25 Mayıs 2007 / Bu kez İstanbul...
I
Bu kez İstanbul, evet
Bitti o renksiz şehrin ömrü ve o mat günler
Yollar bitti, duvarlar bitti, saatler, odalar, yalnızlıklar...
Bu kez İstanbul
İşte, mavi göğün tüm güzelliği, bir yerden bir yere gidiyor güvercinler, sular duru...
Her şey, işte her şey dokunulmaz bir güzellik içerisinde
Sahipsiz bir şiire benziyor, yazdıklarım da belki beyaz bir şiir gibi
(Doğuyor, işte, görüyorsun)
"Sisler boğazı"
Bir gazeteden kesilmiş, yüreğimin bir odasında duvara asılmış. Kırmızı bir duvara
Yol alıyor bir vapur sisin içinde -güvertesinde misin, nerdesin?-
Dört minareli bir cami arkada
Nereye gidiyorsan ben de oraya gidiyorum, nereye gidiyorsan ben de oraya geliyorum
Çay içmişim de sanki ağzım şekerli
Saatler öncesinde de bir simit yemişim
(Doğuyor, bak, bir vapur doğuyor aydınlıktan)
Nereye gidiyorsan oradayız, öyle değil mi?
Neyi düşünüyorsun, ilkbahar geldi işte!
Bardaklara doldur artık soğuk suları
Çocuklara ver önce, sen iç sonra, en son bana
Bahçeye serp kalanı, çimenlerin üzerine -bir şiir için hazırlanıyorlar, onları süsle-
Rüzgar, işte rüzgarlar
Yüzün, işte yüzümüz
Kitaplar, bahar, gülümseyişler -bahçenin gülüşü- ve deniz, hiçbir yere gitmeyen denizler.
II
Masmavi sulara bıraktığım gidiyor
Mavi kalmıyor, gidiyor
Alnımdaki damlacıklar -terler- gidiyor (ilerdeki sayfaya),
Ayaklarım bir gidip bir geliyor vapurlarda, durmuyor -hayatı seviyorum çünkü-
Kalmıyor yerim
Cam kenarından sokağı seyreden bir çocuk, hep kalan
"ölüyorum" diyordu annesine
Sonbahardı bir de, biliyor musun
Aşkların birbirini başıboş bıraktığı günler yani, ıslak sokaklar...
Sonbahardı, son bahardı belki de.
Dışarıya bakan küçük bir yatak, rengarenk bir yorgan, çoraplar...
Denizi olmayan, hiç çiçeği olmayan sonsuz bir güzellik ölümden bahsedip duruyordu
Ama... Diğerleri...
Onlar büyük büyük öldüler
Geldikleri toprağa gülen bir yüzle düştüler
Gördüm. Hissettim acıyı. Yalnızlığı hissettim
Bir sesle, bulunmaz bir aşkı dalından kopardılar
Sadece bir hareketle, bir sesle
Uzaktan duyulan o mu yoksa? Duyuyor musun sen de?
O ölmedi, ölmediler onlar da.
High Hopes
|