yönetimine veriliyor. O devirde dünyaya güzelliği ile ün salan Mısır Kraliçesi Cleopatra da bir Akdeniz turnesine çıkıyor, Antonius'la karşılaşıyor. Antonius Octavius'un kızkardeşi olan karısı Oktaria'yı boşuyor ve Cleopatra'yla evleniyor...

Rivayete göre Cleopatra ve Antonius'un yaşantılarını çekemeyen Roma'daki rakibi Oktavius, "Senato"yu da kışkırtarak; varis olarak Kleopatra'nın oğullarının tanınmasını isteyen Antonius'un elinden bütün yetkilerini alıyor...Ardından da Cleopatra ve Antonius'a harp ilân ediyor. Bu sırada Cleopatra ve Antonius Yunanistan'dadırlar. Burada Oktavius'un büyük bir saldırısına uğrayan aşıklar, İskenderiye önlerine kadar kaçarlar. İlk önce yakalanacağını anlayan Antonius kendisini kılıcı üzerine atarak intihar etmiştir, daha sonra da Kleopatra intihar eder, şu meşhur yılan hikayesiyle...

Şiir, işte tam da Antonius'un İskenderiye'deki bu "ölüm"e gidiş anını simgeler, kenti terketmek "ölüm"dür aslında, ve "bir yiğit gibi", kendini kandırmadan, "nicedir hazır gibi"...

"Gece yarısı ansızın duyarsan
eşsiz ezgilerle, naralarla"
....
"son bir kez doya doya dinle o sesleri,
o gizli alayın eşsiz çalgılarını,"

'Kommagene ordusunu askerleri ve atları kendileri adeta yenilmez kılan siyah çelikten zırlarını kuşandılar. Sayıları ancak bir kaç yüz kadardı ancak saldırılarına hiç bir düşman dayanamazdı. Bu çelik kuvvet ordunun gözbebeğiydi.

Kommagene atlıları sabah sisinde Roma süvarilerini bekliyorlar. Atlar sinirli sinirli toprağı eşeliyor. Aniden yürek titreten bir trompet sesi sisi yırtıyor.' / interpretatie yarum

Görüldüğü gibi, şiir oldukça yalın, sade sözlerle söylenegelmiş, yüzyıllar öncesinin durumsal bir anını, yüzyıllar sonra (1912'de) büyük ozan Kavafis, nasıl bir ustalıkla şiirleştiriyor...Çeviri şiirden ana dilindeki gibi tad alınamayacağı kesin, ama şiire her ne dilde yazılırsa yazılsın sırt çevirmemek gerekliliği bir gerçektir, yine Kavafis'ten bir alıntıyla tadlandıralım;

'Gövdemin ve yüzümün yaşlanması
korkunç bir hançerin yarası.
Dayanılır gibi değil.
Sana dönüyorum, ey Şiir Sanatı,
merhemlerden az çok anlayan,
düşlerle, sözcüklerle avutmasını bilen.'
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 17-09-2007, 11:25
Lilith - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gözüm apla...
 
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 30
Mesajlar: 3,305
Bence çeviriyi yapan kişinin yada daha dorusu türkçe söyleyen kişinin yeteneğiyle ilgili bir şey.
bana kalırsa şairin asıl metinine sadık kalınmalıdır. ama kelimelerin çoğunu birebir çevirmek bence mümkün olmayabilir. burda türkçe söyleyen devreye girer ve metini mümkün mertebe bozmayacak haliyle çevirir.
hiç çeviri yapmadığım için bilmiyorum ama yinede metinin salt kendisinin çevrilmesi halinde şairin kendine ve kültürüne has bir çok şeyin çevrildiği dil tarafından anlaşılmayacağını düşünüyorum..aslında oldukça karışık düşünüyorum..yani hem metne sadık kalınmalı diyorum, hemde gerektiğinde cümle sıralanışı yada bazı kelimeler daha uygun hale getirilerek çevrilmeli diyorum.
ha en önemlisi ise bence kaynak metin ait olduğu kültürle ilişkili sanatsal bir gözle okunup kültürel ve toplumsal açıdan sıkı bir denetimden geçirilmeden çevrilmemeli..asıl risk şairin anlatmak istediğinin tam tersinin okuyucuya yansıtılması olur heralde, ayrıca yazın türlerinin çevirisinin en zorunun şiir olduğunu düşünürsek, şiir dilinin akıcılığı, imgelemi, büyüleyiciliği hesaba katılırsa şiir çevirileri kesinlikle bir şair tarafından yapılmalı..işinin ehli bir şair metni nasıl çevireceğini gayet iyi bilir zaten..

çok mu karışık yazdım..halbuki ben dolandırmadan yazmayı severim..

maria eline sağlık sabah sabah beni düşünmeye sevkettin ve işimi yarım bırakmamı sağladın bu nedenle bugün mesai bile yapabilirim..ama kanımca değer be..
senin popülariteni artırmaya çalıştım lakin benim bilgisayar az biraz asi redetti..borcum olsun..


Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 17-09-2007, 13:42
melusina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dum spiro spero
 
Üyelik Tarihi: 01-02-2007
Nerden: dogunun en güzel çöplüğü
Yaş: 25
Mesajlar: 390
sevgili lilith senin ceviri dusunce tarzin marthin luther in ceviri prensibini andiriyor...ki eskilerde kaldi...

1960 yilindan beri ceviri bir bbilim dali olarak kabul ediliyor..ceviri, bir metnin a dilinden b diline birebir kelimelrinin kopyasi degildir...ceviri herseyden once kultur aktarimidir..ve biraz da kisiselligi vardir..bu,cevirmenin metni nasil algiladigaina baglidir...cevirmen, a kültüründe cok basarili olmus olan bir yapiti kendi kültürünün sinirlari icnde yansitabilyiorsao zaman basarilidr..eger kelime keliem ceviri yapmsi olursa o metin basariya ulasamaz..onemli olan eseri kültürün icerisine entegre edebilmektir..

ote yandan siir cevirisine gelelim...en zor ceviri siir cevirisidir..sahsen ben bu isin mumkun olamayacagini dusunurm..cunku siir duygu isidir..siir cevirisi yapabilecek insan her iki dile hakim olmanin otesinde her iki dili hissetmeli,ve muhakkak sairlik ya da yazarlik denilen olaganustu yetenege sahip olmali..ki bunu basarabilmis cok az insan vardir...cevat capan cok ama cok buyuk bir ustadir...daha bir kac isim bvar ama su anda aklima gelmyior...

ama ben asla siir cevirisine bulasmam...

bu arada ceviri,ceviri kokmuyorsa eger amacina ulasmsitr..bu kültür,toplum entegre olayini da kapsar...


Bir Üsküdar balkonunda guruba karşı demlenir gibi
bir akşamüstü, Laypzig'te, tramvay durağında
tadını çıkara çıkara, yudum yudum
kederleniyorum.



41 yil sonrasinin serefine..ayni yerdeydik...
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 17-09-2007, 13:49
Lilith - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gözüm apla...
 
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 30
Mesajlar: 3,305
o zaman seninkide andırıyor melusina.. kanımca aynı düşünüyoruz neredeyse.

çünkü ben kelime kelime çeviri yapılsın demiyorum zaten, öyle anlaşıldı galiba.kastım şudur; imgeli ve kültürüne dayalı bir kelimeyi birebir çevirebilmeli çevirmen..tam çeviremiyorsa da çevrilen dile yakın bir kelimeyle kurgulamalı diyorum..her iki dili hissetmeli ve şairin kültürünüde anlayabilmiş olmalı ayrıca.


der ve çeker giderim ama merak etmeyin gelirim yine.


Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 18-09-2007, 10:39
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,074
Evet bu husus hayli karışık Lilith, benim de tam olarak karar vermekte zorlandıklarımdan...Eserin aslına riayet etmek ve dönemi iyi kavrayabilmek için, Shakespeare'i 16.yy'da, bir Apollinaire'ı 19.yy'da çeviren birileri çıkmalıydı Osmanlıca'ya demeye kadar varabilir mesela? Oysa çeviri edebiyatı da alternatif kültürlerin dahil edilme ihtiyacıyla çıkmıyor mu? Divan şiirinin hakim olduğu yıllarda bir Rimbaud'un eserini Türkçeleştirmek çok da gerekli görülmemiş örneğin...Bence çeviri şiir evrensel izleklerle gelişecektir, nasıl ki kapalı ekonomiler artık tarih olduysa, kapalı edebî dünyalar da terkedilecektir...

Syn. melusina Çapan örneğini vermiş ki, benim de çok başarılı bulduğum bir çevirmendir kendisi, yaşına rağmen internetle çok yakın olduğunu bulunduğum bir yahoo grubunda farkettim, maşallah diyorum kendisine. Ama kendisi iyi bir şair değildir -nazarımda-...Coğrafi yakınlığı bulunan kültürlerin çevirileri daha başarılı olabilmektedir, benzer sosya-kültürel yapıların ürünleri, okuyucuya daha kolay işlemektedir...Bunun için ozanlık yeteneğinin bazen törpüleyici olduğunu da düşünmüyor değilim, şiiri yeni baştan yazan ozan-çevirmenlerin yanılgıları okuyucuyu şaşırtabiliyor...Mesela; Can Yücel'in bizim bildiğimiz haliyle: "To be or not to be. That is the question!" (olmak ya da olmamak tüm mesele bu) türü Shakespeare çevirisi, kendi dilimizin ve kültürümüze yakınlaştırılmış ve "bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin" şeklinde Can Babaca Türkçeleştirilmiştir, eserin aslına riayet etmek mi, yoksa onu çevirdiği dile modifiye etmek mi hususu çok ciddi tereddütleri de beraberinde getirmiyor değil...

Bu forumu çeviri şiirler adına bir arşiv olarak da kullanmak istiyorum, o yüzden de bu kız kendi kendine ne yazıp çiziyor demeyesiniz

Lilith; borcunu unutma, keşke bir şişe rakı borcun olsaydı be yav:P
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 18-09-2007, 11:40
Lilith - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gözüm apla...
 
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 30
Mesajlar: 3,305
Bence çok iyi olur maria.
hem aradığımız aynı yerde bulma şansımız olur böylece.

ayrıca Shakespeare'da önemli bir yere değinmişsin. mesela çevirilerinde ve genel olarak oyunlarında ciddi bir dil yabancılığı çekiyorum. alışamıyorum ortalara doğru alışsamda tad alamıyorum..enteresan..

****************
borcum borç tabii..rakıya gelince ayıpsın. sen bana sergey esenin çevirisi bul bir iki tane benden de sana iki şişe(70 ) rakı. yalnız rüşvetsiz iş yapmıyorum görüldüğü üzere..bulmasanda olur.. başka birine buldur.ahahahahaaa


Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 18-09-2007, 12:51
melusina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dum spiro spero
 
Üyelik Tarihi: 01-02-2007
Nerden: dogunun en güzel çöplüğü
Yaş: 25
Mesajlar: 390
Alıntı:
Lilith´isimli arızadan alıntı Mesajı göster


ayrıca Shakespeare'da önemli bir yere değinmişsin. mesela çevirilerinde ve genel olarak oyunlarında ciddi bir dil yabancılığı çekiyorum. alışamıyorum ortalara doğru alışsamda tad alamıyorum..enteresan..

demek ki o cevirilöer hala ceviri kokuyor..ve kanimca basarisiz ceviridir..


yorumlariniz ,ceviriye olan ilginiz cok hosuma gitti..umarim bunu devam ettirebiliriz..


Bir Üsküdar balkonunda guruba karşı demlenir gibi
bir akşamüstü, Laypzig'te, tramvay durağında
tadını çıkara çıkara, yudum yudum
kederleniyorum.



41 yil sonrasinin serefine..ayni yerdeydik...
Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink)  
Alt 18-09-2007, 13:01
Lilith - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gözüm apla...
 
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 30
Mesajlar: 3,305
konu edebiyatsa "yaşam" demektir..
Yaşıyoruz melusina. daha ötesi varmı zevk alacak..
sorarım hı


Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
Alıntı ile Cevapla
  #10 (permalink)  
Alt 19-09-2007, 04:09
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,074
Çapan demişken bir başka Kavafis şiiri ve Cevat Çapan çevirisi farkı...

Surlar

Düşünmeden, acımadan, aldırmadan,
Yüksek, kalın duvarlar örmüşler dört yanıma.

Şimdi umarsızlık içinde oturuyorum burada.
Bir düşüncem yok aklımı kemiren bu yazgıdan başka;

Bir sürü işim vardı dışarda görülecek.
Nasıl da anlamadım duvarlar yükseldi de?

Ses soluk işitmedim çalışan işçilerden.
Sezdirmeden kapadılar beni dünyanın dışına.

KAVAFİS
Çeviren : Cevat Çapan



Duvarlar

Düşünmeden, acımadan, utanmadan
kocaman yüksek duvarlar ördüler dört yanıma.

Ve şimdi oturuyorum böyle yoksun her umuttan.
Beynimi kemiriyor bu yazgı, hep bu var aklımda;

oysa yapacak bunca şey vardı dışarda.
Ah, önceden farketmedim örülürken duvarlar.

Ama ne duvarcının gürültüsü, ne başka ses.
Sezdirmeden, beni dünyanın dışında bıraktılar.

KAVAFIS
Çevirenler : Herkül Millas ve Özdemir İnce



Duvarlar

Aldırmadan, acımadan, utanmadan
Kocaman, yüksek duvarlar ördüler dört yanıma.

İşte oturuyorum umutsuz
Bu yazgı kemiriyor beynimi, başka şey yok aklımda;

Yapacak neler vardı dışarda.
Ah, duvarları örerken nasıl görmedim onları?

Ne sesini duydum örücülerin, ne gürültüsünü.
Çıt çıkarmadan kapamışlar bana dünya kapılarını

KAVAFIS
Çevirenler: Erdal Alova ve Barış Pirhasan



KALELER

Düşünmeden, acımadan, utanmadan
yüksek kaleler kurmuşlar dört yanıma.

Umutsuzluk içinde böyle hep
bir şey düşünmez oldum alınyazımdan başka.

Dışarıda görülecek bir sürü işim vardı
ben nasıl sezmedim kaleler kuruldu da.

Ses seda işitmedim çalışan işçilerden
habersiz kapadılar beni dünyanın dışına.

Constantino KAVAFIS
Çevirenler : Ionna KUÇURADİ ve A.Turan OFLAZOĞLU


Duyumsattıkları:

Kavafis, ilk gençlik yıllarında kimi içe dönük, kimi eşcinsel aşk şiirleriyle ve çoğunlukla yalnızlık temalarıyla belirgin konular işliyor. Daha sonraki yıllarda tarihteki ikinci hatta üçüncü kişileri, yenilgilerini ama asla "yiğitlikten" taviz vermeyen kahramanlıklarını konu alıyor(Bunda elbette ki, İstanbul'daki dingin verimli geçen üç yıllık çalışma dönemi etkilidir)

1882, 19 yaşındayken İstanbul'a geliş hiyakesi de hayli farklı Kavafis'in.
İskenderiye o döneme kadar, kültür, ticaret ve sanatın kesiştiği; Mısır'ın eşsiz bir merkezi haline gelmiştir.
Bir dönem Napolyon Fransasının yıkıp tahrip ettiği surlar, Türkler tarafından onarılıyor, daha sonraları da Mısır'ın Osmanlı egemenliğine geçmesiyle Müslüman halkın ticaret merkezi haline geliyor bu eşsiz kent.
Kavafis, bilindiği üzre İstanbul'ludur, Ermeniler o dönemlerde Osmanlı'nın en sadık tebalarındandır.
Oysa İskenderiye'de bir grup Hristiyan düşmanlığını kışkırtan "Arabi Paşa Ayaklanması'yla (ki İskenderiye'de gözü olan İngilizlerin oyunlarındandır bu da) İngiltere surları topa tutma bahanesini de yakalamış olur.
Kavafis'in 1905'te yayımlanan şiiri gençlik dönemlerinde olduğunu düşündüğüm bu olay üzerine etkilendiği bir örgüdedir. İsyancıları şiirinde "işçiler" olarak adledip, surların içine kapatılan bir İskenderiye'den ve duvarların yükselişinden (ki bu ayrımcı zihniyetlerin kötü emelleridir), İskenderiye'de gözü olan İngilizlere ve şehri yeniden yapılandıran Müslüman Türklere atıfta bulunur bir nebze. Dışarıda bir sürü işi olan Kavafis, İskenderiye dışına çıkmak ve nihayet İstanbul'a gelip, edebi anlamda en verimli dönemlerini geçirmekten söz eder yılgınlıkla dizelere döktüğü "Surlar" şiirinde.
Şiir öyle yalın bir evrensellik dokusuyla kurgulanmış ki,
"Bir düşüncem yok aklımı kemiren bu yazgıdan başka;" mısrası Cevat Çapan'nın enfes çevirisi bu akla zarar "yazgı" kelimesiyle, başlı başına şiiri evrenselliğe kadar yükseltiyor.

Siz hangi çeviriyi daha başarılı buldunuz?

Konu maria tarafından (20-09-2007 Saat 04:23 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
ceviri, siir


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
56 Yılda Yazılmış Bir Şiir... patis Şiirler 2 16-12-2007 03:34
Can Yücel'den Orhan Pamuk'a şiir Can Şiirler 2 14-10-2007 01:49
Bu Şiir Bir Şehir... Ebruli Şiirler 0 25-05-2007 22:31
Boğaziçi Üniversitesi’nde çeviri konferansı titania Kara Delik 0 11-04-2007 09:30
şiiR gordion Komik Çizgiler 0 10-02-2007 14:42


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:37 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org